Varoluş Beyinde Başlar


Mustafa Polat

Mustafa Polat

Okunma 26 Ağustos 2017, 15:53

“…Nakil, cerrahi açıdan tam anlamıyla başarılı olmuştu. Ama Mike’a sorarsanız,yaşadığı şeyi görme olarak tanımlamak zordu.  Mike’ın yeni korneaları ışığı tam da olması gerektiği gibi alıyor ve odaklıyorlardı; ama beyni , almakta olduğu bu bilgiden bir anlam çıkaramamıştı. Mike’ın deneyimlerinden ortaya çıkan ders, görme sisteminin bir kamera gibi çalışmadığıydı. Buna paralel olarak görmek, merceğin önündeki kapağı açmaktan ibaret değildi. Görmek için işlevsel gözlerden daha fazlası gerekliydi…”* Bu durum, bütün duyular için aynıdır. Uyarıcılar beyne ulaşsa da beyin bu uyarıcıları anlamlı bir bütün haline getirmediğinde uyarıcıların varlığının bir önemi yoktur. Beyin ölümü gerçekleşen insanlar için hayat ne ise, beyne gelen  uyarıcıların anlamlı bir bütün haline getirilememesi  de odur. Beyin hariç vücuttaki tüm fizyolojik yapı sağlıklı bir şekilde çalışırken; uyarıcıların beyinde anlamlı bir hale getirilememesi ,dolayısı ile uyarıcılara cevap verilememesi sağlıklı olan tüm fizyolojik yapıyı işlevsiz kılar.Birey canlı olarak var olsa da ,bir kişilik olarak yoktur.Kısaca,bireyin kişisel olarak varoluşu beyinde başlar.

Mahatma Ghandi’nin bir sözü vardır: “Düşüncelerine dikkat et, davranışlarına dönüşebilir;davranışlarına dikkat et , kişiliğine dönüşebilir.” Bu söze psikolojik açıdan bakınca insan düşüncelerinin eseridir ya da düşüncelerinin esiridir Bunu  biraz daha genelleştirelim, insan beyninde olanların eseridir ya da esiridir.Peki kişi beyninde olanların eseri ya da esiri nasıl olur?

Psikolojide kendini gerçekleştiren kehanet diye bir kavram vardır.Kendini gerçekleştiren kehanet, olması düşünülen bir durum veya eylemin gerçekliğe dönüşmesi durumudur. Örneğin “bugün sanırım başıma kötü bir şey gelecek” düşüncesine kapılan bir kişi isteyerek olmasa da bilinçaltına yerleşen bu düşünce dolayısı ile kötü bir gün geçirebilir, negatif yönde davranışlar sergileyebilir. Aksine, “bugün muhteşem bir gün beni bekliyor” düşüncesi ile güne başlayan kişinin gününün güzel geçmesi muhtemeldir. Negatif veya pozitif yönde sürdürülen düşünceler ve eylemler bireyin karşılaştıkları durumlarda nasıl tepki vereceklerini, otomatik bir şekilde ortaya çıkacak davranışlarını belirler ve bireyin kişiliğini etkiler.

Sirklerdeki 6 tonluk fillerin kaçmamasını sağlayan ayaklarına bağlanmış ince ipler midir yoksa beyinlerinde olup bitenler mi? Sirklerdeki filler henüz yavruyken kalın demir zincirlerle bağlanırlar. İlk aylar ne kadar çabalarla çabalasınlar zincirleri kıramadıklarını görürler. Daha sonra zincirlerin yerini ince ipler alır. Filler deneseler bu ince ipleri rahatlıkla koparırlar; ama denemezler. Filleri orada tutan ince ipler değil; beyinlerinde olup bitenlerdir, beyinlerindeki koşullanmadır. Eğer bir şeyi yapabileceğimizi düşünürsek çoğunlukla yaparız. Eğer yapamayacağımızı düşündüğümüzde,o zaman da çoğunlukla yapamayız, çünkü yapmayı denemeyiz bile.

“Bir kişiliğin arı sokmasına alerjisi olmasına rağmen diğer kişilikler aynı bedeni kullanmasına rağmen etkilenmiyorlar.”  Split filminden bir replik. Split, çoklu kişilik bozukluğunu konu alan güzel bir film. Çoklu kişilik bozukluğu, bir bedenin birden fazla kişilik tarafından kullanılmasıdır. Bedeni kullanan kişilik sayısı iki olabileceği gibi onlarca da olabilir.Yani bir beden bazen Ayşe Hanım  olup kadınlar gibi giyinebilirken bazen Ali Bey olabilir hatta aynı beden bir çocuk gibi davranışlar sergileyebilir. Her bir kişilik diğerlerinin varlığından haberdardır ama diğerlerinin yaptıklarını ve yaşadıklarını hatırlamaz. Bir beden  nasıl olur da birden fazla farklı kişi olabilir? Beyinde öyle mekanizmalar var ki bunu mümkün kılıyor demekle yetiniyoruz.

Gerçek bir vakaya bakacak olursak,çoklu kişilik bozukluğuna sahip olan  William Stanley Milligan hayatı boyunca milliyetleri, cinsiyetleri ve yaşları birbirinden farklı tam 24 ayrı kişilik oluşturmuştur. Tecavüz ve silahlı soygun suçlarından dolayı yakalanmış ve tutuklanmıştır.Dava sürecinde tanıklardan birisi kendisine saldıranın William Stanley Milligan olduğunu ;fakat  Alman aksanına sahip olduğunu söylemiştir. Yine Milligan’ı sorgulayan polisler farklı zamanlarda farklı kişiliğe sahip Milligan’la konuştuklarını  dile getirmiştir. Milligan hayatı boyunca  farklı tarzda,farklı dilde,farklı aksanda konuşan farklı kişiler olmuştur . Asıl karakter olarak William Millingan,hırsız olarak Yugoslav Ragen, kadınlara saldıran ise 19 yaşında lezbiyen Adalana olmuştur. Beyninde olup bitenler,bilinçaltında olanlar,geçmiş yaşantıları onu 24 farklı kişi yapmıştır.Özetle bizi biz yapan beynimizde olanlar ,diyebiliriz.

Şizofreni hastalarının  yaşamlarına bakalım. Şizofreni hastalarının halüsinasyon görmeleri bu hastalığın en bariz semptomlarından biridir. Nasıl oluyor da olmayan nesneleri, kişileri görebiliyor ve onlarla konuşabiliyorlar? Her ne kadar bu kişilere gördükleri nesnelerin , kişilerin olmadığını söylesek de bize inanmazlar çünkü gördükleri şeyler onlar için  gerçektir, doğaldır, olağandır, her şey normal seyrinde gidiyor gibidir. Mike’ın beyni gerçekte olan uyarıcıları anlamlı bir bütün haline getirememişti, gerçekte olan nesneler onun için bir anlam ifade etmiyordu; ama  şizofreni hastaları için olmayan nesnelerin bir  anlamı vardı. Olmayan nesneler  onlar için gerçeklikti.Bireyin davranışlarını , kişiliğini etkileyen dışsal gerçeklikten ziyade kişini beyninde olan gerçeklikti.

Aynı nehirde iki defa yıkanamazsın demiş Heraklitos çünkü bir sonraki yıkanışında nehir aynı nehir değildir. Nehir aynı olsa bile bir saniye önceki sen ile şimdiki sen aynı kişi değilsiniz. Bu satırlarla beraber beyninize giren her bilgi sizi öncekinden daha farklı birine dönüştürür.Yeni düşüncelerle,bilgilerle, deneyimlerle birlikte gelişirsiniz, değişirsiniz,farklı kişi olursunuz. Bizi biz yapan seçimlerimiz,kararlarımızdır. Bu yolu seçmeseydim yahut bu kararları vermeseydim şuan ki olduğum yerden farklı bir yerde farklı biri olurdum.

Yazımın bu kısmına kadar bilişsel süreçlerle,bilinçaltıyla, beyinle ilgili farklı birçok konuya değindim.Mike’ın beyni dışsal dünyadan gelen uyarıcıları anlamlı bir hale getirememişti;tıpkı beyin ölümü gerçekleşen,canlı olarak var olsa da kişilik olarak olmayan insanlar gibi. W.S Milligan  24 farklı kişi olabiliyordu. Split filmindeki ana karakterin bedeni bir kişilikteyken arı sokmasından etkilenirken, diğer kişiliklerinde arı sokmasından etkilenmiyordu. Ana karakterin beyni, farklı kişiliklerdeyken aynı bedene farklı hormonlar salgılıyordu. Bir şeyi yapabileceğimize olan inancımız o şeyi yüksek ihtimalle yapmamızı sağlarken; yapamayacağımıza dair bilişsel sınırlarımız o şeyi yapamamamıza neden olabiliyordu.Şizofreni hastalarının beyinlerinde, kendilerine özel ayrı bir gerçeklikleri vardı. Beyne gelen her yeni bilgi , kurulan her yeni sinaps kişiyi bir öncekinden farklı yapıyordu.Bizi biz yapan seçimlerimiz ve kararlarımızdı.Özetle,varoluşumuzu sağlayan bütün bunlar beyinde oluyordu , varoluşumuz beyinde başlıyordu.

Benim bu kadar sayıklamalarımın bir kısmını Descartes çağlar önce zaten tek cümlede anlatmış. Düşünüyorum öyleyse varım!

*Beyin Senin Hikayen -David Eagleman

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.