Uyuşturucu Bağımlılığı Nedir, Uyuşturucu Bağımlılığı Nedenleri Ve Belirtileri Nelerdir ?

uyuşturucu bağımlılığı nedir uyuşturucu bağımlılığı nasıl tedavi edilir uyuşturucu bağımlılığı belirtileri nelerdir

Uyuşturucu Bağımlılığı Nedir, Uyuşturucu Bağımlılığı Nedenleri Ve Belirtileri Nelerdir ?
13 Ağustos 2017 Pazar 20:58

Uyuşturucu Bağımlılığına Genel Bakış

Bağımlılık, bir madenin amacı dışında, zorlanımlı bir istek duyularak ve gittikçe artan miktarlarda kullanılması, bireyin yaşamında problemlere neden olmasına rağmen kullanımına devam edilmesi ve maddenin azaltılması ya da bırakılması halinde yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması durumlarının bütününe denir (Uğurlu, Şengül ve Şengül, 2012). Fizyoloji ve psikolojiyi birlikte çalışamaya zorlayan, çağımızın en çok konuşulan konularından birisidir. Bir kısır döngü halidir. “Bir kereden bir şey olmaz” denerek başlanan madde kullanımının vazgeçilemeyecek dereceye gelip “battı balık yan gider” noktasına evrilmesidir. Zaten hiç kimse "ben bağımlı olacağım" diye kullanmaya başlamaz.

Uyuşturucu maddeler alkol ya da tütün gibi tek bir başlık altında toplanmış değillerdir. Muhtevasına göre farklı başlıklar altında tanılanmışlardır. Genel olarak uyuşturucu madde deyince hallüsinojenler, amfetamin, esrar, kokain, uçucular (tiner, bali), opioidler (eroin, morfin), kaygı giderici, dinginleştirici, uyutucu (sedatif, hipnotik ya da anksiyolitikler), sentetik kannabinoidler (bonzai) ifade edilmektedir. Bu maddeler kendi kendilerini pekiştirici bir yapıya sahiptirler ve beyindeki ödül merkezi üzerinde etkileri nedeniyle tekrar tekrar kullanıma neden olurlar (Uğurlu, Şengül ve Şengül, 2012). Kullanımı solunum sistemi rahatsızlıkları, kalp hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, nörolojik hastalıklar gibi rahatsızlıklara sebep olur (Tarhan ve Nurmedov, 2015). 

Uyuşturucu madde ve şiddet arasındaki ilişkinin incelendiği araştırmada aralarında pozitif yönde yüksek bir ilişki saptanmış ve uyuşturucu maddelerin yalnızca suça neden olmadığı aynı zamanda şiddetin sebeplerinden biri olduğu ortaya konmuştur (Altuner, Engin, Gürer, Akyay, Akgül, 2009).

TUBİM tarafından 2011 yılında Türkiye’de Genel Nüfusta Tütün, Alkol ve Madde Kullanımına Yönelik Tutum ve Davranış Araştırması sonuçlarına göre (Akt; TUBİM, 2013);

- 15-64 yaş grubunda yasa dışı bağımlılık yapıcı bir maddenin en az bir kere denenme oranı %2,7, 15-16 yaş grubunda ise %1,5 olarak saptanmıştır. 

- 15-24 yaş grubu nüfusta yaşam boyu uyuşturucu madde kullanımı oranının %2,9, 25-44 yaş grubunda %2,8, 45-64 yaş grubunda %2,3 olduğu belirlenmiştir. 

- Erkeklerde yaşam boyu uyuşturucu madde kullanımı %3,5 iken, kadınlarda bu oran %2,6’dır. 

- Yaşam boyu esrar kullanma yaygınlığı %0,7, kokain kullanma yaygınlığı %0,05 olarak bulunmuştur. 

Bağımlılığın nedenleri 

Bireyin alkole bağımlılık geliştirmesinde temel olan belli başlı nedenler vardır. Bu nedenlerden birisi ve en önemlisi aile faktörüdür. Ailenin alkole karşı tutumu ve birey ile ilişkisi son derece önemlidir. Özellikle ebeveyn tutumları bağımlılığın gelişiminde rol oynar. Kontrol düzeyi düşük ve soğuk ilişkilere sahip umursamaz ebeveyn tutumu bağımlılıkta önemli bir risk faktörüdür (Tarhan ve Nurmedov, 2015).  

Psikolojik ve sosyal faktörler bağımlılığın gelişinde azımsanamayacak kadar etkilidir. Kulaksızoğlu (2013) na göre genel olarak maddelere bağımlılığının nedenleri dayanıksız bir kişilik yapısına sahip olmak, kaygıdan kaçınmak, içten denetimli değil dıştan denetimli olmak, benlik saygısının düşük olması, duygusal açıdan olgunlaşmamış olmaktır. Özellikle rahatlatıcı etkisinden dolayı acı ve üzüntüleri unutmak, sorunların üstesinden gelmek ve zor zamanları atlatabilmek gibi düşüncelerde bağımlılığa götüren en önemli etmenlerdendir (Cüceloğlu, 2015; Tarhan ve Nurmedov, 2015).  Arkadaş ortamında teklif edilen maddenin gruptan dışlanmamak ya da kabul edilebilmek amacıyla kabul edilmesi ya da bu teklife hayır denememesi, daha önce denenmemiş olan tehlikeli şeylere karşı duyulan merak ya da eğlence maddeye başlamada önemli nedenlerdendir (Tarhan ve Nurmedov, 2015). 

DSM-5’te uyuşturucu bağımlılığı

Çok sayıda ve şekillerde kullanılan uyuşturucu maddelerin tanı ölçütleri DSM-5 (APA, 2013) kriterlerine göre aşağıdaki gibidir: 

- İstenenden daha çok ve daha uzun süreli olarak madde kullanmak, 

- Bırakmak ya da denetim altına almak için istek duymak ya da sonuç vermeyen girişimler,

- Madde ile ilgili etkinliklere çok zaman ayırmak, 

- Madde kullanmak için zorlanımlı bir istek duymak,

- İşte, okulda, evde yerine getirilmesi gereken yükümlülükleri yerine getirememe ile sonuçlanan madde kullanımları,  

- Kişilerarası ya da toplumsal sorunlar yaşanıyor olunmasına rağmen madde kullanma davranışını sürdürmek,

- Madde kullanımı nedeniyle önemli toplumsal, ekonomik ya da eğlence-dinlenme gibi etkinliklerinin bırakmak ya da azaltmak.

- Tehlike yaratabilecek durumlarda dahi madde kullanmak, 

- Madde neden olduğu bir sorunun varlığına karşın kullanmayı sürdürmek,

- Madde karşı tolerans geliştirilmesi (aynı etkinin uyanması için daha fazla kullanmak), 

- Madde alınmadığı takdirde yoksunluk gelişmesi ve yoksunluk belirtilerinden kurtulmak amacıyla kullanmak,

- Son olarak on iki aylık bir süre içinde tüm belirtilerden en ikisinin kendini gösterdiği belirgin bir sıkıntı ya da işlevsellikte düşmeye yol açan sorunlu kullanım 

Maddenin kullanıldığı esnada bireyde meydana gelen değişimler gözlere kan oturması, uyuşma, sözcükleri yanlış seslendirme veya söyleme, sese karşı duyarlılık, baş dönmesi, eşgüdüm bozukluğu, sözü ağızda geveleyerek konuşma, düzgün ayakta duramama, reflekslerde azalma, ruhsal-devinsel yavaşlama, titreme, genel bir kas güçsüzlüğü, görme bulanıklığı ya da çift görme, gözbebeklerinde büyüme, terleme ve ürperme, bulantı ve kusma, solunum baskılanması, göğüs ağrısıdır (APA, 2013). Bu belirtilerin çoğu kullanılan madde türüne göre değişmekle birlikte çoğu uyuşturucunun kullanımı esnasında ya da sonrasında açığa çıkar. 

Bu maddelerin kullanımlarına ara verilmesi ya da bırakılmaya çalışılması aşamasında ortaya çıkan bazı yoksunluk belirtileri ve kullanıma bağlı olarak ortaya çıkan psikopatolojik bozukluklar mevcuttur (APA, 2013) . Öfke ve saldırganlık, sinirlilik ve bunaltı, uyku sorunları, yeme isteğinde artma ya da azalma, huzursuzluk, çökkün duygudurum, karın ağrısı, titreme, terleme, hızlı kalp atımları, ateş, ürperme ya da baş ağrısı şikayetleri, bulantı ve kusma, yorgunluk, gelip geçici görsel, dokunsal ya da duysal varsanılar ya da yanılsamalar yoksunluk belirtileridir. Psikozla giden bozukluklar, kaygı bozuklukları, uyku bozuklukları, iki uçlu bozukluk, depresyon, ağır olmayan nörobilişsel bozukluklar, cinsel işlev bozuklukları, OKB bağımlılıkla birlikte görülen patolojik durumlardır.

Bağımlılığın tedavisi

Uyuşturucu bağımlılığının tedavisi Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerinde (Örn: AMATEM), üniversitelerin tıp fakültesine bağlı psikiyatri kliniklerinde ve özel hastanelerin bağımlılık birimlerinde yapılmaktadır (TUBİM, 2013). Tedavi, ayaktan veya yatarak tedavi olmak üzere iki şekilde uygulanmaktadır. Sahip olduğu karmaşık yapısı ile hem fiziksel hem de psikososyal bir tedaviyi gerekli kılmaktadır. Uygulanan ilaç tedavisi ve psikolojik yardım birbirinden ayrı düşünülemez ve birbirini bütünler ve destekler. Kullanılan LAAM, naltrekson, buprenorfin ve nalokson gibi çeşitli ilaçlarla farmakolojik bir müdahale yapılmaktadır (Uğurlu, Şengül ve Şengül, 2012). Bu ilaçlar ülkemizde ve dünyada bağımlılık tedavisinde yaygın olarak kullanılan ilaçlardır. Etkin bir tedavi ile başarılı sonuçlar alınabilir. 

Bağımlılığa yol açan ve destekleyen sosyal ve kişisel faktörlerin çözüme kavuşturulması ise tedavinin psikososyal ayağını oluşturmaktadır. Bu verilen bireysel ve grup yardımları ile mümkün olmaktadır. Günümüzde Yeşilay bünyesinde, amaçları arasında uyuşturucu ve alkol bağımlılığı tedavisi gören bireylere psikososyal yardım sunmak da bulunan Yeşilay Danışmanlık Merkezi kurulmuştur. Kurum telefonla danışmanlık hizmeti, bireysel terapi, grup terapisi, psikoeğitim, aile danışmanlığı ve sosyal destek gibi alanlarda hizmet vermektedir. 

Türkiye’de uyuşturucu ile mücadele eden, ortak çalışmalarda bulunan çok sayıda Bakanlık ve kurum bulunmaktadır. Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, TUBİM, Yeşilay ve diğer sivil toplum kuruluşları gerek önleme gerekse tedavi çalışmalarında görev üstlenmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından 2012 yılında “Madde Bağımlılığı Tanı ve Tedavi Kılavuzu” psikiyatristler, pratisyen hekimler, aile hekimi uzmanları, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve hemşireler için tedavide bir birliğin sağlanması amacıyla hazırlanmıştır (Sağlık Bakanlığı, 2012).

KAYNAKÇA

Altuner, D., Engin, N., Gürer, C., Akyay, İ., & Akgül, A. (2009). Madde kullanımı ve suç ilişkisi: kesitsel bir araştırma. Tıp Araştırmaları Dergisi, 7(2), 87-94.

Amerikan Psikiyatri Derneği (2013). Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Beşinci Baskı (DSM-V) (Çev. ed.: E Köroğlu). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.

Kulaksızoğlu, A. (2013). Ergenlik psikolojisi ( On beşinci baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi

Sağlık Bakanlığı (2012). Madde bağımlılığı tanı ve tedavi kılavuzu. Ankara: Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü.

Tarhan, N., Nurmedov, S. (2015). Bağımlılık: sanal veya gerçek (Dördüncü baskı). İstanbul: Timaş Yayınları.

TUBİM (2013). Türkiye uyuşturucu raporu. Ankara

Uğurlu, T. T., Şengül, C. B., & Şengül, C. (2012). Bağımlılık psikofarmakolojisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 4(1), 37-50.

Rukiye AYDIN

Yıldız Teknik Üniversitesi 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.