Kendi Terapistimiz Olmak: Bilişsel Davranışçı Terapi Nedir?

bilişsel davranışçı terapi, bilişsel davranışçı terapi tarihçesi, bilişsel davranışçı terapinin temel ilkeleri, bdt kimlere uygulanır

Kendi Terapistimiz Olmak: Bilişsel Davranışçı Terapi Nedir?
01 Şubat 2017 Çarşamba 15:27

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) yaklaşımı 1950’lerdeki birçok yönteme karşılık farklı bir düşünce ortaya atmıştır. Bilişsel psikoterapilerin temelinde bilgi işlem süreci yer almaktadır. Bu yüzden BDT, kişilerin kendisi, çevresi veya yaşantıları ile ilişkili  olarak algılama, anlamlandırma, düşünme veya değerlendirmeler içerir. BDT’yi ortaya atan iki kuramcı Aaron Beck ve Albert Ellis önceleri psikodinamik görüşte eğitim almış ve klinikte vakalar sonucunda bu sonuca ulaşan klinisyenlerdir.

BDT bu iki ismin oluşturdukları kuram sonrasında farklı insanların da katılımıyla bugün etkisi devam eden bir psikoterapi kuramıdır. Aslında bu kuramın ilk tohumlarını Epiktetos’un attığını görmekteyiz. Epiktetos’a göre; insanlara dış nesneler veya diğer insanlar zarar veremezler, ancak bizim kendi tutumlarımız veya inançlarımız bize zarar verme gücüne sahiptir (Türkçapar,2014).

İnsanın kendisine olan algısı ile anlamlandırması ve bilişsel süreçlerin etkisini açıklamaya çalışmıştır. BDT’ye baktığımızda işin temelinde bu düşünce olduğunu görebiliriz. Bilişsel terapi temelinde insanın ortaya attığı fikirlerin derinlerinde yer alan biliş ve davranışların bilimsel kanıtlarla açığa çıkabileceğini kabul eden bir yaklaşımdır.

Beck ve Ellis öncülüğünde çıkan yaklaşım, o dönemde birçok paradigmaya karşıt veya tamamlayıcı rolünü üstlenmiştir. Örneğin davranışçı yaklaşımın en büyük tartışması aynı durum ve aynı uyaranlara sahip insanların nasıl farklı davrandıklarını açıklamaktır. İşte bu noktada yanıtlanamayan sorular bilişsel bir bakış açısı getirerek yanıtlanmaya çalışılmıştır.

Bilişsel terapide davranışçı kuramın bazı sentezlerini de bulmak mümkündür. BDT klasik veya edimsel koşullanmanın etkisini kişilerin algıları ve bilişsel sürecini anlamak adına yardımcı olmaktadır. Bu tekniklere kişilerde yanlış olan inançların mantıksal olarak değiştirilmesi için başvurulur. Buradan da anlaşılacağı gibi bilişsel davranışçı terapi insanı anlamak adına ve psikopatolojilere göre en iyi sonucu elde etmek için birçok yaklaşımdan yardım almıştır.

Bilişsel davranışçı terapi, oluşturduğu temel ilkeler doğrultusunda psikiyatrik rahatsızlıklara yardımcı olmayı hedefler. Bunlar:

- Bilişsel davranış terapisi her zaman ortaya çıkan danışan sorunlarını formülleştirmeye ve her zaman bilişsel terimlerle kavramsallaştırmaya dayanmaktadır.

- Bilişsel davranış terapisi sağlam bir terapötik anlaşma gerektirir.

- Bilişsel davranış terapisi, iş birliği ve aktif katılımı vurgular.

- Bilişsel davranış terapisi, amaca dönük ve sorun odaklıdır.

- Bilişsel davranış terapisi başlangıçta şuana önem verir.

- Bilişsel davranış terapisi eğiticidir, danışana kendi terapisti olmasını öğretmeyi ve sorunların tekrarlanmasını önlemeyi amaçlar.

- Bilişsel davranış terapisinin amaçları zamanla sınırlı olur.

- Bilişsel davranış terapisinin seansları belli bir yapılanma içerisindedir.

- Bilişsel davranış terapisi danışanlara bozuk düşünce ve inançlarını belirlemeyi, değerlendirmeyi ve onlara yanıt vermeyi öğretir.

- Bilişsel davranış terapisi düşünceyi, duyguyu ve davranışın değişmesi için birçok yöntemi kullanır (Şahin,M.,çev.,2015).

Kişilerin davranışlarını en çok etkileyen bilişsel sistemin içinde kişiyi anlamak için üç ana başlığa ayrıca bakmak gerekir. Bunlardan birisi otomatik düşünceler diğerleri ise ara inançlar ve şemalardır.

Bunu daha iyi açıklamak için birbirine geçmiş üç daireyi düşünebiliriz. Bunlardan en yüzeyde olan otomatik düşünceler ve en temelde olanlar ise şemalardır. Bunların hepsinin bizim oluşturduğumuzu ve inançlar doğrultusunda davrandığımızı söylersek yanlış olmayacaktır. Bu yüzden yüzeyde olanları daha çabuk anlamlandırabilirken temelde olan inançlarımızın ortaya çıkması daha güçtür. Bireyleri anlamak ve durumlara karşı farklı bir bakış açısı geliştirmek için öncelikle bu düşünceleri kişinin fark etmesi gerekir. Bu üç kavramın ne olduğuna biraz daha detaylı bakmak faydalı olacaktır.

Otomatik Düşünceler

Otomatik düşünceler zihin akışı içerisinde yer alan duygusal sıkıntı anlarında da ortaya çıkan duruma ve ortama özgü inanışlardır. Bu yüzden otomatik düşünceler kendiliğinden ortaya çıkan ve fark edilemeyen düşüncelerdir. Genellikle duygularla eşlik edelebilen bir yapıyla karşımıza çıkmaktadır. İlk anda hızlı bir şekilde karşımıza çıkan bu düşünceler herhangi bir inceleme olmadan direkt kabul edilir. Bir duruma karşı oluşturulan düşüncelerin kişinin hayatında farklı alanlarda etkisi devam edebilir. Psikoterapinin en büyük amaçlarından birisi de var olan otomatik düşünceleri kişiye fark ettirmektir ve hatta bunun farklı bakış açıları olup olmadığı konusunda da kişiye yeniden düşünme olanağı sağlamaktır.

Örnek:

 Ben bir aptalım, kimsenin söylediği hiçbir şeyi anlamıyorum.

Böyle bir inanışa sahip birisi de ilerleyen zamanlarda ilişkisiyle ilgili bir problem karşısında da aynı inanışı sürdürerek ben aptalım bu yüzden benimle bir şey yapmak istemiyor şeklinde bir düşünceyle inancını güçlendirmiş olabilir (Türkçapar,2014).

Otomatik düşünceler sözel biçimde ortaya çıkabildiği gibi imgesel biçimde de görülebilir.

Örnek:

Arkadaşım notlarını istediğim zaman benim sorumsuz olduğumu düşünecek diye otomatik inanç geliştiren birisi için bu duruma bakıldığında arkadaşından notları isterken arkadaşının yüzünde iğrendiğini gösteren bir ifade olması şeklinde bir imgelemeye sahip olduğunu söyleyebilir (Şahin,M.,çev.,2015).

Ara İnançlar- Varsayı- Sayıltılar

Otomatik düşünceler altında kişinin dile getirmediği ancak inandığı ara inançlar yer alır. Söze dökülmese bile kişinin hayatında başına gelmiş olaylar veya yaşantısıyla ilgili var olan kuralları veya beklentilerini içerir. Mesela konuşma sırasında ‘yaptığım her şeyde mükemmel olmalıyım’ diyen biri aslında kendisiyle ilgili ara inancını ortaya koymaktadır. Genellikle temel inançların desteklemesiyle ortaya çıkan bu ara inançlar bazı durumda kişinin uyumun bozulmasına veya işlevsiz olmasına neden olabilir. Eğer başarısız olursam sevilmem veya ancak insanları memnun edersem bana katlanırlar şeklindeki inançlar bunlara örnek olarak verilebilir.

Temel İnançlar

Ara inançların derinlerine bakıldığı zaman temel inançlar ortaya çıkmaktadır. Temel inançlar, bireyin kişisel ve çevresel bilgiyi nasıl düzenleyeceğini belirleyen bireyin kendisi, diğerleri ve dünyayla ilgili temel varsayımlarını içeren ve geçmiş yaşantı sonucunda oluşmuş bilişsel yapılardır. Yaşamın erken döneminde yaşanan olayların etkisinden bu yapılar içinde bahsedilmektedir. Beck temel inançları çaresizlik, sevilmeme veya değersizlik olacak şekilde üç grup içinde toplamıştır.

Örneğin çaresizlik temel inancının içinde ‘’yetersizim, dayanıksızım, zayıfım, beceriksizim” gibi inançlar bulunmaktadır.

Sevilmem temel inancında, ‘’sevilmiyorum, kusurluyum, sevilecek kadar iyi değilim, önemsizim” gibi inançlar söz konusudur.

Değersizlik temel inancında ise; ‘’yaşamayı hak etmiyorum, kabul edilmez, değersiz, bir hiçim” gibi inançlar yer almaktadır.

Herkeste var olan temel inançlar içerisinde olumsuz olanlar kişinin hayatında sorunlar çıkaran ve psikoterapi içerisinde bununla ilgilenilen durumlara yol açmaktadır. Çünkü sağlıklı bireyler, yaşadığı olumsuz bir durum karşısında daha mantıksal şekilde bakıp kendi içinde olayı tolere edebilmektedir. Ancak olumsuz bir temel inancı olan biri yaşadığı durum karşısında anında aktive edip sonrasında da davranışlarını ona göre düzenleyecektir.

Bilişsel-davranışçı terapide öncelik kişinin otomatik düşünceleri, ara inançları ve temel inançlarını bulmak ve hatta kişiye bunların farkındalığını kazandırmaktır. Sonrasında da mantıksal veriler doğrultusunda kişinin inançlarını olumlu şekilde düzenlemesine yardımcı olmaktadır. Çünkü en başta da bahsedildiği gibi bu yaklaşımın temelinde kişinin düşünceleri ve algıları yer almaktadır.

Psikoterapi içerisinde kişilerin birbiriyle etkileşim halinde olan davranış, duygu ve düşüncelerinden birinde yarattığımız değişiklik bu sistemde diğerlerinin de etkilenmesine sebep olacaktır. Terapi içerisinde kişinin farkındalığını kazanması, ona sorununu ortaya çıkaran davranışının azalması ve hatta yok olması konusunda yardımcı olur. Psikoterapist bunu yaparken yaklaşımda önerilen yöntemler ile test uygulamalarından yararlanmaktadır. Bilişsel davranış terapisi günümüzde hala psikoterapiler içinde etkisinin görüldüğü yöntemlerden birisidir.

Kaynakça:

Türkçapar,H.(2014). Bilişsel terapi, temel ilkeler ve uygulama (7.baskı).Ankara: HYB basım yayın

Şahin, M.(Ed.) (2015). Bilişsel davranışçı terapi:Temelleri ve ötesi. (2.baskı). Ankara:Nobel.  

Ebru MERDOĞLU

Okan Üniversitesi - Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı/1.sınıf


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.