Agnozi Nedir, Agnozi türleri nelerdir ?

agnozi nedir, agnozi türleri agnozi tedavisi agnozi belirtileri

Agnozi Nedir, Agnozi türleri nelerdir ?
04 Haziran 2018 Pazartesi 15:55

Agnozi Nedir, Agnozi türleri nelerdir ?

Yüz yılı aşkın bilimsel çalışmalar sonucunda, nöroloji biliminin üç farklı beyin ve nöroloji ilişkisine tanık olduğu ortaya çıkmıştır. Psikoloji ve psikiyatri bilimleriyle iç içe ilerleme göstermekte olan nöroloji bilimi bahsedildiği üzere, geleneksel beyin nörolojisi, davranışsal nöroloji ve kognitif(bilişsel) nöroloji olarak farklı inceleme alanlarına ayrılmıştır. (Öktem, 2009) Nöroloji hangi farklı alanda incelenecek olursa olsun, genel sinir sistemi ile beyin ayrılmaz bir bütün olarak ele alınmaktadır. Psikoloji, deneysel ve kognitif (bilişsel) psikoloji üzerinde çalışmalarıyla; psikiyatri, biyolojik psikiyatri üzerinde çalışmalarıyla ve en nihayetinde nöroloji, davranışsal nöroloji üzerinde çalışmalarıyla ortak bir payda üzerinde buluşmaktadır. Bu nedenle, beyin kaynaklı herhangi bir hastalık, üç yönlü olarak da incelenebilmektedir.

Nörolojik muayenenin tek başına yetersiz kalacağı beynin bazı işlevleri vardır. Bunlar:

  • Algı ve Tanıma
  • Hafıza (Bellek)
  • Dil Yetisi
  • Praksis
  • Görsel ve uzamsal oryantasyon
  • Dikkat
  • Duygu-durum
  • Yönetimsel Fonksiyonlar

Yıllar ilerledikçe, bilimsel bulgular gittikçe daha da kesinlik kazanmış olup, yukardaki beyin işlevleriyle alakalı literatürde klinik ve patolojik olarak bazı sendromlar tanımlanmıştır. Üç birbiriyle bağlantılı alana da yansımaları olan nörolojik/nöropsikolojik hastalıklarda seyredebilen bu sendromlar şunlardır:

  • Afazi (Aphasia)
  • Apraksi (Apraxia)
  • Agnozi (Agnosia)
  • Amnezi (Amnesia)
  • Görsel-Boylamsal Bozukluklar
  • Duygu-durum Bozuklukları
  • Yönetimsel Bozukluklar

Klasik nörolojik değerlendirmeler ile bu sendromların yasnıması olduğu rahatsızlıklara ulaşabilmek oldukça zor olmakla beraber; üç boyutlu olarak incelenmesi çok daha mantıklı bir yaklaşım olacaktır. Makale boyunca bu sendromlardan biri olan “agnozi” incelenecektir.

Agnozi, köken olarak Yunanca’daki ‘bilinmeyen anlamına gelen ‘agnostos’ kelimesinden gelmektedir ve ilk defa ‘tanımlama yetersizliği’ anlamında Sigmund Freud tarafından 1891 yılında bir sendromu tanımlamak için kullanılmıştır.

Agnozi, bireyin farkındalığını hedef alan ve nadir görülen nörolojik durumdur. İlgili duyu organlarda herhangi bir problem olmamasına rağmen, kişi bu duyuları ile daha önceden öğrendiği ve deneyimlediği şeyleri tanıyamamakta, tanımlayamamakta ve anlamlandıramamaktadır. (Öktem, Bahar ve Aktin, 2009) Kişinin normal bir şekilde konuşmasına, düşünmesine, görmesine ve duymasına rağmen Agnozi’si olan birey; isimlendirememe ya da ifade edememe sorunu yaşamaktadır. Agnozi’nin bir çok türü görülmekle beraber, Agnozi, etkilenen duyusal kısımlara göre üç temel başlık altında incelenmektedir. Bunlar şöyle sıralanabilmektedir:

  • Görsel Agnozi (Optic / Visual Agnosia)
  • İşitsel Agnozi (Auditory Agnosia)
  • Dokunsal Agnozi (Tactile Agnosia)

Agnozinin daha iyi anlaşılması adına örnek verecek olursak, görme duyusu normal bir şekilde çalışan bir kişinin eline, gözleri kapalıyken bir makas verilip, bu nesnenin ne olduğunu dokunarak anlaması istendiğinde kişi nesneyi tanımakta başarısız olursa, bu Agnozi belirten bir durumdur. Ya da, kişi gayet iyi işitme yeteneğine sahip olmasına rağmen aynı odada bulunan birinin öksürme sesini, öksürme sesi olarak idrak edemiyor ya da tanımlayamıyorsa bu da bu durum işitsel agnoziye işaret ediyor demektir. Agnozisi olan bir hastanın bu problemi, tanımlama sorunu çektiği nesnelerin bilgisini unuttuğu için ya da üzerinde yeteri kadar dikkatini toplayamadığı için yaşadığını düşünmek yanlış olacaktır. Çünkü Agnozi’ye sebep olan nedenler bunlardan ikisi de değildir.

AGNOZİ’NİN NEDENLERİ

Agnozi genellikle beynin gelişimsel bozuklular, demanslar, inmeler ya da diğer nörolojik hastalıklardan dolayı aldığı hasardan sonra ya da beynin algılama, hafıza ya da deneyimleme kısımlarının bozulmasının ardından ortaya çıkmaktadır. Agnozi, algılanan uyaranların duyusal algısının hafızadaki bilgilerle, dolayısıyla hafızayla bağlantısının kopmasıyla kendisini göstermektedir. Bu da bellekle ilgili bir problemin olmayıp, spesifik uyaranların işlenme aşamasında bir problem olduğu anlamına gelmektedir. Yani kişi algılamakta bir sıkıntı çekmemekle beraber, algıladığı şeylerle anlamlı bağlantılar kuramamaktadır. Agnoziye neden olan durumlar, algının, hafızanın ve kimliğin bir bütün olarak çalıştığı serebrumun (beynin en tepe kısmında bulunan ve beynin en büyük kısmı olan santral [merkezi] sinir sistemi) farklı bölgelerinde hasarlar oluşmasına yol açmaktadır. Sonuç olarak ise, beynin bu hasarlı bölgelerinden bilgilerin geri çağrılamaması durumunda Agnozi’nin semptomları baş göstermektedir.

Örnek verilecek olursa, taktil (dokunsal) Agnozi, beynin parietal lobunda meydana gelen lezyonlar (doku bozulmaları) yüzünden oluşmaktadır. Agnozi genellikle beynin sadece bir spesifik bölgesinde ortaya çıkmaktadır. Bunun daha iyi anlaşılabilmesi için, taktil agnozisi olan bir hastanın bir kalemi dokunarak tanımlayamamasına rağmen gördüğünde hemen isimlendirebilmesi örnek verilebilmektedir.

AGNOZİ’NİN ÇEŞİTLERİ

Daha önce de bahsedildiği üzere Agnozi, beynin tek bir kısmını etkilemektedir. Birçok türü olsa da Agnozi, duyusal algılardan hangisini etkilediğine göre üç temel başlık altında incelenmektedir. Bunlar:

Görsel Agnozi (Visual / Optic Agnosia)

Görsel Agnozi, genel nörolojik sendromlara kıyasla oldukça nadir görülmekle beraber; diğer agnozi türleri ile kıyaslandığında, hastalarda en çok rastlanan agnozi türüdür. Genel olarak nesneleri veya ‘şey’’leri adlandıramamak olarak tanımlanmaktadır. Görsel Agnozi’de hastanın zekası, konuşması, görme yeteneği, dikkati ve uyarılabilirlik derecesi normal iken, hasta gördüğü nesneleri ya da ’şey’’leri tanımlayamamakta, isimlendirememekte ya da kategorize edememektedir. Görsel Agnozi için Oliver Sacks’in “Karısını Şapka Sanan Adam” kitabındaki vakalardan, karısını şapka ile özdeşleştiren ve ancak şapka takıyorken onu tanıyabilen hasta yerinde bir örnek olacaktır. (Sacks, 2016)

Görsel Agnozi, Algısal (Apperceptive) ve Çağrışımsal (Associative) Görsel Agnozi olmak üzere iki geniş başlık altında incelenebilmektedir. Bu kategorizasyon fikrini 1890 yılında beyin hasarı sonucu nesneleri tanımlayabilme yetisinin bozulmasını açıklamak amacıyla ünlü nörolog Heinrich Lissauer ortaya atmıştır. Lissauer’e göre görme eylemi iki temel aşamada gerçekleşmekteydi:

  1. Beyin görülen nesnenin bilgilerini tek bir görüntüde birleştirir.
  2. Beyin bu bilgileri anlamlandırmak ve görsele bir anlam yükleyebilmek adına, kişinin daha önceki deneyimleriyle ve öğrendikleriyle bağlantı kurar.

Algısal Görsel Agnozi, daha çok birinci aşamada görülürken; Çağrışımsal Görsel Agnozi ise daha çok ikinci aşamada kendini göstermektedir. Algısal Görsel Agnozi temel olarak, görme konusunda fonksiyon kaybı bulunmamasına rağmen gördüğü nesneleri isimlendirememe, eşleştirememe ve diğer temsili görsel öğelerden ayırmamak anlamına gelmektedir. Örneklendirilecek olursa, Algısal Görsel Agnozi’ye sahip olan hastalar bir nesnenin görselini kopyalayarak kağıt üzerine çizememekte fakat o nesneyi sözlü olarak rahatça ifade edebilmektedir. Yani nesneyi algılama bütünselliğinde bir bozukluk olsa da nesneleri, nesnelerin bütünlüklerini boyutları, dokuları, renkleri ve farklı küçük ipuçları gibi diğer bilgileri kullanarak tanımlamaktadırlar.

Çağrışımsal Görsel Agnozi ise, nesnelerin farklı algısal temsilleri ile o nesnelerin bellekte depolanmış bilgilerine ulaşamamak anlamına gelmektedir. Yani Çağrışımsal Görsel Agnozi’si olan biri daha çok tanımlayabilme yeteneğinden yoksun da denilebilmektedir. Algısal Görsel Agnozi’nin tam aksine Çağrışımsal Görsel Agnozi’si olan hastalar bir nesnenin görselini kolayca kağıt üzerinde taklit edebilirken; isimlendirme ve fonksiyonlarını idrak etmekte başarısız olmaktadır (Farah, 2004). Burada asıl nokta şudur ki, eğer Çağrışımsal Görsel Agnozisi olan birinden bir nesnenin bilinçli olarak hatalı çizilmiş görselini çizmesini isterseniz, hasta bu hatanın farkına bile varmayıp görseli hatalı halindeki gibi çizecektir. Bazı hastalarda ise bu iki tür agnozi semptomlarının birlikte gözlemlendiği Bütüncül Görsel Agnozi gözlenmektedir. Bununla beraber Lissauer’in kategorizasyonu her ne kadar klinik anlamda kullanışlı olsa da, bilimsel çalışmalar sonucunda her Agnozi çeşidinde mutlaka küçük bir miktar da olsa, büyük miktar da olsa; bir derecede Algısal Görsel Agnozi’ye rastlandığı ortaya çıkmıştır.

Literatürde yer edinen Heinrich Lissauer’in Agnozi sınıflandırmasından sonra birçok yeni ve farklı Görsel Agnozi türü de yerlerini yavaş yavaş almıştır. Bu türler şöyle sıralanabilmektedir:

  • Renk Agnozisi (Colour Agnosia)
  • Hastalar renkleri tanımakta ve ayırt etmekte güçlük yaşamaktadır.
  • Nesne Agnozisi (Object Agnosia)
  • Hastalar, nesneleri tanımakta ve ayırt etmekte güçlük yaşamakta; fonksiyonlarını idrak etmekte ve isimlendirmekte başarısız olmaktadır.
  • Eş Zamanlı Agnozi (Simultanagnosia)
  • Hasta, ayrı ayrı parçaları anlamlandırabilip tanımlayabilse de, genel resmi ya da şekli bir bütün olarak algılamakta ve tanımlamakta güçlük yaşamaktadır.
  • Yüz Agnozisi (Prosopagnosia / Face Agnosia)
  • Hasta, tanıdık yüzleri tanımakta ve ayırt etmekte güçlük yaşamaktadır. Yüzdeki her bir organ ayrı ayrı algılanmakla beraber bir bütün halinde tanımlanamamaktadır. Yüz Agnozisi, genellikle tek başına değil, sol görme alanı bozukluklarıyla beraber görülmektedir.
  • Görsel – Sözel Agnozi (Agnosic Alexia)
  • Hasta yazılı metinde bulunan kelimelerin anlamını algılamakta güçlük yaşamaktadır. Okuma kabiliyeti normal iken kelimeleri anlama yeteneği kaybolmuştur.
  • Hareket Agnozisi (Akinetopsia)
  • Hasta, hareket eden nesneleri algılayamamakta ve ayırt edememektedir. Hareket eden nesneler hastalar tarafından art arda dizilmiş durgun nesneler olarak algılanabilmektedir.

 İşitsel Agnozi (Auditory Agnosia)

İşitsel Agnozi, hasta hala gayet düzgün çalışan işitme yeteneğine sahip olmasına rağmen hastanın çevredeki sesleri ya da bulunduğu ortamdaki konuşmaları işleyemediği için idrak edememesi, algılayamamasıdır. Bu sendrom, beynin primer işitsel alanındaki, ses işleme bölgeleri, beynin dil bölgeleri ile temas halinde olmayı bıraktığında orrtaya çıkmaktadır. İşitsel Agnozi’li hastalar sesleri farkedebilmekte ve bu sesler haklarında tahmin yürütmeye çalışmaktadırlar fakat, ses kaynaklarını tanımlayamamaktadırlar. Örnek verilecek olursa: Ambulans sirenini duyan bir hasta, uzun süreli, yüksek ve tiz bir ses duyduğunu ifade edebilmekte fakat bu sesin bir ambulansa ait olduğunu kavrayamamaktadır. Bu her ne kadar kişinin hayatında zorluk yaratan bir durum olsa da, kişi hala okuyabilmekte, yazabilmekte ya da konuşabilmektedir.

Görsel Agnozi’ye göre hakkında daha az çalışma yapılmış olan İşitsel Agnozi, Görsel Agnozi ile paralel olarak Algısal ve Çağrışımsal gibi kavramlarla kategorize edilebilmektedir. Algısal İşitsel Agnozi, duydukları bir sesi taklit edememekte veya duydukları bir kelimeyi tekrar edememektedir. Bunun yanı sıra, Çağrışımsal İşitsel Agnozi’ye sahip olan hastalar ise, kolaylıkla sesleri taklit edip sözcükleri tekrarlayabilirken; bir sesin farklı kaynaklardan çıkan türevlerini eşleştirememektedirler. Örnek verilecek olursa: Hasta farklı kuşların cıvıltısını, bir kadınla bir adamın söylediği aynı kelimeleri ya da farklı bebeklerin ağlama seslerini ayırt edemeyecektir. Bu temel iki ayrım dışında literatüre girmiş bulunan farklı İşitsel Agnozi türleri de mevcuttur. Bunlar şöyle sıralanmaktadır:

  • Fonagnozi (Phonagnosia),
  • Hasta sözcükleri tek başına algılayabildiği halde tanıdık insan veya hayvan seslerini duyduğunda tanımakta ve birbirinden ayırt etmekte güçlük çekmektedir. Beynin sesleri algılama ve işleme ile ilgili bölgelerinde herhangi bir hasar söz konusu olduğunda ortaya çıkmaktadır.

  • İşitsel – Sözel Agnozi (PureWord Deafness)
  • Hastanın işitme ie ilgili herhangi bir problemi olmamakla beraber hasta, duyduğu sözcükleri semantik sırayla, yani anlamsal olarak algılayamamaktadır. Konuşulan dil bir bütün olarak idrak edilememektedir. Bir çeşit anlam körlüğü olarak da tanımlanabilmektedir.

  • Kortikal Sağırlık (Cortical Deafness)
  • İşitmeyle ilgili hiçbir problemi olmamakla beraber, hastalar işitilen bilgileri beyninde işleyememekte ve anlamlandıramamaktadır. Kişi sesleri duyabilse de seslerin varlığını fark edememektedir ve bu durumdan kendisi de haberdar değildir. Çoğunlukla bu hastalar sağır olarak adledilmektedir.

  • Amuziya / Reseptif Amuziya (Amusia)
  • Hasta işitsel olarak bir kayıp yaşamamış olmakla beraber; müziği, ritimleri ve tonlamaları bir bütün olarak idrak edememekte ve duyduğu şeyi müzik olarak tanımlayamamaktadır.

Dokunsal Agnozi (Taktil Agnozi / Tactile Agnosia)

Dokunsal yani Taktil Agnozi, kişinin dokunma duyusu ya da hissyatında herhangi bir işlev kaybı olmamasına rağmen, dokunduğu nesnenin ya da ‘şey’’in ne olduğunu tanımlayamaması, algılayamaması, hissiyat kaybı yaşıyor hissine kapılmasıdır. Hastalar dokundukları nesne ya da ‘şey’’lerin dokusunu, boyutunu ya da ağırlığını dokunarak algılayabilmekte fakat dokundukları şeyin ne olduğunu isimlendirememekte, fonksiyonlarını ve varlıklarını anlamlandıramamaktadır. Taktil Agnozi’ye genelde beynin Parietal Lob’undaki lezyonlar neden olmaktadır.

Bu sendromla ilgili örnek verilecek olursa: Bir Dokunsal Agnozi hastası eline yarım bir elma verildiğinde o elmanın ağırlığını, sıcaklığını veya boyutunu idrak edebilecek fakat tuttuğu şeyin yarım bir elma olduğunu söyleyemeyecektir. Bu hastalar genellikle şikayetlerini anlatırken ellerinin dokundukları nesne ya da ‘şey’’leri algılamak için oldukça ‘sertleşmiş’ veya ‘hissiz’ olduklarından yakınacaklardır. (Reed, 2010)

Bu Agnozi türü ilginç bir şekilde beyinde tek taraflı lezyonlara sebep olmaktadır. Bunun sonucunda kontralateral, yani lezyonun olmadığı, ters taraftaki el agnostik el olarak tanımlanmaktadır. Bu el dokunma yetisini kaybetmemiş olsa da, beynindeki lezyon yüzünden dokunduğu nesneleri ya da ‘şey’’leri algılayamamakta, onları anlamlandıramamaktadır. Örneğin, sağ beyninde doku bozulması (lezyon) olan bir hasta, sol eli ile nesneleri tanımlarken zorluk çekecektir.

Hakkında çok fazla bilimsel çalışma yapılmamış olan bu Agnozi türü, literatürde farklı dallara ayrılmaktadır. Görsel ve İşitsel Agnozi’lerle kıyaslandığında çok daha nadir ortaya çıktığını söylemek yanlış olmayacaktır. Fakat bunlara paralel olarak Dokunsal Agnozi’yi yine algısal ve çağrışımsal olarak sınıflandırmak mümkündür.

Algısal Taktil Agnozi, kişinin dokunma duyusunda herhangi bir kaybı olmayıp, hissedebilme yeteneğine sahip olmasına rağmen dokunduğu ya da eline aldığı nesneleri ya da ‘şey’’leri tanıyamaması, isimlendirememesi anlamına gelmektedir. Yani hasta, elindeki nesnenin sıcaklığı, boyutu, dokusu gibi nesne hakkında bilgi veren ayrıntıları algılayabilse de; o nesnenin neyi temsilen var olduğunu, nesne olarak ne anlama sahip olduğunu, kısacası nesnenin fonksiyonunu ya da ismini tanımlayamamaktadır. Örnek verilecek olursa: Algısal Taktil Agnozi’ye sahip olan bir hasta, eline verilen cetvelin sert bir maddeden yapılmış, ince ve düz yapılı olduğunu kolaylıkla söyleyebilirken, tuttuğu nesnenin cetvel olduğu hakkında hiçbir fikri olmayacaktır. Yani nesneye ait bütün nitelikleri bir araya getirememekte, büyük resmi algılayamamaktadır.

Çağrışımsal Taktil Agnozi ise, kişinin nesne ya da ‘şey’’lerin sıcaklığı, boyutu, dokusu gibi nesne hakkında bilgi veren ayrıntıları sözlü olarak ifade edemezken, nesneye bakarak aynısını çizme yetenekleri hala korunmaktadır. Kısacası hasta nesneye ait algıladığı şeylerle belleğinde o nesneye ait bilgiler arasındaki bağlantıyı kuramamakta, o nesnenin diğer aynı kategorideki nesnelerle benzerliklerini ve farklılıklarını algılayamamakta; dolayısıyla da nesneyi fonksiyonel olarak anlamlandıramamaktadır.

Taktil (Dokunsal) Agnozi, literatürde bu konuyla paralel olarak farklı agnozi türleri de barındırmaktadır. Bunlar şöyle sıralanabilmektedir:

  • Astereognozi (Atereognosis)
  • Asteregnozi, hastanın eline aldığı nesne ya da ‘şey’’lerin ağırlığını, boyutunu, sıcaklığını ve dokusunu dokunarak algılayamasıdır. Hasta gördüğü nesneyi hala çizebilmekte ve nesnenin ne olduğunu söyleyebilmektedir.

  • Ototopagnozi (Autotopagnosia)
  • Ototopagnozi, hastanın vücudunun kısımlarının oryantasyonunu kaybetmesidir. Bu durum hastanın beyninin sol parietal lobunun hasar alması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Vücudunu tanıyamayan hasta, bedeninin başkasına ait olduğunu bile ileri süreblmektedir.

  • Ağrı Agnozisi
  • Analjezi adıyla da bilinen bu durum, hastanın ağrı uyaranını beyninde algılayamaması ve işleyememesidir. Yaralanma durumlarında hastada farkındalık olmayabilmektedir.

  • Anosognozi
  • Kişinin bedenindeki işlevsel bozuklukların farkına varamamasıdır. Geri bildirim mekanizmasında sorun olan hastalarda bu durum nörolojik hastalıklar sonucunda ama genellikle inme sonucunda meydana gelmektedir.

  • Gerstmann Sendromu
  • Bu sendrom, hastanın kendisinin ya da başka bir kişinin parmaklarını tanıyamaması ve isimlendirememesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Hastadan kendisinin ya da başkasının belli bir parmağını göstermesi istendiğinde bunu gerçekleştiremeyecektir ya da kendi parmaklarını başkalarının parmakları olarak algılayabilmektedir.

Agnozi Nasıl Anlaşılır?

Agnozi, çeşitli nöropsikolojik testler, fiziksel muayeneler ve beyin görüntüleme yöntemleri ile ortaya çıkarılmaktadır. Nöropsikolojik testlere, gerçek ya da gerçek olmayan objelerin ayrımının yaptırıldığı görsel testler, yüz tanıma testleri, sözel ve sözel olmayan sesleri tanıma testleri ve dokunma duyusu ile ilgili testler örnek verilebilmektedir. MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme) ve CAT (Bilgisayarlı Tomografi Taraması) gibi görüntüleme yöntemleri ile ise, agnoziye neden olan lezyonlar görüntülenebilmektedir.

Agnozi’nin Tedavisi

Agnozi, nörolojik rahatsızlıklar sonucunda ortaya çıkan bir durum olmakla beraber, bilişsel işlevlerde değişiklikler olması ve daha çok hastalıkların sonucunda ortaya çıkması nedeniyle özel bir tedavi yöntemine sahip değildir. Tedavi yöntemleri daha çok semptomları iyileştirmeyi, ilerlemesini engellemeyi ve derecesini azaltmayı amaçlamaktadır. Hasta üzerindeki etkilerini geriye döndürebilecek tedavi çeşitleri, kişiden kişiye farklı sonuçlar vermektedir. Bu tedavi seçenekleri arasında şunlar bulunmaktadır:

  • Konuşma Terapisi
  • Dil ve konuşma bozukluklarının tedavisinde başarılı sonuçlar vermektedir. Hastaların rahatlaması ve gerekli tedavi motivasyonuna ulaşabilmesinde de oldukça etkilidir.

  • İş ve Uğraş Terapisi
  • Otizmli hastalara da önerilen bir tedavidir. Hastaların bilişsel işlevlerini koruyabilmesi ya da kaybı en aza indirgeyebilmek için, bir uğraş edinip istikrar sağlamaktır. Bu sayede kişi belirlenen spesifik alanda performans arttırma, düzenlemeye meyil kazanmaktadır.

  • Beyin Ameliyatı

Nörolojik hastalığın türüne ve durumuna göre, hasta beyninde meydana gelen lezyonlar için beyin ameliyatına alınabilmektedir.

Agnozi İyileşir Mi?

Oldukça nadir görülen bir durum olan Agnozi ve diğer Agnozi türleri, hastalarda Agnozi’nin etiyolojisine göre farklı olarak seyretmektedir. İyileşme Agnozi’nin altında yatan durumların çözümlenmesiyle görülmeye başlanmaktadır. İyileşmeyi, hastanın yaşı, mesleği, bilişsel kaybının miktarı, lezyonun yeri ve lezyonun büyüklüğü etkilemektedir. Hastalar genelde 3 ay – 1 yıl’lık bir süre zarfında toparlamakta ve durumlarına adapte olmaktadır.

Kaynakça:

1.Farah, M. J. (2004) . Visual Agnosia. USA: The MIT Press

2.Sacks, O. (2016) . Karısını Şapka Sanan Adam. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları

3.Reed, C. L. (2010) . Agnosia: Tactile. In E. Goldstein (Ed.), Encyclopedia of Perception. Thousand Oaks, CA: SAGE Publications, Inc.

4.American Psychological Associaton (2014)

5.Öktem, Ö., Bahar, S. Z., Aktin, E. (18 Mart 2009). Afazi, Apraksi, Agnozi. (2009), 

6.Öktem, Ö. (2009). Nörolojik Bilimlerde Beyin Anlayışı. (2009), 

Büşra Gökçe KURT


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.