Sineterapi

Sinematerapi bireysel ya da 7-9 kişilik gruplara uygulanarak gerçekleştirebilir. Gruba ya da bireye filmin tamamı ya da konu ile ilgili hazırlanmış filmin içinden oluşan kısa bir klipte izletilebilir. Filmi danışana ev ödevi şeklinde de verilmektedir. Genellikle gruba uygulanacaksa terapist ve grup aynı anda izlemektedir. Filmi izledikten sonra terapist danışana/danışanlara duygusal zeka alanına dair sorular yöneltir. Daha sonra filmi değerlendirme aşamasında terapist danışanın gerçek hayatı ile filmdeki karakter ile bağlantı kurmasını ister

Sineterapi
24 Aralık 2017 Pazar 16:31

SİNETERAPİ

Sineterapi yöntemi danışanın rahatsızlığına uygun bir film seçilerek, terapist ve danışan birlikte seyrederek ya da danışana ödev olarak verilerek film üzerinden tartışma konuları oluşturarak duyguların ve düşüncelerin analiz edilmesine dayanan bir yardımcı bir tekniktir (Berg-Cross, Jennings ve Baruch, 1990; Akt: Aka ve Gençöz, 2010). Sineterapi günümüzde terapi aşamalarında tek başına kullanılabilen bir teknik olduğu gibi genellikle yardımcı bir teknik olarak kullanılmaktadır (Aka ve Gençöz, 2010). Tarihçesi açısından Gary Solomun tarafından “The Motion Picture Prescripton: Watch This Movie and Call Me In tHe Morning : 200 Movies to Help  You Heal Life’s Problems” adlı kitabıyla öne çıkmıştır. Kitapta 200 filmin hikayesi, karakter analizi ve psikoterapi için kullanılabilecek yardımcı ve iyileştirici yönleriyle ayrıntılı olarak yazılmıştır. Amerikalı David Cambronne ve Jan Hasley,  sinema terapiyi, psikoterapi aşamalarında ilk kullanan kişilerdir.

Sineterapinin temellerini dayandırdığı bir başka yaklaşım ise bibliyoterapidir. Bibliyoterapi ile sineterapi yöntemi aynı temeller üzerine kurulmuştur. Bibliyoterapinin tanımı; terapist ve danışan duruma uygun bir kitap seçerek kitap üzerinden daha güçlü bir iletişim kurmasına ve danışanın kitaplar üzerinden içgörü kazanmasını amaçlayan bir tekniktir (Aka ve Gençöz, 2010). Sineterapi ve bibliyoterapi yönteminin ortak aşamaları ise şu şekildedir;

1-Özdeşleşme:

Danışan seyrettiği ve ya okuduğu karakterler üzerinden kendileri ile uygun olan benzerlikleri ya da farklılıkları gözlemleyip bu karakterler ile yaşanılan sorunlar ve kişilik özelliklerinin özdeşleştiğini düşünürler. Kendilerini benzettiği karakterler üzerinden gözlemi aracılığıyla düşüncelerini ve davranışlarınıda sorgulamaya başlarlar (Aka ve Gençöz, 2010).

2-Katarsis:

Özdeşleşmede olduğu gibi seçilen karakterler üzerinden düşünce ve davranışlarının yanı sıra duygularıyla da özdeşim kurulmaktadır. Seçilen filmdeki karakter üzerinden o ana kadar bastırılan ya da fark edilmeyen duygular katarsis esnasında ortaya çıkabilir. Duygunun dışavurum şekli ise seyirci ya da okuyucu tarafından gülme ve ağlama şeklinde ortaya çıkarak danışan için rahatlama sağlayabilmektedir (Aka ve Gençöz, 2010).

3-İçgörü:

Seyirci ya da okuyucu özdeşim kurduğu karakterin düşünce, davranış ve deneyimleri üzerinden sorunu ele alışı ve sorununu çözme şekline bakarak özdeşim kurduğu karakteri rol model haline getirebilir. Danışan özdeşim kurduğu karakter üzerinden içgörü kazanabilir (Morawski, 1997; Akt: Aka ve Gençöz, 2010).

4-Bütünleşme:

Danışanlar yaşadıkları sorunları sadece kendilerinin yaşamadığını, sorunun sadece kendisine özgü olmadığını anlar. Başkalarınn da aynı sorunları yaşadığını farkedip kendi çözüm yollarını aramaya başlarlar (Aka ve Gençöz, 2010).

Yukarıda bahsedilen aşamalar içinde danışanın sorununu çözmede başarılı olabilmesi için bilişsel ve duygusal yönden özdeşleşme aşaması önemlidir (Aka ve Gençöz, 2010). Özdeşimi sağlama adına seyircinin ya da okuyucunun karakter ile arasındaki benzerliğin artması, gerçeğe uygunluğunun artmasıda özdeşim kurma şansını arttırabilmektedir ( Cohen, 2001; Akt:Aka ve Gençöz, 2010).

Özdeşim kurmanın yanı sıra içgörü ve bütünleşme aşamalarının sağlıklı ve etkin bir şekilde sağlanması içinse terapist ile danışan film ya da kitap hakkında sorular sorarak film üzerinden tartışma ortamının yaratılması içgörü ve bütünleşmenin etkin bir biçimde gerçekleşebileceğini gösterir (Portain, 2006; Akt:Aka ve Gençöz, 2010).

Sineterapi, terapi aşamalarının dışında danışanın hızlı ve aktif bir şekilde içgörü ve özdeşleme yaşamasına olanak tanıdığı gibi aslında kişilerin farkında olmadan günlük hayatlarında varolan sinemanın daha etkin bir şekilde psikoterapi kuramları için kullanılan yardımcı bir tekniktir (Aka ve Gençöz, 2010).

Sineterapiyi bibliyoterapiden daha farklı kılan özelliği ise görsel içerik açısından sineterapi daha etkin kullanılacağı için uygulaması daha kolay bir yöntemdir (Aka ve Gençöz, 2010).

Sinema sektörünün geniş bir yelpazeye sahip olması toplumsal açıdan da yararlılıkları vardır. Yapılan araştırmalara göre sinemanın ergenlerde ve yetişkinlerde şiddetten, madde kullanımından ve cinsel davranışlardan daha birçok toplumsal sorunların algılanmasına kadar  etkili olduğu savunulmuştur (Shapiro ve Rucker, 2004; Akt:Aka ve Gençöz, 2010).

Sinema, danışanların film üzerinden mevcut sorunlarını algılama ve giderilmesinde içgörü kazanmasını sağlamak, terapist ile danışan arasındaki ilişkiyi güçlendirmek için kullanılan yardımcı bir tekniktir. Ayrıca bireysel olabildiği gibi grup terapilerinde de sineterapi yaygın olarak kullanılmaktadır (Aka ve Gençöz, 2010).

Türkiye’de sinemaya gitmeyi arttırabilecek nedenler arasında ilk üç sıra şöyledir;

-sevilen oyuncunun oynaması

-sevilen bir yönetmenin filmi olması

-bilet fiyatlarının yüksek olmaması gösterilmektedir.

Sıralamaya göre en önde tutulan neden sevilen oyuncunun oynamasıdır. Durum böyle olunca da bahsettiğimiz özdeşim kurma aşaması danışanlar için daha kolay sağlanmaktadır. Özdeşim kuracağı kişiyi sevmesi sorunlarla baş etme becerilerinde de karakterin sorunu çözme biçimine bakarak gerçekleşmektedir (Gençöz, 2008). Örneğin Çetin Tekindor’u beğenen bir bireyin bir başka filmi izlemeye giderken seçenekleri arasında Çetin Tekindor’un oynadığı bir film olma olasılığı yüksek olacaktır. Çünkü ilk izlediğinde onunla kendisi arasında kurduğu özdeşimi devam ettirmek adına tekrar onun oynayacağı filmi seçmesi beklenmektedir. Birey filmde kendisini iyi karakter ile özdeşleştirmesi durumunda karakterin kendisini geliştirmesi için yaptıklarını, olumsuz şartlara karşı mücadelesini görmesi, özdeşerek içgörü kazanmasını sağlayacaktır.

Buradan hareketle iyi ve kötü kavramlarının daima göreceli olduğunu unutmamak gerekir (Gençöz, 2008). Terapist ile danışan film hakkında sohbet ederken ve ya bir grup olarak film hakkında değerlendirmede bulunurken iyi karakterlerin ve ya iyi olayların arkada kalan mekanizmasını göz ardı etmemek gerekmektedir.

Ülkemizde sineterapi alanında bilimsel anlamda yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Sineterapinin ne şekilde etkili olabildiği konusu ise bilimsel çalışmaların az olması nedeniyle henüz bilinememektedir (Gençöz, 2007).

Amerika’da  827  psikolog ve psikoterapistlere film terapisini ne kadar sıklıkla terapilerinde kullandıklarını sorulduğunda %67’si film terapisini kullandıklarını belirtmişlerdir (Lampropoulos ve ark, 2004; Akt:Gençöz, 2007). Araştırmaya katılan psikolog ve psikoterapistlerin %88’i film terapinin süreçe olumlu katkıda bulunduklarını belirtmişlerdir (Gençöz, 2007).

Sinema Terapisi Nasıl Uygulanır?

Sinematerapi bireysel ya da 7-9 kişilik gruplara uygulanarak gerçekleştirebilir. Gruba ya da bireye filmin tamamı ya da konu ile ilgili hazırlanmış filmin içinden oluşan kısa bir klipte izletilebilir. Filmi danışana ev ödevi şeklinde de verilmektedir. Genellikle gruba uygulanacaksa terapist ve grup aynı anda izlemektedir. Terapist danışan ve ya danışanlarına filmi seyretmeden önce bazı uyarılarda bulunur, bazı bölümlere dikkat etmelerini isteyebilir ve bazen filmi durdurarak not almasını söyleyebilir. Seçilen film psikoterapi sürecinin hedeflerinin dışında ise danışana ve ya danışanlara uyarılar yapılır. Filmi izledikten sonra terapist danışana/danışanlara duygusal zeka alanına dair sorular yöneltir. Daha sonra filmi değerlendirme aşamasında terapist danışanın gerçek hayatı ile filmdeki karakter ile bağlantı kurmasını ister. İkili değerlendirmeler ve tartışmalar sonucunda filmdeki perspektif ile gerçek hayat arasındaki bağların konuşulması, mevcut sorunun çözümü için alternatif çözüm üretmede yararlı olabilmektedir (Gençöz, 2007).  Sinematerapi, tek başına kullanılan bir kuram bir yöntem değildir. Böylelikle terapi sürecinde danışan ile terapist arasındaki bağlantının güçlenmesine ve danışanın işini kolaylaştırmada kullanılan yardımcı bir teknik haline gelmektedir.

Film Seçimi-Filmlerin Hazırlanması ve Zihinsel Hazırlık

Terapistler film seçimi yaparken filmlerin seçiminden, filmlerin hazırlanması ve zihinsel hazırlık olmak üzere üç ana öğeye dikkat etmelidir.

-Film Seçimi:

Seçilen film ödüllü ve ya sanat filmi olmasına özen gösterilmez. Filmin seçiminde önemli olan danışanın rahatsızlığına uygun psikolojik içerikli bir film olması gerekmelidir. Seçilen film ise terapistin uygun gördüğü şekilde klip haline getirilerek anlatılmak istenini net bir şekilde vermesi hedeflenir.

-Filmlerin Sıralanması:

Sinematerapiyi kullanan bir terapist olarak danışan uygun filmleri sıralamak önemlidir. İlk seçilen filmler genellikle danışanın gevşemesine ve sürece hazır olmaya çalışmasını hedefler. Daha sonra ise danışanın sorununa uygun terapi amaçlı filmler izletilmelidir 

-Zihinsel Hazırlık:

Zihinsel hazırlık süreci daha çok terapist tarafından takip edilmesi gereken bir süreçtir. Çünkü danışan bir filmi izlerken terapist danışanın susmasında, ağlamasını bile takip edip bir sonraki aşama için hangi yolu izleyeceğini gösterir.

Filmlerin Yaygın Etkisi

Sinema ülkemizde ve tüm dünyada o kadar yaygın ve tamamlayacı bir parça haline geldi ki, çoğu insanlar haftasonları bir film izlemeden geçiremiyor. İster internet üzerinden isterse sinema salonlarına gidip isteyen herkese ulaşma imkanı sağlıyor. Resim yapmak, seramik, müzik gibi sanat türlerinden farklı olarak sinema; tüm yaşlar grupları, farklı kültür ve milletler, cinsiyetler üzerinde etkisi hissedilmeye oldukça müsait bir alandır (Niemiec ve Wedding, 2016).

Zihinsel rahatsızlığı olan kişilerin hastalıklarını anlamak ve olumlu bir algı oluşturmak adına filmler önemli bir yer taşımaktadır. Bu konuda oldukça başarılı filmler bulunmaktadır.

Örneğin; “Üç Ruhlu Kadın”, “David ve Lisa” ve “Akıl Oyunları” gibi filmler zihinsle rahatsızlığı olan bireylerin durumları hakkında gerçek ve sempatik bir biçimde perdeye aktarılmaktadır ((Niemiec ve Wedding, 2016).

Kişiler genellikle sinemaya olumsuz zaman koşulları nedeniyle zihin boşaltımı yapmak ve olumsuz duygu durumlardan kurtulamak için gelebilmektedirler. Filmlerin beğeni toplamasının en önemli nedenleri arasında ise final kısmında beğenilmesi gerekmektedir. Çünkü insanlar kendilerin olumlu duygular oluşturan olaylar ve karakterler ile özdeşim kurmakta kendilerin birşey bulmayı bekledikleri için beğeni sağlanmaktadır (Gençöz, 2006).

Bir başka perspektiften bakılacak olursa sinema ve toplum arasındaki bağlantı; sinemanın toplum üzerinde anlamaya ve  anlamlamdırmayı amaçlayan bir yönü vardır. Aynı zamanda ters yönlü de olabilmektedir ( Tümlü ve Voltan-Acar, 2016).

Psikolojik Olguların Sinemada Temsili

Bir filmi izlerken bilincimiz olanları o kadar gerçekçi bir şekilde tasvir edip deneyimlemimize olanak sağlar ki özdeşleşme kurmamız kolaylaşabilmektedir. Sesler, ışıklar, efektler ve diyologlar hepsi bir bütün halinde kişide yaşanılanlar ile paralellik gösterebilmektedir (Niemiec ve Wedding, 2016).

Bazen ise bazı yönetmenler gerçek ile fanteziyi birbirine karıştırmak içinde kullanabilmektedir. Yönetmen, izleyicileri psikolojik bir tarafdan bakmaya da zorlayabilmektedir. Diğer taraftan bazı filmler ise savunma mekanizmalarını ve bilinçdışı motivasyonlarına dair de birçok örnekler bulunmaktadır (Niemiec ve Wedding, 2016).

Terapist ile danışan mevcut rahatsızlığa ilişkin filmdeki sahneleri tartışarak duruma uygun hale getirmelidir. Filmlerin yönetmenleri bazen filmleri için gerçekçi olmayan olumsuz durumları da işleyebilirler. Seçilen filmin bu açıdan önemi büyüktür. Terapistin bu alanda deneyimli birisi olması olumsuz durumların olumlu taraflarını görmede bazende bu durumları eleyerek filmin izlenmesi gerektiğini söyleyerek danışana tartışma esnasında bilgi vererek yönetmelidir (Aka ve Gençöz, 2007).

Günlük hayatta bir eğlence olarak görülen sinema, ister DVD’lerde ister internet sitelerinde isterse sinema salonlarında izlenirken sağlıklı ve uygun bir şekilde izlenildiğinde aslında psikolojik açıdan iyileştirici bir güç olarak kullanılabilir (Aka ve Gençöz, 2007).

Tümlü ve Voltan-Acar  (2016)’ da yapmış olduğu bir çalışmada “psikolojik danışma ya da kişilik kuramı öğretiminde veya psikolojik danışma becerisi kazandırma sürecinde terapötik etkisi olan filmlerden yararlanılabileceği ve farklı filmlerin farklı kuramlara dayalı olarak incelenip kuramların içselleştirilip, pekiştirilmesinin sağlanabileceği söylenebilir.” ifadesinin kullanmışlardır.

Sinema ile psikolojiyi bir arada tutma nedenimiz; sinema karakterlerini ve olay örgülerinin birbirine bağlama açısından psikolojiden yardım almakta, psikoloji ise olayları somutlaştırma görsel olarak ifade ederken sinemadan yararlanmaktadır ( Köse, 2007).

Türküler-Aka ve Gençöz (2010)’da yaptıkları bir çalışmada “Günden Kalanlar” filmini 59 kişilik öğrenci grubuna izleterek mükemmelliyetçi düşüncelerin azalmasında ve etkisinin uzun süre devam ettiği konusuda sinematerapiyi başlı başına bir terapi yöntemi olarak kullanmışlardır ( Tümlü ve Voltan-Acar, 2016).

Boyacı ve İlhan (2016)’da yaptıkları bir çalışmada “Can Dostum” filmi üzerinden bilişsel-davranışçı terapi yaklaşımının film analizi yöntemiyle incelendiği bilişsel çarpıtmalar, otomatik düşünceler ve savunma mekanizmaları üzerinden filmi ayrıntılı bir şekilde incelemişlerdir. Kitap, film gibi araçların terapi aşamalarında daha sık kullanılmaya başlanması ve bilginin birikimi için katkı sağlayacağı düşünülmektedir (Boyacı ve İlhan, 2016).

Psikologlar, psikoterapistler ve psikolojik danışmanlar sinemayı etkin bir şekilde psikoterapi aşamasında kullanmak için Türk Psikologlar Derneği’nin Etik  Yönetmeliğine hakim olması beklenir (Köse, 2007).

Sanatın temel amaçlarından olan spontanlık ve yaratacılık sinema içinde geçerlidir. Sinema terapi aşamasında danışanlara mevcut sorunlarına çözüm ararken özdeşleştiği karakter üzerinden yaratıcı ve spontan bir şekilde sorunların çözümünde başa çıkabilmesini amaçlamaktadır ( Sanat Psikoterapileri Derneği, 2017).

Sinema ve Felsefe

Felsefi bir bakış açısıyla sinemaya bakmadan önce felsefenin tanımlarını bilmek gerekir. Sanat türlerinin geneline bakacak olursak genellikle felsefi bir anlam yüklüdür. Felsefenin birden fazla tanımı olduğu için sinemaya felsefi bakış açısıyla bakanlar içinde birden fazla anlam ortaya çıkmaktadır.

Beyaz perdede yaşanılanlar insanı insana gösteren en iyi araç olarak gösterebiliriz. Son yıllarda çok genç bir sanat dalı olarak bu durumu üstlenmeyi başarabilmektedir ( Savaş, 2013).

Sinemaya felsefi bakış açısyla bakma denilince ise sadece insan gelmemelidir. İnsana ait değerlerde gelmelidir ( Savaş, 2013).

Varoluşculuk ve Sinema

Felsefi akımların içinde yer alan varoluşculuk sinemaya en yatkın olan yaklaşımdır (Sakızcıoğlu ve Voltan-Acar, 2016). Varoluşçuluk ile ilgili medyada birçok filmler karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan en bilinenleri;

*Forrest Gump

*Amour

*Manhattan

*Matrix

*American Beauty gibi filmlerde ölüm, yalnızlık, anlam, özgürlük ve anlamsızlık vs. gibi işlenen konu başlıklarını görmek mümkündür (Sakızcıoğlu ve Voltan-Acar, 2016).

Gerçeklik Terapi ve Sinema

Gerçeklik kuramına göre bireyler içinde yaşadıkları hayatta kendilerine anlam yüklemeyi nesneler ve ilişkiler üzerinden kurmaktadır. Yapılan bir çalışmada “Issız Adam” filmini gerçeklik terapisine göre inceleyen araştırmacı, filmde geçen başrol oyuncularının birbirleri üzerinden hayatta kalma, eğlence, özgürlük ve sevgi gibi doyumlarını gerçeklik terapisinin terapötik aşamaları ve süreci içinde değerlendirmiştir (Tümlü ve Voltan-Acar, 2014).

Virginia Satir Aile Terapisi ve Sinema

Virginia Satir Aile Terapisini oluşturan kavramları anlama, terapötik aşama ve sürece dair inceleme yapmak adına “Annem Uğruna” filmini Satir’e göre incelendiği bir araştırma vardır. Filmdeki hikaye ve olaylar dizininden örnekler vererek ailede güven, özgüven, aile içi iletişim ve işlevliliğini açıklamak adına film analizi yapılmıştır (Fışıloğlu ve Şenol-Durak, 2007).

Sinematerapi ve ya film terapisi alışılmış psikoterapi seanslarına yeni bir boyut kazandırmaya çalışan görsel zenginliği ile danışana ve danışan grupları ile terapötik sürecin güçlenmesinde önemli rolü olan yardımcı teknik haline gelmeye başlamıştır. Türkiye’de ve Dünya’da bazı uzmanlar tarafından psikoterapide tek başına kullanılan bir teknik haline de gelmeye başlamıştır. Sinematerapide kişilerin; hayatını filmler üzerinden özdeşim kurarak anlamdırmaya çalışması, ilişkilerindeki problemleri gidermesinde, başta kendisi ve ötekileri daha iyi anlamayı hedefler. Sinematerapinin avantajlarından bahsedecek olursak, psikolojik yardım alan bir danışanın yoğun ve stresli hayat içerisinde sorunlarıyla baş etme becerisini kazandırmayı “filmler” üzerinden sunmak daha eğlenceli ve aktif hale gelmesine yardımcı olmaktadır. Bireysel seanslar mevut iken grup seanslarına olanak sağlamaktadır. Grup ile yapılan çalışmalarda terapist, grupla birlikte filmini izlemekte ve gereken yerlerde mühadele edip, anlatımında metaforlar kullanarak danışanlar için daha akılda kalmayı sağlıyor.

Sinematerapide, terapist danışan için seçeceği filmleri 2000 yılından sonrası çekilen filmleri seçmeye özen göstermesi, çağımızın ihtiyaçlarına yönelik filmlerin de çekildiğini varsayarsak terapistte bu bağlamda 2000 sonrası filmleri seçmelidir.

Sinema ve insan , hatta insan ve medya kavramı son yıllarda çok rövanşta olan bir durumdur. İnsanlar her anını “sosyal medya” denilen kavrama sıkıştırmaya, hatta onun için yaşamaya başlamıştır. Bir yere gezmeye giderken, bir restaurantta yemek yerken, en özel günlerinde; hiç tanımadığı insanlar ile paylaşmaya başlamıştır. Elbette ki olumlu yönde katkıları yadsınamaz. Özellikle sinema terapi için de geçerli olan bir avantajından bahsetmek isterim. Literatür kısmında da bahsettiğimiz üzere danışan, mevcut sorununun sadece kendisinde olmadığını kendisiyle aynı sorunu paylaşan insanların olduğunu bilmesi anlamaya başlaması bile içgörü kazanmasında kolaylık sağlamaktadır. Sosyal medyada da insanlar günlük hayatta karşılaştıkları problemleri saygı çerçevesinde insan haklarını zedelemeden birçok insana duyurmaktadır. Öyle ki büyük çapta yapılan haksızlıklara, eziyetlere, kadın cinayetlerine, hayvan haklarına kadar, birlik ve topluluk halinde mücadele ruhunun desteklenmesine katkı sağlamaktadır.

Sinemanın insanlar üzerinde oluşturduğu duygu, düşünce ve davranış küçük görülmemelidir. İzlediğimiz bir film hatta bir kitap; hayatımızın varolan akışını değiştirebilmektedir.

Türkiye’de Şule Öncü tarafından “Sinematerapi Atölyesi” haftanın belirli bir gününde belirtilen tema başlığı çerçevesinde 8 hafta süren atölye çalışmaları yapılmaktadır.

Kaynakça:

  1. Aka, B. T., & Gençöz, F. (2010). Sinematerapinin Mükemmeliyetçilik ve Mükemmeliyetçilikle Ilgili Semalar Üzerindeki Etkisi. Türk Psikoloji Dergisi, 25(65), 69.
  2. Boyacı, M., & İlhan, T. (2016). Bilişsel Davranışçı Terapi Yaklaşımının Film Analizi Yöntemiyle İncelenmesi. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 12(2).
  3. Gençöz, F. (2006). Sinemada psikolojik bozukluklar: Psinema. Bilim ve Teknik Dergisi, 458, 82-86.
  4. Gençöz, F. (2007). Sinema, duygular, duygusal zekâ ve sinematerapi. Popüler Bilim Dergisi, 163, 20-24
  5. Gençöz, F., & Aka, B. T. (2007). Sinema Tadında Psikoterapi Sinematerapi. Bilim ve Teknik Dergisi, 40(473), 58-61.
  6. Gençöz, F. (2008). Sinema filmlerinden fayda sağlamak. Güncel Psikoloji ve Psikiyatri Dergisi, 19, 52-56
  7. Köse, Bahar (2007). “Panel: Sinemada Psikoterapistler ve Psikoterapi Etiği”, Türk Psikoloji Bülteni, 13 (41), s. 1.
  8. Sakızoğlu, S., & Voltan Acar, N. (2016). Uzak Filmi’nin Varoluşçu Terapinin Temel Kavramları Açısından Değerlendirilmesi. Journal of International Social Research, 9(43)
  9. Savaş, H. (2013). Sinema ve varoluşçuluk. Sözcükler Yayınları
  10. Şenol-Durak, E., & Fışıloğlu, H. (2007). Film analizi yöntemi ile Virginia Satir aile terapisi yaklaşımına bir bakış. Türk Psikoloji Yazıları, 10(20), 43-62.
  11. Tümlü, G. Ü., & Acar, N. V. (2014). “Issız Adam” Filminin Gerçeklik Terapisine Dayalı İncelenmesi. İnsan & İnsan, 2(1), 62-73.
  12. Wedding, D., Boyd, M. A., & Niemiec, R. M. (2016). Sinema ve Akıl Sağlığı.(R.Arvay Aratan, Çev.) İstanbul:Kaknüs Yayınları

Elif KABAK


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.