Cam Tavan Sendromu

Cam tavan sendromu, kadınların psikolojik ve sosyal pek çok etmenin bir araya gelmesi nedeniyle özellikle iş hayatında yükselebileceği kariyer basamaklarında yükselmemesi ve daha mütevazı bir konumda kalmasıdır. Cam tavan sendromunun oluşmasının bir nedeni de rol çatışmasıdır. Günümüzde belirgin bir şekilde kadının rolünün hala evde olduğu; iyi bir anne, iyi bir eş olması mutlu ve kariyerinde yükselme hedefinde olmasından her zaman daha öncelikli olmuş ve olmaya da devam etmektedir...

Cam Tavan Sendromu
25 Aralık 2017 Pazartesi 21:56

Dikkat Kırılır ! : Cam Tavan Sendromu

Fiziksel yapısı bakımından ataları daha eskiye dayansa da bu yazımda ben insan ırkını yaklaşık bir buçuk milyon yıl öncesinde yaşayan homo erectuslara dayandırarak başlıyorum. Homo erectus ateş yakabilen, avcılık- toplayıcılık yapabilen ve mağaralarda yaşayan ilk insanlar diyebiliriz. Beyin hacimleri günümüz insanlarının 2/3 kadar olan canlılardı. Yazıya bu şekilde başladım çünkü cam tavan sendromunun bir modern zaman psikolojik sorunu değil bin yıllar boyunca yaşayan sosyal, psikolojik ve fiziksel birtakım olguların bir bütünü. Homo erectuslar topluluk halinde yaşayabilen canlılar oldukları için sosyalleşme buradan başlıyor daha sonra (yüz otuz bin yıl önce) ise günümüz insanına daha da benzeyen homo sapiensler sahneye çıkıyor (Harari, 2011).

Dünyanın fiziksel koşullarına bakılırsa çok aciz olan insan, hayatta kalmak ve neslini devam ettirmek için sosyalleşmek zorundadır ancak bu şekilde yaşamını sürdürebilir. İlkel kabile düzeninden yavaş yavaş toplum düzenine geçmeye başlayan “uygarlaşan” insanın sorumlulukları da bu uygarlaşma ile değişmektedir fakat ilginç bir biçimde bu toplumsal davranış örüntülerinin kökenleri hâlihazırda mağarada yaşayan insanın davranışlarından gelmektedir.

Yaygın görüşe göre ataerkil toplumun yapı taşları mağara günlerinden atılmıştır. Toplumumuz gibi pek çok toplumun da temelini oluşturan pek çok “yanlış” yerleşik normu da beraberinde soğuk mağaradan gelmiştir. Evrimsel psikolojiye göre güçsüz, hastalıklı ve üreme potansiyeli en altta olan canlılar yavaşça elenecek ve güçlü olan neslini devam ettirecektir.  Bu gerçeklik bin yıllardır insanın da içinde bulunduğu sistemin temeli olmuş aynı zamanda uygar yaşama da yansımıştır. Bu yansımanın sonucunda kadınların, azınlık ırkların, farklı yönelime sahip bireylerin uygar toplumda da yer kazanma savaşı 21. yüzyılın ilk çeyreğinde de devam etmiştir. Kadınlar da iş gücüne katılmış, toplumsal alanda daha fazla söz sahibi olmuş, toplumun yapısı buna bağlı olarak büyük değişimler göstermiştir.

Peki, cam tavan sendromu bunun neresinde yer almaktadır?

Cam tavan sendromu, kadınların psikolojik ve sosyal pek çok etmenin bir araya gelmesi nedeniyle özellikle iş hayatında yükselebileceği kariyer basamaklarında yükselmemesi ve daha mütevazı bir konumda kalmasıdır. Sendrom literatüre 1970 yılında girmiş ve adını “pire deneyi” nde kullanılan materyalden almıştır. Bu deneyde fanus içine birkaç pire konur ve yavaşça zemin ısıtılmaya başlanır. Zemin ısındıkça pireler zıplar deneyin devamında fanusun tepesi bir cam ile kapatılır (glass ceiling). Pireler devamlı olarak zıplar ve cama vurmaya başlarlar. İkinci adımda artık cam kaldırılır ve zemin ısıtılmaya devam eder pireler ise cam tavanın otuz santimlik ölçüsünü aşmazlar. Artık bir öğrenilmiş çaresizlik durumu baş göstermiştir. Deneyin başarısından sonra pek çok durum açığa çıkmış ayrıca pek çok yeni soru işareti de doğmuştur. Bunu düşünmeniz için size bırakıyor ve devam ediyorum.

Öğrenilmiş çaresizlik fizikte atalet denilen eylemsizlik durumuna benzemektedir. Birey bu eylemsizlik halini tüm hayatına yansıtabilir. Bu da bireyin işlerliğini, yeterliliğini, fiziksel ve ruhsal sağlığını aynı zamanda sosyal ilişkilerini etkiler. Bu durumda bir depresyon durumu ortaya çıkabilir bu depresif ruh hali eylemsizliği arttırır eylemsizlik tekrar depresyonu tetikler ve bu şekilde döngü halinde kırılana kadar devam eder. Eylemsizlik ve depresyon, insomnia, kısıtlı yiyecek alım bozukluğu, huzursuz bacak sendromu… gibi pek çok psikolojik rahatsızlığı beraberinde getirerek bireyin hayatını çekilmez kılar.

Cam tavan sendromunun oluşmasının bir nedeni de rol çatışmasıdır. Günümüzde belirgin bir şekilde kadının rolünün hala evde olduğu; iyi bir anne, iyi bir eş olması mutlu ve kariyerinde yükselme hedefinde olmasından her zaman daha öncelikli olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Özellikle toplumdaki yaftalar ve koyulan sınırlar cam tavanın hâlihazırda var oluşunu güçlendirmektedir. Bu rol çatışmasını en aza indirmek için yapılması gereken en önemli şey ise hayatın tüm yükünü omuzlarımıza yüklememek ve her zaman kusursuz olamayacağımızı kabul etmektir.

Sosyal çevrenin baskılarını yok etmek ise şu anki toplumlarda pek mümkün değil. Dünyada var olan kültürlerin büyük bir çoğunluğun ataerkil toplumlar oluşturmakta ve bu da cam tavan sendromu, süper anne sendromu gibi pek çok soruna zemin hazırlamakta ve sorunları tetiklemektedir. Azınlık gruplarının varlığını evrimsel olarak kabul edememek, azınlık bir grup olmamasına rağmen kadını hala anne, abla, kardeş, bacı, kız, namus, mal, ödül, bedel gören toplumlarda cam tavan sendromunun ortaya çıkışı maalesef kolay olmakta daha da kötüsü cam tavan sendromunun varlığı normal karşılanmaktadır.

Ayrıca streotipleştirilmiş meslek ayrımları da cam tavan sendromunun bir diğer toplumsal sebebidir. Meslekler toplumdaki bireylere göre belirli meslekler belirli cinsiyetlere aittir ve bu meslekleri diğer cinsiyetin ya da cinsel yönelimlere sahip bireylerin seçme olasılığı yoktur. Böyle bir seçim yapılması durumunda birey sosyal ve psikolojik açıdan pek çok soruna maruz bırakılmaktadır.

Cam tavan sendromunun bir diğer sebebi içinde bulunan örgütün yapısıdır. Kurum, kadın yöneticilerin varlığına ne kadar karşı bir yapıdaysa o denli çalışanlar da cam tavan sendromuna sahip olurlar. Kurum içindeki diğer sosyal yapıya katılamazlar bu nedenle de gruba kendilerini ait hissetmezler (Mızrahi & Aracı, 2010).

Bir diğer sebep ise yönetimde buluna diğer kadınların karşıdaki diğer kadına erkek stereotipleri benimsemiş bir biçimde yaklaşmasıdır. Buna kraliçe arı sendromu denilmekledir. Bu sendromda ise diğer kadınların yükselişini engellemek ve kendisi dışındaki çalışmaları görmezden gelme eğilimi vardır. Kraliçe arı sendromu ile cam tavan sendromu karşılıklı olarak birbirlerini ortaya çıkartmakta ve beslemektir.

Cam Tavan Sendromuna yalnızca kadınların maruz kalmadıklarını belirtmiştim. Bu durumu daha yakından incelemek için cam tavan sendromunu oluşturan literatüre bir göz atalım.

Bambu tavan: Asyalıların kolektif bir kültürden gelmesi bakımından üst kademe yöneticilik işlerini yapamayacaklarına yönelik ayırıcı ve ırkçı bir söylemdir

Ters cam tavan: Kadınların ağırlıklı oldukları sektörlerde erkeklerin kariyer yapması ve yükselmeye çalışması durumudur. Bu durumun kökeninde de toplumda mesleklerin cinsiyetlerinin olduğuna inanılması yatmaktadır.

Beton tavan: Hem kadın olup hem de toplumda azınlıkta olan bireylerin yaşadığı sorunları ifade eder. Azınlık olduklarından bu kadınların yaşadıkları engelleri aşmaları azınlık olmayan kadınlara göre daha zor olmaktadır.

İkinci cam tavan: Cam tavan sendromuna yol açan engeller birden çok olmaktadır. Karşılaşılan engellerden aşılması en kolay olanı aştıktan sonra karşılaşılan diğer engelleri temsil etmek için bu ifade kullanılır.

Cam dolap:  Eşcinsel veya diğer farklı cinsel yönelimlere sahip bireylerin özellikle halkın sık sık karşılaştığı sektörlerden uzak tutulmasıdır. Medya, sağlık vb.

Cam merdiven: Sektör ne kadar kadın ağırlıklı olsa da erkeklerin daha hızlı bir şekilde kariyerlerinde yükselmesini ifade eder. Bu durumda yine bir haksızlık söz konusudur çoğunlukla torpilin olduğu sahalarda görülür.

Yapışkan merdiven: Kariyerde yükselmenin zorluğunu ifade eder. Burada söz konusu olan cam merdivenin tam tersi bir durumdur.

Günümüzde iş gücünde kadınların var olması bir sorun değil bir avantajdır. Bu durumu yaratıcı iş gücüne çevirebilen, cinsiyetçi, ayrımcı ve ırkçı bir tutum izlemeyen kurumların sektörlerinde önde olmaları kaçınılmazdır. Bu nedenle kurumlar kadınların da kariyer danışmanlığından etkili bir biçimde yararlanmasını sağlamalıdır (Mızrahi & Aracı, 2010).

Toplumsal anlamda kadının sorumluluklarını paylaşacak eş seçimlerinde bulunması, kendi yeterliliklerinin farkında olması ve kusursuzluk isteğini bir kenara bırakması gerekir. Kadın dünyaya yalnızca çocuk doğurmak, büyütmek, süslenmek, dedikodu yapmak için gelmemiştir. Bundan dolayı kadının kendini geliştirmesi tüm toplum için ciddi bir önem taşımaktadır feminist terapinin de özellikle üstünde durduğu nokta budur. Ayrıca analitik düşünme becerisine sahip beyin sol lobu ile konuşmayı düzenleyen Wernicke ve Broca bölgeleri kadınlarda daha aktif bir biçimde çalışmaktadır bu da kadının iletişim becerilerini nörofiziksel olarak arttırır. Bu durumda beceriler köreltilmediği takdirde kadının üst düzey konumda işlerliği olmaması gibi bir durum söz konusu değildir.

Yalnızca cam tavan sendromuna orta yaş kariyer döneminde rastlanılmaz fakat bu dönemde iş hayatına atılma, toplumsal yapı içerisinde daha sık bulunma gibi etmenlerden dolayı bu yaşam döneminde kendini daha çok belli eder. Çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik döneminde ailenin, arkadaşların, öğretmenlerin engelleme, örselenme ve aşağılanmasına maruz kalan bireyin özgüveni temel kişilik döneminden beri eksik olacağından ve bir biçimde yetişkinlik dönemine kadar kendine olan güven eksikliğini tamamlayamayacağından cam tavan sendromuna yakalanma olasılığı doğal olarak artacaktır. Burada da destekleyici ve cesaret verici olmak hem öğretmen hem de aile için çok önemlidir.

Çocuğun karşılaştığı ilk sosyal grup olan ailenin tutumu bireyin kişilik gelişimi açısından en önemli unsurlardan biridir. Buna göre sağlıksız bireyler yetiştirmek istemiyorsak tutumlara dikkat etmemiz gerekir. En sık yapılan hatalı tutumlardan biri aşırı koruyucu anne babalar olmaktır. Bu tutumda çocuk hiçbir sorumluluk almaz ve bu nedenle kendine güveninin gelişip gelişmemesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Aileden çıkıp farklı sosyal gruplar içerisinde yer almaya başladığında ise pek çok beceri eksikliği ile karşılaşır. Bu beceri eksikliklerinin bir kısmı okulda giderilebilse de büyük bir kısmının okul öncesinde kazandırılması gerekir. Bu becerilerden yoksun çocuk yetişkin bir birey olduğunda ise kariyer hayatında yükselmek için gerekli özgüveni kendinde bulamayacaksın.

Başka bir açıdan bakacak olursak, cam tavan sendromu yalnızca özgüven eksikliğinden gerçekleşmiyor. Aynı zamanda başka bir bireyin yeterli olup olmadığını düşmanca ve incitici bir şekilde sorgulayan birey de belli başlı tutumlara maruz kalmıştır. İlgisiz aile tutumunda çocuk sınırlarını bilemez. Bu da çocuğun ilerde insan haklarına ve temel insani değerlere saygı duymayan bireyler olmasına neden olur.

Bu tip bireyler yaratan bir diğer tutum da aşırı baskıcı aile tutumudur. Bu tutumda çocuk aileye yani güvengen bağlanması gereken ilk sosyal gruba karşı büyük bir korku besler. Bu da çocuğun otoriteye boyun eğen fakat otorite boşluğunda farklı davranış örüntüleri gösteren bir birey olmasına neden olur. Çocuk, yetişkinlik hayatında da bireyler üzerinde bir korku ve yıldırma tutumuna sahip olur. Bu da mobbing, bullying, cam tavan sendromu gibi çeşitli şiddet içeren eylemlere yönelmesine neden olmaktadır.

Peki, kuramsal temelde psikolojik danışmanlar cam tavan sendromunun çözümü için nasıl bir yol izlenmelidir?

Cam tavan sendromu çözülebilecek bir psikolojik sorundur. Çözüm yolu olarak ise danışman feminist terapi yaklaşımı, varoluşçu yaklaşım ve hümanist yaklaşımı eklektik bir biçimde kullanabilmektedir. Feminist terapi toplumsal temelli modern bir terapi anlayışıdır. Toplumda sanıldığı üzere de erkeğin aşağı kadının üstün olduğu şeklinde bir yaklaşım olmaktan çok uzaktır. Bu yaklaşım erkek egemen kuramlara karşı – özellikle psikanalitik kurama karşı – kadının da sesine kulak veren, toplumda var olan psikolojik sorunların yalnızca erkek görüşleriyle çözülemeyeceğini savunan bir terapi yaklaşımıdır. Buna göre kültürel ve sosyo-politik anlamda bireyleri ve toplumu geliştirmeyi amaçlar.

Hümanist terapide ise Rogers’a göre birey kendini gerçekleştirmeye açık, güvenilir ve gerçekçidir. Danışmada danışan kendini tam anlamıyla gerçekleştirmelidir ve duyguları ile kendi benliği arasında bozukluğu gidermelidir (Yüksel- Şahin, 2015).

Varoluşçu terapiye göre insanın eşsiz ve kendine özgü bir varlıktır ve özgür davranmalarını etkileyen tüm faktörler belirlenmeli ve ortadan kaldırılmalıdır. Danışan sorumluluk ve olanaklarının farkına varıp bunları kullanmalıdır (Yüksel- Şahin, 2015).

Cam tavan sendromunun tedavisinde bu üç yaklaşım eklektik bir biçimde kullanılır. Kadının gücünün ve yeterliliklerinin farkında olup, rollerini doğru biçimde ayarlaması sağlanır. Bu öz farkındalık sonucunda birey yükselmesini engelleyen etmenleri basitten zora çözümleyerek ilerler. Aynı zamanda kariyer danışmanlığından faydalanmaları da cam tavan sendromunun etkilerinin geçirilmesi için önemli bir hizmettir (Mızrahi & Aracı, 2010).

Toplumlar çeşitlilikle ayakta dururlar. Bu zamana kadar bizleri mağaradan modern yapılara, daha konuşmayı bilmeyen varlıklardan uzayı evreni keşfetmeye çalışan canlılara dönüştüren, estetik zevklerimizi, beyin gelişimimizi, hayat doyumu ve yaşam kolaylığını arttıran eserler ve icatların hepsini ortaya çıkaran sıradanlık değil çeşitlilik olmuştur. Toplumsal ilerleme ancak kadın ve erkeğin işbirlikçi çalışmasıyla gerçekleşir. Ve bu uygarlık yalnızca toplumun erkek bireyleri değil, kadın erkek tüm bireylerinin ortak çabasıyla var olmuştur.

Son olarak unutmayın ki cam tavandan kurtulmak için hızlıca ve sert bir şekilde vurmanız gerekir. Dikkat! CAM KIRILGAN BİR MADDEDİR!

Kaynakça:

  1. Harari, Y. (2011). “Hayvanlardan tanrılara sapiens insan türünün kısa bir tarihi” , (sf. 17- 32), İstanbul: Kolektif.
  2. Yüksel- Şahin, F. (2015). “Psikolojik danışmanlar için el kitabı”, (sf.81- 101), Ankara: Nobel.
  3. Mızrahi, R., Aracı, H. (2010). “Kadın yöneticiler ve cam tavan sendromu üzerine bir araştırma”, Organizasyon ve Yönetim Dergisi.

Elif İrem Erdemir


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.