Sosyallik Ve Asosyallik Arasındaki İnce Çizgi


Kader Ulaş

Kader Ulaş

Okunma 04 Şubat 2018, 22:19

Günlük yaşantımızda sıkça duyduğumuz popüler bazı kelimeler var “ sosyallik-sosyalleşme”

Peki nedir bu sosyallik ya da sosyal olma ?

Hayatının büyük bir çoğunluğunu Facebook , ınstagram, twitter gibi sosyal mecralarda geçiren insanlar için sosyal medyada aktif olmak önemlidir. Örneğin, ınstagrama fotoğraf atmak için arkadaşlarla dışarıya çıkıp, fotoğraf çekilip, tek kelime bile konuşmadan geri eve dönülen buluşmalara verilen bir isim olarak kullanılan sosyalleşme, gerçek sosyalleşme midir ?

Bu halleri bir de günümüzün favori kelimesiyle taçlandırıyorlar : “ Akıyoruz “

Nereye akıyorsunuz şekerim sosyal medyaya mı ? Eğer öyleyse evet doğru.

Konunun derin sularına inmeden önce dilerseniz sosyalleşmenin tanımını basitçe bir irdeleyelim. Bireyin yeni bir ortam, sınıf, topluluk içerisinde kendisine istediği şekilde arkadaşlar edinebilmesi, yeni girdiği ortamda fikirlerini ifade edebilme, duygularını söyleyebilme yeteneğine/gücüne sosyalleşme diyebiliriz.

Peki bizler bu sosyalleşme sürecini nasıl yaşıyoruz? Acaba sosyalleştiğimizi düşünürken asosyalleşme mi yaşıyoruz?

Bireylerin, özellikle gençlerin ve çocukların interneti kullanma süreleri gittikçe artmaktadır. İnterneti kullanan bireylerin, gerçek sosyal hayattaki bireylerle daha az ilişkiye girdiği araştırmalarca ortaya konmaktadır. Gerçek sosyal hayatta daha az ilişkiye giren bireyler ellerinin altında bulunan klavyeler vasıtasıyla internet ortamında bulunan sosyal ağları kullanarak “sanal (siber) sosyalleşme” kavramını ortaya çıkarmaktadırlar.

Sosyalleşme dediğimiz kavramın genel itibariyle yüz yüze iletişimlerle, jest ve mimiklerin iki taraflı iletişim ağında kullanıldığını biliyoruz.

Sosyallik terimi ; bireyin diğerleriyle kurduğu kişisel ilişkiler bütünüdür. Bu anlamda sosyallik ; aile üyeleri, akrabalar, arkadaşlar, dostlar, komşular, iş arkadaşları ve benzeri kişiler arası tüm ilişkileri kapsamaktadır.

İşlemsel olarak sosyallik, bireyin düzenli olarak ilişkide olduğu kişilerle oluşturduğu sosyal ağın genişliği veya darlığı boyutunda kavramsallaştırılmaktadır. Dolayısıyla sosyallik, bir bakıma birey veya grubun sahip olduğu sosyal sermayeyi ifade etmekte ve sosyallik düzeyi, bu sermayenin ya da kaynağın büyüklüğünü yansıtmaktadır.

21. yy. da dijital dünyada belki de sosyalleşme kavramında bazı değişikliklere gidilmesi gerekebilir. Son araştırmalara göre genç bireyler ortalama olarak günde 192 dakikasını telefonlarındaki uygulamaları kullanarak geçiriyorlarmış. Bu bir günde %7,5 demek olur ki konunun önemini bir kez daha bize gösterir.

İnternetin nimetlerinden biri olan sosyal paylaşım siteleri (SPS), bireyler arası iletişimden gruplar arası iletişime, işçilerden işverenlere, seçim kampanyalarından yardım çağrılarına, eski arkadaşlarla iletişim kurmaktan her türlü aktivite için oluşturulan gruplara kadar bireylerin ilgisini ve beklentilerini karşılayabilecek uygulamaları içerisinde barındıran sanal bir ortam olarak nitelenebilir. Bu ortamın hem olumlu hem de olumsuz etkileri olabileceği konusunda araştırmalar bulunmaktadır. (Akgün & Öztürk, 2012)

Örneğin, Beck (2004), “internet aracılığıyla iletişimin duyguların ifadesini ve duygusal mesajların iletilmesini kolaylaştırdığını böylelikle aile içi iletişime benzer şekilde arkadaşlık ilişkileri oluşturarak, kullanıcılar arasındaki önemli sosyal bağları geliştirip kuvvetlendirdiğini ifade etmektedir”.

Bazı araştırmacılar ise, internetin bireyleri, topluluk ve ailelerinden uzaklaştırdığını ileri sürmektedirler (Wellman ve ark., 2001). Ancak, sosyal ağların kullanımı, bireylerin karakteristik özelliklerinden, interneti ne amaçla ve nasıl kullandığına bağlı olarak değişebilmektedir (Çetin, 2008; İşbulan, 2011). Dolayısıyla bireylerin sosyal ağları nasıl kullandıkları ve kullanım amaçları, olumlu ya da olumsuz olarak yaşadıkları deneyimler ve sosyal ağların eğitim açısından etkisi incelenmesi gereken önemli konulardır.

Sosyalleşme süreci doğumla başlar ve yaşam boyu devam eder. İlk ve uzun süreli sosyalleşmenin olduğu yıllar ise çocukluk ve ergenlik dönemindedir. Sosyalleşme sürecinin, kültürel normları ve bir bireyin toplumda oynayacağı rollerle ilgili olan tutumları, değerleri, bilgiyi ve davranışları ürettiği düşünülür. Sosyalleşme resmî ve gayri resmî kanallar yoluyla oluşur. Okullar, çevresel yapılar ve toplum merkezli programlar resmî kanallar olarak görülürken, aile, akran grupları ve kitle iletişim araçları gayri resmî sosyalleşme kanalları olarak dikkate alınır. Her birey için, bir grup sosyalleştirici nitelikte olan diğer kişiler, bireye etki yaparak onu belli etkinliklerin içine çekerler ya da belli etkinliklerden uzak tutarlar.

Çocuklar büyüdükçe diğer insanlarla karşılaşır ve onlarla olumlu ilişkiler kurarlar. İlk sosyalleşme kaynağı, toplumun temel davranış şekillerini öğreten ailedir. Okul gibi kurumlarda sosyalleşmenin öncül kaynaklarından ve toplum içinde yaşamını sürdürebilmek için gerekli temel becerilerin bazılarının kazanılmasında çocukları eğitirler. Sosyalleşme kavramı olmadan toplumların tutarlı bir biçimde varlıklarını sürdürmeleri beklenemez. Bu nedenlerle sosyalleşmeye etki eden faktörlerin çok çeşitli olduğundan hareketle bu faktörler içerisinde önemli olduğu kabul edilen aile, kültür, okul (eğitim), akran grubu, sosyal çevre, kitle iletişim araçları, sivil toplum kuruluşları aşağıda ele alınmıştır. Ayrıca diğerleri başlığı altında da sosyalleşmeye etki eden faktörlerin bir kısmına da açıklık getirilmeye çalışılmıştır.(Morgan, 2009)

İnsan, diğerleriyle paylaştığı sosyal etkilerin sonucu olarak bir şahsiyet halini almaktadır. Gerçekten çocuk doğar doğmaz topluma katılmak, toplumda yer alınak imkanına sahip değildir. Sosyal sistemlerin tamamlanabilmesi için sadece, insanın doğuştan getirdiği biyolojik teç- hizata dayanmak kafi değildir. (Koştaş,1998)

İnsan sosyal bir varlıktır ve iletişim ile sürdürür hayatını. Ancak insanlar ile iletişim halinde bulunmayan ve kendisini yanlızlığa kapatan insana da asosyal denmesi yanlıştır.

Hafta sonu gelmiş siz yatağınızda kitap okuyup müzik dinlemeyi hayal ederken arkadaşlarınız dışarıya çağırıyor ve reddediyorsunuz.

Onlara göre bunun iki nedeni olmalı : ya moraliniz bozuk ya da aranız bozuk.

Haydaa dinlenmeyi istemek suç mu ?

Hobaa bir de asosyal oldunuz şimdi bütün gün evde kitap okunur mu, hafta sonu ınstagram’a story atmazsan insanlar seni asosyal- yalnız zanneder, olmaz ki ard arda story atıp yaşıyorum bu hayatı diye inletmen lazım sosyal medyayı.

Evet maalesef günümüz toplumunun anlayışı bu yönde sosyal olmak ; ınstagram, facebook, twitter gibi sitelerde vakit geçirmek, aktif olmak. Bir derneğe topluluğa üye olmak ve ya her gün sokağa çıkmak, gezmek, popüler cafelerde check-in atmak. Ah muazzam derecede içi boş bir sosyallik.

Tebrik ediyorum nur topu gibi bir asosyal oldunuz ama farkında değilsiniz, hadi bakalım asosyallik gerçekte ne demekmiş?

Asosyallik, kişinin sosyal çevresi ile yeterince ve kaliteli bir etkileşim içinde bulunmaması olarak tanımlanır.

Asosyal kişiler çevreleri ile iletişimleri konusunda yetersizdir. Yakın çevre ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek yerine, yalnızlığı tercih ederler.

Bu kişiler kalabalık yerlere girmeyi istemez. Sakin, kimsenin bulunmadığı yerler onlar için daha çekicidir. Kalabalıkta kendilerini saklama isteği duyarlar. Bu nedenle toplumun içine girmeyi istemez, böyle yerlerden uzaklaşırlar. Bu durum kişinin kendisini toplumdan izole etmesi olarak görülebilir. Asosyal kişiler çevresiyle uyum sağlayamaz ve empati kuramazlar.

Yani asosyal dediğimiz insanların bulunduğu ortamda varlığı ile yokluğu bir anlam ifade etmez. Kaliteli, kişiler arası ilişkiler geliştirme, derinlere inen duygusal bağlara sahip olma konusunda zorluk çekerler. Bunun farklı sebepleri olabilir. Küçük yaşlarda geçirilen travmatik bir olay, olumsuz yaşantı deneyimleri gibi sıralanabilir. Bunların aşılması için kademeli olarak bireyleri toplum içinde entegre edilmesi düşünülebilir. Örnek vermek gerekirse genç bir birey için yeni arkadaşlar edineceği spor branşlarından birisine yönlendirilmesi, herhangi bir kursa gitmesi gibi…

Sosyalleşme-Günümüz sosyalleşmesi ve Asosyallik arasında gördüğünüz gibi ince bir çizgi vardır.

Sosyal medyada vakit geçirmek, bilgisayar oyunu oynamak, hafta sonunu evde geçirmek istemek ya da yalnız kalıp kitap okumak istemek bunlara asosyallik dememiz için bunları yaparken yakın çevre ile iletişim kurmamak, empati yapmamak, toplum içerisinde kendini ifade etmekte zorlanmak, ikinci bir kişi ile yüz yüze konuşurken çekimser davranıp kekelemek ya da sosyalleşmek için çıkılan toplumda sadece sosyal medyayla ilgilenmek gibi davranışlar sergilenmesi gerekmektedir.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
coşkun - 11 ay önce
yazınızdan çok etkilendim kader hanım,günümüzün ciddi olan sıkıntısına çok güzel bir şekilde yorum ve açıklama katmışsınız.umarım gereken merciler bundan ders alır ve sosyallik yolunda dediğiniz gibi internetten kafa kaldırılıp bunun sosyal olmadığına kanaat getirilir.teşekkürler
Avatar
İrem Çağla Seyidoğlu - 11 ay önce
Hocam çok doğru tespitler. Tam da günümüzdeki problemleri çok güzel yorumlamışsınız. Kaleminize sağlık..