Korku Değil Nefret; Homofobi Nedir?

homofobi nedir, homofobi nedenleri, homofobi nefret suçları, homofobi psikoloji, homofobiyi durdurmak için ne yapmalı, homofobi, homofobi ayrımcılık

Korku Değil Nefret; Homofobi Nedir?
06 Haziran 2017 Salı 11:56

Geçmiş tarihten bugüne kadar yüz binlerce insan, yaşadıkları toplumdaki cinsel tabulara uymamanın bedelini hayatlarıyla ödediler. Eşcinsel davranışa verilen cezalara çoğu zaman özel bir nefret, bugün “homofobi” adını verdiğimiz aşırı bir tepki de eşlik etti (Baird, 2017). Homofobinin daha iyi anlaşılması için ilk öncelikle homofobiye sebep olan kavramları ele almak gerekir. Bunlar başta heteronormatif kültür, ataerkil düzen ve başlıca toplumsal cinsiyet dayatmalarıdır.

İçinde yaşadığımız ataerkil düzenin erkek olanı yüceltip ve çeşitli mekanizmalarda ona yerini ve gücünü hatırlatıp, ötekine hükmetmesini istemesi aslında bize karşıtlıklar dünyasında yaşadığımızı göstermektedir. Eril/Dişi, Erkek/Kadın, Heteroseksüel/Homoseksüel gibi kavramlar sadece birbirinin karşısında durmamakla beraber birbirlerini beslemektedir. Bu sıfatlar kimi zaman, güçlü/güçsüz, iyi/kötü, normal/anormal gibi tanımları belirtmekte kullanılır. Aslında biz bu sıfatlarla “ötekini” tanımlamış oluyoruz. Peki, kim bu ötekiler? “Öteki” “ben olmayanı” tanımlamaktaki en büyük unsuru oluşturmaktadır. Ötekileştirme kavramını incelerken unutulmaması gereken şey, Judith Butler’ın kitabına da verdiği ad olan “Cinsiyet Belası”dır. Biyolojik cinsiyetten farklı olarak toplumsal cinsiyet kavramı, kültürlerde kadınlara ve erkeklere yüklenen roller ve sorumluluklar bütününü ifade eder. Genel olarak bir erkek ve kadından beklenen davranış biçimleridir. Toplum içinde bireyler arasındaki biyolojik cinsiyet farkı toplumsal bir eşitsizlik yaratmamaktadır ancak kadına ve erkeğe yüklenen bu cinsiyet rolleri bireyler arasında ayrımcılık ve eşitsizlik yaratmaktadır(Yektin, 2015).

Cinsiyete dayalı her türlü ilişkinin ve birlikteliğin sadece karşı cinsiyetten bireyler arasında olabileceğini iddia eden normların oluşturduğu kültür ise “heteronormatif” kültür olarak tanımlanmaktadır. İnsan ilişkilerinin sadece kadın ve erkek arasında olabileceği kanısında olan bu kültürde en çok “ötekileşen” ise duygusal ve cinsel açıdan hem cinsine ilgi duyan eşcinsel bireylerdir.

Eşcinsellik mi Homofobi mi Bir Ruhsal Bozukluk?

Eşcinsellik psikiyatrlar ve çeşitli gruplar tarafından bir tür cinsel yönelim sapması, psikopatolojik bir durum, sapkınlık gibi ifadeler ile etiketlemişlerdir. Amerikan Psikiyatri Birliği(APA), Ruhsal Bozuklukların Tanı ve İstatiksel El Kitabı-IV(DSM-IV)’den eşcinselliğin ruhsal bir bozukluk olduğu kanısını 1973 yılında kaldırmıştır. Buna ek olarak Dünya Sağlık Örgütü de Uluslararası Hastalık Sınıflandırması(ICD) ile eşcinselliği 1992 yılında sağlık sorunu olmaktan çıkarmıştır. Türkiye’de de ruh sağlığı çalışanları resmi olarak DSM-IV kullanılmaktadır(KaosGL, 215). Homofobiye ise hem psikopatolojik hem de toplumsal bir sorundur. Homofobi kökeni “fobi ”den gelmesine karşın korkudan ziyade nefret, kin ve öfke içerir. Bu yönüyle en ciddi fobilerdendir çünkü duyulan nefret çoğu kez eyleme geçer ve başka insanların yaşam haklarına ciddi zararlar verir.

Homofobinin Psikolojik ve Toplumsal Boyutları

Dünya üzerinde bazı toplumlarda heteroseksüel olmayan ilişkiler hoşgörü ile karşılanabilmekteyken, diğer toplumların çoğu saygınlığı düşük olarak görmektedir. Eşcinsel bireylere karşı olumsuz ön yargılar 21.yy’da en büyük sorunların başında gelmektedir. Bu olumsuz tutum ve davranışların genel adı Homofobi olarak nitelendirilir. Homofobi eşcinsel, biseksüel ve transseksüel bireylere karşı olumsuz davranış, duygular ve buna bağlı olarak nefret içeren bir ruh hastalığıdır. Homofobi kelimesini literatüre sokan George Weinberg “Society and the Healthy Homosexual” adlı eserinde homofobiyi, hem heteroseksüellerin eşcinsellerle yakın olma korkusu hem de eşcinsellerin kendilerine yönelik nefreti olarak tanımlamıştır(Ertan, 2010). Marks Freedman, homofobiyi, eşcinsellere karşı aşırı öfke ve korku olarak tanımlamıştır. Aurde Lorde ise biraz daha derine inerek, kişinin kendi cinsine duyduğu aşktan korkması ve başkalarında da bu eğilimi gördüğünde nefretle karşılaması olarak tanımlamıştır. Birey ayrıca bilinçdışına itilen kadınlık/erkeklik parçalarından duyduğu korku ile de homofobi sahibi olabilir. Kendinin kabul edemediği dürtü, duygu, düşünce ve davranışları diğer insanlarda gördüğünde de birey eşcinsellere karşıt tepki gösterebilir. Elisabeth Young-Bruehl “Önyargıların Anatomisi” adlı eserinde “homofobi, ırkçılık, cinsiyetçilik” kavramlarını başlıca önyargılar kabul etmiştir. Ona göre homofobi takıntılı, histerik ve narsisistik durumların kombinasyonlarından oluşur. Homofobi ile ilişkili daha birçok psikolojik kuram bulunur. Halk arasında yaygın inanışa göre de “en homofobik kişiler, kendi gizli eşcinselliklerini bastıranlardır.”(Baird, 2017).

Psikolojik bulgularla beraber homofobiyi etkin kılan diğer önemli unsurda toplumsal ve kültürel normlardır. Muhafazakâr toplumların çoğunda eşcinsellik “toplum ahlakını” bozduğu gerekçesiyle kabul görmez. Tutucu kültürler de “kültürü bozduğu” söylemiyle eşcinselliği bir tehdit olarak görür.

Psikolojik bulgular ve toplumsal tutumlar birleştiği zaman homofobi daha çok bir korku olmaktan çıkar ve bir nefrete dönüşür. Homofobik yönelimle işlenen ve şiddet içeren eylemler bir nefret suçudur. Birçok Ortadoğu ülkesinin tutumları da oldukça homofobi içermektedir. Yakın zamanda Çeçenistan’da eşcinsellere yönelik şiddet yönelimleri oldukça sıklaşmış durumdadır. “Toplum düzenini” bozmaları gerekçesiyle birçok eşcinsel toplama kamplarında çeşitli işkenceler görmektedir.Geçtiğimiz nisan ayında Çeçen yetkililer “Eşcinsel oğlunuzu öldürün yoksa biz öldürürüz” şeklinde eşcinsel erkeklerin ailelerine beyanda bulundular.

Peki, Ne Yapmalı?

Toplumda cinsel yönelim olarak azınlığı oluşturan gruplar son yüzyılda adalet ve eşitlik için büyük bir mücadele verdiler ama bu mücadeleyi her zaman tek başlarına sürdüremiyorlar. Hoşgörülü, adaletli ve çeşitliliğe saygı gösteren bir toplumda kazanç sağlayacaklar sadece onlar değil. Sonuçta gökkuşağı herkes için ve herkesin onu savunması gerekiyor.

Kaynakça:

Baird, V. (2017). Cinsel çeşitlilik (ikinci baskı) (H. Doğan, çev.). İstanbul: Metis

Yektin, S. (2015). Bir ötekileştirme biçimi olarak heteroseksizim ve homofobi. Boğaziçi Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi Öğrenci Forumu Bülteni.

Ertan, C. (2010). İnternet gazetelerinde okuyucu yorumlarındaki eşcinsellere yönelik tutumlar ve söylemler. Felsefe ve Toplumsal Bilimlerde Diyaloglar. 3(2).

KaosGL, (2010). Eşcinsellikle ilgili sıkça sorulan sorular. Ankara: KaosGL

Aydın Deniz YÜCE

İstanbul Medipol Üniversitesi-Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü/ 1. Sınıf


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.