Olacakları Düşüncelerle Çağırmak: Pygmalion Etkisi

kendini gerçekleştiren kehanet, beklenti etkisi, pygmalion etkisi, kendini doğrulayan kehanet, pygmalion efekt, pygmalion etkisi nedir, pygmalion sosyal psikoloji

Olacakları Düşüncelerle Çağırmak: Pygmalion Etkisi
13 Şubat 2017 Pazartesi 21:43

Günlük hayatta hepimiz “İyi düşün, iyi olsun.”, “Korktuğum başıma geldi.” gibi cümleler kullanır ya da duyarız. Çoğu zaman üzerinde durmayıp kulak ardı etsek de, aslında başımıza gelenler şans eseri ya da müdahale edilemez kader ürünü durumla değil; “olacakları düşüncelerimizle çağırmak” bilimsel dayanağı olan bir gerçeklik.

Kendini gerçekleştiren kehanet olarak da bilinen ‘pygmalion etkisi’, temel beklentilerin aşamalı olarak nasıl davranışa dönüştüğünü açıklayan psikolojik bir olgudur. Genel anlamda kişiler sahip oldukları önyargılarla karşıdaki bireyden birtakım beklentiler içine girer ve birey çoğunlukla farkında olmadan bu beklentilere uygun hareket etmeye başlar.

Önyargılar, Sınıflandırmalar ve Beklentinin Oluşumu

İnsan beyni, çevre aracılığıyla her an bir bilgi bombardımanına maruz kalmakta, bu bilgilerin çokluğuyla baş edebilmek içinse kolay ve pratik olan ‘bilişsel cimrilik’ yoluna gitmektedir. Bir başka ifadeyle, maruz kaldığı tüm bu uyaranlara gerektiği kadar vakit ayırmadan, kestirme yolları seçer ve bilişsel bir enerji tasarrufu sağlar (Demirtaş Madran, 2012).

Bilişsel cimrilik ilk olarak önyargılar ve sınıflandırmalar (kategorizasyon) ile başlar. Bu sınıflandırmalar kalıpyargılara dönüşür ve neticesinde stereotipik davranış beklentileri oluşur. Beklentilerse bilinçaltında yer eder ve her davranış beklentinin doğruluğuna ispat olarak algılanır, aksi durumlar ise görmezden gelinir ya da istisna olarak kabul edilir. Bu döngüsel süreç sonucu kişi kendisinden beklenen davranışları sergilemeye evrilir.

Kendini gerçekleştiren kehanet sürecini bir örnekle ele alalım. İyi gününüzdesiniz, hava sıcaklığı istenen düzeyde, her şeyden önce geniş gönüllü bir insansınız ve tüm şartlar pozitif duygulanımlar için gayet müsait. Yeni bir insanla tanışıyorsunuz, bu kişi çoğunlukla soğukkanlı ve karamsar olsa da tüm bu olumlu şartlar içinde ona karşı beklentinizi pozitif yönde geliştirerek sıcakkanlı, samimi ve dostane buluyorsunuz. Haliyle tavır ve davranışlarınız da buna göre şekilleniyor, içten bulduğunuz birine karşı siz de içten davranıyorsunuz. Bu olumlu tavrınıza kayıtsız kalamayan karşınızdaki bireyin de ayna nöronları devreye giriyor ve size aynı içtenlikle yaklaşıyor. Zamanla aranızdaki ilişki kişide bir tutuma neden oluyor ve kişi yüzde bir derecesinde de olsa genel bir değişim yaşıyor. Böylelikle beklentiniz etkisini göstermiş ve iyi bir sonuca yol açmıştır, kehanetinize sağlık.

  Şekil 1. Pygmalion ve Galatea

Neden Pygmalion?

Mitolojik bir kahraman olan Pygmalion, efsaneye göre kadınlardan nefret eden bir heykeltıraştır. Bir gün ideal kadını tasvir eden bir heykel yapar ve yaptığı heykele âşık olur. Öyle ki onu adeta bir canlı gibi sever, öper, koklar… Dolayısıyla beklentilerine uygun davranışlar gerçekleştirir. Sonunda Tanrıça ona acır ve bu heykeli gerçek bir insana dönüştürür. Venüs’ün hayat verdiği heykel Pygmalion ile evlenir ve mutlu mesut bir hayat yaşarlar (Demiralp, 2011). Böylece kendini gerçekleştiren kehanetin başlangıç noktası Pygmalion efsanesi olur.

Pygmalion Etkisi’ne Bilimsel Bakış

Kendini gerçekleştiren kehanete ilişkin günümüze dek çok sayıda araştırma/çalışma yapılmıştır. En ünlüleri Rosenthal deneyi olsa da -bu deneyin ününden ötürü Rosenthal etkisi olarak da bilinir- tüm araştırmaların ortak yanı beklentilerin, dolayısıyla düşüncelerin kontrolünün yaşamın kontrolü anlamına geldiğini ortaya koymalarıdır.

Rosenthal ve arkadaşı Jacobson bir ilkokulda öğrencilere IQ testi yapmış ve bunlardan bir kısmını rastgele seçerek öğretmenlere bu öğrencilerin yüksek IQ’ya sahip ve gelecek vaad eden çocuklar olduğunu söylemişlerdir. Oysa seçilen öğrencilerle diğerleri arasında zekâ açısından bir fark yoktur. Test sonrası geçirilen bir yılın ardından Rosenthal çocukların IQ seviyelerini yeniden ölçmüş ve “gelecek vaad ettiğini” söyledikleri çocukların şaşırtıcı biçimde diğerlerinden daha yüksek düzeyde ilerleme kaydettiğini fark etmiştir. Buradan çıkarılacak sonuç ise öğretmenlerin iki grup hakkında zıt stereotipik beklentilerin etkisine girmesiyle -gerek beden diliyle gerekse sözel olarak bunu her iki gruba yansıtarak- öğrencilerin davranışlarına, motivasyonlarına ve sonunda zekâ düzeylerine çarpıcı biçimde etki etmeleridir (Hogg ve Vaughan, 2014).

Pygmalion etkisi, tüm araştırma ve deney çalışmaları göz önüne alındığında düşünce gücünün yabana atılmayacak derecede önemli olduğunun bir kanıtıdır ve “İnanmak, başarmanın yarısıdır.” derken aslında bilimsel bir gerçekliğe atıfta bulunulduğu da pek tabii söylenebilir. Ve elbette, önyargılardan arınmış; beklenti etkisinin farkındalığına ulaşmış bir zihin daima diğerlerinden önde olacaktır.

Kaynakça:

Demirtaş Madran, H.A. (2012). Temel beklenti etkisi: kendini gerçekleştiren kehanet. Ayrımcılık: çok boyutlu yaklaşımlar. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Demiralp, D. (2011). Söylenceden düşünbilime Kıbrıs’lı Afrodit-Hesiodos’tan Proklos’a bir aşk ve güzellik tanrıçasının öyküsü. Laü sosyal bilimler dergisi 2 (2).

Hogg, M.A., Vaughan, G.M. (2014). Sosyal psikoloji(2). (İ,Yıldız, A,Gelmez, çev.) Ankara:Ütopya Yayınevi.

Beyza KARAKAN 

Hasan Kalyoncu Üniversitesi - Psikoloji Bölümü/2. sınıf


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.