Sağlık Psikolojisi Nedir?

Sağlık psikolojisi sağlık psikolojisi nedir sağlık psikologları ne iş yapar sağlık psikoloğu nerede çalışır sağlık psikolojisi alt dalları

Sağlık Psikolojisi Nedir?
01 Nisan 2018 Pazar 16:44

SAĞLIK PSİKOLOJİSİ NEDİR ?

Canlılar, doğumundan itibaren, yaşamsal işlevlerini yerine getirmesi, kendini ve çevresini koruması, üreyip soylarını nesilden nesile aktararak yaşamını devam ettirebilmesi için sağlıklı bir beden gereksinimine ihtiyaç duyarlar.

Dünya Sağlık Örgütü genel sağlığı tanımlarken, bireylerin fizyolojik, sosyal ve psikolojik açıdan incelendiğinde eksiksiz bir iyilik halinde olması şeklinde tanımlamıştır. Kişinin sosyal ve psikolojik sağlığı açısından iyi olması 20.yy öncesine kadar yani modern tıbbın doğuşuna kadar genel sağlığı oluşturan temeller arasında yer almamaktaydı. Sağlık ve sağlığı geliştirmeye yönelik çalışmaların tarihçesine bakıldığında çok da eskiye dayanmadığı temellerinin yeni atıldığı görülmektedir.

Sağlık psikolojisi, Sağlık ve hastalığın biyolojik, psikolojik ve sosyal etmenlerini araştıran kendi içinde modeller barındıran psikoloji alt dalıdır. Sağlık psikolojisi ve klinik psikoloji birbirinden farklı alt alanlar olup, klinik psikoloji doğrudan bireye odaklanırken, sağlık psikolojisi bireye ve bireyin etrafında bulunduğu çevreye ve koşullara odaklanır. Sağlık psikolojisinin klinik psikolojiden bir farkı da sağlık psikolojisi yalnızca psikolojik bozuklukları değil sağlığı tehdit eden tüm unsurları ele alır.

Sağlık psikolojisinin cevap bulmaya çalıştığı sorular arasında, insan neden kendine zarar verir? Neden yok olma çabasına girer? Kendisine ve çevresine zarar verme isteği  neyden kaynaklanır ? Madde kullanımına yönelme nedenleri nelerdir? Sağlık psikolojisi bu tür sorulara cevap aramaktadır.

1970 yıllarında modern psikoloji çalışmaları kapsamında, yeni bir sağlık anlayışının yer almaya başladığını ve “Sağlık Psikolojisi“ adı ile günümüzde söz edildiği görülmektedir. Tıp alanında Koruyucu Hekimliğin farklı bir boyut kazanmasına Sağlık Psikolojisi alanındaki teorik ve uygulamalı çalışmalar önemli etki sağlamıştır. Bu çalışmalarla sağlık tanımı, sağlık inanç modelleri, ve sağlığı geliştirici davranış modellerinin teorik çerçevesi üzerinde durulmuştur. Günümüzde sağlık psikolojisinin alanları başlangıç dönemi ile kıyaslanamayacak kadar genişlemiş, kendi içinde adeta farklı iki ayrı disiplinin ortaya çıkışına zemin hazırlanmıştır. Bu alandaki ilk çalışmaların yoğunlaştığı konuların tıp alanı ile bağlantıları kurulduğunda, bunların birinci basamak sağlık hizmetleri içinde yer aldığı ve modern koruyucu tıbbın temel taşlarından birini oluşturduğu görülür. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde yer alan sağlık psikolojisi çalışma alanları, genel olarak şöyle sıralanabilir: sağlığın psikososyal yönü, sağlık ölçütlerinde psikolojik bir boyut olarak bireyin var oluşunun anlam ve önemi, koruyucu sağlık davranışları ve kazanılması, sağlık eğitimi, sağlığı geliştirici yaşam biçimleri, stres ve stresle başa çıkma, fizik egzersiz yöntemleri, beslenme ve kilo kontrolü, sağlık açısından şiddet hasta-hekim ilişkileri vs (Baltaş, 2000).

Sağlık davranış modelinin yapısı incelendiğinde sağlık ve hastalıkların sınıflandırılması genellikle üç düzeyde ele alınmaktadır. Bu üç düzeyi inceleyecek olursak:

Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri: Korunma hizmetlerinin organize edildiği, sağlığı en iyi düzeyde geliştiren ve hastalıklara karşı özgül ve özgül olmayan korunmaları içeren bir düzey olarak değerlendirilebilir. Uygun beslenme, aşılanma, stresle başa çıkma stratejileri, sağlık eğitimi bu basamakta yer alır.

İkinci Basamak Sağlık Hizmetleri: Korunmaya ve etkin tedaviye dönük, erken teşhisle ilgili aktiviteler ve hastalık tedavisinin sürdürülmesiyle ilgili hizmetleri içerir. Bu basamakta yürütülen sağlık hizmetleri kalıtımsal, akut, kronik veya travma vb. bütün sağlık sorunlarıyla ilgili tanı ve tedavi hizmetleridir. Örneğin, kalp-damar hastalıklarında teşhis ve erken tedavi için gerekli olan klinik testleri uygulamak veya cinsel istismara uğramış bir çocuğu tespit etmek ve uygun tedaviyi yapmak.

Üçüncü Basamak Sağlık Hizmetleri: Tedavi hizmetlerinden sonra hastalıkla ilgili rehabilitasyon faaliyetlerini içerir. Örneğin, kalp damar hastalıkları tedavisinden sonra, aile ve iş hayatını nasıl sürdüreceğini veya herhangi bir eksiklik, sakatlık durumunda kişinin iş yaşamına nasıl devam edeceği konularında, yeni davranış biçimlerinin öğretilmesi, üçüncü basamak sağlık hizmetleri içerisinde yer alır (Baltaş, 2000 : 36).

Rosenstock ve Becker (1974), Sağlık psikolojisiyle etkileşim içerisinde olduğu düşünülen sosyal psikolojik süreçlerin ele alındığı modellerden biri de ‘’Sağlık İnanç Modeli’’ diye adlandırılan teorik yaklaşımdır (akt; Baltaş, 2000). Sağlık inanç modeli kendi içinde üç ayrı etmenden oluşur. Bu etmenler, kişisel algı, hastalık tehdit algısı, uygulama ve yarar-engel algılarıdır. Algılardan oluşan bu üç etmeni açıklamak gerekirse:

Kişisel Algı: Koruyucu hekimlik açısından davranış bilimleri verilerinden en önemlisi ‘’Kişinin hastalık ve sağlıklılık konularında kendini nasıl algıladığı ve hissettiği’’dir. Bu algı psikolojik olarak kişinin birinci basamak korunmaya açık olup olmadığını belirler. Kişisel algı başlığı altında ele alınan iki temel faktör vardır.

  1. Kişinin kendini belli koşullarda hassas ve zedelenebilir hissetmesi
  2. Kişinin hastalıkla ilgili sonuçları ciddi olarak algılaması

Hastalık Tehdit Algısı: Koruyucu sağlık davranışlarının kazanılmasına yardımcı olan etkenlerden biri de, hastalığın bir tehdit olarak algılanmasıdır. Becker ve arkadaşlarının geliştirdiği bu modelde, bir hastalığın tehdit edici olduğu algısında araya giren ve etkin rol oynayan etmenler vardır. Bu etmenlerin bir kısmı algıda etkin bir role, bir kısmı da yardımcı role sahiptir.

Uygulama ve Yarar-Engel Algısı: Koruyucu sağlık davranışlarını benimsemeye yatkın olmak, kişisel algılara ve söz konusu hastalığın tehdit edici olduğunun algılanmasına bağlıdır. Koruyucu sağlık bilgisinin, koruyucu sağlık davranışı olarak uygulanmasıysa kişinin yaşamına sağlayacağı yarar ile uygulamada karşılaşacağı sorunlar arasındaki dengeye bağlıdır. Yarar algısı, bireylere, koruyucu çalışmaların yaşam süresine ve yaşam kalitesine olan etkileri öğretilebilir. Böylece kişilerde sağlıkla ilgili tutum ve davranışlar, koruyucu sağlık uygulamaları yapmanın yararıyla ilgili bilinç alanını geliştirmek mümkün olur. Bilinç alanı geliştirilerek yarar algısı pekiştirilir ve sağlığı kontrol etme olasılığı doğar. Engel algısı ise, kişiler çeşitli sebeplere bağlı olarak, koruyucu sağlık davranışlarında bireysel ve toplumsal düzeyde çeşitli engeller algılayabilirler. Örneğin, sağlığı tehdit eden bir davranış konusunda kendisinin değişemeyeceğine inanç veya bazı hastalıkların ailede ve yakın çevrede bilinmesinin yarattığı huzursuzluk ve kurtulmayacağına inanmak. Herhangi bir hastalığa bağlı olarak cinsiyeti, ırkı veya yaşı olumsuz değerlendirmek. Ayrıca sağlık hizmetlerinden yararlanmanın zor olduğuna inanmak, engel algısının artmasında rol oynayan etkenlerdir (Baltaş, 2000 : 37-39).

Sağlık Psikolojisinin Alt Alanları

David F Marks (2002), Sağlık psikolojisi yazınında yer alan çalışmalar amaç, araç ve hedefleri açısından değerlendirildiğinde ön plana çıkan bu dört alan, Klinik sağlık psikolojisi, Halk sağlığı psikolojisi, Toplum sağlığı psikolojisi ve Eleştirel sağlık psikolojisi olarak adlandırılmıştır (akt; Usubutun, 2003). Bu dört alanı tanımlamak gerekirse:

Klinik sağlık psikolojisi, psikolojinin birçok alt alanlarından biri olup hastaneler, danışmanlık ve sağlık merkezlerinde psikolojik rahatsızlıklar üzerine danışanlara tedavi hizmetleri vermeyi amaçlar. Organ kayıpları, kanser gibi travmatik etki yaratan olgulardan sonra tedavi girişimlerinin etkinliğini artırmayı amaçlar. Danışanlara doğrudan odaklanarak düşüncesel ve davranışsal olarak sistematik şekilde incelenirler.

Sağlık psikolojisinin sağlık politikalarının oluşturulmasında işlev görebilmesini hedefleyen alanı Halk sağlığı psikolojisidir. Amacını sağlığın geliştirilmesi ve hastalıkların önlenmesi olarak belirleyen halk sağlığı psikolojisi anlayışında birey sağlığı, sosyal ekonomik ve politik belirleyicilerin bir sonucu olarak kabul edilir. Bu alanda çalışan psikologlar için sağlığın geliştirilmesi ve hastalıkların önlenmesi, tedavi etkinliğinden daha önemlidir.Tıp fakültelerindeki halk sağlığı disiplinine yakın düşen bu sağlık psikolojisi alanında yapılan çalışmalarda yararlanılan bir büyük kuram yoktur. “Sağlık okuryazarlığı sağlığı geliştirir” gibi genel yaklaşımlardan yola çıkan girişimler ve sağlık araştırmaları için tercih edilen ortamlar klinikler değil, okullar, işyerleri ve medyadır (Usubutun, 2003).

Toplum sağlığı psikolojisi, bu yaklaşımda amaç hassas gruplar ve topluluklarla yürütülecek toplum araştırmalarına ve eylemlerine dayanarak “bireyin güçlendirilmesi”dir. Toplumsal sağlık psikolojisinin benimsediği “sağlık” tanımı, fiziksel ve ruhsal sağlığın yanısıra insan yaşamının olumlu psikososyal yönlerinin varolabilmesi esasına dayanır. Bu alanda yapılan topluma dayalı ekip çalışmalarına psikologların yanısıra psikiyatri, sosyal hizmetler, sosyoloji, antropoloji, halk sağlığı ve siyasal bilimler alanlarından araştırmacı ve uygulamacılar da katkı yapmaktadırlar. Toplum içinde yürütülen uzun süreli, güvene ve iletişime dayalı ekip çalışmalarında kendini amaca adama, bağlılık ve sadakat gibi değerlerin de sıklıkla ön plana çıkması nedeniyle bu yaklaşım ilk iki sağlık psikolojisinin nesnel, saf bilimsel yaklaşımından farklıdır (Usubutun, 2003).

Eleştirel sağlık psikolojisi, amacını sağlığın, sağlık hizmetlerinin, sağlık psikolojisinin ve en geniş anlamda toplumun yapılandırılmasında iktidarın rolüne odaklanmak olarak belirleyen sağlık psikolojisi alanıdır. İktidar yapılarının tüm insanlara sağlık için eşit olanaklar ve kaynaklar sağlanması önünde oluşturduğu kolaylıkları ve engelleri görünür kılmak amacıyla yürütülen bilimsel çalışmalarda kimi zaman diğer sağlık psikolojisi alanlarında elde edilen verilerden de yararlanılarak ikna edici retorik argümanlar geliştirilmeye çalışılmaktadır.

Bu dört sağlık psikolojisi anlayışını tanımladığı ve birbiriyle ilişkilendirmeye çalıştığı yazısında Marks (2002), sağlık psikolojisinin kendini yalnızca nesnel, niceliksel ve değerlerden arınmış bir doğa bilimi olarak sunmasının günümüz sosyal bilim anlayışına göre inandırıcı olamayacağını, ancak, yalnızca öznel, niteliksel ve değerleri dışlamayan bir sağlık psikolojisi anlayışının da sağlık alanında daha anlamlı bilimsel başarılar elde edebileceğine ilişkin verilerin henüz yeterli olmadığını dile getirmektedir. Tüm sağlık psikolojisi anlayışlarını bir araya getiren eklektik kuramsal ve uygulama çalışmalarının olabilmesi için yeni arayışlara gereksinim olduğu görülmektedir (akt; Usubutun, 2003).

Sağlık psikologlarının çalışma alanlarına bakıldığında, danışanlara verdiği tedavi hizmetleri dışında, genel sağlık anlayışını koruma ve geliştirme, sağlık personeli ile hasta arası iletişim, sağlık personelinin yaşam kalitesini artırma, hastalıkları önleme gibi alanlarda da hizmet verdikleri görülmekte olup stres, madde bağımlılığı ve yas tutma üzerinde daha yoğun çalışmalar vermektedirler.

Lazarus ve Folkman (1984) stresi, “birey ve çevresi arasında oluşan, bireyin kaynaklarının zorlandığı veya aşıldığı ve iyilik durumunun tehlikeye girdiği şeklinde değerlendirilen bir ilişki” olarak tanımlarken, sürecin oluşumunda dört faktörün dikkate alınması gerektiğini ileri sürmektedirler. Bunlardan ilki sürece neden olan içsel veya dışsal bir etkenin varlığı, ikincisi bu etkenin varoluşa tehlikeli veya zararlı olduğuna dair bir değerlendirmenin yapılması, üçüncüsü stresli olan taleple zihinsel veya fiziksel olarak başa çıkma kaynaklarının değerlendirilmesi dördüncüsü ise stres tepkisi olarak adlandırılan, zihin ve bedendeki karmaşık etkiler örüntüsüdür (akt; Şahin, Güler ve Basım, 2009).

Vücudun, bir stres uyaranının sürekli varlığına uyum sağlama girişimleri, vücudun direnç kaynaklarını tüketir ve onu hastalıklara karşı duyarlı hale getirir. Strese karşı verilen psikolojik tepkilerin aktivitesinden kaynaklanan vücut yıpranmasına allostatik yük denir. Kronik stres, tansiyon ve kalp hastalığı gibi fiziksel bozukluklara neden olabilir (Smith ve diğerleri, 2015 : 505).

Sağlık psikologları okullarda, hastanelerde, işyerlerinde kişilere stresle başa çıkma konusunda teknikler öğreterek sosyal ve psikolojik destek sağlamaktadırlar. Bireylerin sahip olduğu kişilik tiplerine göre strese vereceği tepkide farklı olmaktadır. Kişilik tipleri A,B ve D olmak üzere üç çeşittir. A tipi kişilerin özellikleri incelendiğinde düşmanca tutum, rekabetçi kişilik yapısı, sabırsızlık ve hırs gözlenirken B kişilik A kişiliğin tam tersi olup sakin, yardım sever ve sabırlıdırlar. D tipi kişilik incelendiğinde sıkıntılı ve endişe taşıyan tiplerdir. Sağlık psikologları kişiler arası iletişim, çalışma ortamının şartları ve düzeni gibi konularda kişilere yönlendirmelerde bulunurlar. A ve D kişilik tiplerinde kroner kalp rahatsızlıkları görülme ihtimali B kişilik tipine göre daha fazladır.

Madde bağımlılıkları günümüzde sıkça karşılaşılan sorunlardan biri olup bireyi ve çevresini olumsuz şekilde etkilemektedir. Madde bağımlılıkları kapsamına yasa dışı uyuşturucular, alkol ve kullanımı serbest olan tütün türevi maddeler girmektedir. Sağlık psikologları madde kullanımına önleyici olarak sosyal beceri eğitimleri vermekte olup madde bağımlılıklarında, maddenin kullanılmaması durumunda ortaya çıkan yoksunluk belirtilerini en alt düzeye indirmek için danışan odaklı çalışırlar. Madde bağımlılıklarında sadece danışana değil aileye de yönelik destekler verilmektedir. Maddenin bırakılması, bağımlılığın bitmesi durumunda bir daha madde kullanımına başlamaması için destekler devam etmektedir.

Madde bağımlılığının tedavisinde genel prensip, başlangıçta vücudun ilacı sistem dışı ettiği bir dönem bulunması ve bunu takiben kullanıma tekrar başlamayı engellemeye yönelik uzun dönem psikolojik yardımdır. Alkol bağımlılığının tedavisinde kullanılan yöntemlere bakıldığında, sosyal beceri eğitimi, evlilik terapisi, toplum baskısı denetleme becerileri eğitimi, kendini kontrol etme eğitimi, stresle başa çıkma yolları ve psikolojik danışmanlıktır. Tütün bağımlılığının tedavisi için psikolojik danışmanlık, grup desteği,  sigaradan tiksindirme, hipnoz, yazılı anlaşmalar, kendine yardım kitapçıkları denenmiştir (Baltaş, 2000 : 53-55).

Yas tutma, duygusal olarak bağlılık yaşanılan kişinin ölmesi durumunda ortaya çıkan özlem ve kabullenememe sürecidir. Bu süreçte kısa veya uzun süreli depresyon belirtileri, intihar ve çevreye zarar verme düşünceleri hatta sigara, madde kullanımına başlama görülebilir. Yas tutan kişi sürekli fotoğraflara bakma, çok fazla mezar ziyareti, ölen kişiye ait eşyaları koklama, kullanma vb. eylemlerde bulunabilir. Sağlık psikoloğu yas tutan kişiye anımsatıcı etkiyi ortadan kaldırma, dış dünya farkındalığı gibi etkenleri içinde bulunduran gerekli tedavi yöntemlerini uygular. Ölümün kabullenmesi ile yas tutma sürecide bitmiş sayılmaktadır.

Sonuç olarak sağlık psikolojisinin çalışma alanları geniş çaplı olup bağlantı içinde olduğu alanlara etkisi de bir hayli fazladır. Sağlık psikolojisinin ilk yılları ile günümüzde gelinen nokta kıyaslandığında büyük bir gelişme yaşadığı ve bu gelişmenin çok hızlı bir şekilde devam ettiği görülmekteedir. Sağlık psikologlarının halk sağlığı üzerinde büyük bir etkisi vardır. Sadece hastalıklarda değil savaş ve doğal afetler olmak üzere halk sağlığını psikolojik olarak etkileyen etkenlere karşı halkı önceden uyarmak ve olası felaketleri kabul ettirmek de sağlık psikologlarının görevidir.

Kaynakça:

  1. Baltaş, Z. (2000). Sağlık Psikolojisi. İstanbul: Remzi Kitapevi
  2. Usubütün, S. (2003). Sağlık Psikolojisi ve Koruyucu Sağlık Çalışmaları. Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi Özel Eki, (25), s58.
  3. Şahin, N., Güler, M., Basım, N. (2009). A Tipi Kişilik Örüntüsünde Bilişsel ve Duygusal Zekânın Stresle Başa Çıkma ve Stres Belirtileri ile İlişkisi. Türk Psikiyatri Dergisi, (20), s244.
  4. Smith, E., Nolen-Hoekse, S., Fredrickson, B., Loftus, G., Bem, D., Maren, S. (2015). Psikolojiye Giriş (3)(Ö,Öncül ve D,Ferhatoğlu,çev.). Ankara: Arkadaş Yayınevi

Osman Kuzpınar


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.