Trafik Psikolojisi

Trafik psikolojisi içerisinde yürütülen çalışmaların temel hedefi sürücü davranışlarını anlamaya çalışmak ve buna bağlı olarak bulunan verileri trafik güvenliğini arttırmak için kullanmaktır. Trafik konusu genel olarak insan, çevre ve araç öğeleri arasında var olan ilişkilere dayanır. Trafik psikolojisi ise temel olarak trafik bağlamı içerisinde insan öğesini ele almaktadır.

Trafik Psikolojisi
07 Şubat 2018 Çarşamba 18:11

Trafik Psikolojisi

21.yy’da sosyal hayatın ayrılmaz bir bütünü olan araç kullanımı ve trafik insanların yaşamını çeşitli yönlerden etkilemektedir. Trafikte meydana gelen kazalar, kazazedeler ve kazaya maruz kalanlar üzerinde uzun süreli kalıcı etkiler bıkabilmektedir. Fiziksel, bilişsel ve psikolojik bozukluklar kazaların bir sonucu olarak bireyin günlük işlevselliğini yerine getirmesinde aksaklıklar doğurabilmektedir. Trafik kazaları sosyal hayatı bu denli etkilerken sosyal psikolojinin bir alt disiplini olan trafik psikolojisi, insanların trafik kazalarındaki rolünü belirlemeye ve trafik güvenliğini sağlamayı amaçlamaktadır. Trafik kazalarının temel nedenleri genel olarak üç alt başlıkta incelenebilir: İnsan, araç ve çevre. Bu üç faktör arasında trafik kazalarına yol açan en önemli etmen insan faktörü olarak gösterilmektedir. İnsanların trafik kazasına oranı yaklaşık olarak %90 olarak belirtilmektedir (Sümer ve Özkan, 2012).

Trafik Psikolojisi Nedir?

Trafik kazalarına bağlı ölümler ülkemizde ve tüm dünyada başta gelen ölüm nedenlerindendir. Yaşanan can kayıplarının yanı sıra ekonomik kayıplar, sağlık giderleri, psikolojik çöküntüler ve fiziksel yaralanmalar trafik kazalarının sonuçları arasında yer almaktadır. Bu denli ağır sonuçlar trafik kazalarını toplumsal bir sorun yapmaktadır. Trafik kazalarına neden olan insan, çevre ve araç faktörleri arasında en yüksek pay sahibi insandır. Trafik kazaları %90dan daha büyük bir oran ile insan kaynakları olarak gerçekleşmektedir. Trafik psikolojisi ise trafik içerisinde insan faktörünü çeşitli yönlerden inceler. Trafik psikolojisi içerisinde yürütülen çalışmaların temel hedefi sürücü davranışlarını anlamaya çalışmak ve buna bağlı olarak bulunan verileri trafik güvenliğini arttırmak için kullanmaktır. Trafik konusu genel olarak insan, çevre ve araç öğeleri arasında var olan ilişkilere dayanır. Trafik psikolojisi ise temel olarak trafik bağlamı içerisinde insan öğesini ele almaktadır. Psikoloji bilimi yaklaşık 100 yıllık bir süreden beri sürücülerin sürüş sırasındaki tutumlarını, davranışlarını, zihinsel ve bilişsel süreçlerini incelemektedir. Trafik psikolojisi trafikte meydana gelen insan kaynakları kazaların nedenini araştırmak ve incelemek buna bağlı olarak güvenliği arttırmak adına çalışmalar yapar. Trafik psikolojisini diğer psikoloji disiplinlerinden ayıran en önemli fark trafik süreci içerisindeki sürücünün davranışlarını anlamak ve açıklamaktır. Trafik psikolojisi, trafik sistemi içerisinde yer alan sürücü, yaya ve yolcuların tutumları, davranışları ve deneyimleri ile ilgili çalışmalar yürütür. Toplumda genel bir trafik kültürü ve güvenlik bilinci yaratmak temel hedeflerindendir (Yasak, 2002). Trafik psikolojisi sürücülük, sürücülük performansı ve davranışlarını çalışmalarında ele almaktadır.

Trafik Psikolojisinin Konusu

Trafik içerisinde sürücülerin tutum, davranış ve becerileri trafik kazalarına neden olan etmenler arasında çok büyük bir orana sahiptir. Sürücüler üzerindeki inceleme yapan trafik psikologları kazaya karışan sürücülerin bilişsel, zihinsel ve psikolojik faaliyetlerini inceler. Bu konuda araştırma yürüten psikologlara göre trafikte güvenliğin artmasında en önemli konu sürücü davranışları ve sürücülerin becerilerini kapsayan özellikleridir. Sürücünün kişilik özellikleri, yaşı, cinsiyeti, kural ihlaline karşı eğilimleri, psiko-motor becerileri, algısal ve bilişsel süreçleri gibi çok çeşitli etmenler trafik kazalarında sürücülerin davranışlarını anlamada önemlidir ve trafik psikolojisi sürücülerin bu özelliklerini özellikle incelemektedir (Yasak, 2002). Sürücülük becerileri kapsamında sürücülerin daha çok araç kullanımında ne kadar deneyimli ve becerili oldukları, sürüş esnasında el ve göz koordinasyonlarının ne denli yeterli olduğu ve sürüş için gerekli olan diğer yetenekler incelenir. Aracın kullanımı ne kadar otomatik gerçekleşirse sürücünün sürüş becerisi de aynı oranda gelişme göstermektedir. Sürücü davranışları kapmasında sürücünün sürüş esnasında sergilediği tavırlar konu alınır. Sürücünün kuralları ne kadar önemsediği ve uyduğu, hız sınırlarına ne derecede uyduğu incelenir. Trafikte kazaya neden olan davranışlar özellikle trafik psikolojisinin çalışma alanıdır. Sürücünün kurallara karşı ihmalkâr tutumları, diğer sürücülere ve araçlara karşı yaklaşımı sürücünün davranışını anlamada önemlidir. Sürücünün öfke ve sürüş sırasında heyecan arama isteği trafik kazalarına neden olan temel sürücü davranışlardandır (Sümer ve Özkan, 2002). Sürücü davranışları ve becerileri trafikte insan faktörünü anlamak ve açıklamak için en önemli özelliklerdendir. Bu özellikler ne derecede olumlu yönde sürücüde yer edinirse trafik içerisindeki güvenlikte sağlanmış olur.

Trafik Psikolojisi ve Psikoteknik

Psikoloji bir davranış bilimi olarak endüstri kuruşlarında ve konularında çeşitli problemlere çözümler üretmeye odaklanmıştır. İş psikolojisi bağlamında endüstri çevresinde çeşitli meslek alanlarında istihdam edilen çalışanların davranışlarını geliştirmek için çalışmalar yürütür. İş güvenliği, çalışma performansı ve verimliliği gibi ölçütleri belirlemeye çalışan iş psikolojisinin kullandığı yöntemler genel olarak psikoteknik olarak adlandırılır.

Sürücülerin değerlendirilmesinde ve seçiminde başvurulan önemli yöntemlerden biri psikoteknik değerlendirmedir. Sürücü adaylarının veya kazaya karışan sürücülerin davranışlarının belirlenmesinde psikoteknik uygulamalar kullanılmaktadır. Kazaya neden olabilecek etmenlerin belirlenmesi ve önlenmesi, güvenliğin sağlanması ve güvenli sürüşün gerçekleşebilmesi için önemlidir. Psikoteknik en genel tanımıyla; sürücülerin algı, dikkat, tepki hızı, el-göz koordinasyonu gibi becerilerini ölçen bilgisayar destekli bir uygulamalı test sistemidir. Bu uygulama sayesinde sürücü adaylarının becerileri ve yeterlilikleri hakkında bir sonuca varılır. Sürücülerin güvenli bir sürücü olup olmadıklarına dair bir fikir verir ve sürücüler buna göre bir değerlendirmeye tabii tutulur. Psikoteknik uygulamasında uygulanan psikolojik testler refleks, stres, stres anında sergilenen davranışlar, bellek, frene basma hızı gibi özellikleri ölçer. Bunun yanında öndeki araç ile mesafeyi ayarlama, virajlarda ve kavşaklarda hız kontrolü, şerit değiştirme ve sinyal verme gibi belli başlı trafik tutumlarını da içerisine almaktadır. Bu uygulamalar sayesinde trafikte tehlike arz eden sürücüler belirlenebilmekte ve trafik güvenliği daha üst bir seviyeye çıkarılmaktadır (Yasak, 2002).

Sürücü Rehabilitasyon Programları

Sürücü rehabilitasyon programları diğer bir adıyla sürücü davranışı geliştirme programları, trafik ihlali yapmayı alışkanlık haline getirmiş bireylere bazı Avrupa ülkelerinde zorunlu olan ıslah edici programlardır. Bu programlarda sürekli olarak trafik suçlarına karışmış bireylere trafik kurallarına karşı belli bir bilinç ve farkındalık kazandırılmaya çalışılır. İlk olarak Amerika Birleşik Devletlerinde ortaya çıkan bu uygulama zaman içerisinde Avrupa ülkeleri arasında da yaygınlık kazanmıştır. Bu programların temel amacı kural ihlali yapan sürücülerin ihlal yapmalarına neden olan davranışlarını ve tutumlarını belirlemek ve bunlar üzerinde bir oto kontrol sağlamaktır. Trafik ve trafik kullarına karşı sahip olunan yanlış bilgi ve inanışların önüne geçerek sürücülerin kural ihlali yapmalarını en aza indirmek hedeflenmektedir. Programların uygulanmaya konduğu ülkelerde başarı oranı %50 oranına kadar ulaşabilmektedir. Ülkemizde de zorunlu olarak tutulan bu programlar trafikte güvenliği arttırmak adına oldukça önemli bir adımdır (Yasak, 2002)

Türkiye’de Trafik Psikolojisi

Trafik psikolojisi alanı ülkemizde son yıllarda hızla gelişen ve genişleyen bir konu alanıdır. 1997 yılında yürürlüğe giren kanun ile birlikte ülkemizde bir trafik suçuna karışmış sürücülerin psikoteknik uygulamadan geçirilmeleri zorunlu tutulmaya başlanmıştır. Bu seneden önce ülkemizde trafik psikolojisine yönelik çalışmalar İETT bünyesinde gerçekleştirilmekteydi. Bu kanun ile birlikte psikoteknik uygulamalar daha bilimsel bir yol ile ilgili psikologlar tarafından yürütülmeye başlanmıştır. 1997 yılında başlayan bu gelişime Türk Psikologlar Derneği öncülük etmiş; hizmet içi eğitimler, çeşitli konferans ve sempozyumlar ile trafik psikolojisi alanını genişletmiş ve geliştirmiştir. Çeşitli üniversitelerin psikoloji bölümlerinde bu alana yönelik lisans ve lisansüstü dersler verilmektedir. 2003 senesinde yeni bir kanun kararı ile de alkollü araç kullanan sürücülerin sürücü geliştirme programına dâhil edilmesi zorunlu bir hale getirilmiştir.

Kazaya Sebep Olan İnsan Kaynaklı Faktörler

Sürücülerin gerek sürüş becerileri gerek davranışları trafik içerisinde önemli bir etmendir. Sürücünün demografik özelliklerinden(yaşı, cinsiyeti vs.) kişilik özelliklerine kadar birçok özellik sürüş davranışlarını önemli derecede etkilemektedir. Sürücülerin günlük hayattaki tutum ve davranışları aynı şekilde direksiyon başında da devam etmektedir. İnsan kaynaklı kazaların en önemli nedeni ise dikkatsizlik olarak belirtilmektedir. Sürücünün sürüş işlemine gerekli hassasiyeti ve özeni göstermemesi hem kendinin hem de çevresindeki bireylerin hayatlarını tehlikeye sokmaktadır. Dikkatin yanı sıra sürücünün trafik kurallarına itaatkâr tavırı da trafik içerisindeki güvenliği yordayan önemli etmenlerdendir. Kural ihlali yapan sürücüler itaatkâr sürücülere oranla daha fazla kaza riski yaşamaktadırlar. Hatalı şerit değiştirmek, hız sınırını aşmak, trafik ışıklarına uymamak ve takip mesafesine uymamak başlıca yapılan ihlallerdir. Dikkat ve kurallara itaatten de öte diğer bir üçüncü faktör trafikte yapılan hatalardır. Sürücüler dikkatini doğru yöne vermesine ve kurallara uymasına rağmen hatadan kaynaklı kaza yapabilmektedirler. Trafik ışıklarını yanlış anlamak, tabelaları yanlış yorumlamak, sinyal veren aracı sollamaya çalışmak ve sürüş becerilerini iyi koordine edememek de trafik içerisinde gerek sürücünün gerekse diğer bireyleri tehlikeye sokmaktadır.

Kişilik Özellikleri ve Trafiğe Uyum

Trafik kazalarına karışan sürücüler ile yürütülen çalışmaların bir diğer amacı da kişilik özellikleri ve psikolojik semptomların kaza yapma eğilimini ne kadar yordadığı yönündedir. Günlük hayatta risk alma ve heyecan aramaya meyilli olan sürücülerin trafik içerisinde daha fazla kural ihlali yaptığı, hız limitini aştığı, alkollü araç kullanımı ve sürüş güvenliği önemlerini aksattığı belirlenmiştir. Buna ek olarak daha az risk alma ve heyecan arama eğilimi olan sürücülere kıyasla daha fazla trafik kazasına neden oldukları gözlemlenmiştir. Trafik içerisinde agresif tavır sergileyen saldırgan kişilik özelliğine sahip bireylerin öfkelerini engelleyememesi ve sürüş esnasında yansıtmasından ötürü saldırgan kişilik özelliğine sahip bireylerin bir çok hafif çaplı kazaya karıştıkları bilinmektedir. Günlük yaşamı içerisinde fiziksel ve sözel saldırganlık gösteren bireylerin bu tavırları aynı şekilde sürücü tavırlarına da yansımaktadır. Bu özelliklerle beraber kişilerin psikolojik sağlıkları da sürüş davranışlarını önemli ölçüde etkilemektedir. Kazaya karışma oranları çok yüksek olan sürücülerin kişisel yaşamları içerisinde de suç işlemeye oldukça yaktın kişiler olduğu belirtilmiştir. Kaza yapma oranı fazla olan sürücülerin psikolojik iyiliklerinin normal standartlardan daha fazla bozuk olduğu yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca kaza yapma eğilimi ile depresyon ve kaygı düzeyleri arasında da yüksek düzeyde ilişki bulunmuştur. Sürücü becerilerinin yüksek olmasına rağmen yoğun kaygı ve depresyon yaşayan bireylerin normal şartlara göre kazaya karışma oranları daha yüksektir (Sümer ve Özkan, 2012).

Sürücünün Bilişsel Süreçleri

Sürüş esnasında trafik güvenliğini sağlayan en önemli bilişsel süreç sürücünün dikkatidir. Dikkat, çevreden duyularımıza gelen çok fazla uyarıcıdan sadece belli başlı olanlarının işlemlerden geçirildiği bir bilişsel süreçtir. Dikkatin kapasitesinin sınırlı olması hangi uyarıcıların işlemden geçirileceğine dair seçimde oldukça hayati önem taşımaktadır. Yapılacak olan işin zorluğuna göre odak ihtiyacı da artar. Bazı işler çok az dikkat gerektirilip yapılabilmektedir. Örneğin; araba kullanırken makul ses düzeyinde müzik dinlemek kişinin çok fazla dikkat harcamasını gerektirmez. Fakat sürücünün alışık olmadığı bir ortamda araç kullanırken bir yandan da telefon ile mesajlaşması normal koşullardan çok fazla dikkat gerektirmektedir. Sürücünün dikkati kazayı yordayan en önemli bilişsel süreçtir. Dikkatin sürüş yapılan ortama göre odaklanması ve gerekli uyarıcılara yöneltilmesi güvenlik açısından oldukça ihtiyaç duyulan bir gereksinimdir. Trafik yoğunluğunun oldukça fazla olduğu yağmurlu havalarda sürücünün dikkatini öndeki aracın fren lambalarına vermesi ve buna göre frene basması zor koşullarda dikkatin sürüşe etkisine güzel bir örnektir. Sürüş konusunda profesyonelleşmiş sürücüler dikkatlerini aynı anda birçok şeye odaklayabilmektedirler. Hem araba kullanıp hem yolcu koltuğunda bulunan bireylerle sohbet edebilirler. Fakat her ne kadar sürüş becerileri gelişmiş olsa da ani bir durumda yanındaki yolcu ile konuşmayı bırakıp sadece sürüşe odaklanmaları gerekmektedir. Aynı zamanda güvenli bir sürüş için hem görsel hem de işitsel dikkat gerekmektedir. Yol tabelalarını takip etmede, şerit değiştirirken aynaları kontrol etmede, öndeki aracın sinyallerine odaklanmada görsel dikkat; ambulans, korna ve motor sesi gibi uyarıcılarda da işitsel dikkatin verilmesi gerekmektedir. Görsel ve işitsel dikkatin sürüş esnasında eş zamanlı olarak kombinasyonlanması ve bu uyarıcılara göre hareket edilmesi lazımdır (Er, 2002).

  Kaynakça:

  1. Sümer, N ve Özkan, T. (2012). Sürücü davranışları, becerileri, bazı kişilik özellikleri ve psikolojik belirtilerin trafik kazalarındaki rolleri. Türk psikoloji dergisi, 17(50), 1-22.
  2. Yasak, Y. (2002). Trafik psikolojisi ve psikoteknik değerlendirmenin tarihine genel bir bakış. Türk psikoloji yazıları, 5(10), 121-136.
  3. Er, N. (2002). Sürücünün bilişsel süreçlerini anlamak: Trafik güvenliği için ne kadar gerekli ve yeterli? Türk psikoloji yazıları, 5(10), 37-63.
  4. Sümer, N., Lajunen, T. ve Özkan, T. (2002). Sürücü davranışlarının kaza riskindeki rolü: ihlaller ve hatalar. Orta doğu teknik üniversitesi, Ankara.

Aydın Deniz YÜCE


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.