Evrimsel Psikoloji

Evrimsel psikoloji evrimsel psikoloji nedir

Evrimsel Psikoloji
26 Nisan 2018 Perşembe 22:11

Evrimsel Psikoloji ve İnsan Ruhunun Evrimi

Evrimsel psikolojinin açıklamasını yapmadan önce başlığı iki ayrı biçimde incelemek daha yaralı olacaktır. Evrimsel psikolojinin ne olduğunu anlamadan önce evrimi anlamak gerekir.

Evrim, basit bir şekilde tanımlamak gerekirse, tüm canlıların, nesiller boyunca gösterdiği değişim ve gelişimi inceleyen multi- disipliner bir bilim dalıdır. Evrimsel süreçte tek bir bireyde ya da bireyin yaşamında olmuş değişimler değil türün on yıllar boyunca getirdiği ve türün tamamına yakınında ortaya çıkan davranışları ve değişimleri inceler (Bakırcı, 2012).

Evrimsel süreci kullanıp destekleyen pek çok bilim dalı da mevcuttur. Bunlara örnek verecek olursak; entomoloji, mühendislik, biyo- mühendislik, astrofizik, kuantum fiziği, taksonomi, biyoloji, kimya ve psikolojidir. Bu bilim dallarını kısaca açıklamak gerekirse;

  • Entomoloji: böceklerin oluşumu ve evrimini inceleyen bilim dalıdır.
  • Mühendislik: Uygulama ve teorik bilgilerin ekonomik, malzemesel açılardan incelenerek insanlığın kullanımına faydalı ürünler ortaya çıkaran bilim dallarının genel başlığıdır.
  • Biyo- mühendislik: Biyoloji bilimini ana olarak kullanmakla beraber diğer bilimleri de kullanarak problem gördüğü yerlere mühendisliğin temel ilkelerinden yararlanarak müdahale eden uygulamalı bir bilim dalıdır.
  • Astrofizik: gök olaylarının ve gök cisimlerinin kimyasal yapısal ve özelliklerini araştıran astronomi biliminin bir alt alanıdır.
  • Kuantum fiziği: atom altı seviyede, atomik veya moleküler maddeleri, enerjinin davranım ve doğasını incelemekte olan modern fiziğin bir alt alanıdır.
  • Taksonomi: Canlıları sınıflandırmaya çalışan bilim dalıdır.
  • Biyoloji: Canlıları hücre, gen, protein, fenotip gibi pek çok yönden inceleyen bilim dalıdır.
  • Kimya: maddelerin dönüşümlerini, bileşimlerini,  ana yapılarını ayrıca bireşim çözümleme üretim, yöntemlerini inceleyen bilim dalıdır (TDK, 2018).

Psikoloji ise insan ve hayvanların davranış ve zihinsel birtakım süreçlerini sistemli biçimde inceleyen bir bilim dalıdır (Plotnik, 2009). Psikoloji bireylerin davranış ve zihinsel süreçlerini incelerken aynı zamanda bu süreçlerle ortaya çıkan duygulanım ve somatik belirtileri de incelemektedir.

Bu duygulanımlar bireylere özgü olabileceği gibi türlere özgü de olabilmektedir ve süreç boyunca değişimler göstererek nesillerce aktarılmaktadır. İşte bu noktada evrim ile psikoloji birleşerek evrimsel psikoloji alanını oluştururlar (Solak, 2017). Bu da bizi sinir sistemi, beynin evrimi gibi başlıklara götürür.

Sinir sistemi ve beynin yapısı

İnsan beyni diğer canlıların beynine göre daha gelişmiş bir yapıdadır. Üç ana bölümden oluşur ve son bölüm olan frontal korteks sonraları gelişmiştir. Bundan önce beyin öncelikle yarım kiloluk bir organdı ve bu dönemde var olan “insanlara” australopitesus afarensis adını veriyoruz. Daha sonra beyin iki katı gelişiyor ve bu dönemde insan türüne homo erectus diyoruz. Homo erectuslar dik yürüyebilen, beslenme düzenine pişmiş eti ekleyen canlılardı. Beyinlerindeki bu gelişim de etin pişmesiyle orantılı odluğu düşünülüyor. Daha sonra ortaya çıkan homo sapiensler ise frontal kortekse sahip insan türüydü. Kurgulama, sosyallik, ilişki kurma, ahlak, din, yapı yapma, psikolojik ihtiyaçlar, ruhsal bozukluklar gösteren ilk insanlardı (Plotnik, 2009).

Frontal korteks bireysellik, muhakeme yeteneği ve bilinç kısımlarını oluşturduğu için detaylı olarak incelenecektir. Bunun için öncelikle kısaca sinir sisteminden bahsetmek istiyorum.

Sinir sistemi ana olarak çevresel sinir sistemi ve merkezi sinir sistemi olarak birbiriyle ilişkili iki bölümden oluşur. Çevresel sinir sistemi uyarıcılardan alınan duyuları, gerekli bölgelere ileten ve bu bölgelerden gelen tepkileri geri ileten bir sistemdir. Bir nevi arada haberci görevi görmektedir. Çevresel sinir sistemine periferik sinir sistemi de denir.

Merkezi sinir sistemi ise beynin bölümlerinden oluşur. Ana olarak; arka, orta ve ön kısımlardan oluşur (Barnes, 2014). Arka beyin özellikle refleks davranışları kontrol eder; nefes alma, salgılar gibi. Orta beyin ise refleksif olmayan davranışlar ile beynin hayati fonksiyonlarını düzenler.

Ön beyin iki bölümden oluşur ve serebral korteksi içerdiğinden evrimsel açıdan çok önemlidir. Serebral korteks ise iki hemisferden oluşur. Bu iki hemisfer birbirine corpus callosum denilen bir köprü ile bağlanır. İşlevlerine göre ön beyin dört bölüme ayrılır; oksipital, parietal, frontal, temporal lob.

Oksipital lob görsel verilerin işlenmesinden sorumludur. Parietal lob ise temel olarak dokunma ve yön bulma davranışlarını kontrol eder. Şakak lobu olarak bilinen temporal lob işitme ile ilgili verilerin işlenmesinden sorumludur. Frontal lob ise davranım, dikkat gerektiren işler, motor beceriler gibi işlevleri yönetir beynin dört lobundan en büyüğü olma özelliğin taşır (Barnes, 2014). Burada gerçekleşen herhangi bir hasar ya da bozuklu davranış bozukluklarına neden olabilmektedir (Yüksel- Şahin, 2015).

Otonom sinir sistemi sempatik ve parasempatik sistem olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Sempatik sinir sistemi özellikle bir tehditkâr, korku salan uyarıcı varsa devreye girer. Hipotalamus tarafından kontrol edilmekle beraber burada bulunan amigdala savaş ya da kaç tepkisini vermekle yükümlüdür. Böyle bir anda tüyler diken diken olur, kalp hızlıca çarpar, göz bebekleri büyür, enerji bacaklara ve kollara aktarılır. Parasempatik sinir sistemi ise sakinlik durumunda gerçekleşen otomatik işlemlerden sorumludur, normal kalp atımı, normal göz bebeği boyutu, sindirim, eşit enerji dağılımı gibi. Bu şekilde gelişmiş bir beyin ile insan kurgu yapma, hayali, geniş kitlelere ulaşan masal, bilgi gibi ürünler üretmeye başladı ve insan türünün bilgi aktarımı nesillerce devam edebildi.

Sosyal ilişkiler kurma yeteneği insan türünün evrimsel sürecini nasıl etkiledi

Biyolojisinin dışında geliştirebildiği bu sosyalleşme yeteneği insanın on yıllarca hayatta insan türüne doğuştan yüklenmiş özellikler değildi. Özelliklerinin pek çoğunu on yıllar boyunca yaşadığı ekonomik, kültürel ve sosyal değişimlerden aldı.

Örneğin tarım devriminden önce yerleşik hayat nedir bilmeyen insan türü şu an ait olma ihtiyacı hissediyor ve bu bireyin ruh sağlığı üzerinde çok önemli etkiler yapıyor. Ya da yerleşik hayata geçip üretimle zenginleşmeden önce bireylerin mallarını saklama fazlasını depolama gibi bir ihtiyacı yok idi. Bu nedenle ürünlerini korumak, kalıcı evler yapmak gibi davranımlarda bulunmuyordu. Bu davranımların yapılması bireyde güvenlik ihtiyacı denilen temel bir gereksinimi ortaya çıkarttı. Güvenlik ihtiyacını gidermek için kurallar, ahlaki değerler, hukuk, polis, asker gibi terimler ortaya çıtı bunun sonucunda da kendini gerçekleştirme ve otantik varoluş duygularında birtakım kısıtlamalar oldu (Warburton, 2011). Sonuç olarak tek bir davranımdan ortaya çıkan gereksinim insan türünün hayatını büyük ölçüde değiştirdi. Buna başka bir düzine örnek verebiliriz.

Depolama davranışı ile ortaya çıkan birtakım davranış bozuklukları da vardı. Örneğin istifçilik, koleksiyonculuk davranışlarının ortaya çıkmasına neden olan obsesif kompulsif davranış bozukluğu ve obsesif kompulsif kişilik örgütlenmesinin temeli bu depolama davranışından gelmektedir. Ayrıca günümüz insanının en çok yaşadığı gelecek kaygısı, stres, şüphe gibi pek çok duygulanımın temelinde de tarım döneminden sonra yerleşik hayata geçme süreci etkilidir. Buradan ahretle şunu söyleyebiliriz evrimsel süreç yalnızca fiziksel değişimlerle değil birtakım kimyasal, psikolojik değişimlerle de ilgilenir (Harari, 2015).

Bunların dışında evrimsel psikoloji ana olarak bazı konular üzerine eğilmektedir. Bunlardan bazıları cinsellik, cinsiyet, ikili ilişkilerdir (Solak, 2017). Bu durum evrimsel psikolojinin insana bakış açısının yalnızca biyolojik kökenli olduğunun sanılmasına neden olmaktadır. Hâlbuki evrimsel süreç multi- disipliner bir bakış açısıyla incelendiğinden insana bakış açısı da çoğulcu bir biçimde olacaktır. Evrimsel süreçte bireyler yalnızca genetik değil sosyal pek çok süreç geçirir. Doğa ile etkileşir, kurduğu tüm etkileşimler onun duygu dünyasında olumlu ya da olumsuz bir iz bırakır. Bu nedenle yukarıda da bahsettiğim tüm bilimlerin ışığında ve bu bilim dallarını da geliştirerek insanı, doğayı ve evreni inceler, evrimsel psikoloji de bireyi bu perspektif ile ele alır.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine evrimsel psikoloji açısından bir bakış:

Maslow’un ortaya attığı ihtiyaçlar piramidi psikoloji dünyasında bireyi anlamak üzerine kabul görmüş önemli taşlardan biridir. Tıpkı karakter, mizaç, anne- baba tutumları, bilinçaltı gibi. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi en temelden yukarı doğru şu şekilde sıralanır:

  1. Fiziksel ihtiyaçlar: Açlık, susuzluk, cinsellik gibi.
  2. Güvenlik ihtiyacı: Barınma, kendi geçimini sağlama, sağlıklı olma gibi
  3. Sevgi ve ait olma: Aile, toplum ve bireyin kendisini kabul edip koşulsuz sevgi göstermesi gibi
  4. Saygı ihtiyacı
  5. Kendini gerçekleştirme ihtiyacı

Yukarıda da verdiğim ufak birkaç örnekte de görüldüğü gibi insan türüne kimi özellikler sonradan yüklenmiştir. Ben de bu özellikleri ele almak istiyorum.

Temel ihtiyaçlar, tüm canlılarda bulunan ihtiyaçlardır, canlıların hayatta kalımını; bu olasılık yok ise üreyip neslinin devamını sağlamasına yardımcı olurlar. Evrimsel psikoloji burada üreme davranışının temel dinamiklerini, eş seçimini, ikili ilişkileri, sadakatsizlikleri, cinsellik davranışını ve temel ihtiyaçlarını nasıl giderildiğini inceler.

Güvenlik ihtiyacı ise bireyin dış dünyanın zararlarından korunması, güvenli bir yerde bulunması, endişesinin normal seviyede olması ihtiyacıdır. Bireyin ruh sağlığını koruması için endişesinin, harekete geçmesini sağlayacak düzeyde olması, bu düzeyden az ya da çok olmaması gerekir. Yüksek endişe bireyin beyninin kimyasal dengesini bozarak çeşitli davranış bozukluklarına neden olmaktadır (Yüksel- Şahin, 2015).

Bu özellikler bireye yerleşik hayat ile yüklenmiştir. İnsan türü yerleşik değilken gün içinde bulduklarını yer, kolektif biçimde avlanırdı. Bir bireyin diğerinden ya da yiyecek, içecek, barınma, cinsellik gibi ihtiyaçlarını karşılayamamaktan korkması gibi bir durum söz konusu değildi. Bu nedenle de güvenlik ihtiyacı diye bir ihtiyaca sahip değildi. Fazla ürün, yerleşik hayat, sahip olma gibi özelliklerin körüklenmesi güvenlik ihtiyacını da beraberinde getirerek birbirlerine hukuk, eşitlik, kanun, millet, din, ırk gibi kurgusal temel dışında anlam taşımayan bağlarla bağlanmalarına kadar uzandı. Uygarlıklar kuruldu. Birey yeni ihtiyaçlar dolasıyla yeni ruhsal sıkıntılar kazandı (Harari, 2015).

Sevgi ve ait olma ihtiyacı bireylere konuşmayı öğrenmeleri ile yüklenmeye başlayan, yerleşimle birlikte iyice kalıcı hale gelen bir ihtiyaçtır. Sevginin en temel halini yavrusuna bakım veren anne ile görebiliriz. Bu dönemde anne yavrusuna bağlıydı fakat ifade ettiği duygunun sevgi olduğunu bilmiyor idi. Çünkü yaptığı, diğer sıcakkanlı canlılarda olduğu gibi yavrusuna bakım vermek idi.

Ait olma ihtiyacını ise yine yerleşik hayat körükledi. Yerleşik hayattaki çiftçilikle uğraşan birey gittikçe toprağına bağlı hale geldi, var olduğu yeri değiştirmeye kalıcı yapılar kurmaya ve bunlara gittikçe daha çok bağlanmaya başladı. Bununla beraber eve bağlı olma ait olma ihtiyaçları ortaya çıktı. Bununla beraber Fromm Özgürlükten Kaçış adını verdiği psiko- dinamik temelli kuramında; insanların doğadan bu denli koptukları için bir huzursuzluk hissettiği yani durumunda doğadan kopmanın ve evrimsel sürecin birbirini etkilediğini savunmakta ve bu duruma insanın köklülük ihtiyacı adını vermektedir. Burada evrimsel psikoloji insanın geçirdiği bu bilişsel evrimin, sinir sisteminin yapısının psikoloji dünyasına olan etkilerini incelemektedir (İnanç, 2016). Maslow piramidinin en önemli özelliği alt basamaktaki ihtiyaçların bütünü giderilmeden diğer basamağa geçiş olmamasıdır.

Saygınlık ihtiyacı için bireyin diğer üç basamaktaki ihtiyaçlarını gidermiş olması gerekmektedir. Saygınlık ihtiyacı iki yönlüdür burada hem birey kendine saygı duymalı hem de toplum bireye saygı duymalıdır. Saygınlık ihtiyacı da diğer ihtiyaçlar gibi sonradan edinilen bir ihtiyaçtır. Önceden bu ihtiyaç biyolojik ve fizyolojik kimi etmenler ile sağlanıyor idi. Örneğin komün halinde yaşayan insanlarda avcılığı, mal dağıtımını kontrol eden bir grup alfa vardı. Ve bu alfalık genler ve komünün kendi dinamikleri ile belirleniyordu. Şu anki sosyal ilişkilere bunu yansıması da evrimsel psikolojinin incelediği bir alandır.

Bu ihtiyaçlar piramidinin en üstünde bulunan kendini gerçekleştirme ihtiyacı ömür boyu devam eden ihtiyaçtır. Özellikle 1960’lı yıllarda ortaya çıkan hümanist akımların temel dayanağı kendini gerçekleştirme ihtiyacı ve dürtüsüdür (Yüksel- Şahin, 2015). O dönemden beri de tüm psikoloji bilimi bireyleri bu noktaya getirmeye çalışır ve bireylere bu amaç doğrultusunda hayatlarını sürdürmelerini önerir. Fakat insan türü bu şekilde evrimleşene kadar diğer ihtiyaçlar gibi bu ihtiyaçlar da insanın gündeminde değildi. Felsefenin doğuşu ile başlayıp bilimlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayana etmenler kendini gerçekleştirme ihtiyacına da zemin hazırlamıştır.

Evrimsel psikoloji perspektifinden, toplumsal cinsiyet rollerine, dünyanın siyasi yapısına, bireylerin ırkçılık, faşizm gibi olumsuz özelliklerine, kitle psikolojisine bakmak mümkün olmaktadır. Ayrıca günümüzde yaşanana pek çok sorunun kökenini de evrimsel psikoloji ile bulmak mümkün olmaktadır. Burada söylenmesi gereken önemli bir not, evrimsel psikoloji de bir psikoloji alanıdır. Her psikoloji alanında olduğu gibi temel özelliklere sahip olmalıdır. Koşulsuz kabul, tarafsızlık, bilimsellik, bilimsel yöntemlerle kanıtlanabilirlik ve evrensellik bunlardan bazılarıdır. Yanlış anlaşılmalar ve eksik bilgiler evrimsel psikoloji alanının seksisi faşizan, toplumsal değerleri yıkıcı bir alan olduğunu düşündürmektedir. Burada yapılması gereken şey alan ile ilgili ileri okumalara daha çok önem vermek ve objektif bir gözle çalışmaları takip etmek olacaktır.

Pek çok noktaya değinen bu yazıyı toparlamak ve özet yapmak gerekirse evrimsel psikoloji insanın hayatını ve insan türünün gelişimini psikoloji biliminin ilkeleri doğrultusunda biyoloji, kimya, taksonomi, sosyoloji, sosyal antropoloji ve felsefe yardımı ile ele alan sistematik ve kapsamlı bir psikoloji alanıdır. Gün geçtikçe ortaya çıkan örnekler ve yapılan araştırmalar evrimsel psikolojinin günümüzde de görülen pek çok sorunu anlamlandırmak adına anahtar bir rolde olduğunu göstermektedir. Buna rağmen evrimsel psikoloji alanında çalışmalar Amerika Birleşik Devletleri’nde olduğu kadar Türkiye’de yaygın biçimde yapılmamaktadır. Psikoloji alanı ile uğraşan bireylerin bu alan içinde ürünler üretmesi psikoloji biliminin ilerlemesi ve daha evrensel bir çizgiye sahip olması nedeniyle büyük önem taşımaktadır.

Kaynakça:

  1. Plotnik, R. (2009). “Psikolojiye giriş”, İstanbul: Kaknüs.
  2. Warburton, N. (2011). “Felsefenin kısa tarihi”, İstanbul: Alfa.
  3. Bakırcı, Ç. (2012). “Evrim nedir?”.
  4. Barnes, J. (2014). “Temel biyolojik psikoloji”, Ankara: Nobel.
  5. Yüksel- Şahin, F. (2015). “Psikolojik danışmanlar için el kitabı”, Ankara: Nobel.
  6. Harari, Y. (2015). “Hayvanlardan tanrılara sapiens”, İstanbul: Kolektif
  7. Solak, Ç. (2017). “Evrimsel psikoloji nedir?”.
  8. İnanç, B. (2016). “Kişilik kuramları”, Ankara: Pegem.

Elif İrem ERDEMİR


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.