Cinsel Yönelim ve Cinsel Kimlik Ayrımı

cinsel kimlik cinsel yönelim farkı, cinsel kimlik nedir, cinsel yönelim nedir, cinsel kimlik cinsel yönelim benzerlikleri, cinsel kimlik ve cinsel yönelim

Cinsel Yönelim ve Cinsel Kimlik Ayrımı
05 Temmuz 2017 Çarşamba 15:50

Cinsel yönelim ve cinsel kimlik farkını kavramak için bu iki kavramın temelini oluşturan cinsiyet ve cinselliğin ne olduğunu iyice anlamak gerekir.

Cinsiyet

Biyolojik Cinsiyet(Sex)

Cinsiyet insanları eril ve dişi olarak tanımlayan biyolojik bir kavramdır. Biyolojik cinsiyet, kişinin gen haritasının belirlediği ölçülerle olgunlaşan cinsel organlarla karakterizedir. Dişi bireyler XX kromozomlarının yanı sıra vajina ve rahime, eril bireyler ise XY kromozomları ile birlikte testis ve penise sahiptirler. Bunun yanı sıra genetik yapı ile dış genetik organlar arasındaki tutarsızlık ile ilişkili olarak eril ve dişi kategorisine net bir şekilde uymayan veya her iki kategorinin de özelliklerini barındıran bireylerinterseks olarak nitelendirilir(SPoD, 2017).

Toplumsal Cinsiyet(Gender)

Eril ve dişi bireylerin üstlerine inşa edilen sosyal roller ise toplumsal cinsiyet olarak belirtilir. Toplumsal cinsiyet,yaşama toplum içindeki roller ile kadın ve erkek olarak geçer. Toplumsal cinsiyet kadın ve erkeğin sosyal statüsünü belirlemede önemli bir ölçek olarak görev yapar. (SPoD, 2017).

Toplumsal Cinsiyet Rolü(Gender Role)

Bireyin kendisini hangi cinsiyet konumunda gösterdiğinin dışavurumudur. Birey kendini erkek veya kadın konumunda göstermek için sergilediği tüm davranış, söz ve duyguları içerir. Toplumsal cinsiyet rolü ile tüm “kadınsı” ve “erkeksi” davranışlar kastedilir. Bu davranışlar yürüyüş tarzından, konuşma biçimine; saç renginden giyim kuşama kadar olan bütün ifade tarzlarını içine alır (KaosGL ve Pembe Hayat, 2016).

Cinsel Kimlik(Cinsiyet Kimliği)

Kişinin bedeni, aklı, duygu, düşünce ve davranışlarını hangi cinsiyet ile algıladığı ve erkekliğe ya da kadınlığa kendini psikolojik olarak ne kadar yakın hissettiğidir.Kişinin kendini ne kadar “erkeksi” veya “kadınsı” gördüğü ve davranışlarına bunu ne kadar yansıtmak istediği ile değerlendirilir. Toplum içinde cinsiyetin ifadesidir. Ağırlık olarak kadınsı davranışlar gösteren birey “feminen” erkeksi davranışların ağır bastığı birey “maskülen” olarak nitelendirilir. Feminen ve maskülen davranış kalıplarına ek olarak her iki cinsiyetin özelliklerini yansıtan veya ikisini de yansıtmayan davranış kalıpları “androjen” olarak ifade edilir.

Transseksüellik

Cinsel kimliğin biyolojik cinsiyet ile uyumsuz olduğu durumlarda yani kişi biyolojik cinsiyetini karşı cinste algıladığı durumlara genel olarak kullanılan terim transseksüellik veya transgender’dır. Biyolojik cinsiyeti erkek, kendini algıladığı cinsiyet kadın olan bireyler trans kadın; cinsiyeti kadın fakat kendini algıladığı cinsiyet erkek olan bireyler trans erkek olarak adlandırılır.

Cinsiyeti genel olarak toparlamak gerekirse kişi eril veya dişi olarak doğar(interseks durumları dışında) kişinin doğduğu andan itibaren cinsiyeti ile alakalı başlayan yükümlülükler toplumsal cinsiyet olarak karşımıza çıkar. Kişinin kendi cinsiyetini nasıl dışarıya gösterdiği de onun cinsel kimliği ile alakalıdır.

Cinsellik

 Cinsellik cinsel hazzı, iki insanın uyumunu ve cinsel açıdan doyumunu içeren cinsiyet, cinsel yönelim ve sevgi üzerine kurulu, belli bir  sosyallik içerisinde gerçekleşen kişinin kendi öz yaşamıdır(Gülsün, Ak ve Bozkurt, 2009). Cinsellik biyolojik, psikolojik, sosyolojik ve  kültürel olarak yaşanmaktadır. Sadece üreme ile alakalı olmayan, insanın neredeyse bütün özelliklerini yansıtan bir durumdur. Freud’a göre  insan bütün davranışlarını cinselliğe göre belirler ve insan tarihi boyunca cinsel bir varlık olarak süregelmiştir (Gölbaşı, 2003). İnsan  hareketlerinde, sözlerinde ve duygularında cinselliği veya cinselliğin etkilerini barındırır.Cinselliğin dışa vurumu cinsel ilişki ile gerçekleşir  ve cinsel ilişki temeline sevgi, ihtiyaç, doyum ve cinsel yönelimi alır.

Cinsel Yönelim

 Cinselliği oluşturan dört kavram vardır ve bunlardan biri de cinsel yönelimdir. Diğer üç kavram; biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve  toplumsal cinsiyet rolüdür. Cinsel yönelim biyolojik cinsiyet ve cinsel kimlikten bağımsız olarak bireyin duygusal ve cinsel olarak hangi  cinsiyete ilgi duydukları ile ilgilidir. Cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve biyolojik cinsiyet ile belirlenmeyip kişinin kendi içinde olan,  fiziksel, ruhsal ve duygusal olarak kime ve neye ilgi duyduğu ile alakalı olan ve bunu toplumsal cinsiyet rolü ile dışa vurumu sonucu  kendini gösteren kavramdır (KaosGL ve Pembe Hayat, 2016).

Tanımlanmış olan 3 cinsel yönelim vardır:

Heteroseksüel: Kişinin cinsel ve duygusal çekiminin karşı cinse ait olan kadın veya erkek. Heteroseksüellik toplumda çoğunluğu oluşturduğu için ve bir “norm” sayıldığı için heteroseksüel bireyler kendi yönelimlerini açıklamak zorunda kalmazlar(KaosGL ve Pembe Hayat, 2016).

Eşcinsel: Cinsel ve duygusal yönelimin bireyin hem cinsine yönelik olması. Kadın eşcinsellere lezbiyen(Yunan şair Sappho’nun yaşadığı Lesbos adasından adını almıştır), erkek eşcinseller ise gey olarak tanımlanır.

Biseksüel: Cinsel ve duygusal çekimin bireyin hem karşı cinse hem kendi cinsine ait olan kadın veya erkek birey. Bu çekimin ölçüsü her iki cinse de eşit olmayabilir ve ilginin boyutu süre içerisinde değişebilir.

Cinsel Kimlik ve Cinsel Yönelim Ayrımı

 Cinsiyeti ve cinselliği iki başlık altında incelememiz, alt dallara ayırmamız bu iki kavramın farkını bize az da olsa gösterdi fakat bu iki  kavram her ne kadar birbirinden farklı yönleri olsa da birçok yönden birbirini besleyen kavramlardır. Cinsiyetlerin olmadığı yerde  cinsellikten bahsetmek bir hayli güçtür. Cinsellik, cinsiyetler üzerinden yaşanan sosyal bir yaşantındır. İnsan kendi cinsiyetinin isteğini,  arzusunu, doyumunu ve yönelimini karşılamak için cinsellik yaşar.

 Cinsel kimlik ve cinsel yönelim arasında da birbirini besleyen benzerliklerin yanında birbirinden ince çizgilerle ayrılan farklılıklar  bulunmaktadır. Cinsel kimlik üstteki tanımda da bahsedildiği gibi kişinin kendini hangi cinsiyette göre algıladığı bir durumdur. Kişi  duygusu, aklı ve hareketleri ile sergilediği davranışlar cinsel kimlik ile yaşam bulur. Kişi aynı zamanda cinsel kimliğinde kendi cinsel  yönelimini de barındırır ve bu yönelimi dilerse dışa vurabilir, dilerse de vurmayabilir. Cinsel yönelim, cinsel kimliğin içinde barınsa  bile cinsel kimlik cinsel yönelimin üzerinde bir yön belirlemez. Cinsel yönelim, cinsel kimlikten bağımsız olarak ortaya çıkar. Cinsel  kimlik çocukluğun ilk yıllarında şekillenir ve kişiye “kadın” veya “erkek” olduğu vurgusunu yapar, yirmili yaşlarda ise tam olarak  kişiliğini geliştirir.

Cinsel yönelim ise ergenliğin başlarında şekillenir. Yönelimimiz kendi cinsimize ise eşcinsel, karşı cinse ise heteroseksüel, her iki cinse ise biseksüel oluruz. Kişi erkek ya da kadın olmayı seçemediği gibi kendi yönelimini de kendisi seçemez. Ergenlik dönemindeki birey deneyerek cinsel yönelimini ve kendini keşfeder. Cinsel yönelimin oluşumu henüz bilimsel olarak açıklanamamıştır ama şu bilinmektedir ki bu yönelim bir seçim değil kendiliğinden oluşan bir yönelme durumudur. Kişinin cinsel yönelimi fark ettiği yaş aralığı değişme gösterebilir ve yönelimin kendisi değişmese bile zaman içerisinde ruhsal ve bedensel olgunlaşma ile şiddeti değişebilir. Yönelim doğuştan gelir hormon, aile yapısı, yaşantılar gibi etkenler yönelim üzerinde etkili değildir. Cinsel yönelim dış etkilerle değiştirilemez ve şekillendirilemez. Eşcinsel yönelime sahip olan insanlarında tıpkı heteroseksüel bireyler gibi sağlıklı hormonları vardır ve eşcinsellik hiçbir şekilde “tedavi” edilemez. Tıp çevreleri tarafından son 40 yıldır eşcinsellik bir hastalık olarak sayılmaktan çıkarılmıştır.

Heteroseksüel bireyler kendi yönelimlerini açıklamak zorunda kalmadıkları için eşcinsel bireyler yönelimlerinden toplumda ayrımcılık görme korkusu ile gizleyebilir. Bu durumla karşılaşan eşcinsel bireylere ruh sağlığı uzmanları gerekli desteği verir. Onların eşcinsel oldukları veya olmadıkları ile ilgili bir yargıda bulunmazlar, toplumun homofobik tutumuna karşı kendi hayatını iyileştirmeye odaklanırlar.

Kaynakça:

SPoD, (2017). Cinsiyet geçiş kılavuzu. İstanbul: SPoD

KaosGL, Pembe Hayat, (2016). Gasteler bizi söyler. Ankara: KaosGL

Gülsün, M., Ak, M. ve Bozkurt, A. (2009). Psikiyatrik açıdan evlilik ve cinsellik.

Gölbaşı, Z. (2003). Cinsel sağlık eğitimi. Aile ve toplum. 5(2).

Aydın Deniz YÜCE

İstanbul Medipol Üniversitesi-Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü/ 1. Sınıf


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
nnnnn - 2 ay önce
Cinsel yönelimin bildiğim kadarıyla yukarıda yazdığınızın aksine hormonlar, genetik, kültür, çevresel faktörler vb. gibi birçok faktörün kompleks bir etkileşimi sonucu oluştuğu tahmin ediliyor... (kaynak sexual orientation - wikipedia)