Alkol Bağımlılığı Nedir? Alkol Bağımlılığının Belirtileri Nelerdir Ve Nasıl Tedavi Edilir?

Alkol Bağımlılığı Nedir? Alkol Bağımlılığının Belirtileri Nelerdir? Alkol Bağımlılığı Nasıl Tedavi Edilir?

Alkol Bağımlılığı Nedir? Alkol Bağımlılığının Belirtileri Nelerdir Ve Nasıl Tedavi Edilir?
13 Ağustos 2017 Pazar 21:11

Alkol Bağımlılığına Genel Bakış

Bağımlılık, bir maddenin amacı dışında, zorlanımlı bir istek duyularak ve gittikçe artan miktarlarda kullanılması, bireyin yaşamında problemlere neden olmasına rağmen kullanımına devam edilmesi ve maddenin azaltılması ya da bırakılması halinde yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması durumlarının bütününe denir (Uğurlu, Şengül ve Şengül, 2012). Fizyoloji ve psikolojiyi birlikte çalışamaya zorlayan, çağımızın en çok konuşulan konularından birisidir. Bir kısır döngü halidir. “Bir kereden bir şey olmaz” denerek başlanan madde kullanımının vazgeçilemeyecek dereceye gelip “battı balık yan gider” noktasına evrilmesidir. Zaten hiç kimse "ben bağımlı olacağım" diye kullanmaya başlamaz.

Alkollü içeceklere karşı gelişen bağımlılık da bu kapsam içinde değerlendirilmektedir. Fiziksel sağlığa ve kişilerarası ilişkilere önemli derecede zarar veren, uzun süreli, kontrol dışı, tekrarlayan ve aşırı miktarda alkol tüketimine denir (Santrock, 2015). Bağımlılığın hem bireye hem de çevreye verdiği zararlar bulunmaktadır. Sindirim sistemi hastalıklarına, kalp damar hastalıklarına, kan hastalıklarına ve kansere neden olmaktadır (Tarhan ve Nurmedov, 2015). Ortalama yaşam süresinden 10-15 yıl azaltmakta ve her yıl yaklaşık yirmi iki bin ölüme ve iki milyona yakın yaralanmaya neden olmaktadır (Tarhan ve Nurmedov, 2015).

Bağımlılığın nedenleri

Bireyin alkole bağımlılık geliştirmesinde temel olan belli başlı nedenler vardır. Bu nedenlerden birisi ve en ilginci genetik faktörlerdir. Alkol kullanım bozukluğu bulunan bireyleri %50-60 genetik yatkınlığı olduğu düşünülmektedir (Santrock, 2015). Genetik olarak aile geçmişin alkol bağımlısı bulunan bireylerin bağımlı olmaya daha elverişli olduğu söylenebilir.

Bir diğer önemli faktör ailedir. Ailenin alkole karşı tutumu ve birey ile ilişkisi son derece önemlidir. Özellikle ebeveyn tutumları bağımlılığın gelişiminde rol oynar. Kontrol düzeyi düşük ve soğuk ilişkilere sahip umursamaz ebeveyn tutumu bağımlılıkta önemli bir risk faktörüdür (Tarhan ve Nurmedov, 2015).

Psikolojik ve sosyal faktörler bağımlılığın gelişinde azımsanamayacak kadar etkilidir. Kulaksızoğlu (2013) na göre genel olarak maddelere bağımlılığının nedenleri dayanıksız bir kişilik yapısına sahip olmak, kaygıdan kaçınmak, içten denetimli değil dıştan denetimli olmak, benlik saygısının düşük olması, duygusal açıdan olgunlaşmamış olmaktır. Özellikle rahatlatıcı etkisinden dolayı acı ve üzüntüleri unutmak, sorunların üstesinden gelmek ve zor zamanları atlatabilmek gibi düşüncelerde bağımlılığa götüren en önemli etmenlerdendir (Cüceloğlu, 2015; Tarhan ve Nurmedov, 2015). Arkadaş ortamında teklif edilen maddenin gruptan dışlanmamak ya da kabul edilebilmek amacıyla kabul edilmesi ya da bu teklife hayır denememesi, daha önce denenmemiş olan tehlikeli şeylere karşı duyulan merak ya da eğlence maddeye başlamada önemli nedenlerdendir (Tarhan ve Nurmedov, 2015).

DSM-5’te alkol bağımlılığı

Alkol kullanan herkesin alkol bağımlısı olduğunu söylemek klinik açıdan mümkün değildir. Öte yandan bu bozukluğa her zaman açık bir kapıları vardır. Alkollü içecekler tüketen her dokuz kişiden biri alkol bağımlısı olma yolunda ilerlemektedir(Santrock, 2015). Bu bir risktir. Peki, alkol kullanımının sorunlu olmaya başladığı nokta neresidir? DSM-5 (APA, 2013) tanı ölçütlerine göre alkol bağımlılığı:

  • İstenenden daha çok ve daha uzun süreli olarak alkol kullanılması,
  • Bırakmak ya da denetim altına almak için istek duyulması ya da sonuç vermeyen girişimlerin bulunması,
  • Alkol ile ilgili etkinliklere çok zaman ayırılması,
  • Alkol kullanmak için zorlanımlı bir istek duyulması,
  • İşte, okulda, evde yerine getirilmesi gereken yükümlülükleri yerine getirememe ile sonuçlanan alkol kullanımlarının bulunması,
  • Kişilerarası ya da toplumsal sorunlar yaşanıyor olmasına rağmen alkol kullanma davranışının sürdürülmesi,
  • Alkol kullanımı nedeniyle önemli toplumsal, ekonomik ya da eğlence-dinlenme gibi etkinliklerinin bırakılması ya da azaltılması.
  • Tehlike yaratabilecek durumlarda dahi alkol kullanılması,
  • Alkolün neden olduğu bir sorunun varlığına karşın kullanımının sürdürülmesi,
  • Alkole karşı tolerans geliştirilmesi (aynı etkinin uyanması için daha fazla kullanmak),
  • Alkol alınmadığı takdirde yoksunluk gelişmesi ve yoksunluk belirtilerinden kurtulmak amacıyla alkol kullanılması,
  • Son olarak on iki aylık bir süre içinde tüm belirtilerden en ikisinin kendini gösterdiği belirgin bir sıkıntı ya da işlevsellikte düşmeye yol açan sorunlu kullanımdır.

Aynı kaynakta alkol alındığında hangi belirtilerin ortaya çıktığı, alınmadığında hangi yoksunluk belirtilerinin görüldüğü ve uzun vadede neden olduğu psikolojik sorunlara da yer verilmiştir (APA, 2013). Alkolün alındığı esnada sözü ağızda geveleyerek konuşma, eşgüdüm bozukluğu, düzgün ayakta duramama, göz titremesi, dikkat ya da bellek bozuklukları gibi davranışlar gözlemlenir. Yoksunluk belirtileri ise terleme ya da hızlı kalp atımı, titreme, uykusuzluk, bulantı ya da kusma, gelip geçici, görsel, dokunsal ya da duysal varsanılar, bunaltı şeklindedir. Alkolün yol açtığı psikozla giden bozukluklar, iki uçlu bozukluk, depresyon, kaygı bozukluğu, uyku bozukluğu, cinsel işlev bozukluğu, ağır olmayan nörobilişsel bozukluklar kullanıma bağlı olarak ortaya çıkabilecek patolojik durumlardır.

Bağımlılığın tedavisi

Alkol bağımlılığının tedavisi Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerinde (Örn: AMATEM), üniversitelerin tıp fakültesine bağlı psikiyatri kliniklerinde ve özel hastanelerin bağımlılık birimlerinde yapılmaktadır (TUBİM, 2013). Tedavi, ayaktan veya yatarak tedavi olmak üzere iki şekilde uygulanmaktadır. Temel hedef ayık kalmaktır. Sahip olduğu karmaşık yapısı ile hem fiziksel hem de psikososyal bir tedaviyi gerekli kılmaktadır. Uygulanan ilaç tedavisi ve psikolojik yardım birbirinden ayrı düşünülemez ve birbirini bütünler ve destekler. Alkol bağımlılığını farmakolojik tedavisinde disülfiram, akamprosat, nüksün önlenmesinde naltrekson gibi ilaçlar kullanılmaktadır (Uğurlu, Şengül ve Şengül, 2012). Bu ilaçlar ülkemizde ve dünyada bağımlılık tedavisinde yaygın olarak kullanılan ilaçlardır. Bazı ilaçların anksiyeteyi azaltmasına bağlı olarak alkol alma dürtüsünü azalttığı düşünülmektedir (Uğurlu, Şengül ve Şengül, 2012).

Bağımlılığa yol açan ve destekleyen sosyal ve kişisel faktörlerin çözüme kavuşturulması ise tedavinin psikososyal ayağını oluşturmaktadır. Bu verilen bireysel ve grup yardımları ile mümkün olmaktadır. Başarılı bir tedavi süreci için bireyin hem alkolü bıraktıktan sonra göstereceği yoksunluk belirtileri ile başa çıkmak için hem de alkolü tamamen bırakabilmesi için yapılan ilaç tedavisine ek olarak bireysel ve grup terapileri vardır (Kulaksızoğlu, 2013). Adsız Alkolikler psikolojik destekler arasında en popüler olanı ve en çok bilinenidir. Günümüzde Yeşilay bünyesinde, amaçları arasında uyuşturucu ve alkol bağımlılığı tedavisi gören bireylere psikososyal yardım sunmak da bulunan Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) kurulmuştur. Kurum telefonla danışmanlık hizmeti, bireysel terapi, grup terapisi, psikoeğitim, aile danışmanlığı ve sosyal destek gibi alanlarda hizmet vermektedir.

Türkiye’de bağımlılık ile mücadele eden, ortak çalışmalarda bulunan çok sayıda Bakanlık ve kurum bulunmaktadır. Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, TUBİM, Yeşilay ve diğer sivil toplum kuruluşları gerek önleme gerekse tedavi çalışmalarında görev üstlenmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından 2012 yılında “Madde Bağımlılığı Tanı ve Tedavi Kılavuzupsikiyatristler, pratisyen hekimler, aile hekimi uzmanları, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve hemşireler için tedavide bir birliğin sağlanması amacıyla hazırlanmıştır (Sağlık Bakanlığı, 2012).

KAYNAKÇA

Amerikan Psikiyatri Derneği (2013). Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Beşinci Baskı (DSM-V) (Çev. ed.: E Köroğlu). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.

Cüceloğlu, D. (2015). İnsan ve davranışı: psikolojinin temel kavramları (Otuzuncu baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi

Kulaksızoğlu, A. (2013). Ergenlik psikolojisi ( On beşinci baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi

Sağlık Bakanlığı (2012). Madde bağımlılığı tanı ve tedavi kılavuzu. Ankara: Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü.

Santrock, J. W. (2015). Yaşam boyu gelişim (On Üçüncü Baskı) (G, Yüksel, çev.). Ankara: Nobel Yayıncılık.

Tarhan, N., Nurmedov, S. (2015). Bağımlılık: sanal veya gerçek (Dördüncü baskı). İstanbul: Timaş Yayınları

TUBİM (2013). Türkiye uyuşturucu raporu. Ankara

Uğurlu, T. T., Şengül, C. B., & Şengül, C. (2012). Bağımlılık psikofarmakolojisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 4(1), 37-50.

Rukiye AYDIN

Yıldız Teknik Üniversitesi


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.