Stockholm Sendromu

Stockholm sendromu en bilinen tanımı ile “rehinenin rehin alan kişiye duyduğu duygusal yakınlık bu kişiyi anlamaya çalışması ve sadakat göstermesi” olarak bilinir ve bu şekilde tanımlanır.

Stockholm Sendromu
05 Kasım 2017 Pazar 17:14

Stockholm Sendromu

Stockholm sendromu en bilinen tanımı ile “rehinenin rehin alan kişiye duyduğu duygusal yakınlık bu kişiyi anlamaya çalışması ve sadakat göstermesi” olarak bilinir ve bu şekilde tanımlanır (Dikici, ?). Yani bir çeşit celladına aşık olma diyerek edebileştirilebilir.

Bu sendroma adını veren olay 1973 yılında Stockholm’de Kreditbanken adlı bankada gerçekleşmişti. Soyguncu Jan Erik Olsson, elindeki çok sayıda silah ve patlayıcı ile bankaya girmiş ve birkaç kişiyi rehin almıştı. İçeri giren ilk polisi yaralamış buna rağmen pes etmemişti. Polise isteklerini söylemek adına yaklaşık bir saat sonra iletişim kurmuş. İstekleri yerine gelmediği için altı gün boyunca rehinelerle birlikte içeride bir direniş göstermişti. Devreye devletin üst kademelerinden görevliler de girmesine rağmen Olsson vazgeçmedi. Hatta durum öyle ilginç bir hal aldı ki rehineler soyguncunun salınması adına girişimlerde bulundu. Dünya kamuoyu bile polisin ablukaya alması ve yöntemlerinin sert olduğunu tutumunu doğru bulmadıklarını belirtmeye başladılar. Hatta bu durumu polisle iletişime geçtiğinde rehine Kristin Enmark “Asıl korktuğum polis. Biz burada iyi vakit geçiriyoruz” şeklinde ifade etmiştir.

Günler sonunda Jay E. Olsson’ın direnişi sona erdi. Rehineler ile paylaşılan zaman ve durum o kadar farklıydı ki artık rehine-kaçıran ilişkisi ileri bir empatiye dönüşmüştü. Hatta rehineler Olsson lehine propagandalar yapıp salınması için hukuki mücadeleler bile vermeye başlamışlardı. Rehinelerden biri Olsson’a âşık olduğunu söyledi, hapishanede sık sık ziyaret etti ve nişanlandılar (Yurdakul, 2016).

Peki, silahla bir bankayı basıp, bir polis memurunu vurup sizi de altı gün boyunca esir alan bir insanın iyiliğini ve hukuki özgürlüğünü neden savunur hatta evlenir ve bunu zorunlu olmadığınız halde yaparsınız? Sorunun cevabı kimi psikologlara göre Freud tarafından ortaya atılan savunma mekanizmalarında yatıyor.

Freud’a göre göre insanı yöntem iki temel kaygı vardır. Bu kaygılar neslin devamı ve organizmanın kalımını korumak. Buna göre savunma mekanizmaları aşağıdaki gibi ona ayrılır.

  1. Bastırma
  2. Yer Değiştirme
  3. Yadsıma (İnkâr)
  4. Yansıtma
  5. Karşıt Tepki Geliştirme
  6. Mantığa Bürüme (Ussallaştırma)
  7. Yüceltme
  8. Gerileme
  9. Özdeşleşme
  10. Ödünleme (Eken, 2017).

Bu savunma stratejilerinden daha yoğun olarak mantığa bürüme ve özdeşleşme savunma mekanizmaları kullanılır. Diğer savunma mekanizmaları ise bastırma, yadsıma, gerileme, yüceltme gibi savunma mekanizmalarıdır. Bu sendroma sahip olunmasının temel nedeni saldırgan ile girilen sağlıksız bir duygudaşlık durumudur. Saldırganın neden bu şekilde davrandığına yorulan düşünceler empatiden sempatiye dönüşür. Bu da mantığa bürüme savunma mekanizması burada devreye girer. Saldırgandan gelecek bir zarar ve ölüm korkusu nedeniyle geliştirilir.

Stockholm sendromu tüm dünya kamuoyunun ilgisini çekmişti bu durum olaydan sonra konunun detaylıca incelenmesine sebep oldu. Psikolog ve psikiyatristler konuyu derinlemesine incelediler ve bunun sonucunda kriminolog ve psikiyatrist Nils Bejerot tarafından literatüre kazandırıldı.

Stockholm sendromu bu kadar ün kazanmasına rağmen çok yaygın görülmemektedir. Tanımlandığı olan rehine-rehin alan öznelerine sahip olsa da görüldüğü vakalar bunlarla sınırlı değildir. Sendromun ortaya çıkmasını ağır bir travma tetikler bu travma o kadar acı vericidir ki baskıcı kişiye bağlanmak bireyin kimlik bütünlüğünü korumak için başvurabileceği tek yöntemdir. İşkence gören, tecavüze maruz kalan insanlarda, savaş esirlerinde, kaçırılan uçak yolcularında, zorla çalıştırılan fahişelerde, tarikat üyelerinde de görülmüştür (Çetingüç, 2013). Tüm bu durumların ortak noktası psikolojik gereksinimi kendisine itaat edecek insanların olmasını arzulayan bir baskın karakter ve hayatını devam ettirmek için baskıya boyun eğmek zorunda olduğunu hisseden itaatkâr bir birey olmasıdır. Travma o kadar ağırdır ki işkence görmesine rağmen yalnızca hayatta kalması bile kurban için muazzam minnet duyulması gereken bir duruma dönüşür.

Stockholm sendromunun (travmatik bağlanma) belirtilerini listeleyecek olursak:

Saldırganın yaptığı en küçük iyiliğine büyük minnet duyma (yüceltme savunma mekanizması)

Şiddeti – dolaylı olarak ölümü - inkâr etme (yadsıma savunma mekanizması)

Çarpık bir empati halinde rasyonalizasyon (mantığa bürüme savunma mekanizması)

Saldırgana karşı olan öfkeyi reddetme (yadsıma savunma mekanizması)

Saldırganı değil yaşanan olaydan dolayı kendini suçlama eğilimi (yöneltme savunma mekanizması)

Saldırganın isteklerine karşı aşırı duyarlılık gösterme (yüceltme savunma mekanizması)

Kendini ve dünyayı saldırganın perspektifine göre değerlendirme eğilimi (özdeşleşme savunma mekanizması)

Belirtileri travma sonrası stres bozukluğu ile paralel olmakla birlikte her ağır travma geçiren bireyde görülmesi gerekmez. Her bireyin psikolojik dayanıklılığı ve travmaya verdiği tepki, bu durumu bastırma (ya da özümseme) stratejisi farklıdır.

Post travmatik stres bozukluğunun belirtileri

  1. Travmayı yaratan konuşmalarda bu tip duygu ve düşüncelerden kaçınma davranışı gösterme
  2. Travmayı yaratan kişilerden, olay ve mekânlardan kaçınma davranışı gösterme
  3. Travmanın önemli bir kısmını hatırlayamama (bastırma)
  4. Duygularda kısıtlılık (sevinme, üzülme gibi duyguları ifade edememe)
  5. Gelecek planı yapamama
  6. İnsanlara yabancılaşma ve kaçınma davranışı gösterme
  7. Uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük
  8. Huzursuzluk ya da öfke patlamaları.
  9. Düşüncelerini belirli bir konu üzerinde yoğunlaştırmada zorluk çekme.
  10. Aşırı irkilme tepkisi gösterme (Güvenli, 2013).

Bu belirtilerin en az üçünün minimum bir ay sürekli görülmesi gerekir.

Öyleyse Stockholm sendromu nasıl tedavi edilebilir;

Öncelikle Stockholm sendromu tedavi edilebilir. Bunun için uygulanan ilk yöntem psikoterapidir. Yani bireyin farkındalığını oluşturmaktır. Kötü tutumlar sergileyen bireyin yaptıklarının nedeni ve hangi fikre hizmet ettiği konusunda kişi bilinçlendirilmelidir. Güvenli ortamın oluşturulmalıdır. Hatırlatmalar sağlanmalıdır. Hayatla tekrar düzgün iletişim kurulabilmesi için zaman verilmelidir.

Stockholm sendromunu ortaya çıkartan asıl olaydan sonra bir dizi benzeri olay da yaşanmış sendrom artık popüler kültürün ilgisini çeken bir konu haline gelemeye başlamıştır. Üzerine çokça yazılmış, çizilmiş pek çok şarkıya kitaba filme konu olmuştur. Aslında baskın - itaatkâr yönünden Folie a deuxe de benzemektedir. (bu sendromda bir durum yakın iki kişi tarafından paylaşılır iki kişilik delilik anlamına gelir.)

Stockholm sendromunun belli başlı başka örneklerini inceleyelim;

Takip eden yılda (1994) Patty Hearst adlı milyoner kadın kaçırıldığı terörist ekiple birlikte iki ay sonra bir soyguna karışmış ve bu nedenle ekiple birlikte hapis cezası almıştır.

2001 yılında muhabir Yvonne Ridley Taliban tarafından Afganistan sınırları içerisinde kaçırılmıştır. İlk on bir gün kaçıran teröristlerle iletişim kurmayı reddeder yemek yemez ve bir açlık eylemine başlar. Olayların sonunda İslam dinini öğrenmesi koşul gösterilerek serbest bırakılır. Teröristlerin baskısı ile başladığı eğitimi kendi isteği ile Müslüman olması ile tamamlar. Burada da baskın karakterin dini lider haline dönüşmesi travması hakimdir.

Stockholm sendromunun sanat eserlerine ve popüler kültüre olan yansımaları;

Aslında Stockholm sendromunun etkisi pek çok film, kitap ve hikâyede görülmektedir. Önce düşman olup daha sonrasında birbirine aşık olan karakterler sinemanın neredeyse tamamını işgal etmektedir.

1984 romanında George Orwell Winston alı karakterinin kendine işkence yapan insana aşık olduğunu anlatması Stockholm sendromuna önemli bir göndermedir.

King Kong filminden de hatırlanacağı üzere aslında kadına zarar vermek üzerine olan King Kong yine kadını kurtartarak kahramana dönüşür ve kadın King kona bir sempati duymaya başlar.

Stockholm sendromunun en bilinen ve en eski örneği Güzel ile Çirkin adlı eserdir. Bu hikâye günümüze kadar pek çok film ve kitaba uyarlanmıştır.

  1. Celladına Aşık Olan Köle (A Life Less Ordinary)
  2. Mad City (Costa Gavras)
  3. Beauty and the Beast
  4. The Collector (Terence Stamp)
  5. Sleeper (Woody Allen)
  6. Dog Day Afternoon (Sidney Lumet)
  7. Testere – The Saw – (David Hackl)
  8. The Negotiator
  9. The Fall 
  10. Gırgır Ali
  11. Fırtına
  12. Seni seviyorum

gibi eserler Stockholm sendromunun işlendiği eserlere örnek verilebilir.

Stockholm sendromundan yeterince bahsettiğimize göre bu durumun tersinin olduğu bir örneğe de göz atalım. Şimdi de Lima Sendromu karşımıza çıktı.

Lima sendromunda da durum Stockholm sendromuyla aynıdır fakat yalnızca roller değişmiştir bu sendromda ise saldırganlar travmatik bağlanır.

1996 yılında Lima şehrinde (Peru) çok ilginç bir olay meydana gelir. Hatta bu durum Japonya ile rehine krizine uzamıştır. Pek çok farklı ülkeden diplomat asker ve iş adamlarının bulunduğu bir etkinliği on dört gerilla basmış ve partideki yüzden fazla insanı rehin almışlardır. Bu olay dört ay boyunca devam etmiş, ülkeler arasında krize neden olmuştur. Teröristeler rehinelerle ilgilenmiş, ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılamış onlara ılımlı yaklaşmış yani sağlıksız bir empatik bağ kurmuşlardır. Olayın sonlarına doğru çoğu rehineyi de sebep olmadan salmışlardır (Kutluay, 2016).

Peki, ana olaya dönersek, Jay Erik Olsson’u hatırladınız mı? Kendisi hapisten çıktıktan sonra bir süre ülkesinde kalmış daha sonra ise Tayland’a taşınmış o günden beri bir suça karışmamış. Hatta domuz yetiştiriciliğiyle geçimini sağlamakta ve hala Tayland’da yaşamakta. Ve psikoloji literatürüne kattığı bu muazzam terimin anılarını örtmeye çalışmakta.

Kaynakça:

Dikici, A. (?). “Poliste Stockholm sendromu”. Bitlis Akademik Dergisi: Bitlis.

Yurdakul, S. (2016). “İlişkilerde Stockholm sendromu nedir?” (02.11.2017 tarihinde http://www.hurriyetaile.com/ siteden alınmıştır.)

Eken, F. (2017). “Savunma mekanizmaları” (02.11.2017 tarihinde https://www.guncelpsikoloji.net/  adlı siteden alınmıştır.)

Kutluay, H. (2016). “Stockholm sendromu nedir?” (02.11.2017 tarihinde https://www.makaleler.com/ adlı siteden alınmıştır.)

Çetingüç, M. (2013). “Stockholm sendromu” (03.11.2017 tarihinde http://www.airkule.com/ adlı siteden alınmıştır.)

Güvenli, M. (2013). “Posttravmatik stres bozukluğu tanı kriterleri”, (03.11.2017 tarihinde http://www.nirvanapsikiyatri.com adlı siteden alınmıştır.)

Elif İrem ERDEMİR​​​​​​​


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.