İletişim Engelleri

iletişim engelleri, iletişim kurma, sağlıklı iletişim

İletişim Engelleri
20 Ağustos 2018 Pazartesi 18:35

İletişim Engelleri

İletişim; iki veya daha fazla insan arasında duygu, düşünce ve bilgi paylaşımıdır. İletişim insanla birlikte var olmuştur ve devam etmektedir. İlk insandan bu yana kendimizi anlatmak, anlaşılmak, ihtiyaçlarımızı karşılamak için iletişimi kullanırız. İletişim oldukça genel bir ifadedir, burada üzerinde durulan kısmı iki insanın konuşarak birbirine duygu, düşünce ve bilgi aktarımı yapmasıdır. İnsan kendini anlatmak ve anlaşılmak ister bu doğrultuda başka bir kişi ya da kişilerle iletişime geçmek ister. İlk çağlarda insanlar iletişimi ağızdan çıkan belirli seslerle bazen dumanla bazen de duvarlara resim çizerek kurmaya çalışmıştır. İletişim bir ihtiyaçtır. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde gördüğümüz gibi en alt basamaktan en üst basamağa yani; fizyolojik ihtiyaçlardan kendini gerçekleştirme basamağına ulaşabilmek için insan iletişime ihtiyaç duyar ve iletişimi kullanır (Keçeci,2009).

Kişi bir problem yaşadığında, ihtiyaçlarını karşılamak istediğinde, çözüm odaklı iletişim kurabilir. İletişimin genel hatları aynı olsa da kurulmak isteme amacına göre farklılık gösterebilir. İletişim kurulan kişiye bağlı olarak da farklılık gösterir. Örneğin; anne ile kurulan iletişim ile öğretmen ile kurulan iletişim birbirinden oldukça farklıdır. İletişim kurarken kişilere karşı takındığımız tavır, kişi hakkındaki düşüncelerimiz, onu hayatımızda konumlandırdığımız nokta iletişimimizi etkiler. Kültürel farklılıklar, yaşam biçimi, ön yargılar da iletişimi etkileyen faktörlerdendir. İletişim kurarken karşımızdakinin kişiliğini, düşünce yapısını ve yaşam biçimini gözden geçirerek iletişim kurarız. Bu faktörlerin iletişimde etkili olması bizi iletişim biçimimizi kişiden kişiye ve konudan konuya değiştirebilir. İletişim kurmak, insanın gün içinde belki de en çok yaptığı şey olmuş olsa da henüz sağlıklı iletişim kurabilmek herkes için geçerli değildir. Sağlıklı iletişim kurmak kazanılması gereken bir beceridir. Günümüzdeki birçok insan bu beceriye sahip değildir. Gelişen teknoloji ile birlikte iletişim kurma, iletişim kuracak kişiye ulaşma kolaylaştıysa da sağlıklı iletişim kurma olanağı azaldı. İletişim kurulurken kişiler karşılıklı bir hedef ve amaç içerisindedirler, bu hedefe ulaşabilmek amaçlarını gerçekleştirebilmek için farklı iletişim yollarından giderler. Örneğin; bir kişi sinirli ve sakinleşmesi gerekiyor, bir arkadaşı ona sinirli olduğu noktayı yererek, sinirini alevlendirerek iletişim kurabilir bir diğer arkadaşı ise onunla sakince konuşarak öfkesinin dinmesine yardımcı cümleler kurarak, beden dilini kullanıp omzuna dokunarak öfkesinin dinmesini sağlayabilir. Bu örnekte sinirli olan kişinin kişilik özelliklerini göz önünde bulundursak da ona telkin veren kişilerin kişilik özellikleri burada iletişim şeklini daha çok etkilemektedir.

İnsanlar ihtiyaçlarını karşılarken birbirlerinden farklı şekilde iletişimi kullanabilirler. Bazı insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için saldırgan bir tutum sergiler bazı insanlar ise daha çekingen bir tutum sergiler. Bu iki insanın başkaları ile iletişim kurarken farkı; saldırgan tutum ile ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan kişi karşısındaki insanı küçük görme ve aşağılama eğilimindedir, çekingen tutuma sahip kişi ise sürekli kaygı içerisindedir. İnsanın açıkladığımız bu iki tarafta da olması sağlıksız iletişimi ve ihtiyaçlarını karşılayamama, hedefe ulaşamama durumunu getirir.

Sağlıklı iletişim kuramamanın dışında iletişimi engelleyen başka faktörler de vardır. İletişim kurmayı başarmış insanlar sağlıklı iletişim kurabiliyor sayılmaz. İletişim kurarken yapılan birçok hata doğru iletişimi engelliyor ve insanlar için kaygı ve amaca ulaşamama durumunu oluşturuyor. Başlıca iletişim engelleri;

  1. Emir vermek; İletişim kurarken emir vermek, karşıdaki insanın sorunlarını önemsemediğimizi, onun duygu ve düşüncelerini yok saydığımızı gösterir. Karşıdaki insanın ‘kendini önemsiz’ sanmasını sağlamak iletişimin başlıca bir hatası olur. İletişim bundan sonra sağlıklı devam edemez. İletilmek istenen mesaj karşı tarafa aktarılamaz ve emir verilen kişi emir veren kişi ile iletişim kurmak istemez. İki taraf da ihtiyaçlarını karşılayamaz, amaçlara ulaşamaz. Emir veren kişi amacına ulaşmış olsa da yani emir verdiği noktayı karşıya yaptırmış olsa da emir alan kişi duygusal olarak zedelenmiş olur.

  2. Yargılamak; İletişimde iki tarafın da duygu, düşünce ve davranışları önemlidir. Her iki taraf hem kendi için hem de karşı taraf için bunları düşünmelidir. Bir taraf yargıladığında diğer taraf suçu hisseder. Kendisinin anlaşılmasını, dinlenmesini beklerken karşıdan suçlayıcı ve yargılayıcı ifadeler gelmesi kişiyi kötü hissettirir. Kendini savunmak ister ve sorunun asıl kaynağı, duygu ve düşüncelerinden ziyade karşılıklı bir çatışma ortamı oluşur. İletişim sağlıksız gelişir ve devam eder. Yargılanan kişi bu şekilde baskılanmaya devam ederse yargılayan kişiden uzaklaşır ve iletişim kurmak istemez. Duygu ve düşüncelerini paylaşma konusunda çekingen davranır. İletişim iki taraf için de amacından çıkar ve amacına ulaşılmaz. Bu şekilde sağlıklı bir iletişim kurulamaz ve gerçek kurulması gereken ihtiyaca yönelik iletişim sağlanamaz.

  3. Yatıştırmaya çalışmak; iletişim kurarken karşı tarafın ne anlattığına ne hissettiğine ve ne düşündüğüne bakarız, aynı zamanda davranışlarını da gözlemleriz. Empati sağlıklı iletişim en temel noktalarından biridir. Karşımızdaki kişinin söylediklerini ‘boşver, geçer, unut gitsin’ vb. kalıplar ile geçiştirirsek kişi kendini önemsiz hisseder ve anlattıklarını karşı tarafın dinlemediğini düşünür. Bu şekilde bir iletişim sağlıklı sayılamaz. Dinlenmeyen taraf bir daha iletişim kurmak istemez. Sorunlarının ve kendinin önemsenmediğini düşünür. Kişi geçiştirme telkinleri ile sorununu bastırabilir ve bu kişi için kaygı oluşturur.

  4. Öğüt vermek; iletişim karşılıklı duygu ve düşünce ifadelerini içerir. Davranış ise iletişimin pekiştirecidir. İletişim kurarken karşımızdaki bizden öğüt almak istemez. Onun duygu ve düşüncelerine ortak olmamızı ve onu gerçekten anladığımızı görmek ister. İnsanlar birbirinden bunu beklerken kişinin duygularını yok sayarak ona öğüt vermek kırıcı olabilir. İletişimi sekteye uğratır. Tavsiyede bulunmak karşımızdaki kişiyi anladığımızı göstermez. Onu anlayabilmek için empati içinde olmak gerekir. Eğer karşımızdaki kişi bizden gerçekten bir tavsiye ya da yardım istiyorsa tavsiyede bulunmak gerekir fakat bu tavsiye öğüt verici yani öğretici, üstünlük belirtici olmamalıdır.

  5. Tanı koymak; özellikle ikili ilişkilerde yakın olan kişiler birbirlerine dertlerini ve sıkıntılarını anlatabilirler. Bu paylaşımda iki taraf da dinlenmek ister. Karşımızdakini etkin bir şekilde dinlemeliyiz. Kişinin sorununu kalıba sokmak, ona bir tanı koymak sıkıntısı olan kişinin en son isteyeceği şeydir. Tanı koymak, sorunun adını koymaya çalışmak soruna çözüm getirmez. Dinleyen ve geri dönüt veren kişinin doğru tanıyı koyacağı da oldukça meçhuldür. Yanlış bir tanı koymak, anlatılanları sınıflandırmak iletişimi engelleyen ve güçleştiren bir durumdur. Tanı koyulduğunda anlatıcı kişi yanlış yönlendirilmiş olabilir. Soruna yardımcı olmak yerine daha kötü duruma dönüştürürüz. İletişimin bu hattında tanı koyulduğu andan itibaren iletişim tek yönlü ilerler ve asıl anlatılmak istenene ulaşılamaz. Sağlıklı bir iletişim olamayacağı gibi aynı kişi ile tekrar iletişim aynı doğrultuda veya kopuk gerçekleşir.

  6. Sözcük kalabalığı; iletişimde karşıya verilmek istenen mesajın verilme şekli de önemlidir. Mesaj karşıdaki kişi veya kişilerin anlayacağı düzeyde olmalıdır. Mesajın yalın olması anlaşılmasını kolaylaştırdığı gibi odaklanma süresini de uzun tutabilir. Gereksiz sözcük ve kalıplarla anlatımda dinleyen taraf uzun süre odaklı kalamayabilir. Sözcük kalabalığı karşı tarafa asıl vermek istenen mesajı geri planda bırakır. İletilmek istenen mesaj iletilmediğinde, uzun süreli odak sağlanamadığında sağlıklı iletişim gerçekleşemez. Sağlıklı iletişim için gerekli olan empati sağlanamaz ve mesajın içeriği oldukça zor anlaşılır. Sözcük kalabalığı karşı tarafın tepki vermesini de zorlaştırır.

İletişim engellerinin başlıca nedenleri yukarıda saydığımız gibidir. Bu nedenlerin dışında;

  • Gürültülü ortam
  • Kişilerin fizyolojik ve psikolojik olarak hazır olmaması
  • Konuşma dilinde bozukluklar
  • Önyargı
  • Kültürel farklılıklar

İletişimi engelleyici faktörlerdendir. Sağlıklı iletişimi yakalamak günümüzde ne yazık ki oldukça zorlaşmış durumdadır. Hız kavramının kişiler için en önemli olduğu zamanlarda karşısındaki dinleme, anlama ve ona geri dönüt verme süresi oldukça kısalmıştır; bu yüzden sağlıklı iletişimden ziyade kişiler iletişimi kurup ve bir an önce bitirmek üzerine odaklanır. Sağlıklı iletişim kolaylıkla oluşmaz. Sağlıklı iletişim için iki tarafında psikolojik ve fizyolojik olarak sağlıklı durumda olması gerekir. Kişilerin iletişim için hazır bulunuş halinde olmalıdır. Kişiler empati kavramını bilmeli ve uygulayabilmelidirler. Karşımızdakini ancak kendimizi onun yerine koyarak anlayabiliriz. Kişinin duygu ve düşüncelerine ortak olarak onun açısından düşünebiliriz, bu şekilde vereceğimiz geri dönütün içerdiği mesaj daha yapıcı ve etkin olur. İletişimde karşılıklı kişiler gönderdikleri mesajdan emin olmalıdır. Taraflar birbirlerinin davranışlarına da dikkat etmeli, jest ve mimiklerinin farkında olmalıdırlar. Beden dilimiz bazen ağzımızdan çıkan sözcüklerden daha iyi bizi yansıtabilir (Şahin,2012). Karşı tarafa beden dili ile birçok mesaj gönderebiliriz. Etkin dinleme bu noktada devreye girebilir. Etkin dinleme karşımızdakinin duygu, düşünce ve davranışlarının farkında olma aynı zamanda mesajı doğru algılayarak uygun geri dönüt vermektir. Dinlemek karşımızdakine sadece bakmak ve duymak değildir. Onun düşüncelerini ve duygularını anlamaya çalışmak, bedeninin farkında olmak, empati kurmaktır. Karşımızdaki ile göz teması içinde olmamız, dinlediğimizi ona göstermemiz gerekir.

Beden dilimiz ile karşımızdakine verdiğimiz mesaj da oldukça önemlidir. Onu dinlediğimizi göstermemiz gerekir. Baş duruşu, göz teması, uygun beden duruşunda olmalıyız. İletişime açık olduğumuzu gösterirsek karşımızdaki kişi veya kişiler bizle daha kolay ve sağlıklı bir iletişime geçebilir. İletişime geçmeden önce kendimizi gözden geçirebiliriz. İletişim kurmak istiyor muyuz, iletişim için uygun zaman mı, karşımızdakini gerçekten dinleyebilecek miyiz? İletişimdeki hazır bulunuş sağlıklı iletişimin bir diğer adımıdır. Her iki taraf da hazır bulunuşunun farkında olmalıdır ve buna göre iletişime geçmelidir. İnsanlarla her kurduğumuz iletişimden etkileniriz ve etkileriz. Önemsizce kurduğumuz cümleler, dikkat etmediğimiz noktalar bize de iletişimde bulunduğumuz kişiye de zarar verebilir. İletişim kurmaktan kaçınan insanların çoğunlukla iletişimlerinde kötü geri dönüt aldıklarından tekrar iletişime geçmeyi reddettiklerini görüyoruz. İletişim insan için bir ihtiyaçtır ve doğru kurulamadığında kaygıyı beraberinde getirir. İletişim aynı zamanda diğer ihtiyaçlarımızı karşılamamızın bir aracıdır. Bu aracı doğru kullanarak hem kendimize hem de iletişimde olduğumuz kişiye iyi geliriz.

İletişimde önemli bir diğer noktaya değinecek olursak; önyargı iletişimdeki aksaklığın başlıca nedenlerindendir. İletişim kuracağımız kişi hakkında düşündüklerimiz ve hissettiklerimiz önemlidir. Onunla iletişime geçmek istiyor muyuz, düşünceleri ve duyguları bizim için gerçekten önemli mi? Bu sorulara verilen cevaplar iletişimin gidebileceği noktaları saptar. O kişi ile daha önce iletişim kurduysak ve kötü bir deneyim yaşadıysak bir dahaki iletişimimizin kötü geçeceğini düşünebiliriz. Kişinin yaşam tarzı, kültürü de önyargılarımızın oluşmasına neden olabilir.

Kültürlere göre beden dili ve dil yapısı değişmektedir. İki veya daha fazla farklı kültürdeki insanla iletişim kurarken bunlara dikkat etmelidir. Kültür farklılıkları iletişime engel değildir. Farklı kültürdeki insanlar ile iletişim kurmak her iki taraf içinde yapıcı olabilir. Burada önemli olan ortak dili bulmak ve evrensellikten yararlanmaktır.

Sağlıklı iletişimin yapıtaşlarından biri empatidir. Empati kurmak sosyal ilişkilerimizde gerekli olduğu kadar insanlarla iletişim kurarken de önemlidir. Karşımızdakinin duygu, düşünce ve davranışlarını anlayabilmek için empati kurmak gerekir. Empati kurarak daha olumlu ve anlayışlı bir ilişki içinde oluruz. Karşımızdakinin açısından düşünebilmek, onu daha iyi anlamak, gönderdiği mesajları daha iyi anlamak ve doğru geri dönütü vermek için gereklidir. Empati kurulmayan ilişki ve iletişimde sağlıklı bir ortam beklenemez. İletişimde karşımızdakini anlamadan konuşamayız. Bize gönderilen mesaja doğru geri dönüt verebilmenin temelinde karşımızdakini anlamak ve onun açısından düşünebilmek vardır. Empati bu noktada kaçınılmazdır. Kültür farklılıklarında iletişim kurmada da empati bize fayda sağlayacaktır.

İletişimde verdiğimiz mesajın karışık olmaması gerekir. Teknik terimlerden, kalıp sözcüklerden mesajımızı arındırmalıyız. İletişim kurduğumuz kişiye göre mesajımızın içeriğini düzenlememiz gerekir. Örneğin; bir çocukla iletişime geçerken onun göz seviyesine inmeli ve yaşına uygun sözcükler ile konuşmalıyız. Mesajı gönderdikten sonra gelen mesaja da bakmalı ve değerlendirmeliyiz. İletmek istediğimiz mesaj karşıya doğru bir şekilde iletilmiş mi, karşı taraf mesajı istediğimiz gibi algılamış mı? İstediğimiz etkili bir iletişimse geri dönüte önem vermeliyiz, bize gelen geri dönütü görmezden gelirsek bütün iletişimi aksatmış oluruz. Legolardan bir kule yaptığınızı düşünün, kulenin tek bir basamağı tam oturmamış olursa kule sağlam olmaz ve yükseldikçe yıkılır. İletişimde de bu şekilde tek bir mesajda hata olur ve anlaşılamazsa iletişim ilerlediğinde sorunlar ortaya çıkar.

İletişim kuran kişilerin birbirleri ile olan ilişkileri de iletişimi etkiler. Patron ve çalışan arasındaki iletişimde çalışan patronun mesajını önemle ve dikkatle dinlerken; çalışanın mesajı patron için önemsiz kalabilir. Özellikle çalışmanın verimi için as – üs ilişkisinin iletişimi olumsuz etkilememesi gerekir. Karşımızdaki kişi ile aramızdaki bağ, ona karşı düşüncelerimiz, kırgınlıklarımız, ön yargılarımız iletişimi temelden sarsan unsurlardır. Açık, güvenilir ve doğru iletişim için kişilerin birbirini dinlemesi, anlaması ve ön yargılardan arınmış olması gerekir.

İletişimdeki bir diğer önemli unsur güvendir. Karşımızdakine güvenmediğimiz sürece onunla açık iletişim kurmak istemeyiz. Gönderdiğimiz mesajlar kısıtlı olur, ondan aldığımız mesaja önem vermeyiz ve geri dönütümüz bu bağlamda eksik ve yanlış olabilir. Kişi karşı tarafa güvenmediği için onunla samimi ve açık bir iletişimden sakınır. Karşılıklı güven duygusu ile doğru bir iletişim kurabiliriz.

İlişkilerde iletişimin gerekliliği ve sağlamlığının önemi açıktır. İnsanları aksatan, sorunlar çıkartan kısım iletişimsizlikten gelir. Doğru iletişime ulaşabilmek için engelleri önümüzden kaldırmalıyız. İletişim için hazır olduğumuza inandığımız zaman iletişime geçmeliyiz. Engellerden arınmış bir iletişim samimi, açık ve güvenilir olursa doğru iletişimi kurmuş oluruz. Bu iletişim biçimimi işimizde, arkadaşlarımızla, üstlerimizle ya da altlarımızla, sevgi bağı kurduklarımızla gerçekleştirebilirsek ilişkilerimizde bu yönde sağlamlaşır. İş ortamında doğru iletişimin önemi büyüktür. Çalışanlar arasında, üs ve as arasındaki iletişim çalışma verimini de etkiler. Sağlıklı iletişim ile iş kalitesi artar. İş birliği için doğru iletişim kilit noktadır. İletişim engellerini ortadan kaldırdıktan sonra gerçekleşen iletişim ile iş ortamındaki birlik sağlanır. Ortaya çıkarılan iş verimi, kalitesi ve hızı artar (Korkut,2016).

İletişim engelleri yukarıda belirttiğimiz gibi çoğu farkında olmadıklarımızdır. Sağlıklı iletişim kurduğumuzu sanıyorken aslında Legolardan yaptığımız kule sarsılmak üzeredir. İşlerin yürümemesinin, anlaşmazlıkların, sorunların temel nedenleri iletişimsizlik ve sağlıksız iletişimdir. Sağlıklı bir iletişim için öncelikle iletişim engellerini ortadan kaldırmalıyız. Bunun içinde iletişimi engelleyen unsurların ne olduğunu bilmemiz gerekir. Bunları bilir ve ortadan kaldırırsak sağlıklı iletişime ulaşmış oluruz. Hayatımızın her anında iletişim önemini unutmamız gerekir. İletişim karşımızdaki anlamanın ve kendimizi anlatmanın en önemli yoludur. Anlatmak ve anlaşılmak istiyorsak sağlıklı iletişim kurmalıyız.

Kaynakça;

Keçeci, A. ve Taşocak G.(2009).Öğretim elemanlarının iletişim becerileri: bir yüksekokul örneği. 15 Ağustos 2016, http://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/12345/4533/1.pdf?sequence=1&isAllowed=y

Şahin, S. ve Aral, N.(2012).Aile içi iletişim, Ankara Sağlık Bilimleri Dergisi,(3), 55-66

Korkut, F. (2016). İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeğinin Geliştirilmesi: Güvenirlik ve Geçerlik Çalışmaları. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 2(7).http://pdrdergisi.org/index.php/pdr/article/view/401/342 adresinden erişildi.

Ayşe İrem Doğrul


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.