Dışavurumcu Sanat Terapisi

Sanat Terapisi bireyle terapötik ilişki kurmada ve bilinçdışının dışa vurulmasında oldukça etkilidir. Adrian Hill, yaptığı bir çalışmayla resim yapmanın hobinin dışında anksiyeteyi dışa aktardığını fark etmiştir. Birey, dile dökemediği konuşamadığı sorunlarını sanat dalları ile dışavurabilir ve ruhu üzerinde iyileştirici bir etki yaratabilmektedir.

Dışavurumcu Sanat Terapisi
07 Şubat 2018 Çarşamba 18:48

Dışavurumcu Sanat Terapisi

Sanat terapisi; kişinin sorunlarını çözmek, stresi kontrol edebilmek, ruhsal problemleri azaltmak ve kişide olumlu gelişme sağlamak için sanata başvurmaktır. Psikoterapi ile sanatı birleştirme düşüncesi 1940’lı yıllara dayanmaktadır. İlk profesyonel çalışmalar 1960’lı yıllarda yapılmıştır. Psikoterapi sanatın her alanıyla birleştirilmiştir. Resim, müzik, dans, tiyatro, sinema vb. sanat dalları ile psikoterapi çalışmaları yapılmıştır (Demir,2017).

Sanat Terapisi yapan terapistler her terapide olduğu gibi belirli ekollere bağlı kalabilirler. Örneğin; psikodinamik, bilişsel-davranışçı ya da varoluşçu kuramın bakış açısını benimseyebilirler ve buna göre çalışabilirler. Temeldeki inanış bilinçdışının bilince çıkarılmasıdır. Sanat Terapisi bireyle terapötik ilişki kurmada ve bilinçdışının dışa vurulmasında oldukça etkilidir. Adrian Hill, yaptığı bir çalışmayla resim yapmanın hobinin dışında anksiyeteyi dışa aktardığını fark etmiştir. Birey, dile dökemediği konuşamadığı sorunlarını sanat dalları ile dışavurabilir ve ruhu üzerinde iyileştirici bir etki yaratabilmektedir. Grupla birlikte yapılan dışavurumcu terapide kendi sorunlarının dışında grup bireylerinin sorunları ile ilgilenmeye başladıkları tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalara göre sanat terapisi yapılan kanser hastalarında iyileşme, 300 şehirde yaşayan insanda ise sanat terapisi yapılan sürede daha az doktora gittikleri ve yaşam kalitelerinin arttığı tespit edilmiştir.

Tanı ve tedaviye yardımcı olan sanat terapisi günümüzde daha sık kullanılır hale gelmiştir. Yaratıcılık ve sanatın birleşimiyle bireyin kendini tanıması, iyileştirmesi amaçlanır. Birey için dışa vurması oldukça zor olan acı duyguları ve düşünceleri renklerle, beden hareketleriyle dışarı vurur ve açığa çıkar. Çizim yapma, yağlı boya, çamur kullanımı heykel yapma gibi sanatsal çalışmalar bireyin içindeki çatışmaları açığa çıkarmasında ve çözümlemesinde yardımcı olmaktadır (Kar, 2015). Kişinin bastırmış olduğu, kendinin bile farkında olmadığı duyguları ve düşünceleri açığa çıkartır ve onlarla yüzleşmesini sağlar. Her terapide olduğu gibi sanat terapisinde de temel amaç kişinin kendini dışa vurması ve farkındalık kazanmasıdır. Farkındalık yaşayan birey sorunları için çözüme yönelir. Sanat terapisi bireye terapinin yanında üretkenlik kazandırır. Resim yapmak, heykel yapmak gibi sanatsal aktiviteler kişinin ortaya bir eser çıkardığı aktivitelerdir. Kişi terapide kendini iyileştirmenin yanında ortaya bir ürün çıkartır. Ortaya çıkarılan ürün ve terapinin bir sanatla birleşiyor olması terapiye devamda ve alınan verimde artış olmasını sağlamaktadır.

Kişi kendini sözcüklerle ifade etmekte zorlanıyorsa ve terapiye ihtiyacı varsa sanat terapisi tercih edilen durumdadır. Özellikle ergenler ve çocuklar ile çalışırken resim gibi bir araç onların kendini ifade etmesinde daha etkili olmaktadır. Sanat terapisi seansları bire bir ya da grupla birlikte gerçekleştirilebilir. Terapide önemli olan bireyin motivasyonu ve özgür olabilmesidir. Özgür olan birey kendini rahatça sanatla birlikte ifade edebilir. Terapisti tarafından motive edilen birey dışavurumu özgürce devam ettirebilir.

Eski insanlar hayatlarını ve yaşadıklarını duvarlara resmetmişlerdir. Psikologlar o resimleri incelediklerinde insanların içindeki duygu ve düşünceleri nasıl dışavurduklarını görmüş ve buradan yola çıkarak psikoterapi ile birleştirerek Sanat terapisini oluşturmuşlardır. Sanat terapisi şu anda yurt dışında oldukça tercih edilen bir terapidir. Birey sanat terapisi ile bir bakıma kendi kendini tedavi eder. Bireyin kendini tanıdığı ve ruhunu iyileştirdiği bir terapi şeklidir. Sanat terapisi naif bir şekilde işler. Psikodrama gibi terapi çeşitlerinde kişi sorunları ile daha sert bir şekilde yüzleşir ve geçişler daha sert olmaktadır. Sanat terapisinde bu durum daha yumuşak işlemektedir. Kişi sorunları ile daha yavaş ve daha yumuşak bir şekilde yüzleşir. Çözüm de tanı kadar yavaş ve yumuşak işlemektedir. Tanı ve tedavi durumunun yavaşlığı ve hızlılığı bireye de bağlıdır. Birey sorunlarını ortaya ne kadar dökmek istiyorsa o kadar döker ve istediği zaman çözüme başlar. Birey temelli yürüyen bir terapi çeşididir. Çok ağır, kişinin yüzleşmesi zor olan acılar yaşandığında sanat terapisi ile birlikte metaforlar, semboller aracılığı ile dışa vurulur ve kişi travma ile bu şekilde yüzleşir. Birebir yüzleşme olmaması için sanat terapisi diğer terapiler yanında yumuşak kalmaktadır fakat etkisi en az diğer terapiler kadardır.

Sanat terapisi, kişinin estetik kaygı gütmeden ‘sanat sanat içindir’ düşüncesinden çok anatın birey için olduğunu dayanır. Sanat bireyi iyileştirici yönde kullanılır. Sanat dalları ile uğraşarak hem kendine değer katan hem de kendini iyileştiren birey ortaya çıkmaktadır. Sanat terapisi sadece bir ürün ortaya koymakla değil aynı zamanda bir sanat ürününü incelemekle de uygulanabilmektedir. Kişinin sanatı yorumlayışı, bakış açısı aynı zamanda onun bilinçdışını da açığa çıkartabilmektedir. Bir resmin yorumlanışı ile kişinin benliğine bakışını öğrenebiliriz. Mantıkdışı düşüncelerinin farkındalığını kazanabilir.

Sanat terapisinde ürün ortaya koyma kaygısı olmadığı için bazen kişinin eseri yarım kalabilir bazen hiç ortaya çıkarılmayabilir. Burada önemli olan bireyin kendini iyileştirebilmesi ve ruhuna iyi gelmesidir. Sanat terapisinde amaç tanı ve tedavidir, ürün kaygısı olmaması gerekir. Sanat ile birlikte birey fiziksel, ruhsal olarak iyi hissetmektedir. Özellikle çocuklarda kullanılan sanat terapisi terapiste oldukça fazla malzeme vermekte çözüme ulaştırmada daha yardımcı olmaktadır. Bir çocuk için sorunlarını sözlerle ifade etmek ve bunları ortaya koymak oldukça zordur. Genelde sorunun tam kaynağının ve sorunun kendileri de farkında değillerdir. Ortaya koydukları sanatla birlikte ancak terapist farkına varabilir ve çocukta açığa çıkarabilir. Bu şekilde çocuğun anlaşılması ve kendini ifade etmesi daha kolay olmaktadır. Aynı zamanda kendini yargılayacak bir durum olmadığını düşündüğünde çocuk daha rahat hareket eder ve kendini daha rahat ifade eder. Sanat terapisi de bu ortama olanak sağlar ve çocuğu özgür bırakır. Çocuk sadece resim yaptığını ya da çamurla oynadığını zannederken aslında içindeki birçok duygu ve düşünceyi dışarı vurmaktadır. Bilinçaltını dışarı vuran çocuğu terapistin anlaması, tanı ve tedavisini ortaya koyması daha kolay olmaktadır. Bu durumlardan dolayı sanat terapisi özellikle çocuk ve ergenlerle çalışan terapistler tarafından kullanılmaktadır.

Birçok yapılan araştırmaya göre bir sanat eserini incelemek bile insanı rahatlatmaktadır. İnsanlara bir de bu nedenden dolayı müze gezmesi tavsiye edilir. Sanat terapisini gerçek sanat yapmaktan ayıran fark ürün çıkarma kaygısı gütmeden ve amacın farklı olması ile ayrılmaktadır. Sanat terapisi aynı zamanda kişisel gelişim ve yaratıcılık açısından da kişiye faydalı olmaktadır. Sanat terapisinde kişinin ortaya koyduğu eserdeki estetik kişiye iyi gelmekte ve farkındalık kazanmaktadır. Ortaya çıkan ürünün estetiği ile birlikte kişiye özgüvende verebilmektedir. Sanatı sevmeyen, resim çizmekten hoşlanmayan vb. kişilerde sanat terapisi uygulamak oldukça zordur ve sanat terapisinin kişiye faydalı olması neredeyse imkansızdır. Sanatı seven, sanatla uğraşan ya da sanata nötr yaklaşan bireylerle çalışmak daha kolay ve olasıdır. İnsan sevdiği bir işi yaparken, hobisi ile uğraşırken daha mutlu hisseder. Bu mutluluk hali bedenine ve ruhuna yansımaktadır. Bedeni ve ruhu ile bir bütün şekilde iyi halde olan insan için sorunları ile baş edebilmek ve çözüme kavuşturmak oldukça kolay olmaktadır. Terapistlerde sanattan zevk alan insanlarla terapilerinde daha hızlı ve doğru ilerlediklerini belirtmişlerdir. Sanat terapi dışında da birçok insan için iyi ruh haline kavuşma yoludur. Sanatı kendi iyilik hali için yapan birçok insan vardır.

Bireyler dil ile ifade edemedikleri duygu ve düşüncelerini sanatın evrensel ve sınırsız dili ile ifade edebilmektedirler. Konuşma dili duygu ve düşünceleri ifade etmekte sınırlı kalabilmektedir. Sanatta bir sınır yoktur ve bireyin ifade edemediği tüm duyguları sanatla rahatça ifade edebilir. Çoğu insan sanat terapisinden sonra da hobi olarak sanat aktivitelerine devam etmektedirler.

Sanat terapisinin yanında ‘dışavurumcu sanat terapisi’ kavramında ‘dışavurumculuk’ sanatta bir ekolu ifade etmektedir. Dışavurumculuk sanatta estetik kaygı gütmeden hayatın olumsuzluklarını sanata olduğu gibi yansıtmasıdır. Sanatçı hayatı estetik kaygı olmadan, hayatın tüm çirkinliklerini ortaya koymasıdır. Dışavurumcu sanat terapisinde ise birey kendi içindekilerini, bilinçaltını, korku ve kaygılarını estetik kaygı gütmeden olduğu gibi aktarmasıdır. Birey bu şekilde kendini ifade ettiğinde içindeki her şey olduğu gibi ortaya çıkmaktadır. Psikoterapi ile sanatın birleştirilmesi ise ancak ‘dışavurumcu sanat terapisi’ kavramı ile oluşturulabilirdi. Çünkü kişinin bilinçdışını, duygu ve düşüncelerini estetik bir kaygıyla ifade etmesi imkansızdır, ifade etse bile olduğu gibi ortaya koymadığı için yansıttıkları da içindeki yaşadıklarının bire bir yansıması olamamaktadır.

Dışavurumculuk akımı sanatın her dalında benimsenmiştir. Psikoterapi ile bir araya geldiğinde ise bireyin içindekiler olduğu gibi dışa vurması olarak açıklanabilir. İnsanın bilinçaltında yatan korkunç duygu ve düşünceleri ancak estetik kaygısı olmadan ortaya çıkarabilir. Kişinin ifade edemediği korku ve kaygılarını özgürce dışa vuramaması sanat terapisinin ona yardım edemeyeceği anlamına gelir. Sanat terapisinin temellerinden biri özgürlüktür, kişinin kendini özgürce ifade edebilmesidir. Bu özgürlük terapi içinde danışanın kendini rahat hissetmesini sağlar ve sorunlarını açığa çıkarmada daha etkili olur.

Sanat terapisini terapist danışana ulaşmak için bir araç olarak kullanmaktadır. Terapi sürecinde danışan ve danışman arasındaki terapötik ilişkiyi, ortamı oluşturmada sanat bir araç olarak kullanılır. Sanat terapisinde bazen sanatçı ve danışmanın birlikte çalışması gerekebilir. Terapide sanatçı ve terapistin birlikte çalışması terapi sürecinin daha profesyonel yürütülmesini sağlamaktadır. Sanatçı ve terapistin birlikte çalışması danışan için de faydalı olmaktadır (Demir, 2016). Sanatçı terapiye etki etmez, süreci engellemez fakat terapiste çözümleme sürecinde yardımcı olabilir.

Umutsuzluk sorunu ile ilgili de son zamanlarda sanat terapisi kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır. Sanat terapisi; kişinin bedenini olumlu algılaması, özgüvenini arttırmak, iç sesini dinleme ve kendinin farkına varma, gevşeme, rahatlama durumlarını sağlar. Danışan, sanat terapisi ile birlikte kendi ile bilinçli bir yakınlık kurar ve kendi içinde güvenli alanını oluşturur. Danışan için bunun yavaş ve kendi kontrolünde gerçekleşmesi oldukça rahatlatıcıdır. Danışan kendi isteği kadar sanat ile kendini dışa vurur. Danışanın ortaya koyduğu eserin tamamlanmış olması önemli değildir, terapide önemli olan bireyin kendini özgürce ifade edebilmesidir. Sanat eseri yarım da kalabilir, başka bir sanata aktivitesine de geçilebilir. Böyle durumlar kişinin isteğine kendini nasıl daha rahat ifade edebileceğine bağlıdır. Kişi için terapide kullanılacak sanat aktivitesi oldukça önemlidir. Yanlış bir seçim bütün terapinin olumsuz ilerlemesine neden olur. Terapideki aktivitenin seçimi danışanın ihtiyaçları ve özellikleri göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Seçilen aktivite zorlayıcı olmamalı aksine rahatlatıcı olmalıdır. Zorlukla yapılan bir aktivite sonucu kişi kendini dışa vuramaz ve bu durum terapi için olumsuz olur. Terapinin ilerleyebilmesi ve sonuca ulaşabilmesi için danışan ve danışmanın iş birliği icinde olması gerekmektedir. İş birliği içinde, güvenli bir ortam ile yani terapötik ilişkinin sağlıklı bir biçimde kurulması ile danışma süreci doğru bir şekilde amaca yönelik ilerleyebilir.

Sanat terapisi genel anlamda psikoterapinin sanat is birliği içinde yürütülmesidir. Burada araç olarak kullanılan sanat, terapide büyük bir önem taşır. Terapi yavaş ve rahatlama  içinde ilerler. Bu rahatlama ve  danışana bağlı ilerleyişten dolayı son zamanlarda oldukça tercih edilen bir terapi şeklidir. Sanat terapisi, tercih edilmesinin yanı sıra ülkemizde çok gelişmemiştir. Yurtdışında daha yaygın ve daha profesyonel ilerlemektedir. Terapistin, sanat terapisi uygulayabilmesi için belirli bir eğitimden geçmesi gerekmektedir, bu eğitim kısa süreli olmamalıdır. Sanat terapisinden alınan geri dönüşlerin pozitif olması son zamanlarda yaygınlaşmasının nedenlerindendir. Sanat terapisinin ilk denemeleri hasta kişiler üzerinde yapılmıştır. Fizyolojik olarak rahatsız olan bireyler sanat terapisi ile birlikte birçok sıkıntılarını atlatmış, sanat terapisi sağlıklarının iyi yöne gitmesini sağlamıştır. Hobi olarak başlanan sanat zamanla bir terapi biçimine dönüşmüştür. Ruhu iyileştirmesi açısından psikoterapiden uzak tutulamayacağı düşünülmüştür. Ruh iyileştirici hal sanat yapmanın dışında onu düşünmenin, incelemenin ve eleştirmenin de içindedir.

Sanat terapisi; içeriği düşünüldüğünde sanatçıların sürekli bir terapi içinde olduğu düşünülebilmektedir fakat sanat terapisi sadece sanat yapmakla ilgili değildir burada temel amaç danışandır. Terapist danışanı tahlil eder ve ortaya çıkan ürünü yorumlar. Bu şekilde bireyi anlar, gözlemler bilinçaltına iner. Elde ettiği bilgilerle tanı koyar ve tedavi sürecini de yine sanatla birlikte yapar. Sanat aktivitesini değerlendirebilmek için onun hakkında terapistin fikir sahibi olması gerekmektedir. Danışman terapide sanat - danışan - danışman arasındaki etkileşimi kontrol etmelidir. Sanat terapisinde yaygın olarak resim kullanılmaktadır. Özellikle çocuklar için çizim kullanılmaktadır. Yetişkinlerde resimi tercih etmektedir. Dışavurumun en çok yaşandığı ve kolayca ortaya koyulabilen sanat aktivitesi resimdir. Dans ve müzik de sıkça kullanılan sanat aktivitelerindendir. Özellikle yetişkinlerde dans tercih edilenler arasındadır. Dans ile birlikte enerjinin de harcanması kişiye ekstra bir rahatlama sağlayabilmektedir. Bireyin müziğe ilgili olması tercih edilme sebeplerindendir. Kişi sanat terapisinde yaptığı aktiviteden zevk almalıdır. Bu yüzden aktivite tercihi terapist ile birlikte danışanla yapılmalıdır. Çocuklarda kullanılan ‘aile çiz’ testi sanat terapisi içinde alınmaz, sanat terapisinde birey serbest bırakılır yönerge sunulmaz. Bireyin özgürce kendini ifade etmesi istenir, terapist bireyi açıkça yönlendirmez. Terapistin bireyi yönlendirmesi bireyi kendini açıkça ifade etmesini engeller. Birey özgür olmalıdır, asıl soruna ancak bu şekilde ulaşılabilir.

Sanat, insanın kendini ifade edebileceği en rahat ortamlardan birini sağlar. Öfke kontrolü, kaygı bozukluğu, umutsuzluk vb. durumlarda oldukça işlevseldir. İnsanın doğayla, estetik ile birleşimi ve üzerine düşünmesi rahatlatıcıdır. Terapide kaygı olmadığı için bu rahatlama düzeyi artmaktadır. Yavaşça gerçekleşen bir tedavi sürecine giren birey, hobisini sanatla birleştirmenin zevkini yaşar. Varoluşçu yaklaşım ve psikodinamik yaklaşım ekolleri sanat terapisinin ayrılmaz parçalarıdır. Sanat terapisi anlattığım her anlamıyla insanın ruhunu doyururken iyileştiren kişinin terapi sonrasında da sanat aktivitesiyle ilgilenerek rahatlamayı devam ettirmesi ve stres, kaygı ile başa çıkmakta kullanabilmektedir. Terapinin estetik ile birleşimiyle ortaya çıkan sanat terapisi ilerleyen yıllarda daha da yaygınlaşacağı tahmin edilmektedir.

Genel hatlarıyla sanat terapisi yeni olmakla birlikte etkisi kısa zamanda açıkça fark edilmiştir. Bu rahatlatıcı ve yavaş ilerleyen terapi birçok insan için ruh iyileştirici olmuştur. Özellikle kendini konuşarak ifade etmekte zorlanan insanlarda oldukça etkili olmaktadır.

Kaynakça;

  1. Demir, V. (2017). Dışavurumcu sanat terapisinin psikolojik belirtiler ile bilişsel  işlevlere etkisi. Uluslararası Toplum Araştırma Dergisi, 13, (7).
  2. Kar, Ö , Toros, F . (2015). Aile İçi Şiddet ve Çocuk İstismarı Olgularında Sanat Terapisi. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, (), . Retrieved from http://dergipark.gov.tr/husbfd/issue/7893/103885
  3. Demir, V. ve Yıldırım, B.(2016). Sanatla terapi programının üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin depresyon, anksiyete ve stres belirti düzeylerini etkililiği. Ege Eğitim Dergisi 2017 (18) 1: 311-3444

​​​​​​​Ayşe İrem DOĞRUL


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.