Sosyal Kimlik Teorisi

sosyal kimlik nedir?, grup dinamiği, sosyal benlik

Sosyal Kimlik Teorisi
08 Kasım 2015 Pazar 22:32

En çok bilinen sosyal psikoloji teorilerinden ve gruplarlar arası ilişkileri açıklamadaki en önemli teorilerden biri olan sosyal kimlik teorisi gruplar arası davranış, grup üyeliğini ve grup süreçlerini ele alıp açıklamaya çalışan temel psikoloji teorilerinden biridir. Bu teorinin merkezinde sosyal kimlik, yani kişinin bir grup üyeliğiyle kendisini algılaması yer almaktadır. Sosyal kimlik kuramı, 1979 yılında Henri Tajfel ve John Turner tarafından oluşturulmuştur. Tajfel ve Turner, minimal group paradigm olarak bilinen deneylerde insanların normalde var olmayan kategoriler oluşturulup gruplaştırıldığında bu yapay grupların bile insanların kendi gruplarını kayırmaları için yeterli olduğu açığa çıkarmışlardır. Bu durum diğer gruplarla etkileşime geçmemeleri durumunda bile ortaya çıkmıştır. “Tajfel ve arkadaşları insanlar kendilerini bir grupla özdeşleştirip, diğer insanları öteki grup olarak algıladığında, kendi grubundaki insanları öteki grubuna koyduğu insanlardan daha olumlu bir şekilde algıladığını ileri sürmüşlerdir.”.(Bernard, 2010, ss. 330).Sosyal kimlik teorisi gruplar arası ayrımcılık, grup ilişkileri, olumsuz sosyal kimlikle nasıl başa çıkıldığını, kendi grubunu kayırma ve diğer grubu küçültme ve bunlarla birlikte ortaya çıkan çeşitli sorunların motivasyonel ve bilişsel temelini anlamaya çalışmaktadır.

Sosyal Kimlik Nedir?

Kimliğimiz diğer insanlarla bağlantılı olarak oluşur ve şekillenir. İnsanların sadece bireysel benlikleri yoktur, insanlar kendilerini algılar ve anlamlandırırken kişisel kimlik ve sosyal kimliklerinden etkilenirler. Sosyal kimlik, insanların gruplarıyla kendilerini anlamlandırmalarına verilen isimdir. İnsanların ait oldukları gruplar onlar için önemli bir özsaygı ve gurur kaynağıdır. Ait olduğumuz gruplar bize aidiyet ve sosyal kimlik kazandırırlar. Gruptaki ortak normlar, hedefler, prototipik davranışlar ve özellikler sosyal kimliği belirler. Sosyal kimlik teorisi, kişisel kimliktense sosyal kimlikle ilgilenir. Sosyal kimlik grup içi ve dış gruba ait duygularımızı, sosyal kategorilendirmeyi kapsar. İnsanların benlik algısı temelde bireysel ve sosyal benlikle ve bunları etkileyen çeşitli kişilik düzeyleriyle oluşur.  İnsanların kendilik algısı oluşurken grup üyelikleri de bu süreci etkilemektedir. Sosyal kimlik duruma ve zamana göre farklı faktörlerden etkilenebilir ve farklı şartlar ve zaman altında farklı sosyal kimlikler ön plana çıkabilir.

Farklı sosyal durumlarda insanlar bu farklı kişilik düzeylerine göre davranabilirler. Benzer şekilde, insanların birden çok sosyal kimliği olabilir ve bunlar farklı bağlamlarda aktive olabilirler. Mesela arkadaş olmak, anne olmak, bir kadın olmak, doktor olmak, öğrenci olmak gibi kimlikler bir insanda bulunabilir ve bu farklı sosyal kimlikler gerektiğinde ön plana çıkabilir. Bunun gibi sosyal kimliklerin oluşmasını ve aktive olmasını kategorileştirme, bireysel farklılıklar, kronik sosyal kimlikler ve kişinin grubuyla kendisinin arasında optimum düzeyde bir fark bulunması gibi faktörler etkidir. Sosyal kimlik genellikle üç aşamada oluşur. Bun aşamalar; sosyal kategorileştirme, sosyal özdeşleşme, sosyal karşılaştırmadır. İnsanlar karşılarındaki nesneleri ve insanları anlamak için öncelikle onları belirli kategorilere koyarlar. Kategoriler bize kategorileştirilen hakkında bir şeyler söylemektedir. Karşımızdakini ve kendimizi belirli kategorilere ait olarak yorumladığımızda kendimizi ait olduğumuz grupla, karşımızdakini de ait olduğunu düşündüğümüz grupla özdeşleştiririz. Bu özdeşleştirmemiz bizim ait olma, grubu hissetme özeliklerimizi arttırır ve sonraki aşamada güçlü bir şekilde ait hissettiğimiz gruplar ve öteki yerine koyduğumuz grupları karşılaştırmaya başlarız.

Sosyal Kimlik Teorisinin Başlıca Varsayımları

- İnsanlar kendilerini olumlu bir şekilde anlamlandırmak, değerlendirmek isterler.

- İnsanlar hem pozitif bir kişisel kimlik hem de pozitif bir sosyal kimlik için çabalarlar.

- İnsanlar kendilerini anlamlandırırken bireyin sosyal ve kişisel kimliği bu süreçte etkili olur.

- Sosyal kimlik bireyin grup üyeliğiyle belirlenir.

- İnsanlar kendi gruplarından ayrılma yaşayarak da pozitif bir sosyal kimlik oluşturabilirler.

Teori

Önceden de bahsettiğimiz gibi sosyal kimlik belirli bir sosyal gruba aidiyette birlikte kendini anlamlandırma ve algılamanın bir parçasıdır.  Sosyal kategoriler insanlara kimlik sağlar. Sosyal kimlik teorisi, algılanan statü farklılıkları, gruplar arası geçişler, gibi bazı özelliklere göre gruplar arası ilişkilerin şekillenmesini ele alır. İnsanlar ait oldukları grupları dolayısıyla kendilerine diğer grup ve insanlardan daha iyi bir şekilde, daha olumlu olarak değerlendirirler ve “öteki” gruplara daha önyargılı ve olumsuz bakarlar.  Belirli bir sosyal kimlik aktive olduğunda dış grubun homojenliği etkisi meydana gelir ve insanlar dış grup üyelerini olduklarından daha benzer, kendi gruplarındaki insanların arasındaki benzerliği ise daha az ve her üyeyi özel olarak algılarlar. Bernard ve Kite (2010) kitaplarında sosyal kimlikler aktive olduğu anda insanların kendilerini ve diğerlerini keskin bir şekilde faklı ve zıt kategorilerle algıladıklarını söylemektedirler.(ss. 331) Bu karşı grubu belirli özelliklere göre kategorilendirmiş olmamızla da ilgilidir.  Bu şekilde kendi grubumuzu ve diğer grubu algılamamız gruplar arasındaki farkı abartmamıza ve diğer gruptaki insanların benzerliklerini olduğundan fazla görmemize neden olur. Kendimizi sosyal bir kategoriye ait hissettiğimizde sosyal kimlik, kişisel kimliğimizden daha ön plana çıkar.

Aynı zamanda grup kimliği, grup etkisi, grubun hedefleri bizim hedef ve kişisel tercih ve kimliklerimizden daha önemli bir hale gelir.  Bu durum kendi grubumuzu ve dolayısıyla kendimizi pozitif olarak algılama sürecini de doğurur. İnsanlar bu durumda kendilerini daha iyi hissetmek için grubun da daha iyi olduğunu düşünür. Bu durum bizim davranışlarımızı da şekillendirir. Kendimizle ilgili olumlu duyguları arttırmak için ait olduğumuz grubun statüsünü arttırırız ve bu şekilde kendimizi daha iyi hissederiz. Çünkü kendimizi sosyal kimlik kuramına göre, ait olduğumuz grupla birlikte algılarız. Aynı şekilde diğer gruplarla ilgili önyargılı düşünceleri arttırarak da kendimizi daha iyi hissedebiliriz. Sosyal kimlik teorisi kendinle ilgili algımızın daha olumlu olmasını sağlamak için karşıdaki gruplara ayrımcılık yaptığımızı ileri sürer. Sosyal kimlik teorisi insanların neden kendi gruplarını kayırma eğiliminde olduğunu açıklarken iki hipotezi vardır. Bunlar özsaygı hipotezi ile kategorileştirme-rekabet hipotezidir. Özsaygı hipotezine göre sosyal kimlik teorisi insanların pozitif sosyal kimlikler oluşturmaya ve sürdürmeye motive olduklarını söyler. İnsanların sosyal kimlikleri ve kişisel kimlikleri etkileştiği için pozitif bir sosyal kimliğe sahip olmak pozitif özgüvene yol açar. Diğer hipotez ise insanların kendilerini bir grupta, diğerlerini diğer grupta kategorileştirmelerinin gruplar arası rekabeti yaratmak için yeterli olduğunu ileri sürer. Bu da kendi grubunu kayırma etkisini arttırır (Bernard, 333). Bu teori genellikle iki grup arasındaki etkisini gösterir. Sosyal kimlik teorisi bazı araştırmacılar tarafından özsaygı ve kendi gurubunu kayırma arasındaki ilişkinin zayıf olması sebebiyle eleştirilmiştir.

Kaynakça:

Demirtaş, H. Andaş. Sosyal Kimlik Kuramı Temel Kavram ve Varsayımlar.İletişim. 2003. 123-144.

Ellemers, Naomi. Spears, Russell. Dosje Bertjan. Annu. Rev. Psychology.2002. 161-86

Tajfel, Henri. Turner John. The Social Identity Theory of Intergroup Behaviour. Whitlery, Bernard.

Kite, Mary. The Psychology of Prejudice and Discrimination.2010.

RÜMEYSA ÖZTÜRK


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.