Cinsel İstismar

Çocukluk çağında istismara maruz kalan bireyler genellikle kimseye söylemez. Bu durumun açığa çıkmasında kendisini cezalandırılacağına ve terk edileceğini düşündüğünden dolayı utanç ve suçluluk duyarak gizlemeye devam edebilir. Cinsel tacize ve istismara maruz kalan çocuklar olayı bir başkası yaşamış gibi çekingen bir tavırla arkadaşlarıyla paylaşır. İstismarın fiziksel olarak zarar görmemişse fark edilmesi tesadifüdir.

Cinsel İstismar
20 Kasım 2017 Pazartesi 21:04

CİNSEL  İSTİSMAR

Cinsel istismar içinde bulunduğumuz yüzyılın sonlarına doğru artmakta birlikte yüzyıllardır bilinen bir konudur. Cinsel istismar son zamanlarda özellikte çocuk üzerinden gerçekleştirilen bir olay haline gelmiştir. Yetişkinlerde de olabildiği gibi çocuk üzerinden de cinsel istismar vakaları bulunmaktadır. Cinsel istismar, bireyin kendi rızası olmadan cinsel bir eyleme maruz kalmasıdır. Genellikle kız çocukları cinsel istismara maruz kalırken erkeklerinde bu istismara maruz kaldığı söylenebilir. İstismara maruz kalan bireylerde fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan zararlar görülmektedir. Cinsel istismar uzun yıllar sürebilen ve birey tarafından sıklıkla utanç ve suçluluk durumundan dolayı gizli tutulan bir olaydır. Amerika’da 1999 yılında yapılan bir araştırmaya göre 18 yaş altı çocukların cinsel istismarın yaygınlığında en çok kız çocuklarında görüldüğü saptanmıştır ( Şahiner, Yurdakök, Kavak ve ark.,  2001).

Ülkemizde ise cinsel istismar ile ilgili yapılmış çalışmalar oldukça azdır. İstanbulda yapılan bir araştırmada kızların %13.4 bu olaya maruz kalmıştır. Cinsel bölgenin  ellenmesine %11.4’ü cinsel ilişkiye zorlanma da ise %4.3’ü her iki duruma maruz kalan bireylerin oranı ise %3 olarak bulunmuştur (Alikaşifoğlu,Erginöz,Ercan ve Kaymak. 2006). Ülkemizde  çocuk psikaytrilerine cinsel istismara maruz kalmış çocuk ve ergenler adli merciler tarafından getirilmektedir ( Ayaz, Pilan,Sönmez ve  Soylu., 2012).

Çocuk istismarında bireye etkisine değerlendirecek olursak çeşitli faktörlere göre değişmektedir. Çocuğun istismara maruz kaldığı kişi ile ilişkisine, şiddetine ve süresine göre değişebilir. Çocuğun ve ergenin yaşına, gelişim dönemi dikkate alınır. Ayrıca bir başka faktörden ise cinsel istismara maruz kalan bireyde ortaya çıkan travmaya çocuğun sosyal çevresinden travmaya karşı bakış açısıda çok önemli etken oluşturmaktadır (Gölge, 2005).

Ruyan ve arkadaşlarının (2000) yılında yaptığı araştırmaya göre, Dünya Sağlık Örgütü 1999 yılında çocuk istismarını; “sorumluluk, güven ve yetenek ile ilgili genel durumunda çocuğun sağlığına,yaşamına, gelişimine ve değerine zarar verebilen, fiziksel ve/veya emosyonel kötü davranışı, ihmali, her türlü ticari çıkar için çocuğun kullanılmasını içeren davranışlar” olarak tanımlamıştır (Runyan ve ark., 2002). Çocuk istismarı geçmişten günümüze doğru bakıldığında da eski çağlarda da bilinen ve istatiksel olarak ortaya çıkarabilinen istismar sayısı azdır. İstismarın birey üzerindeki psikolojik ve sosyal etkisininin yanında da yasal işlemlerin başlatılmasınıda zorunlu hale getirir (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007).

Çocuk istismarı ve ihmali, çocuğun gelişimini engelleyen ve kısıtlayan eylemlerin tümüdür. Çocuğun gelişimini engelleyen eylemlerin sonucu olarak çocukta ve ergenlerde fiziksel, duygusal, sosyal, cinsel ve ruhsal yönlerden tehlike içine girmektedir. Çocuk istismarı ve ihmali sadece aile içinde dikkat edilmesi ve önem alınması gereken bir yer olmayıp, toplumsal olarak iş yerlerinde, okullarda ve sosyal alanlarda toplumu etkileyebilecek halk sorunudur. Dikkat edilmesi gereken önlemlerin alınması için gerekli koşulların aile,toplum ve devlet tarafından sağlanmalıdır (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007).

Cinsel istismara maruz kalma cinsiyetler açısından farklılık göstermektedir. Kızlarda erkeklere oranlar üç kat fazla görülmektedir. Cinsel istismarın kimler tarafından görülme sıklığına bakacak olursak:

%77 oranında ailerde

%11 diğer akrabalar

%5 bakımıyla ilgisi olmayan kişiler tarafından

%2 ise maruz kalan bireyin bakımı ile ilgisi olan bireyler tarafından uygulanmaktadır(Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007).

Cinsel istismarı gerçekleştiren kişiler genellikle erkekler olması ile birlikte hafif derecede de kadınlar tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Cinsel istismara maruz kalan bireyler genellikle failinin kim olduklarını bilmemekt ve erkekler tarafından gerçekleştirilmektedir. Cinsel istismarda bulunan kişilerinde geçmişlerine bakıldığında çocukluk dönemlerinde istismara uğraşmış ve fiziksel şiddete maruz kalma olgusu vardır. Cinsel istismarda bulunan kişilerin genellikle eğitim düzeyi ve ekonomik düzeyi düşük ve tek ebeveyn tarafından büyütülmüş kişilerdir (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007).

Yapılan araştırmalar sonucunda istismara maruz kalan erkeklerde fiziksel istismarın daha fazla olduğu, cinsel istismar da ise kadınların daha fazla olduğu görülmektedir (Dönmez ve ark., 2014). Cinsel istismarı gerçekleştiren kişiler yakın çevreden olunca istismarı önleme çalışmaları için engel olduğu görülebilir.

Dönmez ve arkadaşları tarafından (2014) tarafından yapılan bir çalışmada ise cinsel istismara maruz kalan bireylerden %33’nde travma sonrası stres bozukluğu, %25.6’nda akut stres bozukluğu, %25.1’nde majör depresyon bozukluğu olduğu görülmüştür.

Yapılan bir başka araştırma sonucunda ailede boşanma ve alkol kullanımı olmasından dolayı da cinsel istismara maruz kalan kişilerin olduğu görülmüştür (Gökler ve Taner, 2004)

İstismarcı Kimdir?

İstismarcı, anne-baba, kardeş, öğretmen, akraba, arkadaş, komşu  ve herhangi bir kişi tarafından yapılabilir. İstismara ve ihmale uğrayan çocuk ve ergenlerde olumsuz duygular ve düşünceler ve davranışlar gelişebilir. Bazı vakalarda ise istismarcı eğitim düzeyi ve ekonomik düzeyi düşük bireylerde olmayabilir. Çocuğun yakın çevresi tarafından bilinen saygın ve sevilen bir kişide olabilmektedir. Bu istismarcı özelliğine sahip kişiler yakın çevresiyle ilişki kuramadığı için genellikle kurbanlarını çocuklardan seçerler. İstismarı gerçekleştiren kişi, çocuğa zarar verme amacı taşıma da, onun incindiğini ve ona zarar verdiğini kabul edemez, göremez (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007). Aşağıda gösterilen tabloda istismarcının mağdura karşı yaklaşma şeklini göstermektedir.Unutulmaması gereken nokta, istismarcının görünüşte topluma uygun davranışlarmış gibi gözüken fakat niyette çocuğu istismara hazırlamayı amaçlayan davranışları gösterdikleri “mağdurun istismara hazırlanması” sürecidir (Gönültaş,2016).

Modus Operandisi Nedir?

Modüs operandisi; istismarcının çocuk ve ya ergeni elde etmek, ulaşabilmek; istismar davranışına karşı tepkisiz hale getirmesi sessiz kalmasını sağlamak için güvenini kazanmasıdır. Kısaca istismarını gerçekleştirmek için oluşturduğu stratejiler, hareket şekilleridir. Modus operandisi çalışmalarında görülen mağdur ve istismarcının yakınlığında, genellikle aile içinden olduğunda istismarcı hediye vererek, sevgi cümleleri kurarak kandırmaktadır.

İstismarın gerçekleştirildiği mekanlar genellikle kapalı yerlerdir. Kapalı yerler ise mağdurun evinde, istismarcının evinde gerçekleşmektedir. İstismarcının yer olarak kendi evini seçmesinin sebebi ise uygun yerleri bildiği içindir (Gönültaş,2016).  

Cinsel İstismara Uğramış Çocuk Nasıl Fark Edilir?

İstismarın fark edilmesi için fiziksel bulguya rastlamak adına fizik muayene edilebilir. İstismar okşama ve oral temas ile gerçekleşmişse tanı koymak oldukça zordur. Fizik muayene tek başına tanı koymadan yetersiz kalabilmektedir (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007).

Çocukluk çağında istismara maruz kalan bireyler genellikle kimseye söylemez. Bu durumun açığa çıkmasında kendisini cezalandırılacağına ve terk edileceğini düşündüğünden dolayı utanç ve suçluluk duyarak gizlemeye devam edebilir. Cinsel tacize ve istismara maruz kalan çocuklar olayı bir başkası yaşamış gibi çekingen bir tavırla arkadaşlarıyla paylaşır. İstismarın fiziksel olarak zarar görmemişse fark edilmesi tesadifüdir. Çocuk üçüncü bir kişiye olay hakkında bahsediyorsa, anormal davranışlar sergiliyorsa ve hamilelik ile sonuçlanınca aile ve sosyal çevre tarafından farkedilmektedir. Çocuğun istismara uğradığını fark etme noktasında, çocuğun istismarı tanımlama ve tarif etme şekli dikkate alınmalıdır. Çünkü küçük yaşlardaki çocukların cinsel yönden deneyimlere sahip olamayacağından çocuğun olay hakkındaki konuşmaları dikkate alınmalıdır (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007).

Cinsel istismara maruz kalan bireylerde öfke tepkileri, dürtüsel bozukluklar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, enürezis, enkoprezis görülme riski olabilmektedir (Gökler ve Taner, 2004).

Cinsel İstismarın Çocuk Üzerindeki Etkileri

Cinsel istismarın çocuk ve ergen üzerindeki etkisi genel olarak anksiyete bozuklukları olarak ortaya çıkmatadır. Uyuşturucu bağımlığının kadınlarda daha fazla olmasının sebebi olarak yapılan bir araştırma sonucunda çocukluğunda cinsel istismara uğradığı ortaya çıkmıştır. Diğer  etkilere bakacak olursak, cinsel hayat üzerinde, duygudurum bozukluğuna, davranışsal bozukluğa ve kişilik gelişimine etkisi olduğu görülebilir (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007).

Cinsellik Üzerine Etkileri

Cinsel istismara uğrayan kişilerde şimdiki ve gelecek zamandaki cinsel hayatına olumsuz yönde tutum ve davranışlar sergilemesi görülebilir. Çocukluk çağında istismara uğrayan kişilerde ise erken yaşta cinselliği deneyimleme, birden fazla eşlilik ve hamilelik geçirme  riskleri görülebilmektedir. Çocuğun resim üzerinden tacize, istismara uğradığını anlayabiliriz. Sık sık görülen bir diğer etkiler ise cinsel organına yabancı cisim sokma, kişilere sürtünme, cinsel organıyla oynama ve oyunlara alet etme, cinsel ilişki taklidi yapması gibi durumlar cinsel istismara uğrayan kişilerde cinsellik üzerine büyük ölçüde etkisi olduğunu göstermektedir (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007).

Duygu Durum Üzerine Etkileri

Cinsel istismara maruz kalan bireylerde duygu durum bozukluğu olarak, aileden ve sosyal çevreden uzaklaşma, depresif duygular içinde olma, intahar eylemine girişme, aşağılık kompleksine girme, benlik saygısının azalması, içine kapanık olması duygu durum üzerine etkilerindendir (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007). Majör depresyon tanısı alan bireylerin yapılan bir çalışmas sonucunda cinsel istismara maruz kaldığından dolayı olabileceğini belirtilmiştir (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007).

Davranışsal Etkiler

Cinsel istismara uğrayan kişilerde davranışsal etkileri ise iki uçludur. Örnek olarak ya çok dağınıktır ya da çok titizdir. Ya çok yakın davranışsal sergilerken ya da çok utangaç tavırlar sergileyebilir. Kızlar üzerinden en çok aşağılık duygusu gözlenirken, erkek çocuk ve ergenler üzerinde ise saldırgan bir tutum sergilediği görülmektedir. Bir diğer etkisi ise uyku bozukluğuna da yol açabilmektedir (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007).

Kişilik Gelişimi Üzerine Etkiler

Cinsel istismara maruz kalan bireylerin; %70-80’nde borderline (sınır) kişilik bozukluğu

%85-90’nda çoğul kişilik bozukluğu olan kişilerin çocukluk döneminde  cinsel istismar öyküsü bulunmaktadır (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007). Cinsel istismara uğrayan kişi çocukluk çağındada uğraşmış olsa olayı net bir şekilde hatırlayabilmektedir. Sosyal ilişkilerde ve ikili diyaloglar üzerinde de istismarın ve ihmalin olumsuz örneklerini rahatlıkla görülebilir (Ovayolu,Serindağ, Uçan., 2007).

Tedavi

Olumlu sonuçlar almak adına olayın yaşanmasından uzun bir süre geçmeden maruz kalan kişiye destek verilmelidir. Cinsel istismara uğramış bireyler için bireysel görüşmelerin haricinde grup ve aile terapileride uygulanmaktadır. Cinsel istismara uğrayan kişi olaydan sonra sağlıklı ilişki kurabildiği kişi genellikle tedavisi üstlenen psikiyatır, psikolog ya da hekim olabilmektedir. Cinsel istismarı önlemek için en etkili yöntem tekrar istismarın olmasını önlemektir. Bunun için uzmanlar önlenmesi ve tekrardan olmasını önlemek için programlar geliştirmelidir. Bu program ise; çocuklar için hazırlanmalıdır. Çocuğa ve ya ergene olası istismar durumunu tanımasını yani istismar edildiğini anlaması, uygun tepkileri göstermesini ve bu durum karşısında güvendiği bir arkadaşına ve ya ailesinden birisine anlatmasını hedeflemek için önleme programları hazırlanması gerekmektedir (Gökler ve Taner, 2004).

Cinsel İstismara Uğrayan Çocukların Yaşa Göre Gösterdiği Tepkiler

Küçük Yaş Grubunun (10 yaş altı) Verdiği Tepkiler:

* Yaş ve gelişimsel olarak cinsel bilginin az olması

*Resimlerde ve oyunlarda cinsel öğeler yer vermesi

*Sık sık ortalıkta mastürbasyon yapma.

*Günlük kullanım dilinde cinsel ifadelere yerme verme

*Enürezis, enkoprezis ve uyku bozukluğu

*Kendini zarar verme

*İstismarcısından kaçınma davranışı.

*Okul içinde davranış sorunları

*Arkadaşlar ile ilişkide sorunlar

*Ani davranış değişiklikleri (Alparslan, 2011).

Daha Büyük Yaş Grubunun (10 yaş üstü) Verdiği Tepkiler

*Büyük çocuklarda sosyal gelişim nedeniyle açık cinsel uğraşlar azdır.

*Rastgele cinsel ilişkiye girme ve tekrar istismara maruz kalma

*Yeme bozuklukları.

*Kendini zarar verme davranışları, intihar girişimleri.

*Depresyon, sosyal geri çekilme.

*Suça yönelme.

*Okul içinde davranış sorunları

*Arkadaşlar ile ilişkide sorunlar

*Ani davranış değişiklikleri (Alparslan, 2011).

Çocuk İstismarı Risk Faktörleri

Toplumsal yönden değerlendirildiğinde çocuğun değerinin azalması(engellilik,cinsiyet), sosyal eşitsizlikler, toplumda şiddete hoşgörü ile bakılması, medya şiddeti, kültürel değerler ve sosyal eşitsizlikler toplumsal açıdan çocuk istismarında oluşabilecek risk faktörleridir. Ailesel olarak değerlendirildiğinde ise düşük sosyo-ekonomik durum, yüksek stres düzeyi, aile içi şiddete cinsel istismar için olası etken taşımaktadır. Son olarak kişisel olarak değerlendirildiğinde de küçük yaşta olunması, deneyimsiz anne-baba tarafından büyütülmesi, fiziksel ya da ruhsal rahatsızlıklar, madde kullanımı, istenmeyen gebelik cinsel istismar için risk faktöleri taşımaktadır ( Sangun, Tacettin ve Turhan, 2006).

Cinsel Travma ve Cinsel Travma Sonrası Oluşan Ruhsal Sorunların Yaygınlığı

Cinsel istismarın kişi üzerinde oluşan travma durumuna bakıldığında yapılan çalışmalar yaşanılan cinsel travma bulgularının hiç de az olmadığı görülmektedir. Erkekler ile kadınların yaşadığı travma sonrası ruhsal sorunlar farklılık göstermektedir. Erkeklerde; silah ve tehdit edilme, fiziksel saldırı, kaçırılma ve tutsak tutulma gibi durumlarda kadınlardan daha fazla travmatik olay, kadınlar ise cinsel taciz, tecavüze uğrama, fiziksel ve duygusal istismar gibi durumlarda erkeklerden daha fazla olduğu bilinmektedir. Öte yandan yapılan bir  araştırmaya göre erkelerin %14.2’sinde kadınların ise %32.3 çocukluk çağında cinsel istismara maruz kaldığı görülmüştür (Gölge,2005).

 

Gölge’nin 2005’te yaptığı bir araştırmada travma sonrası stres bozukluğunun yaşanmasından en büyük oran %51.1 ile tecavüzdür. Cinsel istismara ve fiziksel saldıraya uğrayan kişilerde başlıca depresyon, kaygı bozukluğu, cinsel fonksiyon bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğudur. Son yıllarda yapılan çalışmalar ile cinsel travmaların yaygınlığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte gizli tutulan, mağdur tarafından utanç ve suçluluk duygusundan dolayı söylenemeyen daha çok istismar vakaları olduğu söylenebilir. Mağdurların yaşadıkları olay sonrası güvende olmadığına inanması, travma sonrası oluşan duygularını ifade edememesi kişinin yaşayacak olan travmasını olumsuz yönde etkileyebilir (Gölge,2005).

Bilinçlendirme ve Bilgilendirme Çabaları

Çocuklara ve ebeveynlere, bakımın sorumlu kişilere yönelik, bir yetişkenin, cinsel yönden çocuklara nasıl yaklaşacağını, çocuklarındaki kısa ve uzun süreli değişimleri anlamaya yönelik bilindirici eğitici faaliyetler düzenlenmelidir. Mağdurların genellikle ilkokul düzeyindeki çocuklar olduğu bilindiğinden dolayı okullarda profesyoneller tarafından kötü amaçlı kişilerin yakınlaşmasını, ne tarz taktiklerde bulunduklarını anlamalarına yönelik okullarda eğitimlerin verilmesi gerekmektedir. Okullarda ayrıca rehberlik servisi rehberlik faaliyetlerinde fiziksel,duygusal ve cinsel istismara yönelik çalışmalara ağırlık vermelidir.

Kaynakça:

  1. Alpaslan, A. H. (2014). Çocukluk Döneminde Cinsel İstismar. Kocatepe Tıp Dergisi, 15(2).
  2. Dönmez, Y. E., Soylu, N., Özcan, Ö. Ö., Yüksel, T., Demir, A. Ç., Bayhan, P. Ç., & Miniksar, D. Y. (2014). Cinsel İstismar Mağduru Çocuk ve Ergen Olgularımızın Sosyodemografik ve Klinik Özellikleri. Turgut Özal Tıp Merkezi Dergisi, 21(1).
  3. Ercan, O., Alikaşifoğlu, M., Erginöz, E., Uysal, Ö., & Kaymak, D. A. (2009). Okul Çağı Çocuklarının Sağlık Davranışları Araştırması Türkiye 2006 Raporu.
  4. Gökler, B. ve Taner, Y. (2004). Çocuk istismar. ve ihmali: psikiyatrik yönleri. Hacettepe Tıp Dergisi 35:82-56.
  5. Gölge, Z.B. Cinsel travma sonrası oluşan ruhsal sorunlar. Nöropsikiyatri Arşivi 2005; 42:19-28.
  6. Gönültaş, M. B. (2016). Cinsel İstismarcıların Çocuklara Yaklaşım Metot ve Teknikleri. Zeitschrift für die Welt der Türken/Journal of World of Turks, 8(1), 289-305.
  7. Ovayolu, N., Uçan, Ö., & Serindağ, S. (2007). Çocuklarda cinsel istismar ve etkileri. Fırat Sağlık Hizmetleri Dergisi, 2(4), 13-22
  8. Soylu, N., Şentürk Pilan, B., Ayaz, M., & Sönmez, S. (2012). Cinsel istismar mağduru çocuk ve ergenlerde ruh sağlığını etkileyen etkenlerin araştırılması. Anatolian Journal of Psychiatry/Anadolu Psikiyatri Dergisi, 13(4).
  9. Şahiner ÜM, Yurdakök., K, Kavak., US. ve ark. Tıbbi açıdan çocuk istismarı. Katkı Pediatri Dergisi 2001; 22:276-85.
  10. Turhan, E., Sangün, Ö., & İnandı, T. (2006). Birinci basamakta çocuk istismarı ve önlenmesi. Sted, 15, 153-7.

 

Elif KABAK


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.