Tırnak Yemenin Nedenleri Ve Tedavisi Nelerdir?


Rukiye Aydın

Rukiye Aydın

Okunma 15 Mart 2018, 18:43

Yoğun bir stres altında olduğunuzda ya da kendinizi rahat hissetmediğinizde dikkatinizi bedeninize çevirdiniz mi hiç? Nasıl davranıyorsunuz? Zihninizden geçen düşünceler, yaşadığınız duygular davranışlarınızda nasıl bir karşılık buluyor?

Tırnak Yeme Davranışı Nedir?

Bu soruların cevabı bazı bireyler için son derece nettir. Yaşanan baskı davranışlara “tırnak yeme” olarak yansıyabilir. Tırnak yeme genellikle çocukluk yıllarında başlayan, yetişkinlik yıllarına kadar sürebilen, tırnağı ve tırnak etini koparmayı veya kemirmeyi içeren davranışa denir. Pek çok kaynakta davranış problemi ya da alışkanlık bozukluğu olarak yer alır. Düşük dereceli kendine zarar verme davranışı olarak da değerlendirilmektedir.

Tırnak yeme hem kişisel boyutta hem de kişilerarası, ilişkisel boyutta sorunlar yaratabilir. Kişisel boyutta yarattığı ilk sorun oluşturduğu kötü görünümdür. Yenmiş tırnak ve tırnak etleri güzel bir görüntü oluşturmadığı için kişiye utanmış, rahatsız olmuş hissettirebilir. Benlik algısının zarara uğramasına neden olabilir. Aynı zamanda tırnak ve diş sağlığı için de tehlikelidir. Tırnakların düzenli aralıklarla temizlenmesi ve kesilmesi ancak yenmemesi gerekir.

Hijyen açısından sakıncalı bir durumdur. Gün içerisinde ellerimiz birçok yere temas eder ve kirlenir. Bir anlamda tırnak yemek temas ettiğimiz her bir yerden aldığımız mikropları ağzımıza taşımamız anlamına gelir. Bu durum hastalıklara davetiye çıkarır. Süreklilik arz eden bir tırnak yeme davranışı çevremize sürekli kaygılı olduğumuz mesajını verebilir. Kişisel izlenim için eksi puan demektir. Ayrıca çevredeki diğer insanlar bu davranışı rahatsız edici bulabilir. Sosyal ilişkilerde bir engel oluşturabilir.  

Araştırmalar Neler Söylüyor?

Tırnak yeme davranışı hakkında literatürde yapılmış –özellikle çocuklar üzerinde- çeşitli çalışmalar yer alıyor. Ancak çocukluk çağı hakkında çalışılan veriler yetişkin davranışları hakkında bilgi vermiyor. Sadece belirli bir düzeyde yordama yapılabiliyor. Yetişkinler üzerinde daha çok çalışma yapılması gerekli olmakla birlikte mevcut araştırmalar tırnak yeme davranışının 3-4 yaş öncesinde daha nadir görüldüğünü ortaya koymuştur. 4 yaş sonrasında ise çocuklarda karşılaşılabilen bir davranıştır. Karadağ ve Öney (2006)’in araştırmasına göre tırnak yeme, öğretmenlere göre öğrencilerin sınıfta sergiledikleri olumsuz davranışlar arasında yer alıyor. 2016 yılında yapılan araştırmaya göre okul öncesi dönemde öğretmenlerin en çok karşılaştıkları problem davranışlar arasında tırnak yeme %7,5’lik bir yüzdeye sahiptir (İkiz, Mete Otlu ve Ekinci Vural, 2016). Doğan ve Baykoç (2015)’un araştırmasına göre Merkezefendi Devlet Hastanesi’nin Çocuk Gelişim Birimine yönlendirilen çocukların problem alanları arasında da tırnak yeme bulunmuştur. Başka bir araştırmada ise 441 kız arasından %22.8’inde, 638 erkek arasından %15.8’inde tırnak yeme davranışı görülmüştür (Görker, Korkmazlar, Durukan ve Aydoğdu, 2004). 

Araştırmalar tırnak yeme davranışı ile başka bozukluklar arasında ilişki olduğunu bulmuştur. Tırnak yeme davranışı görülen çocuklarda DEHB oranı %32,5 iken tırnak yemeyen çocuklarda bu oran %14,9’dur (Hesapçıoğlu, Tural ve Kandil, 2013). Ayrıca tırnak yeme, tik bozukluğu riskini de yemeyenlere göre 8,1 oranında arttırıyor. Tik bozukluğu hakkında yapılan araştırmalarda aralarında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu, tik bozukluğu olan bireylerde tırnak yeme davranışının daha çok görüldüğü saptanmıştır (Kurt, Karakuş, Karadeniz ve Kandil, 2015). Tik bozukluğunun kaygılı yapısı ile birlikte değerlendirecek olursak aralarında çıkan ilişki son derece doğaldır.  

 Nedenleri Nelerdir?

Tırnak yeme davranışı açıklanırken üzerinde durulan bir takım temel nedenler vardır. Bu nedenler biyolojik faktörlerden ziyade psikolojik faktörlerdir. Öncelikle kişide var olan bir güvensizliğin ve hoşnutsuzluğun habercisidir (Yavuzer, 2016). Kişi ya kendisini tam olarak güvende hissedemiyordur ya da rahatsız edici bulduğu bir durum veya ortamla karşı karşıyadır. Bir başka değişle psikolojik bir gerginliğin dışa vurumu olarak ortaya çıkar (Çalışkan, 2015). Üzüntü, sıkıntı, öfke, kaygı, korku, değersizlik hissi, aile içi sorunlar tırnak yeme davranışını ortaya çıkarabilecek durumlardır.

Anne baba tutumları çocukluktan itibaren gelişen sorunlarda en belirleyici faktör olma özelliğini tırnak yeme söz konusu olduğunda da gösteriyor. Anne babanın aşırı kaygılı davranışları, çocuklar arasında ayrım yapmaları, çocuğun kendini uygun yollarla ifade edememesi, ilgi çekmek istemesi gibi nedenlere bağlı olarak çocukta oluşan gerginlikle tırnak yeme davranışı gözlemlenebilir (Çalışkan, 2015; Hassoy ve Çakıcı, 2012). Aşırı baskıcı ve otoriter anne baba tutumu, çocuğun azarlanması, eleştirilmesi, kardeş kıskançlığı, yetersiz ilgi ve sevgi diğer nedenleri arasında yer alır (Yavuzer, 2016). Yoğun duyguların giderilmesi ve rahatlama amacı ile gerçekleştirilen bir davranıştır. Tırnak yeme davranışı ile çocukta kısa süreli bir rahatlamayı, bu rahatlamaya bağlı başarı duygusunu, kendine yönelmiş bir saldırganlığı, ilgi çekme ihtiyacını görebilmek mümkündür (Akt; Taner Derman ve Başal, 2013).

Tırnak yeme davranışı belirli bir psikolojik gerilimin sonucu olarak ortaya çıkmakla birlikte model alarak da öğrenilebiliyor (Hassoy ve Çakıcı, 2012).  Ailede tırnak yiyen başka bireylerin olması ve alışkanlık gibi faktörler tırnak yeme davranışının nedenlerindendir. Bu durum tırnak yemenin sosyal öğrenme ile edinilebileceğini gösteriyor. Öğretmenlere göreyse bu davranışın sebepleri sırasıyla şu şekildedir (İkiz, Mete Otlu ve Ekinci Vural, 2016);

  • Kaygı
  • Aile içi şiddet
  • Kıskançlık ve korku
  • Düşük özgüven

Yukarıda sayılan sebeplerin yanında belirli durumlara, sarsıcı yaşam olaylarına verilen tepkiler olarak da ortaya çıkabilir. Yaşanılan bir hastalık ya da hastaneye yatma gibi sarsıcı yaşam olayları çocuklarda kaygı ile bağlantılı olarak tırnak yemeye neden olabilir (Gültekin ve Baran, 2005). Ayrıca tırnak yeme ihmal ve istismar vakalarında davranışsal bir belirti olarak ortaya çıkabilir ( Can Özcan, 2010; Ovayolu, Uçan ve Serindağ, 2007).

Göç çocuklar için son derece travmatik etkiler yaratan önemli toplumsal bir olaydır. Göç yaşamış ve yaşamamış çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma sonucuna göre anneler göç yaşamış çocuklarda en çok okul başarısızlığı, tırnak yeme, enürezis ve kekemelik gibi sorunlarla karılaştıklarını söylemiştir (Polat Uluocak, 2009). Öğretmenler ise göç yaşamış çocukların problem alanlarının okul başarısızlığı, tik sorunları ve tırnak yeme problemi olduğunu belirtmiştir.

Tırnak yeme gelişimsel olarak değerlendirildiğinde zaman zaman artıp azalabilir. Örneğin 4 yaşından sonrasında bir davranış problemi olarak ele alınmakla birlikte ergenliğe geçişte tırnak yeme daha çok görülebilir (Çalışkan, 2015). Ergenliğe geçişte yaşanan hızlı fiziksel, zihinsel, psikolojik ve toplumsal değişimin yarattığı gerginlik bu dönemde tırnak yeme davranışının sıklığını arttırabilir.

Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavi safhasında öncelikle tırnak yiyen birisine uygulanabilecek en işlevsel olmayan yöntem “Tırnaklarını yeme” demektir. Bu yöntemin hiçbir kalıcı karşılığı yoktur. Kişi o anda belki tırnaklarını ağzından çekebilir ancak farkına varmadığı başka bir anda davranışı tekrarlar. Zaten kimse “Şu an çok stresliyim, tırnaklarımı yiyeceğim” demez. Duyguları ile mücadele ederken tırnaklarını ağzında bulur. Bu durum tıpkı çok kaşınan bir yer için kaşıma demeye benzer. Çoğu durumda kişi farkına varmadan çoktan gerçekleştiğini unutmamak gerekir. Yasaklamak veya cezalandırmak da işe yaramayacak olan diğer bir yöntemdir. Hatta bu yöntemler bireyde davranışına yönelik fazladan bir dikkat ve kaygı yaratarak daha da artmasına neden olabilir. Kişilerin tedaviden kaygılanmaya değil rahatlamaya ihtiyacı vardır.

Tırnak yeme davranışının engellenebilmesi için özellikle çocuklarda izlenebilecek birkaç yol aşağıda belirtilmiştir (Çalışkan, 2015; Yavuzer, 2016):

  • 4 yaşına kadar görülmediğini ya da çok nadir görüldüğünü söylemiştik. Bu nedenle bu vakitlerde görülen tırnak yeme davranışının pekişmemesi için görmezden gelinmesi gerekir.
  • 4 yaşından sonra devam eden tırnak yeme davranışında öncelikle çocuğun neden yeme “ihtiyacı” hissettiği bulunmalı ve sonuçta ortaya çıkan problem uygun yollarla giderilmelidir.  Çocuğu tırnak yemeye iten rahatsızlık verici durum veya duyguların tespit edilmesi ve çözümlenmesi gerekir. Çocuğun bu esnada kendini rahatça ifade etmesi sağlanmalıdır.
  • Aile içi kavgalar ve kaos ortamı giderilmelidir. Huzursuzluklar çözümlenmelidir.
  • Çocuğun bu alışkanlığından vazgeçmesi için kararlı davranmak gerekir. Ancak bu süreçte azarlamak veya cezalandırmak engellenmek istenen davranışı daha da arttırır.
  • Çocuğu korkutan veya kaygı uyandıran durumlardan uzak tutmak gerekir. Korku ve şiddet içeren filmler izletilmemelidir.
  • Çocuğun ilgisini tırnak yemeden başka bir yere çekmek gerekir. Ellerini meşgul edecek görevler verilebilir.
  • Çocuğun güven duygusunu kazanması sağlanmalıdır.
  • Tırnak yendiği takdirde ortaya çıkacak kötü görüntü benlik saygısı zedelenmeden çocuğa anlatılmalıdır.
  • Çocuğun gece tırnak yemesini engellemek için eldiven giydirilerek yatırılmalıdır.
  • Tırnaklara acı ama zararlı olmayan oje sürülebilir.
  • Çocuklara istendiğinde bunun rahatça bırakılabileceği anlatılarak cesaretlendirilmelidir.
  • Tırnak bakımına özen göstermek gerekir. Uzadıkça düzenli olarak kesilmelidir. Uzun tırnaklar bu sorunu aşmak isteyen bireyler için çok davetkar bir görüntü ortaya çıkartabilir.
  • Tırnak bakımının düzenli bir şekilde yapılmasının yanında bunun bizzat çocuğun kendisi tarafından yapılması da önemlidir (Bolattekin, 2014).

Çocukları tehdit ederek bir işi yapmaya zorlamak çocukta yoğun bir kaygı oluşturur. Gelişen kaygı da tırnak yemeye zemin hazırlar (Mete, Yetim, Gökçay ve Alyanak, 2016). Bu bağlamda anne babaların baskı ve tehditlerden uzak, tutarlı, kararlı bir tutum içinde olmaları gerekir.  

Tırnak yeme davranışının giderilmesinde diğer önemli yöntem ise “alışkanlığı tersine çevirme yöntemi”dir (Çalışkan, 2015). Bu yöntemin uygulanabilmesi için çocuğun en az 6-7 yaşlarında ve tırnak yeme davranışını bırakmak istemesi noktasında motive olmuş olması gerekir. Bu nedenle çocukla işbirliği yaparak çalışılmalıdır. Tersine çevirme yönteminde ilk adım sorunun gözden geçirilmesidir. Sorun çocukla beraber gözden geçirilir. Bu adımda hangi durumların çocuk için sorun oluşturduğu ve neden bırakması gerektiği üzerine konuşulmalıdır. İkinci adımda sorunun ne zaman, hangi durumlarda ortaya çıktığı konuşulmalı ve kaydedilmelidir. Kaydedilirken iki çizelge hazırlanır. Birine uygulayan kişi, diğerine çocuk olacak şekilde ne zaman ve nerede tırnak yeme davranışının ortaya çıktığı kaydedilir. İki hafta boyunca bu kayıt tutulur. Yeterince veri elde edildikten sonra iki haftanın sonunda çizelgeler karşılaştırılır. Böylece hangi durumlar karşısında çocuğun tırnak yeme davranışını sergilediği detaylı bir şekilde ortaya konmuş olur. Son olarak çocuğun tırnak yemekten başka alternatif davranışlara yönlendirilmesi gerekir. Çocuk tırnaklarını yemeye başladığında ellerinin meşgul olacağı başka işlere yönlendirilir. Bu yönlendirme çocuğun takıntılı davranışı tekrarladığını fark etmesini sağlamalıdır.

Kaynakça

Bolattekin, A. (2014). Anne babanın bağlanma stilleri, anne baba tutumları ve çocuklarındaki davranış problemleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi (Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Arel üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Can Özen, M. (2010). İstismar ve ihmalin çocuklar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkilerinin incelenmesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Atatürk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Erzurum.

Çalışkan, H. (2015). Alışkanlık bozuklukları. İçinde S. Avşaroğlu (Ed.) Çocuk ve ergenlerde gelişimsel ve davranışsal bozukluklar (ss: 34-80). (Birinci baskı). Ankara: Vize Yayıncılık.

Doğan, A. ve Baykoç, N. (2015). Hastanede çocuk gelişimi birimi'ne yönlendirilen çocukların değerlendirilmesi. Hacettepe University Faculty of Health Sciences Journal, 2, 101-113.

Görker, I., Korkmazlar, Ü., Durukan, M. ve Aydoğdu, A. (2004). Çocuk ve ergen psikiyatri kliniğine başvuran ergenlerde belirti ve tanı dağılımı. Klinik Psikiyatri Dergisi, 7(2), 103-110.

Gültekin, G. ve Baran, G. (2005). Hastalık ve çocuk. Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 2(9).

Hassoy, P. ve Çakıcı, M. (2012). Çocuklarda görülen davranış bozuklukları ile ilgili ailelerin bilgi düzeyleri ve tutumları. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, (2), 1-14.

Hesapçıoğlu, S. T., Tural, M. K. ve Kandil, S. (2013). Kronik tik bozukluklarında sosyodemografik, klinik özellikler ve risk etmenleri. Türk Psikiyatri Dergisi, 24(3), 158-167.

İkiz, F. E., Mete Otlu, B. ve Ekinci Vural, D. (2016). Erken çocukluk döneminde görülen problem davranışlar: öğretmenlerin değerlendirmesi. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 8(17), 216-229.

Karadağ, E. ve Öney, A. (2006). İlköğretim birinci kademe öğrencilerinin sınıf-içi olumsuz davranışlarının değerlendirilmesi. Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Dergisi, 3(1), 119-134.

Kurt, V., Karakuş, M., Karadeniz, S. ve Kandil, S. (2015). Tik bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde sosyodemografik özellikler ve eşlik eden durumlar. Pamukkale Tıp Dergisi, 8(3), 179-191.

Mete, M., Yetim, A., Gökçay, G. ve Alyanak, B. (2016). Okul öncesi dönemde tırnak koparma davranışına yaklaşım: olgu sunumu. İstanbul Tıp Fakültesi Dergisi, 79(1), 46-50.

Ovayolu, N., Uçan, Ö. ve Serindağ, S. (2007). Çocuklarda cinsel istismar ve etkileri. Fırat Sağlık Hizmetleri Dergisi, 2(4), 13-22.

Polat Uluocak, G. (2009). İç göç yaşamış ve yaşamamış çocukların okulda uyumu. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, (26), 35-44.

Taner Derman, M. ve Başal, H. A. (2013). Okulöncesi çocuklarında gözlenen davranış problemleri ile ailelerinin anne-baba tutumları arasındaki ilişki. Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi 2(1), 115-144,

Yavuzer, H. (2016). Çocuk psikolojisi. İstanbul: Remzi Kitabevi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.