İstediğiniz değişimden kaynaklanan kayıp hissiyle nasıl baş edersiniz?   

İstediğiniz değişimden kaynaklanan kayıp hissiyle nasıl baş edersiniz?   
17 Eylül 2018 Pazartesi 12:12

İstediğiniz değişimden kaynaklanan kayıp hissiyle nasıl baş edersiniz?   

Geçen hafta üçüncü çocuğum üniversite için evden ayrıldı. Şimdiye kadar benim bu rutini bildiğimi düşüneceksiniz. Bu dalgaya daha önceden kapıldım – o sonsuz bekleme, yoğun heyecan, aniden kopan neşeli bir hazırlığın şiddetli kükremesi içinde oluşan telaşlı hazırlıklar. Sen hala buradasındır. Ve hiçbir şey aynı değildir.

Değişim. Kaçınılmaz. Daimî. Acımasız. Bu gerçeği biliyorum. Dahası, bu belirli değişim, içten istediğim bir şey. Gelişebileceği potansiyele sahip olan kızımın macera ve fırsatlarla dolu bir yerde büyüyeceği fikri beni heyecanlandırmıştı. Başka bir şekilde olmasını istemem.

Peki o zaman neden bu kadar zor görünüyor? Neden hala bu kadar fazla acıtıyor?

Bu sadece onun varlığını özlemem ile ilgili değil, ki özlüyorum. Daha da fazlası, bu yarattığım ve onunla ilişkilendirdiğim çok katmanlı hareket kalıplarının – “ben” hareket kalıpları ve onsuz bile yapmaya devam ettiğim hareket kalıpları - artık aynı sonuçları vermemesi ile alakalı.

Odasına girdiğimde dönen o baş; beslenme çantasına uzanan o el; bir zamanlar onun etkinlikleri ve arkadaşları üzerine dönen düşünce ve his dalgalanmaları; sarılmak, tutunmak yardım istemek için o dürtü – tüm bu hareketler, “ben” buyum. Bunlar onunla ve o nerede olursa olsun sürdüğüm hareketler.

Ama o döndüğümde orada değil.

Acıtıyor, çünkü şu anki dünyam ve benim kim olduğum artık uyuşmuyor. Ben onun için, onun tarafından, onunla yapılmıştım ve şimdi boşluklar var – bir zamanlar beni ve ailemi, tanıdık yuvamı birleştiren kumaşta yırtık delikler. Yükselme, yankılanma ve sönmeyi birleştiren dürtülerden oluşan boşluklar var.

İlerlemek için, kendime bu güzel ve o iyi ve bunu atlatacağım demek yeterli değil. Unutmaya ya da hatırlamaya çalışmak yeterli değil; bu boşluğu başkalarıyla doldurmaya çalışmak ya da boş bırakmak da. Başka bir şey gerekiyor.

Kızım evden gittikten bir saat sonra oturma odasının zemininde hareket edemeyecek şekilde yatıyordum. Bir cumartesiydi. Yoga yapmaya çalışıyordum. Bedensel benliğim ağırlaşmıştı, yükselmek istemiyordu. Ben de çabalamayı kestim ve kendime yoğunluğumun, yeryüzününde daha da diplere batmasına izin verdim. Tüm düşüncemi nefesimin içine dağıttım, elimden gelen kadar zihnimi temizledim ve sadece ağrıyan göğsümü hissettim. Tüm o zaman, çaba, mücadeleler ve zaferler ve sarılmalar ve kalp ağrıları – o ağırlık üzerimden kalktı. Zaman kayboldu. Hiçbir şey yapmadım.

Sonra, orada uzanırken, küçük düşünce parçaları yüzmeye başladı. On dakikalık projeler için haftalarca, aylarca ve belki de yıllarca ertelediğim fikirler.  Minik girdaplar toplandı – günlük yaşamımda ani bir fark yaratacak bir şey yapmak için motivasyon patlamaları.

Orada uzanarak, olasılıkların birer birer kendilerini ayırmalarına, yuvarlanmalarına ve yüzeye çıkmalarına izin verdim. En kolayı ne olurdu?  En fazla etkisi olan hangisi olurdu? En az vakti alan hangisi olurdu? Bir şey yapıyor gibi hissetmiyordum.

Sonra, her şeyin gitmesine izin verdikçe, ani bir istek diğerlerinden daha güçlü bir şekilde harekete geçti. Şekil aldı. Dikkat kesildim. Büyümesine izin verdim, sonrasında başa geçti ve yapmam gereken tek şey takip etmek ve bunun olmasına izin vermek oldu. 

Dolaptaki boyayı çıkardım. Bir fırça buldum. Tornavidayı buldum. Boya kutusunun kapağını çıkardım. Fırçayı batırdım ve aylar önce soyulmuş bir yamayı kapattım. İleri ve geriye doğru vururken, aniden deliğin içerisi ve dışarısı arasında bir bağlantı açıldı - içimde köpüren sevgi ve kayıp karışımıyla önümdeki düz duvar arasında. Kolumu ileri geriye ileri geriye hareket ettirdim, değişen renk, ruh hali, tüm hareket; silme, sallanma, düzeltme, yüzey parlayana kadar, beyaz, diri, yeni. Ve bunun iyi olduğunu biliyordum.

Bir görev diğerine yol açtı. Akımı takip ettim, momentumun oluşmasına izin verdim. Giriş kapısını boyama dürtüsü oluştu ve takip ettim – kapıya, sonra kapının çevresindeki doğramaya, banyodaki döşeme, mutfak tavanı. Aile odasını tekrar düzenledim, eski kıyafetleri attım ve çöplüğe gittiler.

Sonrasında ciddileşmeye başladım. Ambardan bir makineli oyma testeresi aldım ve yaklaşık bir yıldır yapmak istediğim bir şey yaptım. Duvarın içinde büyük bir delik açtım. Bir kapı yaptım – ambarda kullanılmayan bir yere geçmemi sağlayan bir kapı, altı yıl önce dikimine yardım ettiğim meşe ve ceviz ağaçlarından küçük bir koruya bakan tavan arası.

Tavan arası darmadağınıktı, güvercin dışkısı ile kaplıydı. Böylece işe koyuldum, dışkıyı süpürdüm, poşetledim. Güvercinlerin girdiği delikleri engellemek için plastik tabakayı kestim ve zımbaladım. Mahsur kalmış birkaç kuşu yakaladım ve saldım. Diğer aile üyeleri içeri geldi ve gitti, yardım ettiler ve izin verdiler. Yeni bir oda, yeni bir manzara, yeni bir bakış açısı yarattım; yeniden başlamak ve hayal kurmak için bir alan. Ve bunun iyi olduğunu biliyordum.

Bu çok zorlu ya da bir dünya ekseni başlatan soru değildi. Daha ziyade, oluşan kendi bedenimin ritmine katılıyordum—bazı özel yaylar ve ağrılar, fırsatlar ve ilişkiler boyunca hissetme ve takip etme, ortaya çıkan arzular bu tek yer ve zamanda varlığımı oluşturuyordu.

Ve biliyordum: Kızım burada benimle. Tüm bu yaptığım değişikliklerin içinde, yaptığım hareketler, yarattığım dans. Onun varlığına ve ayrılmasına minnettarım. Beni ve dünyamı tutan kumaşı yeniden canlandırmama yardım ettiği için, bana ilham veren ve büyük zevk veren yeni kalıplara yönelmemi sağladığı için ona minnettarım.

Bu acı karşısında, zorluk buna direnmek değil, ama bunu kaydetmektir. Baskılamak değil ifade etmektir. Kapatmak değil; hareket etme-düşünme-hissetme-yaratma dürtülerinin geleceği boşluğu açmak.

Kayıp asla değiştirilemez. Denemek istediğim bir şey de değil. Fakat kayıp beni hatırlatıyor. Beni sarsan değişim ayrıca beni serbest kıldı – benim yaptığım ve dönüştüğüm hareketler olmadığımı, beni harekete geçirenin ben olduğumu hatırlamama izin verdi.

Ve ben hareket ettikçe, biliyordum. Hayat güzeldi. Ben iyiydim. Kızım iyiydi. Dolayısıyla mutfak tavanımız da. 

Yazar Hakkında

Kimerer L. LaMothe, Ph.D., dansçı, filozof ve “Why We Dance”, “Nietzsche’s Dancers” ve “What a Body Knows” kitaplarını da içeren 5 kitabın yazarı.

Çeviren: Şeymanur Kırıcı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.