Cinsel Sağlık ve Cinsel Terapi

Kısaca cinsel terapi; bireyin cinsel yaşamını her yönden etkileyen duygusal, bilişsel ve davranışlar çarpıklıkları düzeltmeye yardımcı olan bir hizmettir. Cinsel terapi bilişsel ve davranışsal sorunların çözümünü ve devamında bunun korunmasını amaçlar.

Cinsel Sağlık ve Cinsel Terapi
20 Kasım 2017 Pazartesi 20:55

Cinsel Terapi

İnsanların toplumda gerekli işlevlerini gerçekleştirebilmeleri, sosyal uyumlarının gelişmesi ve topluma aidiyet hissedebilmesi için gerek ruhsal gerek bedensel olarak sağlıklı birer birey olmaları gerekmektedir. Sağlık denildiğinde çok geniş bir kapsam ifade edilmektedir. Sağlığın en genel tanımı “herhangi bir hastalığın ve sakatlığın bulunmamasının yanı sıra beden, ruh ve sosyal olarak tam bir iyilik halidir.”(Keçe, 2016). Sağlık bozulduğunda hemen bir arayış içine girilir, çünkü sağlığın bozulması insanı yaşam faaliyetlerini gerçekleştirmesinden alı koyan en önemli sebeptir. Beden sağlığının yanı sıra ruh sağlığı da yaşam faaliyetlerinin devam etmesi açısından hayati önem taşır. Bir insanın tam olarak sağlıklı olabilmesi demek; bu iki yapının(ruh ve beden) sosyal hayatın gerekliliklerini yetine getirebilmesidir. Tüm bu sosyal hayatın içinde birçok şeye maruz kalan sağlığın korunması, insanın hayatına devam edebilmesi için en önemli amaçtır. Bu amacın korunması ve sağlıklı bir şekilde devam ettirilmesi gerekir fakat doğumdan ölüme kadar olan uzun süre içerisinde bu pek de mümkün olamayabilir. İnsan hayatın akışı içerisinde bedensel, ruhsal ve sosyal sağlığı bozucu türlü türlü etmenle karşılaşmaktadır. Bu etmenler insanda kalıcı veya geçici sağlık bozulmalarına neden olur. Önemli olan ise her türlü etmene karşı bir direnç göstermek ve bu etmenin üzerine düşmektir. Şüphesiz ki her insan bedensel olarak bir hastalıkla karşılaştığında hemen harekete geçerek bu durumu iyileştirmeye yönelmektedir. Ruh sağlığı bozulduğu zaman ise insanlar genelde bir önyargı ile hareket etmektedirler. “Ben deli miyim?” düşüncesiyle hareket eden insanlar bu konuda biraz tedirgin davranır. Günümüzde bu düşünce çoğunlukla kırılmış olsa bile yine de bazı kesimlerin bakış acısı böyledir. Durum böyleyken konu bir de cinsellik olunca insanların üzerindeki kaygı iyice artmaktadır. Oysa cinsel sağlık tüm bu bedensel, ruhsal ve sosyal iyiliğin temelinde yatandır. Cinsel açıdan sağlıklı bir birey pozitif bir sosyal tutum sergiler bu da beden ve ruh sağlığı üzerinde olumlu etkiler yapar. Cinsellik, tam bir bütün halinde olan sağlık açısından çok önemli bir yerdedir. Cinselliğin duyumsal ve ifadesel olarak sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Tüm bu kalıpları içeren ve açıklayan cinsel sağlık ise başlı başına bir araştırma konusudur.

Cinsel Sağlık

Cinsellik ile alakalı sağlık sorunları insanları mutsuz eden başlıca problemlerden bir tanesidir. Cinselliğin bozulması sadece fiziksel olarak bireyi kesintiye uğratmaz; ruhsal yaşantı, aile yaşantısı ve sosyal yaşantıyı da kesintiye uğratır. Bu nedenle cinsel sağlık her yönüyle insanı ilgilendiren konuların en başında gelir. Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ) cinsel sağlığı “cinsel yaşantının bedensel iyilik, zihinsel ve ruhsal sağlamlık ve sosyal yaşantı olarak hep bir bütün içerisinde ele alınarak; iletişim, kişilik ve sevginin olumlu olarak gelişmesi” olarak tanımlamaktadır(Gölbaşı, 2003). Cinsel Sağlık Örgütü tarafından cinsel sağlığın korunması temel insani haklar çerçevesine alınmıştır. Dünya üzerinde bulunan her üç kişiden birinin hayatının belli bir döneminde cinsel sağlık problemi yaşadığı bilinmektedir(Yüce, 2017).

Cinsel Sağlığın Bozulma Nedenleri

Farklı coğrafyalarda yapılan çalışmalar bize cinsel sağlık sorunlarının hemen hemen her toplum ve kültürde benzer şekilde rastlandığını göstermektedir(CETAD, 2008). Rastlanılan sorunlar benzer şekilde ve sıklıkta olsa da bu durumu önemli derece etkileyen birçok etken vardır. Toplumun cinselliğe bakış açısı, cinselliğin önemsenmemesi, bir tabu olarak bakılması ve cinsellikle alakalı bilinçliliğin düşük olması bu nedenler arasında sayılabilir.

  1. Cinsel Eğitimsizlik

Genel olarak cinsel sağlığın bozulmasına yol açan en önemli neden cinselliğe karşı eğitimsizliktir. Cinsel eğitimsizlik birçok insanın ve çiftin ilişkilerinde sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Formel olarak bir cinsel eğitimin verilmemesi ya da çok yetersiz olması bu duruma sebebiyet vermektedir. Cinsellik bilgisinin yetersizliği, cinselliğe karşı takınılan katı tutumla ve yasaklarla birleştiğinde birçok cinsel sağlık sorununa yol açmaktadır. Türkiye’de cinsel sağlık sorunlarının nedenine baktığımızda %62 oranında cinsel eğitimsizlik olduğu görülmektedir(CETAD, 2008).

  1. Cinselliğe Karşı Yanlış İnanışlar

Cinsel yaşamın şüphesiz ki en çok etkilendiği yapı toplumsal yapıdır. Toplumda yer etmiş bir takım inanışlar cinselliği birçok yönden etkilemektedir. Çocuklardan doğdukları andan itibaren sahip oldukları cinsiyetlere göre belli başlı tutum ve davranışlar göstermeleri beklenir ve bu doğrultuda toplumda yer alan büyükler onlara cinsiyet ve cinsellikle alakalı ne yapmaları, nasıl düşünmeleri konusunda tavsiyeler vermektedir. Açıktan bir tavsiye olmasa bile toplum tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan tutum ve davranışlar eninde sonunda yeni kuşaklara da bir şekilde geçer. Aktarılan bu tutum ve davranışlar da çoğu zaman yanlış inanışlardır. Bu inanışlar günlük olarak kullanılan küfürlerde, esprilerde, medyada ve pornografik içeriklerde mevcuttur. Cinsiyet eşitsizliğine dayanan bu inanışlar çoğu kez kadını küçümseyen ve pasifleştiren; erkeği ise duygusuz, insanı yanlardan uzak, sadece sekse odaklı bir makine gibi gösteren içeriklerdir. Bu gibi etmenler nedeniyle kadın ve erkeği birbirinden ayırır ve aradaki bağı koparır. Oysaki cinsellikte önemli olan bir bütünlük ve duygusal bağın olması esastır.  Cinsel roller, cinsel ilişki sırasındaki tutumlar ve cinsel işlevler hakkındaki yanlış inanışlar da ciddi sağlık problemlerine yol açmaktadır.

  1. Cinselliği Etkileyen Organik Etmenler

Kalp, damar ve dolaşım yolu hastalıkları gibi birçok organik etmen cinsel sağlığın düzenli bir şekilde işlev görmesini etkilemektedir. Kişinin yaşam standartlarına göre bedenine ne kadar sağlıklı baktığı sağlıklı bir cinsel yaşam sürmesi açısından önemlidir. Alkol, sigara ve keyif verici maddeler gibi bedensel işlevi bozan her türlü zararlı madde cinsel sağlığı da olumsuz yönde etkilemektedir. Bedensel rahatsızlıklara bağlı olarak ortaya çıkan akciğer, karaciğer hastalıkları, solunum bozuklukları, sinir sistemi hastalıkları ve beslenme bozuklukları cinsel yaşamı olumsuz yönde etkilemektedir.

  1. Cinsel Sağlığa Etki Eden İlaçlar

Birey sağlığı bozulmaya başladığında türlü türlü çözüm yollarına başvurmaktadır. Bunlardan en sık başvurulan yollardan birisi de ilaçlardır. Kuşkusuz ki ilaçlar bedenin sağlıklı bir yapıya tekrar kavuşmasına büyük ölçüde yardım eder fakat bazı ilaçlar cinselliği olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle kanser tedavisinde kullanılan ilaçların cinsel yaşamı sekteye uğrattığı oldukça fazla bir şekilde gözlemlenmiştir.

  1. Psikolojik İyilik Hali

İnsanın psikolojik yapısı büyük ölçüde cinsel yaşamına da yansımaktadır hatta cinsellik insanın içinde bulunduğu psikolojik iyilik haline göre şekillenebilir diyebiliriz. Gün içerisinde çok fazla strese maruz kalma, baskı altında olma ve kaygılarla boğuşma cinsel yaşamda kişiyi oldukça pasifleştirir. Depresyondaki bir birey literatürde “cinsel yönden hiç kimseye karşı ilgi duymamak” olarak tanımlanan aseksüel bir yapıya bile bürünebilir. Aynı zamanda manik dönemde olan bir kişi ise normalden çok fazla cinsel ilişkiye girerek beden sağlığını tehlikeye atabilir.

Cinsel İşlev Bozukluğu

Cinsel işlev bozukluğu, cinsel hayatın yaşanmasını zorlaştıran, imkânsız hale getiren, zevk almayı ketleyen ve eşler arası cinsel ilişkilerde problem yaratan durumların genel adıdır. Çiftler arasında karşılıklı olarak sağlıklı bir cinsel ilişki gerçekleşmesinin temelinde karşılıklı sevgi, gereksinim ve haz alma yatar(Yüce, 2017). Cinsel hazzı engelleyen veya bu hazzın devamlı olmasının önüne geçen etmenler cinsel işlevi bozmaktadır. Sağlıklı bir cinsel ilişkinin gerçekleşmesi için sadece eşlerden birinin cinsel olarak sağlıklı olması yeterli değildir. Cinsel ilişki karşılıklı olarak gerçekleşen bir aktivitedir ve her iki eşinde sağlıklı bir cinsel işlevinin olması beklenir. Cinsel işlevleri bozan depresyon, stres, kaygı ve evlilik ile ilgili nedenler olabilmektedir. Cinsel işlev bozuklukları uzman bir psikiyatr veya bir psikolog tarafından cinsel terapi yöntemi ile çözüme ulaşabilmektedir.

Cinsel Terapi Nedir?

Cinsel terapi, cinsel işlev bozukluklar nedeniyle bozulan ruh sağlığını iyileştirmek, cinsel ilişkideki bozuklukları düzeltmek, cinselliği olgunlaştırmak ve daha verimli hale getirmek, cinsellik ile ilgili oluşan stres, kaygı, korku gibi gerilim yaratan duyguların önüne geçmek ve çiftler arası ilişkileri düzeltmek için uygulanan terapilerin genel adıdır(Keçe, 2016). Kısaca cinsel terapi; bireyin cinsel yaşamını her yönden etkileyen duygusal, bilişsel ve davranışlar çarpıklıkları düzeltmeye yardımcı olan bir hizmettir. Cinsel terapi bilişsel ve davranışsal sorunların çözümünü ve devamında bunun korunmasını amaçlar. Cinsel terapi öncelikle bir terapist olan ve ardından özellikle cinsellik ile ilgili araştırmalar yapmış, cinselliğin ve insan doğasını iyi bilen, cinsel terapi eğitimi almış uzmanlar tarafından verilmelidir. Cinsel terapist cinsel terapi sırasında danışana herhangi bir fiziksel müdahalede bulunmaz, bilişe, duyguya ve davranışa odaklanır. Cinsel terapi sürecinde kişinin cinsel yaşamı, aile, iş ve günlük yaşamı hep beraber terapist ile değerlendirilir. Danışanlar isterlerse terapiye eşleri ile birlikte de katılabilirler. Bazı oturumlar da eşler beraber terapiye girerlerken bazı oturumlarda ise ayrı ayrı girerler.  Cinsel terapiler genel olarak kısa sürelidir ve bu terapilerde başarı oranı oldukça yüksektir.

Cinsel Terapi Hangi Durumlarda Gereklidir?

İnsan doğası gereği psiko-seksüel bir canlıdır. İnsanın cinselliği yaşamının her noktasında etkili olabilmekte ve günlük yaşantısının işlevini bozabilmektedir. Cinsel işlevin etkisi ile alakalı bozulan ruh sağlığı, eş ilişkileri ve günlük yaşam insanı zorlayabilmektedir. Bu durumdan çıkış yolu ise cinsel terapidedir. Cinsen işlev çok geniş bir yelpaze olmakla birlikte birçok bileşeni içinde bulundur. Sadece cinsel ilişki ile alakalı değil; psikolojik, sosyal, kültürel, toplumsal ve dini değerler ile de ilişkilidir. Bu bileşenler cinsel işlevi bozabilmekte ve cinsel yaşamın sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesinin önüne geçmektedir. Vajinismus(kadınlarda görülen cinsel birleşmeyi engelleyecek derecede vajinada bir kasılmanın oluşması), orgazm bozukluğu, cinsel isteksizlik, erken boşalma ve cinsel ilişki sırasında oluşan ağrılar cinsel işlev bozukluklarından bazılarıdır. Bunlara durumlar söz konusu olduğunda cinsel terapi hemen hemen hepsine cevap verebilmektedir. Cinsel terapinin bu sorunlara cevabı ise cinselliği yeniden ve doğru bir biçimde öğretmekten geçer. Cinselliğe dair yanlış inanışları ortaya çıkarıp, düzeltir ve yetersiz eğitimin önüne geçer. Bazı durumlarda cinsel terapi yetersiz kalabilir. Bunun nedeni ise cinsel işlev bozukluğunun sebebinin organik kökenli olmasıdır. Bu durumlarda cinsel terapistin yanında ilgili hekime başvurmak gerekir.

Cinsel Terapi Süreci

Cinsel terapinin ilk seansında cinsel işlevi bozan durum belirlenmeye çalışılır. Daha sonra bu durumun hangi sebeple kaynaklandığı saptanmaya çalışılır. Durum ve sebep ilk seansta anlaşılamayabilir ama durumun ve sebebin ilk seansta belirlenmeye çalışılması kaynaklanan problemin gerçek bir cinsel işlev bozukluğu olup olmadı ve cinsel terapi ile belirtilen problemin çözülüp çözülemeyeceğine karar vermede önemlidir. Eğer ki durum geçekten kişinin cinselliği ile alakalıysa cinsel terapinin uygulanmasına karar verilir. Terapist ilk olarak danışanın bazı bilgilerini(yaş, mesleği, eğitim düzeyi, medeni durumu) ondan edinir. Daha sonra danışanın belirttiği problemi dinler. Cinsel terapi sürecini belirleyen danışanın o anda terapiste bahsettiği problemdir. Terapist problemi tanımaya ve çözüme odaklanır. Tanım ve çözüm için danışanın yaşam öyküsünü ondan dinler. Yaşam öyküsünde bahsedilen konular aile yaşamı, sosyal yaşamı ve cinsel yaşamı olabilir. Terapistin amacı bu yaşam öyküsünde problem ile alakalı önemli ipuçlarını yakalamaktır. İlk seansta önemli olan konulardan biri ise terapistin danışana cinsel terapinin içeriği hakkında bilgi vermesi, hangi teknik ve tedavi planını uygulayacağını belirtmesi ve danışandan terapi için onay alması beklenir(Keçe, 2016).

Daha sonraki oturumlarda danışanda cinsel işlevde bozulmaya yol açan problemin doğasını kavrayan terapist, bunu danışanında tecrübe edebilmesine ve kendi probleminin kendisinin farkına varmasına yardımcı olur. Danışan kendi probleminin kaynağına iner. İçsel çatışmalarının farkına varır. Yanlış inanışlarını, çarpık düşüncelerini ve hatalı davranışlarını tecrübe eder. Hatalı olan her şey düzeltilmeye çalışılır ve bunun davranışa yansıması beklenir. Davranış değişiklinin sağlanması içinde terapist danışana bir takım uygulayabileceği ödevler verir ve bunları açıklar. Terapi süresi içerisinde gevşeme egzersizleri, nefes kontrolü, beden-zihin farkındalığı teknikleri gibi yöntemler de uygulanır. Cinsel terapiler, evlilik ve çift terapileri ile birlikte uygulandığında daha etkili olmaktadır. Burada önemli olan danışanın eşi ve terapist ile birlikte hareket etmesidir. 

Cinsel Terapi Teknikleri

Analitik Yönelimli Cinsel Terapi(Geleneksel Terapi)

Analitik yönelimli cinsel terapi psikanaliz tekniğine dayanır. Analitik terapinin önemli isimleri Sigmund Freud ve Wilhelm Reichdir. Bu terapi, cinsel bozukluklarını geçmişte deneyimlenen zor yaşantılara dayandırmaktadır. Cinsel işlev bozukluğu yaşayanlar genellikle çocukluk dönemlerindeki gelişimlerinde problemler yaşamış ve bunu yetişkinlik dönemine taşımış kişilerdir. Geçmiş yaşantılar insanların zihinde bir takım imgeler(duygu, düşünce, inanış) yaratmakta ve bu imgeler bir çatışmaya yol açmaktadır. Bu çatışmalar zaman içerisinde bilinçdışına atılır. Bilinçdışına atılan bu çatışmalar da davranışı yönlendirmektedir. Böyle bir durumda olan kişi sağlıklı bir gelişim gösteremez. Analitik terapinin ulaşmak istediği şey de bu bilinçaltındaki çatışmaların bilince çıkarılmasını sağlamak ve danışanın bu durumun farkına varmasıdır. Terapi sürecinde terapist danışana herhangi bir yönlendirme yapmadan, danışanın kendi duygu ve düşüncelerini serbest bir şekilde ortaya çıkarmasını sağlar. Danışan ortaya çıkan çatışmaların kaynağına indiğinde cinsel yaşamının yapısını oluşturan etmenlerin farkına varır ve buna bağlı olarak cinsel yaşamı ile alakalı bir anlayışa sahip olur(Keçe, 2016). Analitik terapi uzun bir süre gerektirdiğinden çok fazla kullanılmamaktadır.

Bilişsel Davranışçı Cinsel Terapi

Cinsel terapilerde kullanılan en popüler terapi yöntemi bilişsel davranışçı terapilerdir. Temel amaç çarpık düşünceleri düzeltmek ve davranışın değişmesini sağlamaktır. Bilişsel davranışçı terapiye göre cinsel işlev bozuklukları gelişen olaylara hatalı yorum yapmak ve bu yoruma bağlı olarak yanlış davranış sergilemekten kaynaklanmaktadır. Bu terapi sürecinde terapist ve danışan beraber hareket ederler. Terapist, danışanın problemine ilgili farkındalık kazanmasına yardımcı olur. Terapist, problemin nedenini ortaya çıkarıp danışana bu nedenin onun davranış ve düşüncesini ne denli etkilediğine dair bir farkındalık kazandırır. Problemin çözümüne ilişkin terapi sürecinde sıklıkla ev ödevleri verilir. Danışanın bu ödevleri yapması terapinin başarılı bir şekilde sonuçlanması için önemlidir. Bazı durumlarda danışan ev ödevlerini tamamlamakta zorluklar yaşayabilmektedir. Bu zorluklar aslında onun cinsellikle alakalı yanlış inanışlarından kaynaklanmaktadır. Bu inanışlara “otomatik düşünceler” denir. Ev ödevlerinde amaç bu otomatik düşüncelerin farkına varmak ve bunun üstesinden gelebilmektir. Yanlış düşüncelerin üstesinden gelindikten sonra da değişen düşüncenin davranışı değiştirmesi beklenir.

Birey Odaklı Cinsel Terapi(Hümanist Terapi)

Bireyin yaşam öyküsüne odaklanan bireysel odaklı terapide cinsel işlevin bozulmasının nedeni bireyin özsaygısında bir eksikliğin olmasıdır. Kişinin geçmişinde yaşamış olduğu kötü yaşantılar kendine dair olumsuz bir imge oluşturmasına ve cinsel açıdan düşük bir özgüven geliştirmesine neden olur. Terapinin amacı ise bu düşük özsaygı ve özgüvenin önüne geçmektir. Birey odaklı terapilerde her insanın kendini gerçekleştirme potansiyelinin olduğu varsayılır. Bu sebeple kişinin kendi cinsel yaşamını iyi bir şekilde yönlendirme potansiyeli vardır ve birey odaklı cinsel terapi bunu ortaya çıkarmaya çalışır. Birey kendi kendini iyileştirme potansiyeline sahip olup ve bu deneyimini ileriki yaşamında karşılaşacağı problemlere de uydurması beklenir.

Cinsel Terapide Genel İlkeler

  1. Cinsel yaşama dair detaylı bilgiler almak
  2. Problemin cinsel ilişkiden kaynaklandığını ve bireyin bir hasta olmadığını belirtmek
  3. Herhangi bir yargılamada bulunmamak
  4. Danışanın cinsel yaşamına dair anlayışlı, kabullenici, geniş ve esnek olmak
  5. Danışanın içgörü kazanmasını ve bunu yansıtabilmesini sağlamak

Cinsel Terapide Başarı Durumu

Cinsel terapilerde başarı yüzdesi oldukça yüksektir. Önemli olan deneyimli bir cinsel terapist ile çalışmak ve terapinin sorumluluklarını yerine getirebilmektir. Danışanın, danışanın eşinin ve terapistin ortak bir yol izlemesi sonucu daha da etkili yapabilmektedir. Kişi kendi duygu, düşünce ve davranışlarını rahat bir şekilde dışarıya yansıttığında aynı derecede sağlıklı bir cinsel yaşamı olur.

Kaynakça

  1. Keçe, C. (2016). Cinsel sağlık ve cinsel terapi. Ankara
  2. CETAD, (2008). Cinsel yaşam ve sorunları. İstanbul
  3. Yüce, D. (2017). Cinsel işlev bozuklukları. İstanbul
  4. Gölbaşı, Z. (2003). Cinsel sağlık eğitimi. Aile ve toplum. 5(2).

Aydın Deniz YÜCE


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.