Disosiyatif Bozukluklar Nedir

disosiyatif bozukluklar nedir disosiyatif kimlik bozukluğu disosiyasyon nedir disosiyatif bellek yitimi nedir kendine yabancılaşma nedir

Disosiyatif Bozukluklar Nedir
02 Nisan 2018 Pazartesi 22:57

 DİSOSİYATİF BOZUKLUKLAR

Psikolojik patolojiler arasında merak edilen, araştırılan ve birçok filme konu olan bir patoloji: Disosiyatif Bozukluklar.

Disosiyatif bozukluklar nelerdir ?Peki disosiyasyon nedir? Disosiyasyon ve stres arasında bir ilişki var mıdır? Disosiyatif bozuklukların alt başlığı nelerdir?

DSM’nin önceden çıkarılmış basımlarında disosiyatif bozukluklar ve bunun yanında bedensel belirti bozukluğu, kaygı bozukluğu da nevrozlar başlığı altında toplanmaktydı. Bunun sebebi olarak kaygının, bu bozukluklarda dominant olarak görülmesiydi fakat “anksiyete” olarak adlandırdığımız kaygı duygusu disosiyatif bozukluklarda her zaman göülmemektedir ancak kaygı bozukluklarında her daim gözlemlenebilir. Tüm bu araştırmalardan sonra DSM-3 ile birlikte disosiyatif bozukluklar ve kaygı bozukluklarının tanı kriterleri ayrışmıştır.

Disosiyasyon:

Disosiyasyon yani Türkçe anlamıyla “çözülme”, bilinçli zihnin üregelen bir vaziyette yapmış olduğu görevlerinden duygularımızı, bilişsel süreçlerimizi, farkındalık düzeyinde yaptığımız bütün deneyimlerimizin birleştirilmemesi haline verilen addır. Özellikle yoğun stres anlarında ve travmatik olaylar yaşantıladığımızda sıkça karşılaşılan bir durumdur.

Stres ve disosiyasyon:

Travmatik olaylar dediğimiz yoğun stres ve tehdit anlarında bireylerin tüm bunlar için oluşturduğu farklı tepkiler mevcuttur.

Disosiyasyonun daha iyi anlaşılması için kaç veya savaş reflekslerinden biraz bahsedelim:

Travma anında korku tepkisi aşamalı olarak beyne sinyaller gönderir ve beynimizdeki tehdide karşı oluşturulmuş sistemler bu bilgileri işler ve kişinin hayatta kalması için bedensel bir takım düzenlemelere gider.

- İlk olarak, beyin frontal korteksteki işlevlerine ara vererek kişinin asıl olan tepkiye yoğunlaşmasını sağlar.

-Daha sonra etraftaki kişilerden ipucu almaya odaklanır ve limbik sistemin sosyal ipucu okuma sistemlerini devreye sokarak kimin dost kimin düşman olduğunu belirlememize yardımcı olur.

-Kaç veya savaş durumu için kalp atış hızınız artar ve kaslara giden kan miktarında artış olur.

-Açlık cinsellik gibi hisler bu süreçte bir kenara bırakılır ve sadece kaçmaya veya savaşmaya odaklanılır. Disosiyasyon da ise durum biraz farklıdır. En ilkel tepkilerden biri olan disosiyasyon kaç veya savaş refleksini gösteremeyecek kişilerde daha sık görülür. Bu kişilerin yaralanmaya veya olası bir saldırıya yahut yoğun stres altındayken verdikleri tek tepki sadece kıvrılmak ve kendilerini olabildiğince ufak göstermektir. Disosiyasyonsırasında kaç veya savaş tepkisinin tersi olarak kan uzuvlardan geri çekilir ve kalp atış hızı yavaşlar. Beyinde opioid denen doğal bir madde serbest bırakılmak suretiyle birey sakinleşir ve psikolojik olarak kişide uzaklaşma hissi yaratır (Perry ve Szalavıtz, 2017).

Disosiyatif Bozukluklar:                      

Disosiyatif bozukluğu olan bireylerde bilinç bozulur, öz farkındalık kaybolur, bireyinkimliği silinir ve bellekte sorunlar ortaya çıkar.

- Disosiyatif bozuklukların genelinin disosiyasyon yaşamamıza sebep olan yoğun stres ve kaçınma anlarından sonra ortaya çıktığı düşünülmektedir.

-Disosiyasyonun hafif hallerini örneklendirecek olursak: Uyku uyanıklık arası geçişler, zihnimiz fazlasıyla bir problem üzerinde dururken evin yolunu hatırlayamamamız gibi durumlar mevcut olabilir ve oldukça yaygın olarak rastlanır. Bu patolojik duruma hem psikodinamik hem de davranışçı teori açısından yoğun stres anlarında bireyin bilinç düzeyinde farkındalığını önlemek açısından, kaçınma tepkisini gösterdiği fikrinde buluşmuşlardır.

-Bu konuyu incelerken unutulmaması gereken bir diğer husus ise diğer patolojik bozuklukların risk faktörleri ve tedavi yöntemleriyle ilgili çok fazla veri ve araştırma olmasına karşın disosiyatif bozukluklarda aynı durum söz konusu değildir. Disosiyatif bozukluklar ilgili olarak yapılmış sınırlı araştırmalardan elle tutulur bulgusuna göre; “Disosiyatif bellek yitiminin yaşam boyu yaygınlığı %7 iken yabancılaşma bozukluğunun yaygınlığı %2.4’tür. DSM’de üç önemli disosiyasyon bozukluğu yer alır. Bunlar;

  1. Disosiyatif Bellek Yitimi
  2. Kendine/Gerçeğe Yabancılaşma Bozukluğu
  3. Disosiyatif Kimlik Bozukluğu’dur.

1-Disosiyatif Bellek Yitimi:       

  -DSM-4’de yer alan disosiyatif bellek yitimi ve disosiyatif füg olarak ikiye ayrılmış başlıklar DSM-5’te disosiyatif bellek yitimi adıyla tek başlık altında toplanmış bulunmaktadır.

-Genellikle kişi travmatik olayları hatırlayamaz veya kişisel bilgilerini unutabilir. Burada yaşanan unutkanlık, konuşurken akla gelmeyen, unutulan bir kelime gibi sıradan bir unutkanlıkla kıyaslanamayacak kadar geniştir.

-Bilginin unutulması kalıcı değildir fakat ister kısa bir zaman isterse uzun bir zaman geçsin bu anılar belleğe getirilemeyebilir.

-Bellek kaybı, ani bir şekilde başlar ve yine ani bir şekilde sona erer.

- Unutulan bu dönemlerin genel özelliği insana ağır gelen stres durumlarında ve buna paralel olarak travma yaratan durumlarda görülür. Bu dönem kişinin farkında olarak çağırabileceği bilinç seviyesinden silinmiş sanki hiç yaşanmamış gibidir.

-Psikanalitik bakış açısında bu durum savunma mekanizmalarından bastırma ile açıklanır.Bastırma bireye rahatsızlık veren durumların bilinçdışı mekanizmalarca unutulması olarak açıklanabilir.

Füg:Latince kaçmak anlamına gelen füg çok daha ciddi bellek yitimlerini içinde barındırır. Kişi yaşadığı yeri, ailesini, mesleğini,  hayatını öylece bırakarak hiç bilmediği bir yerde eski kimliğini unutarak günlerce, aylarca, yıllarca kalabilir. Eskiden kim olduğunu, ne iş yaptığını, nasıl bir hayatı olduğunu tamamen unutarak farklı bir kişi olarak hayatına bir süre devam eder. Eski kimliğine geri dönüş yapıldığında ise fügden sonraki kimliğini ve gittiği yerleri hatırlamaz. Nadir olarak görülen bu durum ICD-10’da farklı bir tanımlamayla açıklanırken DSM-5’te disosiyatif bellek yitiminin içinde incelenmiş ve bir belirleyici olarak görülmüştür. Ayırıcı tanılarına bakarken herhangi bir ilaç veya organik(nörolojik)  bir sebep olmamasına dikkat edilmesi gerekir.

-Disosyatif bellek ytimlerindeasıl hasarı açık bellek almıştır, örtük bellekle ilgili bir hasar söz konusu değildir. Peki açık ve örtük bellek nedir?

Örtük Bellek: Özel bir dikkat ve konsantrasyon harcamadan kayda alınan duygusal ve davranışsal deneyimleri ve zihinsel şemaları(Şema: Bireyin yeni bir nesneyle karşılaşıldığında onun için beyinde bir imge oluşturmasına verilen isimdir.) içerir.Hayatın erken döneminde(0-3 yaşları arasında) var olan hafızadır.

Açık Bellek: Hayatın daha ileri yaşlarında,istemli ve farkında olarak yani dikkat ve odaklanma gerektiren bilgilerin alındığı hafızadır.Beynin hipokampüs denen bölgesinde oluşur. Zaman, mekan, kendilik kavramları burada gelişir.

-Disosiyatif bellek yitimi tanısını düşünürken demansı( halk arasında bilinen ismiyle bunama) tamamen devre dışı bırakmak gerekir.Herikisindede bellekte hasarlar oluştuğu bir gerçektir fakat demansta bilgiler, anılar yavaşça ve zaman içerisinde kaybolur, stres ve travmayla herhangi bir bağlantısı söz konusu değildir, ve taze öğrenilen bilgilerin hafıza da tutulmamasıyla ilgili problemler yaşanır yani aslında disosiyatif bellek yitimiyle pek bir benzerliği yoktur ve kolayla ayrışabilir.

Disosiyatif Bellek Yitimi DSM-5 Tanı Kriterleri:

-Kişiye ilişkin önemli bilgileri hatırlayamama, özellikle de travmatik ve stresli ayrıca unutkanlıktan çok daha yoğun olan durumlarda.

-Bellek yitimi herhangi bir madde kullanımı ile diğer tıbbi ve psikolojik durumlarla açıklanamaz.(Ayırıcı tanı)

-Disosiyatif füg alt türünü belirtin:

Bellek yitimi,şaşkın şaşkın dolaşma ya da dalgın bir şekilde dolaşma ile bağlantılıdır.

2-Disosiyatif Kimlik Bozukluğu:

Önceden yaptığınızı hatırlayamadığınız fakat yaptığınıza dair izler bulduğunuz eylemler olduğunu düşünün veya normalde zorlanarak yaptığınız bir aktiviteyi belirli anlar ve durumlarda kolaylıkla yaptığınızın farkında olduğunuzu düşünün. Kulağa enteresan geldiği bir gerçek. Peki tüm bunların bir açıklaması olabilir mi? Üzerinde en çok çalışılan ve araştırmalar bulunan, ilgi çekici olması sebebiyle filmlere konu olan disosiyatif kimlik bozukluğu eski adıyla çoklu kişilik bozukluğu olarak bilinir.-

Bir bireyin içinde birden fazla türde farklı kişiliklerin olması olarak tanımlanabilir. Dsm-5’de yer alan disosiyatif kimlik bozukluğu tanısına göre en az 2 tane birbirinden ayrı kişilik bulunması gerekir. Genellikle bu kişilikler 2-10 arasında değişkenlik gösterir.

-Aynı kişi içerisinde var olan kimliklerin birbirini tanımaması, birbirlerinden haberlerinin olmaması ve birbirlerinin yaptığı eylemleri hiçbir şekilde hatırlamıyor olmaları gerekir. Örneklendirmek gerekirse: Kişi çantasında kendisine ait yazıyla bir not buluyor fakat öyle bir not yazdığından haberi yok yahut bir kişi kendisiyle daha önceden tanışmış olduğunu iddia ediyor ancak kişi böyle birisini anımsayamıyor.Bu kişilikler bazen o denli farklı olurlar ki kullandıkları eller değişebilir, farklı kokulardan hoşlanabilir.

-Bir kişilikten diğerine geçiş genellikle aniden olur. Bu geçiş sırasında bireydeki bilişsel süreçler, davranış değişiklikleri ve duygulanımda farklılıklar gözlemlenebilir ve bu geçişler bireyin üzerinde kısa veya uzun bir süre hakim olur.

-Bireyde ortaya çıkan ve bir süre o bireye hakim olan kimliğe “ayrı” veya “öteki kimlik” söylemi kullanılır. Bahsi geçen öteki kimlikler genellikle bireyin ana karakterinin zıttı yönünde davranış şekilleri gösterir. Hatta öyle ki farklı alerjilere sahip farklı numaralı gözlükler kullanan farklı damak zevklerine sahip olgu bildirimleri olmuştur.

-Birey farklı bir kişilikteyken(alter kişilik) kaybolan zamanın farkındadır, ve diğer kişiliklerin seslerinin kime ait olduğunu bilmeseler de beyinde tını olarak mevcuttur.

-Görülme sıklığı açısından ele alacak olursak; kadınlarda erkeklerden daha fazla görülür. Genellikle çocuk yaşlarda kendini gösterir fakat işlevsellik bozukluğunun daha kolay fark edildiği yetişkinlik dönemine kadar seyrek olarak anlaşılır. Hipnoz ve telkine yatkın olan disosiyatif kimlik bozukluğnun tedavisi genellikle tamamlanamaz.

-Travma sonrası stres bozukluğu, bedensel belirti bozukluğu(eski adıyla somotoform bozukluğu) ve  major depresif bozuklukla birlikte seyrettiği durumlar mevcuttur.

-Disosiyatif kimlik bozukluğu şizofreni ile karıştırılabilmektedir. Şizofreni de var olan düşünce içeriği ve düşünce sürecindeki bozulmalar, negatif(duygulanımda küntleşme, harekette kısıtlılık veya mumya durumu denen katatonik hal)  davranışlar gözlemlenmemektedir. Bu sebeple şizofreniden kolayca ayrılır.

Disosiyatif Kimlik Bozukluğu DSM-5 Tanı Kriterleri:

  1. Kimliğinin iki ya da daha fazla farklı kişilik durumları ile (alter) bozulması ya da alterlere sahip olma durumunun, benlik kavramının süreğenliğinin, davranışlarının, duygudurumun, algıların, bilişlerin, belleğin ya da duyusal motor işlevselliğinin bozulması durumu. Bu bozulma başkaları ya da hastanın kendisi tarafından fark edilir.
  2. Normal unutkanlığın ötesinde olan, önemli kişisel bilgilerin unutulması ve olayların hatırlanmasında boşlukların     olması.
  3. Belirtilerin genel olarak kabul edilen kültürel ya da dini bir öğretinin parçası ya da madde kullanımı ve tıbbi bir durumla açıklanamayacak olması.
  4. Çocuklarda semptomların hayali oyun arkadaşlarına veya düşsel oyunlara atfedilmemesi.

Disosiyatif Kimlik Bozukluğunun Tedavisi:

Bilindiği üzere her patolojik durumun tedavisinde klinisyenin yönelimi etkin bir rol oynamasına karşın disosiyatif kimlik bozukluğunun tedavisine ilişkin birkaç konu üzerinde anlaşmaya varılmıştır.

-Danışanın yaşadığı bu duruma karşı empatik ve nazik bir şekilde yaklaşmak ve işlevselliğinin geri kazanılmasına yardımcı olmak.

-Yaşanılmış veya yaşanılan yoğun stres ve travmalara karşı danışanın baş etmek için kişiliklerinin bölünmesine gerek olmadığını hastaya izah etmek ve düşünceleri üzerinde çalışmak.

-Disosiyatif kimlik bozukluğunun asıl sebebi stresten kaçınma eylemi olduğu için danışana stresle daha sağlıklı baş etmeleri için yardımcı olmaktır.

-Son olarak genellikle tedavi aşamasında psikodinamik kuramdan yararlanılır. Hipnoz ve teklin sık uygulanan tedavi yöntemleri arasındadır (Kring ve diğerleri 2017).

Kendine Yabancılaşma ve Gerçeğe Yabancılaşma Bozukluğu:

Depersonalizasyon (öze yabancılaşma) ve derealizasyon (gerçekdışılaşma) olarak da bilinen bu bozuklukta kendine yabancılaşma bireyin benliğinin, simasının, vücudundaki bazı organların veya vücudunun tamamının davranış ve duygu örüntülerinin kendisine değişmiş, farklı ve yabancı gelmesiyle açıklanabilir (Öztürk, 2016). Örneğin: “ Bazı kişiler aynada kendisini gördüklerinde tanıyamaz veya vücutlarının kendilerine ait olmadığı hissine kapılırlar. Bazı insanlar, zaman zaman, kendilerinin yanıbaşında duruyor ya da kendilerini bir şey yaparken seyrediyor ve sanki kendi kendilerine karşıdan bakıyorlarmış gibi bir his duyarlar.”(Bernestein, Putnam 1986).

-Gerçeğe yabancılaşma bozukluğunda ise kişi çevresinde olan diğer kişileri, eşyaları, olayları, doğayı standart halinden daha farklı, değişik, yapay, gerçeklikten uzak olarak atfeder. Örneğin:”Bazı insanlar, zaman zaman, diğer insanların, eşyaların ve çevrelerindeki dünyanın gerçek olmadığı hissine kapılırlar veya bazı insanlar kimi zaman, olduğunu hatırladıkları şeylerin, gerçekte mi yoksa rüyada mı olduğundan emin olamazlar” (Bernestein, Putnam 1986).

-Birey gerçeğe yabancılaşma bozukluğunda halk arasında déjavue olarak bilinen gördüm sanılar yaşayabilir. Daha önce hiç gitmediği bir yer tanıdık gelebilir veya bir olayı daha önce yaşamış gibi anımsayabilir.

-Kendine ve gerçeğe yabancılaşma semptomları sırasında birey gerçekliği değerlendirebilir pozisyondadır. Birçok kişide dönem dönem rastlanabilir ve ciddi bir patolojinin nedeni olmak zorunda değildir.

-Kendine ve gerçeğe yabancılaşma bozukluğu stres ile tetiklenir.

-Genellikle erinlik dönemi de dediğimiz ergenlik döneminde yavaş yavaş ya da aniden başlar.

-Bu bozukluk sıklıkla kişilik bozukluklarıyla devam eder.

-Kendine ve gerçeğe yabancılaşma bozukluğu yaşayan bireylerin yarısından fazlası anksiyete bozukluğu ( kaygı bozukluğu) ve depresyon yaşar.

-Kendine ve gerçeğe yabancılaşma bozukluğu tanısını düşünürken şizofreni, travma sonrası stres bozukluğu( posttravmatik stres bozukluğu) ve sınırda kişilik bozukluğu( borderline kişilik bozukluğu) gibi bozuklukların tamamı elenmiş olmalıdır.

Kendine Yabancılaşma ve Gerçeğe Yabancılaşma Bozukluğu DSM-5 Tanı Kriterleri

-Kendine yabancılaşma:

Kişinin rüyadaymış gibi zihinsel süreçlerinden ya da bedeninden ayrışması.

-Gerçeğe yabancılaşma:

Çevresini çerçeveleyen ortamda yaşanan gerçek dışılık deneyimi.

-Belirtiler, kalıcı ve ısrarcıdır.

-Gerçeklik kavramı bozulmuştur.

-Belirtiler; madde kullanımı, diğer didosiyatif bozukluklar, diğer psikolojik bozukluklar ve tıbbi bir durum ile açıklanamaz.

Disosiyatif Bozuklukların Toplumda Görülme Sıklığı:

Disosiyatif bozukluğun toplumda gün geçtikçe görülme sıklığı azalmakla birlikte hala sık görülen bir bozukluk olduğu yadsınamaz fakat istatistiksel olarak sayı vermek zordur çünkü hastaların büyük bir kısmı bu konuda psikiyatri hekimlerinin kapısını genellikle çalmıyor. Genel bir bilgi verilecek olursa kadınlarda ve erinlik dönemindeki bireylerde, toplumun geri kalanına göre sosyokültürel ve ekonomik olarak daha düşük düzeylerdeki bireylerde daha fazla görülür (Kring ve diğerleri, 2017).

-“1980’de yapılan bir çalışma da Gölbaşı, Ankara’da genel toplumdaki konversiyon ve disosiyasyon bozuklukları oranı kadınlarda %14.7, erkeklerde  %9.2 olarak bulunmuştur.(Arpaz, 1980). 

Kaynakça:

  1. Öztürk, O, ve Uluşahin A. (2016) Ruh sağlığı ve bozuklukları Ankara: Bayt.
  2. Kring, Ann M. ,  Johnson L. , Davidson, G. , Neale,  J. (2017) Anormal psikoloji (12.Basım) (M, Şahin, Çev). İskitler/ Ankara: Nobel Yayınevi (2014)
  3. Perry, B. , Szalavıtz, M. (2017) Köpek  gibi  büyütülmüş çocuk (1.Basım) (S, Haktanır, Çev.). İstanbul: Koridor Yayıncılık (2006)
  4. Arpaz, A. , Ruhsal bozuklukların sıklık ve dağılımın epidemiyolojik bir araştırma ile saptanması, 1980 , Yayınlanmamış Uzmanlık Tezi Hacettepe Üniv. Psikiyatri AD. : Ankara)
  5. Des, Bernsteın & Putnam,1986,1993

                                                                                                            

 SEHER ÖZPOLAT

                                                    


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.