Şema Terapi Nedir?

ŞEMA TERAPİ NEDİR? NASIL UYGULANIR?

Şema Terapi Nedir?
13 Ağustos 2017 Pazar 22:42

ŞEMA TERAPİ NEDİR? NASIL UYGULANIR?

İnsanlar doğarlar, büyürler ve gelişirler. Yaşamları boyunca çeşitli evrelerden geçerler. Yaşamlarını sürdürebilmeleri için onu anlamlı kılan bazı duygulara, düşüncelere ve davranışlara ihtiyaçları vardır. Doğumdan itibaren (hatta bazı yaklaşımlara göre anne rahmine düşüldüğü andan itibaren) anne, baba ve çevrenin etkilediği yaşanmışlıklardan oluşan bu duygu ve düşünceler bütününe şema denir. Şema, olumlu veya olumsuz temel zihinsel yapılarımızdır. En basiti insan şeması, hayvan şeması, masa şeması, pencere şeması, kuş şeması, kitap şeması gibi şemalar vardır. Bu tip şemalar hayatımıza başladığımız ilk yıllarda oluşur. Bir kitap gördüğümüzde artık onun kitap olduğunu biliriz. Bir martı gördüğümüzde onu diğer kuşlardan ayırt edip martı olduğunu söyleyebiliriz.

Şemayı etkileyen bazı etmenler vardır. Bunlar; aile, okul, toplum, içinde bulunduğu kültür, arkadaşlar, kişinin yaşadığı bir travma, yaşam deneyimi ve kişinin duygusal mizacı olarak gösterilebilir. Şemanın etmenlerinin oluşturduğu sonuçlar arasında ise, güvensizlik, kaygı, umutsuzluk, aşırı temkinli olma hali gibi durumlar gösterilebilir.

Şemalar, hayatımıza yön verir. Şemalar olumlu veya olumsuz olabilir. Örneğin, ne olduğu zaman mutlu oluruz, ne olduğu zaman üzgün oluruz, öğreniriz. Yaşanan olaylara karşı bir duygumuz oluşur ve oluşan bu duygu, zamanında oluşturduğumuz şemaların sonucudur. Zorluklarla karşılaştığımızda ne yaparız sorusuna ''ayakta kalıp çözüm yolu ararız'' cevabı veren bir kişi zorluklara karşı olumlu bir şema oluşturmuştur. Bize yapacağımız işin mükemmel olması gerektiği vurgulanıp, sadece mükemmel olduğu zaman mutlu olabiliriz mesajı verilmişse, biz de hayatımız boyunca sadece mükemmel işler başardığımızda mutlu oluruz ki mükemmellik o kişiler için pek de mümkün olmayacaktır. Yani mutsuz olacaklardır. Bu olumsuz bir şema örneğidir. Kişi şemasını bu şekilde oluşturduğu için kendi doğrusu olarak bunu kabul eder. Kişinin olumsuz duygu ve düşünceleri hayatını zorlaştırmaya başlar. İşte tam da burada yani olumsuz duygu ve düşüncelerin yerine olumlu duygu ve düşünceler yerleştirme olayına geldiğimizde şema terapi devreye girer.

Şema terapi, kişilik bozukluğu ve kronik depresyon gibi uzun süreli ruhsal sağlık sorunları olan insanlara yardım etmek için, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) tekniklerini kişilerarası yaşantısal ve psikodinamik terapi öğeleri ile birleştirir. Şema terapi, birçok olumsuz bilişsel durumun geçmiş deneyimlere dayandığını ileri sürer ve sonuç olarak değişimi ortaya çıkarmak amacıyla, negatif düşünce ve davranışlara karşı meydan okumak ve onları değiştirmek için modeller sunar (Rafaeli, Bernstein & Young, 2016).

Bireysel farklılıkları her zaman vurgularız. Her birey farklıdır, farklı kişilik ve özelliklere sahiptir ancak temelde herkesin ihtiyaç duyduğu duygular vardır. Evrensel olan bu duyguları kabul etmekle şema terapiye başlamış oluruz. Bahsedilen evrensel duygular bebeklikten itibaren ihtiyaç duyduğumuz duygulardır ve şema oluşumu bebeklikten itibaren başlar. ''Şema terapinin öncelikli hedefi ise, benzer bir şekilde geçmişte ihtiyaçları karşılanmamış olan yetişkinlere kendi ihtiyaçlarını karşılamaları konusunda yardımcı olmaktır ( Rafaeli, Bernstein & Young, 2016). '' Bu sadece ihtiyaçların bebeklik ve çocukluk zamanlarında ortaya çıkması anlamına gelmez. Yetişkinlikte de bazı duygulara ihtiyaç duyarız. Çalışma ihtiyacı buna örnek olarak gösterilebilir.

Şema kavramı bilişsel davranışçı terapi içerisinde yer alan bir kavramdır. Dolayısıyla şema terapi de bilişsel davranışçı terapinin bir parçasıdır. Albert Ellis'in akılcı duygusal davranışçı terapisine bakıldığında temel varsayımı, insanların olayları ve yaşadıklarını yorumlama biçimlerinin yaşadıkları psikolojik güçlüklerin oluşumunu belirlediğidir. Düşünceler, duygular ve davranışlar önemli ölçüde birbirlerini etkiler ve karşılıklı neden-sonuç ilişkisine sahip olduğu varsayımına dayanır (Corey, 2008). Ellis'e göre, yaşanan olay değil, şema önemlidir. Duyguyu oluşturan şey şemadır.

Şema, erken dönemde karşılanmayan bazı ihtiyaçlar sonucunda uyumsuz bir şekilde oluşur. Oluşan uyumsuz şemalar şu şekilde sınıflandırılır:

Alan 1: Ayrılma ve reddedilme

Alan 2: Zedelenmiş özerklik ve kendini ortaya koyma

Alan 3: Zedelenmiş sınırlar

Alan 4: Diğeri-Yönelimlilik

Alan 5: Aşırı tetikte olma ve Bastırılmışlık

ALAN 1: AYRILMA VE REDDEDİLME

Birinci alanımız olan ayrılma ve reddedilme; bakım görme, kabul edilme, saygı ve sevgi görme, güvende hissetme, emniyette olma, duyguların paylaşılması gibi temel ihtiyaçların karşılanmaması sonucunda oluşan şemaları kapsar. Bu şemalar 5 isimden oluşmaktadır: Terk edilme, güvensizlik, duygusal yoksunluk, kusurluluk ve sosyal izolasyon.

Terk edilme/ istikrarsızlık: Çocuğa bakım veren kişilerin çocuğu terk etmesi, ölümle uzaklaşması, sürekli değişmesi gibi faktörlerin olduğu ve çocuğun ihtiyaçlarının bu sebeple karşılanmamasıyla oluşan şemalardır. Oluşan bu faktörlerden dolayı kişi çevresine çoğunlukla güvenemez ve yakın çevresinden destek ya da yakınlık göremeyeceğini düşünür.

Güvensizlik/ Kötüye kullanılma: Bu şema başkalarının zarar vereceği, kişiyi kötüye kullanacağı, aşağılayacağı, yalan söyleyeceği beklentisini içerir. Zararın genelde kasıtlı olduğu veya haksız ya da aşırı bir ihmal sonucu ortaya çıktığı algısını içerir. Başkalarına kıyasla kişi her zaman aldatılacak veya ''kısa çöpü çekecek''tir (Rafaeli, Bernstein & Young, 2016).

Duygusal yoksunluk: Kişi; bakım, empati ve koruma yoksunluğu beklentisi içerisindedir. Başkaları tarafından sevgi, sıcaklık, anlayış, dinleme, kendini açma, duygu paylaşımları, arkadaşlık, güç ve rehberlik yokluğu olacağını düşünmektedir.

Kusurluluk /Utanç: Kişide temel olarak ''kusurluyum'' düşüncesi yatmaktadır. Kendini işe yaramaz, aşağılık biri olarak görür. Eleştirmek, reddedilmek, suçlanmak onun için bir kabustur. Kusurlu olarak düşünmesine sağlayan göstergeler arasında fiziksel görünüm, sakarlık, öfke dürtüleri ve bencillik gibi kavramlar yer alabilmektedir.

Sosyal izolasyon/ Yabancılaşma: Kişinin, kendisi dışındaki tüm insanlardan ve çevreden soyutlanmasıdır. Hiç bir yere ya da hiç bir kimseye kendisini ait hissetmez. Bunun sebebi bahsedilen dört şemayla ilişkilidir. Yani terk edilme, güvensizlik, duygusal yoksunluk ve kusurluluk şemalarıyla birlikte sosyal toplum tarafından kabul edilmemesi sonucunda oluşan bir şemadır. Sosyalleşme için gerekli cesaret ya da cesaretlendirme yoktur.

ALAN 2: ZEDELENMİŞ ÖZERKLİK VE KENDİNİ ORTAYA KOYMA

İkinci alan, bağımsız olma ve rekabet etme gibi temel ihtiyaçların karşılanmaması ile oluşan şemaları içerir. Bu şemalar, çocuğun kendine güvenmesini engelleyen, aşırı korumacı ailelerde kendini göstermektedir. 4 şema başlığı yer almaktadır: Bağımlılık, zarar görme veya hastalanmaya karşı dayanıksızlık, iç içe geçme ve başarısızlık.

Bağımlılık/ Yetersizlik: Kişi tek başına bir şey yapmaktan çekinir. Genellikle başkaların destek almayı tercih ederler. Günlük yaşanılan sorunlarla başa çıkamayacağını, bir olay karşısında ne yapacağını ve nasıl davranacağını bilemeyeceğini düşünür. Karar verirken zorlanır, çaresizlik hissi yaşar. Temelde ''ben yetersizim'' düşüncesi vardır.

Zarar görme veya hastalanmaya karşı dayanıksızlık: ''Her an bana zarar gelebilir ve ben bunu engelleyemem'' düşüncesi hakimdir. Bundan dolayı korku duyar. Bu felaketler kalp krizi geçirmesi, öfke patlaması yaşayıp çıldırması, asansörün düşmesi, deprem ya da sel gibi doğal afetlerin yaşanmasıdır.

İç içe geçme / Gelişmemiş benlik: Bu kişilerde ''birey olma'' söz konusu değildir. Genelde ebeveyn olmak kaydıyla, kişi kendini tek olarak görmez. Bir ya da birden fazla kişiyle yakın ilişki içindedir. İç içe geçmiş bireyler, sürekli birbirlerinden destek alırlar. Örneğin, anne-oğul içe içe geçmiş bireyler olabilir. Sebep olarak, bireyin kimliğini yetersiz olduğunu hissetmesi, birinin desteği olmadan yaşayamayacağını düşünmesi gösterilebilir.

Başarısızlık: Temelde yetersizlik duygusu yatmaktadır. Kişi kendini beceriksiz, bilgisiz, yeteneksiz, aptal, aşağılık olarak görür. Hiç bir zaman başarılı olamayacağı inancı yatar.

ALAN 3: ZEDELENMİŞ SINIRLAR

Erken çocukluk döneminde çocuğa sorumluluk ve sınırlar konusunda eğitim verilmemesi ya da eksik verilmesi sonucunda oluşan şemalardır. Burada ailenin ihmali söz konusudur. Başkalarıyla birlikte iş yapma, kişisel hedefler koyma ve hedefler doğrultusunda çalışmalar yapma gibi konularda zorluk çeken insanlar, zamanında bu konularda olumsuz şema oluşturmuşlardır. Aile fazla serbest, hoş görülü davranmış ve yeterli yönlendirmeyi yapmamışsa; kişi, sınır koymada, sorumluluklarını yerine getirmede ve iş birliği içinde çalışmada başarısız olacaktır. Bu alanda iki şema vardır: Haklılık ve yetersiz özdenetim.

Haklılık / Büyüklenmecilik: Temelde ''Ben diğer insanlardan üstünüm ve özel haklara, ayrıcalıklara sahibim'' düşüncesi yer almaktadır. Kendinden başka kişileri önemsemeden sadece kendi duygularını ve düşüncelerini önemser. Hatta başka kişilerin düşüncelerini kendi düşünceleri gibi olması için zorlayabilir. Aşırı rekabet içine girebilir ve bütün gücünü kendini haklı çıkarmak için kullanabilir.

Yetersiz öz denetim/ öz disiplin: Bu şema, bireyin kişisel hedeflerini gerçekleştirmek veya duygu ve dürtülerinin aşırı ifadesini dizginlemek için yeterli bir özdenetim sağlama ve engellenmeye tolerans gösterme konularında yaygın bir zorluk yaşamasını veya bunu yapmayı reddetmesini içerir(Rafaeli, Bernstein & Young, 2016).

ALAN 4: DİĞERİ- YÖNELİMLİLİK

Kişinin ''kendi olma''sına yönelik ihtiyaçlarının karşılanmaması sonucunda oluşan şemalardır. Kişi, kendi duygu ve düşüncelerinden ziyade başkalarının duygu ve düşüncelerini ön planda tutar. Sebebi ise, sevgi görme, onaylanma, bağlılık ve aidiyet duygusunu hissetmedir. Kişi kendi duygularını, düşüncelerini, ihtiyaçlarını ve isteklerini bastırır. Bu durum çocuğun koşullu saygı ya da kabul ortamında yetiştiğinin göstergesidir. Çocuk ilgi, sevgi, onay görme uğruna kişiliğinin önemli taraflarını bastırır. Bu alan 3 şema başlığı olarak ele alınabilir: Boyun eğicilik, fedakarlık ve onay arayıcılık.

Boyun eğicilik: Kontrol fazlasıyla başkalarındadır. Çünkü kişi, birinin ona öfkelenmesinden ya da terk etmesinden korkar. Bundan dolayı duygularını ve ihtiyaçlarını bastırır. Kararlarını uygulayamaması, duygularını ifade edememesi, öfkenin bastırılması boyun eğiciliğini gösteren durumlardır. Kişi kendi isteklerinin, duygularının başkaları tarafından önemsiz algılanacağını düşünür. Bu şekilde kendini bastırarak uyum sağladığını düşünse de aslında kendini yok saymak ve bastırmak, kişide bazı uyumsuz davranışlar ortaya çıkaracaktır. Pasif agresif davranışlar, öfke patlamaları, psikosomatik belirtiler, madde kullanımı gibi davranışlar örnek olarak gösterilebilir.

Fedakarlık: Kişinin, başkalarının ihtiyaçlarını kendini feda ederek karşılaması üzerine odaklanır. Kendini ''bencillik'' ediyormuş gibi algılar. Eğer kendini ön planda tutarak bir davranış sergilemişse ve sonucunda olumsuz bir durumla karşılaşmışsa suçluluk duygusu hissedebilir. Diğer insanların ihtiyaçlarına karşı aşırı duyarlıdır.

Onay-arayıcılık/ Kabul arayıcılık: Kişi onaylanma ihtiyacı içerisindedir. Kişinin sergilediği bir davranış diğer insanlardan kabul görmek zorundadır. Kendi düşüncelerinin ya da duygularının pek bir önemi yoktur. Bu kişiler için toplum çok önemlidir. Statü, sosyal kabul, görünüş vazgeçilmez unsurlardır. Kişinin kararlarını etkilemektedir.

ALAN 5: AŞIRI TETİKTE OLMA VE BASTIRILMIŞLIK

Kendiliğindenlik ve oyun gibi temel evrensel ihtiyaçların yok sayılması ile ilişkili şemaları içerir. Böyle durumlar kişinin spontan hislerini, dürtülerini ve seçimlerini bastırması üzerine aşırı yoğunlaşma ile sonuçlanabilir. Bu şemalar aynı zamanda genellikle mutluluk, kendini ifade, gevşeme, yakın ilişkiler veya sağlık pahasına, dikkatin sürekli olarak kendini ortaya koyma ve ahlaklı davranma hakkında içselleştirilmiş katı kural ve beklentilerin karşılanması üzerine toplanması ile sonuçlanır. Bu şemalar genellikle acımasız, talepkar ve bazen cezalandırıcı bir aile ortamında ortaya çıkar. Böyle ailelerde kendini ortaya koyma, yükümlülükler, görevler, kurallara uygun davranmak sıklıkla keyif, gevşeme ya da oyuna ağır basar. Çocuklardan genellikle duygularını saklamaları, hatadan kaçınmaları ve mükemmellik için uğraşmaları beklenir. Genellikle altta yatan ''kişi her zaman tetikte ve dikkatli olmazsa her şeyin dağılacağına yönelik'' bir kötümserlik ve endişe eğilimi vardır (Rafaeli, Bernstein & Young, 2016). Bu alanda da 4 şema ismi vardır: Karamsarlık, duyguların bastırılması, yüksek standartlar, cezalandırıcılık.

Karamsarlık/ Kötümserlik: Hayatın olumlu yönlerindense olumsuz yönlerine odaklanılmasıdır. Hayal kırıklığı, suçluluk, çatışma, ölüm, acı, küskünlük, hatalar, çözülememiş sorunlar gibi duygu ve durumlara odaklanmak olarak tanımlanabilir. Normal durumların da oldukça abartılması ölçüsüz bir korku ve endişeye sebep olur.

Duyguların bastırılması: ''Başkaları ne der?'' düşüncesiyle mutluluğu, hüznü, öfkeyi, cinsel heyecanı, kırgınlıkları bastırma eylemidir. Duygulardan ziyade akılcılık ön plandadır.

Yüksek standartlar/ Aşırı eleştiricilik: Eleştirilmemek için yüksek standartlara sahip olma çabasıdır. Kendi eleştirilmemek için çoğu zaman başkalarının eksik ya da yanlış yönlerini bularak eleştiri yapar. Yüksek standartlar; mükemmelliyetçilik, aşırı ayrıntıcı, daha fazla başarma isteği, irrealist ahlaki, kültürel ve etik değerlere sahip olması şeklinde kendini gösterebilir.

Cezalandırıcılık: ''Hata yapılmışsa, cezalandırılmalıdır'' düşüncesi hakimdir. Bir işin ya da durumun beklentilerini karşılamayanların, standartın altında olanların cezalandırılması gerektiğini düşünür ve o kişilere karşı çok öfkeli ve tahammülsüzdür. Burada kusursuz olma vardır. Kusurlu insanları kabul etme, empati yapma gibi konularda isteksizlikten dolayı hatalar kabullenememektedir.

ŞEMA TERAPİ NASIL UYGULANIR?

Şema terapinin de diğer terapiler gibi teknikleri vardır. Bunları; ilişkisel teknikler, bilişsel teknikler, duygu odaklı teknikler, davranışsal örüntü kırma tekniği olmak üzere dörde ayırabiliriz.

İlişkisel teknikler

Aslında her terapide bu teknik önemlidir. Çünkü bu teknik terapist ve danışan arasında kurulan terapötik ilişkiye dayanır. Terapistin danışanı dinlemesi, anlaması, empati kurması, duygu ve içerik yansıtması, saydam olması, saygılı olması kısacası terapötik becerilere sahip olması, danışanın kendini iyi hissetmesini ve farkındalık kazanmasını sağlar. Böylece danışan zihninde oluşan olumsuz şemaların farkına varır ve olumlu olanları düşünmeye başlar.

İlişkisel teknikte iki amaç vardır. Birincisi danışanla güvenli bir ilişki kurmaktır. İkincisi ise bu ilişkiyi, kişinin şemalarını anlamak ve hayatındaki döngüleri keşfetmek amacıyla güvenli bir yer olarak kullanmaktır. Terapistin tutumu burada çok önemlidir. Danışana yargılamayan, eleştirmeyen, suçlamayan, cezalandırıcı olmayan, ilgi gösteren bir kimlikle yaklaşmalıdır.

İlişkisel teknikte kullanılan zaman ''şimdi ve burada''dır. Terapist, danışanın anlattıklarını terapi odasına taşır. Terapist, ''Bizim aramızda az önce bir şey oldu, buna bir bakalım.'' gibi cümleler kullanabilir. Aslında terapistle olan ilişkisi gerçek hayatında da olan ilişkilerin yansımasıdır. Terapist bunun üzerinden yola çıkmaktadır. Örneğin, terapist haklılık şeması oluşturmuş bir danışana kendisini çok da dikkate almadığını hissettiriyorsa, danışan dışarıdaki insanlara bu konumdayken nasıl tepki veriyorsa terapiste de öyle tepki verecektir. Buradaki amaç, ilişkilerden yola çıkarak altta yatan şemaya ve baş edebilme becerilerine ulaşmaktır. Ele alınan danışan-terapist ilişkisinin ''kime veya neye benzediği'' sorulabilir. Böylece ilişkinin yaşandığı asıl kişiye ulaşılabilir.

İlişkisel teknik, diğer tekniklerin uygulanabilmesi için de gereklidir. Terapötik ilişki kurmadan ve şemayı anlayamadan şema terapiyi uygulamak mümkün değildir. Şemayı anladıktan sonra ancak diğer teknikler uygulanabilir.

Bilişsel teknikler

Şema dediğimiz kavram zihinsel bir süreçtir. Zihinle ilgili olan bir durumu da bilişsel teknikler kullanmadan ortaya koymak pek mümkün olmayacaktır. Amaç, uyumsuz şemaların yerine sağlıklı şemaların koyulmasıdır. En çok kullanılan teknikler; veri toplama, yeniden çerçeveleme, şema başa çıkma kartları ve günlükleri, şema diyaloglarıdır.

-Veri toplama tekniği: Günlük düşünce kayıt formu dediğimiz bir form vardır. Form şu şekildedir:

DURUM

OTOMATİK DÜŞÜNCELER

ALTERNATİF DÜŞÜNCELER

.Otomatik davranışlar

Otomatik duygular

Alternatif davranışlar

Alternatif duygular

sonuç

sonuç

Ödev şeklinde danışandan bu formu doldurması istenebilir. Şema pozitif ve negatif yönleriyle incelenir. Terapist ile danışan bu şema üzerinden ilerlerler. Yaşam öyküsü isteme de veri toplama teknikleri arasındadır.

Yeniden çerçeveleme: Oluşan uyumsuz şema yerine farklı bir bakış açısı kazandırarak sağlıklı şema yerleştirmedir. Var olan sorunla yaşamasını kolaylaştırmaya sağlamak yerine, o sorunu başka bir bakış açısıyla tekrar yükler.

Şema başa çıkma kartları ve günlükleri: Danışanın günlük hayatta yaşadığı olaylara karşı terapist ile danışan, birlikte hazırladığı kartlara sağlıklı tepkileri yazarlar. Örneğin, danışanın başarısızlık şeması varsa, en çok karşılaştığı ya da karşılaşma ihtimalinin olduğu başarısızlık durumlarına karşı sağlıklı tepkiler yazılır. İhtiyaç duyduğu zamanlarda hazırlanan başa çıkma kartlarını çıkarıp okuyabilir. Başa çıkma kartlarıyla birlikte şema günlükleri dediğimiz araç da vardır. Şema günlükleri, danışanın tetikleyici unsurları kaydetmesi ve tetiklenen şemaları keşfetmesini sağlar. Buna göre çıkan sonuçların gerçekliğinin saptanması istenir. Sonrasında ise danışandan sağlıklı olan düşünceleri ve davranışları not etmesi beklenir.

Şema diyalogları: Terapist ve danışan diyalog oyunları oynar. Öncelikle danışan gerçekte de hangi şemayı savunuyorsa o tarafı savunacak nitelikte konuşur. Terapist ise, danışanın karşıt düşüncesi olan sağlıklı şemayı savunur nitelikte konuşur. Böylece sağlıklı ve sağlıksız taraf birbiriyle tartışır. Böyle başlanmasının sebebi, danışanın sağlıklı tarafı pek bilmemesidir. Sağlıklı taraf olan terapisti gözlemleme fırsatı yakalar. Danışan ancak bunu öğrendikten sonra sağlıklı şemanın rolüne girebilir. Terapist onun için bir modeldir. Danışan sağlıklı şema rolüne girip sağlıksız şemayı ikna edene kadar bu rol tekrarı yapılacaktır. Terapist desteğini çekene kadar bu durum devam edecektir. Danışan kendi kendine bu diyalogu yürütme becerisine erişecektir.

Duygu odaklı teknikler

Kişiler, düşünce olarak doğru olanı bilmelerine rağmen duygu olarak hala aynı şeyleri hissedebilmektedirler. ''Her şeyin mükemmel olması gibi bir durum söz konusu değil bunu biliyorum ancak yaptığım iş tam anlamıyla güzel olmadığında kendimi başarısız, yetersiz biri olarak hissediyorum.'' diyen biri buna örnek olarak gösterilebilir.

Duygu odaklı tekniklerde rol oynama, yönlendirilmiş imgelem ve mektup yazma kullanılır. Kişinin şemasının nasıl oluştuğunu ve asıl olarak kimin veya neyin etkisiyle oluştuğunu öğrendikten sonra rol oynama tekniğiyle diyalog sürdürülebilir. Sandalye kullanılarak bu teknik gerçekleştirilebilir. Şemanın oluşumunda bir ya da birden çok rolün olabileceğinden oynanacak rol kadar sandalye bulundurulabilinir. Burada yapılan şey, rolü ya da rolleri somutlaştırmaktır. Rollere terapist de dahil olabilir ancak danışan kendi kendine rollere girebildiğinde terapist çok fazla müdahale etmez.

Rol oynamayla birlikte kullanılan imgelem teknikleri de mevcuttur. İmgelem, insanın zihninde oluşturduğu bağ kurma olayıdır. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasında bağ kurarak zihninde oluşanlardır. Klasik bir deyişle, terapit danışanın çocukluğuna iner. Şema terapinin ilgili olduğu kısma yani erken dönemde karşılanmayan ihtiyaçların olduğu kısma iner. Çünkü kişinin hatrına gelen, gözünde canlanan ilk görüntü; ulaşmak istenilen uyumsuz şemanın oluştuğu noktadır. Terapistin ''bu sana neyi hatırlattı, neye benziyor, sana neyi çağrıştırdı'' gibi soruları bu tekniği kullanmamızı sağlar. Zihinsel boyuttan sonra duygusal boyuta geçilir. Ulaşılmak istenen yere gelindiğinde ''ne hissettin'' sorusu sorulur. Oradan itibaren danışanın duyguları akmaya başlar.

Duygusal teknikler arasında zaman zaman mektup yazma da kullanılmaktadır. Çoğu insan, duygularını ifade etmekte zorlanır. Kelimelerin dilden akmadığı yerde kalem yerini almaya başlar. Kişi yazarak ya da çizerek duygularını daha rahat ifade edebilmektedir. Ağzından dökülmeyen şeyler zaman zaman kişinin ellerinden dökülebilmektedir. Çünkü konuşmak, yaşanılanı seslendirmek kişiye zor gelebilir. Bundan dolayı mektup yazma tekniği de şema terapi içerisinde kullanılmaktadır.

Davranışsal Örüntü Kırma Tekniği

Bu teknik davranışsal olarak değişimi savunur. Amaç, var olan sağlıksız davranışlarla sağlıklı davranışları değiştirmektir. Bu da şema terapi süresince edinilen iç görüleri ve bilgileri hayata yaymakla mümkündür.

Davranışlarla çalışılmadan önce ilişkisel, bilişsel ve duygusal teknikler kullanılır. Sonrasında var olan davranışların neden tetiklendiği bulunmaya çalışılır. Ne oluyor da bu davranış ortaya çıkıyor? Davranışın sonuçları neler oluyor? Danışandan bu soruları cevaplaması istenir ancak danışana cevaplarını vermek zor gelir. Bundan dolayı terapist, tetikleyici bir olayı ya da durumu gözünde canladırmasını ister. Bu olaydaki duygu ve düşüncelerini öğrenmeye çalışır. İmgelem tekniğini burada kullanabilir. Genel olarak yararlanacağı teknikler ise şunlardır:

Alternatif sağlıklı davranışlara odaklanan bir şema başaçıkma kartı geliştirmek: Örneğin, acı verici terkedilme şemasını idare edebilmek için çoğunlukla teslim başa çıkma biçimini kullanan bir hasta tipik tepkilerini (örnek: ilişki kurmak için evli veya ilişkisi olan adamları bulmak) ve şema kökenlerini ortaya koyan bir şema başaçıkma kartı geliştirebilir; bu durumda başa çıkma kartı farklı davranmak için yönergeler içerir (örnek: daha yüksek potansiyeli olan ilişkileri arayıp bulmak; yalnız hissettiğinde kendini yatıştırmak)( Rafaeli, Bernstein & Young, 2016).

İmgelem veya rol oynama yoluyla davranışın provasını yapmak: Danışan kazanacağı davranışın provasını yapar. Gerçek hayatta uygulamaya koymadan önce buna ihtiyaç duyabilir.

Davranışsal ödev vermek: Danışanın ulaşmak istediği asıl hedefe giden yollar vardır. Büyük hedeften önce küçük adımlar hedefe ulaşmayı kolaylaştırır. Bu küçük adımlar danışana ödev olarak verilebilir. Örneğin, cezalandırıcılık şemasına sahip olan bir bireyin kendisini cezalandırmak istediği zaman vereceği cezanın yarısını yapması... Sonrasında bu cezayı hiç vermemeye başlaması...

Davranışları kendi kendine uygulanabilen ödül ve koşullamalarla eşleştirmek: Danışanın davranışlarını değiştirmesi, ödülle ve koşullamayla kolaylaştırılabilir. Örneğin, küçük adımlardan sonra kişinin kendisine hediye alması olabilir.

Şema terapide bahsedildiği gibi bu teknikler kullanılmaktadır.

Şema terapi, bilişsel terapi (ve genel olarak BDT), bağlanma ve nesne ilişkileri kuramları, Gestalt ve yaşantısal terapi öğelerini bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımdır. Bizim amacımız da daha geniş olan bilişsel davranışçı çalışma alanı içinde Şema Terapi'yi farklı kılan özellikleri ortaya koymaktır (Rafaeli, Bernstein & Young, 2016).

KAYNAKÇA

Corey, G. (2008). Psikolojik Danışma Kuram ve Uygulamaları (T. Ergene, Çev). Ankara: Mentis Yayıncılık.

Rafaeli, E., Bernstein, D.P. & Young, J.E. (2016). Şema Terapi Ayırıcı Özellikler. (M. Şaşıoğlu, Çev.) İstanbul: Psikonet.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.