Bağımlılık ve Bağımlı Psikolojisi

Bağımlılık psikolojisi üzerine yapılan tanımların ve çalışmaların ortak noktası bağımlılığın sürekli, tekrarlayan, dozu artan, bireyin sosyal ve kişisel dünyasına zarar veren, bireyin fonksiyonlarını bozan, bahsi geçen etmen ortadan kalktığında bireyde istenmeyen birtakım davranışlara yol açan psikiyatrik bir rahatsızlık olmasıdır.

Bağımlılık ve Bağımlı Psikolojisi
29 Ocak 2018 Pazartesi 21:31

Bağımlılık ve Bağımlı Psikolojisi

Bağımlılık, bireye zarar vermesine karşın herhangi bir maddeye duyulan karşı konulamayan arzu, söz edilen madde kullanılmadığında ise çeşitli semptomlar gösterilen bir nöro- psikolojik hastalıktır.

Fakat psikoloji biliminin farklı alanlarında yapılan bir dizi çalışmaya göre bağımlılık yalnızca bir maddeye karşı oluşan arzu durumu değildir. Bağımlılık bireyin bir kişiye, bir ideoloji, nesne, madde, soyut ya da sanal pek çok etmene karşı oluşabilen bir durumdur. Ayrıca bağımlılığın oluşmasına zemin hazırlayan tek etmen beyin kimyasında birtakım bozukluklar değildir. Bağımlılığın genetik, çevresel, kimyasal pek çok sebebi bulunmaktadır. Bağımlılık psikolojisi üzerine yapılan tanımların ve çalışmaların ortak noktası ise bağımlılığın sürekli, tekrarlayan, dozu artan, bireyin sosyal ve kişisel dünyasına zarar veren, bireyin fonksiyonlarını bozan, bahsi geçen etmen ortadan kalktığında bireyde istenmeyen birtakım davranışlara yol açan psikiyatrik bir rahatsızlık olmasıdır.

Bağımlılık psikolojisinin alt alanlarına inmek için önce birkaç temel kavramı gözden geçirmeliyiz.

Bağımlı: Bir madde, nesne ya da duruma sağlıksız bir biçimde bağlanan, alınmama durumunda çeşitli belirtilen gösteren ve sosyal yaşamı olumsuz etkilenen bireydir.

Tolerans: Bağımlılık yapan nesne, madde ya da durumun kullanım ve maruz kalma dozunun artması sonucunda ihtiyacın artmasıyla beraber görülen yoksunluk durumunun ortaya çıkması ve bu madde nesne veya durumun dozunun arttırılmasıdır.

Yoksunluk: Bir maddeye, nesne ya da duruma ihtiyacı olma durumudur. Bu ihtiyaç karşılanmadığında bağımlı bireyde beliren birtakım fiziksel ve psikolojik kriz belirtileridir (1)

Bağımlılığın bir yönü de ödül- ceza şeklinde gerçekleşen basit öğrenme bölgelerini tetiklemesinden kaynaklanmaktadır. Ön beyin (frontal korteks) ve orta beyni bağlayan bölgenin madde alımı ile kimyasal değişikliğe uğrar bu durum da bağımlılığı meydana getirir. (Uzbay, 2011).

Bağımlılığın sebepleri arasında pek çok etmenden söz edilebilir. Freud’a göre kişiliği oluşturan psiko- seksüel gelişim evrelerinden herhangi birinde gerçekleşmiş birtakım travmalara obsesif kompulsif ritüeller gelişmesine neden olmaktadır. Bu ritüeller çeşitli bağımlılık türleri olarak yetişkinlik döneminde ortaya çıkabilmektedir. Örneğin 0-1 yaşları arasında yaşanan oral dönemde haz noktası ağızdır. Bebek emme davranışı ile dünyaya gelir. Bu noktadaki doyum bebek için yeterli olmaz, bu yaşlarda herhangi bir saplantı gerçekleşirse tırnak yeme ya da sigara- puro kullanma gibi ağızla bağlantılı bağımlılıklar ortaya çıkabilmektedir. Birey burada bebeklik çağında doyurulmayan ihtiyacı gidermeye çalışmaktadır (Santrock, 2015).

Bağımlılığa Kohlberg’in Ahlaki Gelişim Kuramı açısından yaklaşacak olursak, Kohlberg’e göre ahlaki gelişim üç dönemde gerçekleşir ve bu üç dönem kendi içinde ikişer aşamadan oluşur. Kişiliğin gelişimi bu aşamalardan takip edilebilir. Birinci dönem gelenek öncesi dönem ceza ve itaat eğilimi ve saf çıkarcı eğilim oluşur. İkinci dönem ise geleneksel dönemdir. Kişilerarası Uyum,  Kanun ve Düzen Eğilimi aşamalarından oluşur. Üçüncü dönem gelenek sonrası dönemdir. Sosyal sözleşme eğilimi ve evrensel ahlak ilkeleri aşamalarından oluşur.

Buna göre bağımlı biri kişinin ikinci dönem olan geleneksel dönemde olduğunu varsayabiliriz. Geleneksel dönemde bireyler özdeşim kurdukları insanların ya da içinde bulundukları sosyal çevrenin getirdiği özelliklere göre hareket etme eğilimi içinde olurlar. Gruba sadık olma, grubun isteklerini yerine getirme kendi istek ve arzularından daha önemlidir. Kişiler arası uyum döneminde birey ait olduğu sosyal grubun getirdiği davranış örüntülerini göstermeye başlar. “İyi çocuk olma” eğilimleri vardır. Buradaki iyi çocuk olma eğilimi sosyal grubun onayladığı kişi olma eğilimidir. Özellikle psiko-aktif madde ve tütün ürünlerinin kullanımı bu ahlak seviyesinde görülmektedir.

Aslında ikinci dönemin ikinci aşaması pek bağımlılığı öngörmese de bu durumu şöyle açıklayabilirim. İkinci dönemin ikinci aşaması kanun ve düzen eğilimi aşamasıdır. Pek çok yetişkin bu evrede takılı kalmıştır. Bu aşamada kanunlar hiç sorgulanmadan kabul edilir. Toplumsal kurallar sosyal grubun kurallarından daha önemlidir. Kimi bireyler bu dönem ile barışık olmadıklarında karşıt olmak adına toplum kurallarının gerektirdiği şeyleri yapmaktansa yasaklı olanı yapmayı tercih etmiş olabilirler (Santrock, 2015).

Bağımlılık konusunda söz edilebilecek kuramcılardan biri de Erik Erikson’dur. Erikson ortaya koyduğu psiko- sosyal gelişim kuramında insan gelişimini sekiz evreye ayırmış ve her evrede başarılması gereken birtakım ödevler, başarılamadığı takdirde gelişmesi mümkün olan birtakım özellikler belirtmiştir.

Erikson’ un sekiz evresinin dördüncüsü başarıya karşı aşağılık evresidir. 7-11 yaşları kapsar. Bu dönemde çocuk büyük bir başarısızlığa uğrarsa aşağılık kompleksi geliştirebilir. Bu durumda kendini kanıtlamak adına alkol, sigara, diğer tütün ürünleri, psiko- aktif madde kullanımına başvurabilir. Bu krizle baş edemeyen birey uyumsuz özellikler gösterebilmektedir.

Ergenlik dönemine denk gelen kimliğe karşı kimlik bunalımı evresinde (11- 17 yaşları arasında) birey kendini aramaya başlar, birey olduğunun farkına varır ve kimlik geliştirmeye başlar. Bu dönemde toplumda var olmak ister. Sosyal grup önem kazanır. Hayatta bir amaç edinmeye çalışır. Bu dönemde gerçekleşen bir takılma bireyin olumsuz kimlik kazanmasına neden olabilir. Bu da sağlıksız bir kişiliğin gelişmesine sebep olmaktadır. Çeşitli madde kullanımları, teknoloji, internet ve sosyal medya bağımlılıkları bu dönemde gelişebilir. Çünkü birey fiziksel olarak beğenilmeyi, topluma ve sosyal gruba dâhil olmayı özellikle bu dönemde daha çok önemser.

İlk yetişkinlik yılları ile başlayan altını evre yakınlığa karşı yalıtılmışlık evresidir. Bu evrede bireyin insanlarla sağlıklı ilişkiler kurması beklenir. Karşılık saygı, sevgi ve uyuma dayalı ilişikler kurulmalıdır. Bu evrede başarısız olan insanlarda özellikle alkolizm görülme olasılığı artmaktadır. Bunun yanında sosyal gruptan ve ikili ilişkilerden haz almadıkları için kendilerini başarısız ve yalnız hissederler sık sık sağlıklı ilişkilerden kaçma davranışı gözlemlenir (Santrock,2015). Bireyler ya sağlıksız ilişkiler kurarlar (flört şiddeti) ya kısa süreli (çoğunlukla tek gecelik) sağlıksız ilişkiler kurarlar ya da bu yalnızlık hissini çeşitli maddelerle örterler. Bu durumda bireylerde seks, kumar, alkol, tütün ürünleri ve psiko- aktif madde bağımlılıkları görülme olasılığı artar. Diğer dönemlerde de görülen takılmalar benzer problemlere yol açabilmektedir fakat çoğu bağımlık özellikle ön ergenlik ile genç yetişkinlik yılları arasında görülmektedir. Bu nedenle bu dönemler üzerinde daha fazla durulmalıdır.

Anne- baba tutumlarının da bağımlılıkların üzerinde ciddi etikleri bulunmaktadır. Örneğin aşırı baskıcı ebeveyn tutumunda çocuk kendisinin de bir birey olduğunu anne babaya kanıtlamak için madde kullanımına başvurabilmektedir. Ayrıca bu çocuklar otorite olmadığında normalden uyumsuz davranışlar gösterebilirler. Ya da ihmalkâr aile tutumunda çocuk aileden göremediği ilgiyi yanlış sosyal grupta bulabilmekte bu da psiko- aktif madde kullanımı başta olmak üzere pek çok bağımlılık türüne davetiye çıkartmaktadır. Aşırı koruyucu anne baba tutumunda ise çocuk sosyal çevrede nasıl iletişim kuracağını ve sınırlarını bilemediğinden kendini dış etkilerden koruyamamaktadır. Bu da bağımlılık olasılığını arttırır. Ayrıca bu aile tutumunda birey kendine hep kendini koruyacak başka bireyler arayışında olduğundan sağlıksız ilişkiler kurmaya daha meyilli olurlar (Kulaksızoğlu, 2014).

Bağımlılığın yalnızca madde ya da ilaca karşı olduğu düşünülse de bu durum doğru değildir. Yalnızca madde bağımlılığın toplumsal ve bireysel yıkımının fark edilmesi daha olası olduğu için çalışmalar bu alanda halk tarafından daha yoğun fark edilmektedir. Bağımlılığın bazı alt başlıkları şöyledir:

  1. Tütün ve tütün ürünleri bağımlılığı
  2. Psiko-aktif madde bağımlılığı
  3. Alkolizm (alkol bağımlılığı)
  4. Teknoloji ve internet bağımlılığı
  5. Kumar bağımlılığı
  6. Seks bağımlılığı

Tütün ve tütün ürünleri bağımlılığı:

İçerdiği nikotin nedeniyle sigara yüksek bağımlılık yapıcı bir maddedir.      Nargile, pipo, sigara içmek ve dumanını solumak psikolojik ve fizyolojik bağımlık yapmaktadır. Aynı zamanda çiğnenen tütünler de zehirlidir ve bağımlılık yapma olasılığı yüksektir. Tütün ürünlerinden kaynaklı ölümler altı milyonun üzerindedir. Sigaranın bağımlılık yapmasını tek nedeni içerdiği nikotin değildir. Sigara içme davranışı öğrenilmiş pek çok psikolojik etkiye sahiptir. Örneğin sigara içmenin sorunlarına çözüm olduğunu düşünen bir çevrede birey kendisinin yaşadığı sorunlarla da bu şekilde baş etmeye çalışabilir. Aynı zamanda sosyal grup içerisinde birey kabul edilmek ister. Eğer var olduğu grubun içinde sigara içme davranışı kabul görüyorsa sigara ve tütün tüketiminin başlaması ve artması daha olasıdır.

Aynı zamanda ebeveyn tutumları da tütün tüketimi konusunda önemli bir yere sahiptir. Sağlıklı aile bağlarına sahip olmayan bireylerde tütün tüketimi görülebilir. Aşırı ihmalkâr ya da koruyucu ailelilerde de görülme olasılığı yüksektir. Ayrıca bu tip maddeler (aslında pek çok madde) beynin kimyasal haritasını değiştirdiği ayrıca DNA’ya zarar verdiği için bu özelliklerin aktarılması olasılığı da vardır. Çocukluk döneminde yeterince ilgi görmeyen ve örselenen bireylerde bir sahip olma, ait olma durumu gerçekleşmediğinden bir bağımlığa sahip olma ve bu maddeye ait olarak ihtiyaçlar hiyerarşisindeki ait olma durumu gerçekleştirmeye çalışabilirler. Sigar ve diğer tütün ürünleri KOAH, akciğer kanseri, gırtlak kanseri, mide kanseri, ülser, kalp- damar hastalıkları gibi pek çok hastalığa sebep olmaktadır (1)

Bunların yanında cildin erken yaşlanması, konuşma zorlukları, diş yapısındaki bozukluklar da tütün ürünlerinin etkilerine örnek verilebilir.

Sigara ve diğer tütün ürünlerinin tedavisinde psikolojik ve fiziksel tedavi birlikte ilerlemektedir. Ayrıca Freud’a göre Oral dönemde görülen birtakım saplantılar da ağıza dayalı bağımlıkların oluşmasına neden olur. Parmak emme, tırnak yeme, nargile, puro ve tütün kullanımı gibi. Sigara ve tütün ürünlerinin tedavisinde pek çok yöntem uygulanmaktadır. Madde bağımlılığı özel bir eğitim gerektirdiğinden profesyonellerce uygulanmalıdır. Psikolojik danışmaya eşlik eden ilaç tedavisi genel bağımlılıklar için kullanılmaktadır. Bağımlılıkların tedavisinde özellikle bilişsel davranışçı yaklaşımların tekniklerinin etkili oldukları vurgulanmaktadır. Bunlardan bazıları sistematik duyarsızlaştırma, caydırıcı teknik, kendini yönetme ve kontrol etmek tekniği ev ödevi tekniğidir (Yıldız- Şahin, 2015). Ayrıca EMDR kullanımı da yaygındır. Genel olarak öfke kontrolü, motivasyon, aile içi iletişim konularında danışmanlıklar verilmektedir.

Psiko-aktif madde bağımlılığı:

Vücut fonksiyonlarını olumsuz biçimde etkileyen, zarar görüldüğü halde bu maddenin kullanılmaya devam edilmesi, kullanımın bırakılmamasıdır. Yoksunluk belirtileri gözlenir. Birey bu maddenin kullanım dozunu ya da sıklığını arttırır -tolerans artar-.

Bağımlılığın yalnızca psikoloji yönü bulunmamaktadır. Sinir sisteminin bölümlerini etkile. Maddelerin kimyasal yapıları birbirinden farklı olsa da içerikleri nedeniyle beynin kimyasal yapısında bozulmalar meydana getirirler. Maddenin tek sefer kullanımı sonrasında da bağımlılık yapması olasılığı vardır.

Bireyin davranışlarını değişim gösterir. Fonksiyonlarında bozulma görülür. İç organları ve beyni geri dönülmez şekilde zarar görür. Aşırı doz ölümlerine –zehirlenmelerine- sebep olur (1)

Madde kullanımı ve teminini çoğunlukla başka suçlar da izler. Vandalizm, hırsızlık, cinayet gibi. Aynı zamanda madde kullanımı sonucunda değişen hormon miktarları ve sosyal yalıtım nedeniyle intihar ve depresyon oranları madde kullanan bireylerde daha yüksektir.

Madde bağımlılığı tedavisi uzun bir tedavi süreçtir. . Fiziksel ve psikolojik yardım gerektirir. Maliyeti yüksek bir hastalıktır ve profesyoneller tarafından tedavi edilmesi gerekir.

Madde bağımlılığı belirtileri ise şöyledir:

  1. Madde kullanım miktarının sürekli biçimde artması (tolerans)
  2. Çabalamaya rağmen bırakamama
  3. Madde kullanımının sosyal çevreye, iş hayatına, bireyin fiziksel ve psikolojik sağlığına ve zarar vermesine rağmen kullanmaya devam etme (2)

Madde kullanımı için Yeşilay’ın ortaya koyduğu birtakım risk faktörleri bulunmaktadır. Herhangi bir madde kullanımı olan ebeveyne sahip olan bireylerde görülme sıklığı daha fazladır. Bazı araştırmalara göre hayatında bir kere madde kullanım olan ebeveynlerin çocuklarında madde kullanımı daha sık görülmektedir. Psikiyatrik bozukluları olan bireylerde ve bu bireyler ile yaşayan bireylerde risk daha yüksektir. Sağlıklı aile bağlarına sahip olmayan bireylerde madde kullanım oranı daha yüksektir (1)

Madde kullanımı için çeşitli önleme yolları ve programları izlenmektedir. Psiko- aktif madde bağımlılığı özel bir çalışma alanıdır ve eğitim gerektirir. Bu nedenle tedavi yolları, çözüm ve önleme çalışmalarının eğitim alınmadan uygulanmaması gerekir.

Alkolizm (alkol bağımlılığı):

Alkolizmin ilk belirtileri genç yetişkinlik döneminde görülmektedir. Erikson’ un yakınlığa karşı yalıtılmışlık döneminde görülmeye başlanan alkol bağımlılığı bireyin yalnızlık hissini alkol gibi kısa süreli hafıza kaybına yol açan maddeleri kullanması ile gidermesini sağlamaktadır.

Alkolizmin ortaya çıkışı kültürlerarası farklılıklar göstermesine karşın bazı noktalarda benzer risk faktörleri görülür. Alkolizm bireylerin tüm kültürlerde yaşam fonksiyonlarını bozmaktadır. İş hayatı ve sosyal hayat olumsuz etkilenmektedir. Fakat ataerkilliğin yoğun olduğu kimi toplumlarda alkol kullanımı “erkek olma” ile eş diğerde tutulmakta bu durum da alkol kullanımını tetiklemektedir. Alkole karşı toleransın artması da bağımlılık etkenini gündeme getirir (Plotnik, 2009).

Teknoloji ve internet bağımlılığı:

Ekran bağımlılığı da denilebilen teknoloji ve internet bağımlılığı her yaş grubundan bireyin sahip olabileceği bir bağımlılık türüdür. Özellikle sosyalliğin önem kazandığı ergenlik döneminde daha sık görüldüğü düşünülse de çocukluk ve yetişkinlik döneminde pek çok birey de teknoloji bağımlısı olabilmektedir. Toplumsal yaşamdan kaçma arzusu, kişiselleştirilmiş içerik tüketiminin cazibesi teknoloji bağımlılığını arttırmaktadır (2)

Çocuklarda otizm, bipolar bozukluk, depresyonu dikkat eksikliği ve hiperaktivite, uyku bozuklukları gibi pek çok sorunla karşılaşılmaktadır. Ayrıca tüm yaş grubu bireylerde göz bozuklukları, iskelet ve kas sisteminde bozukluk görülmekle birlikte radyasyon etkileri ile çeşitli ileriye dönük hastalık ortaya çıkmaktadır. Obezite riski de bu bağımlılık tipi ile yükselmektedir. Kesinlikle iki yaşından küçük çocuklar ekran ile tanıştırılmamalıdır. Bu beyin gelişimini olumsuz etkilemektedir.

Diğer yaş grupları için, sağlıklı fiziksel aktivitelere yönelmesi en doğru seçenektir. Çocukları sosyalleştirmeye çalışmak ve arkadaş ilişkilerini güçlendirmeleri için destek olmak iyi bir çözüm olmaktadır. Çünkü bireyler sanal ortamda ihtiyaçları olan sosyalliği aramaktadır.

Ekran bağımlılığının oluşturduğu diğer büyük bir sorun da çocukların yaşına uygun olmayan pornografik ve şiddet içeren gönderilere maruz kalmasıdır. Bu nedenle çocukların internet kullanımı evin ortak kullanım alanları ile sınırlandırılmalı, ailenin denetimi internet üzerinde olmalıdır. Aile konuyla ilgili bilgi sahibi olmalı ve kontrolü ele almalıdır. Ortak kullanım alanı dışında internete bağlantısı varsa bu bağlantılar çocuklar için güvenli şekilde ayarlanmalıdır (internet servisi sağlayıcı şirketlerle görüşülmelidir). Eğer internet kullanımı hala sınırlanamıyorsa psikolojik destek alınmalıdır.

Kumar Bağımlılığı:

İnsanın kadere ve bilinmeze olan ilgisi her dönem var olmuştur. Bu ilgiden dolayı çeşitli destanlar, hikâyeler, mitler ortaya atmış ve bunlara inanmışlardır. Bilinmezi öğrenmek, görünenin ardını bilmek insana her zaman haz vermiştir. Kumar bağımlılığı ise bu bilinmezliğin ve arzunun patolojik hale gelmiş olmasıdır. Kumar bağımlılığın belirtileri obsesif- kompulsif bozukluğun klinik belirtileri ile benzer özellikler göstermektedir. Kumar bağımlılığında kendini maddi ve manevi olarak zora sokmasına rağmen bireyin bu davranıştan vazgeçememesi durumu söz konusudur. Madde bağımlılığında olduğu gibi kumar bağımlılığında da beynin ödül bölgesinin aktifleştirdiği belirtilmektedir. Kumar bağımlılığının tedavisinde de çeşitli sağaltım yaklaşımları kullanılmaktadır.

Seks Bağımlılığı (Hiperseksüalite):

Bireyin tüm zamanını cinselliğe ayırması ve dürtü kontrol bozukluğunun olması seks bağımlığı adını almaktadır. Bu bireyler sık eş değiştirir. Birey kendinden hoşnut olmaz ve suçluluk duymasına rağmen davranış devam eder. Hiperseksüalite kadınlarda nemfomani erkeklerde ise satiriasis olarak adlandırılır. Hiperseksüalite aslında insanın var olduğu günden beri görülen bir bağımlılık olmasına rağmen cinselliğin tabu bir konu olması gibi pek çok nedenle gün yüzüne yeni yeni çıkmaktadır.

Mitolojilerde de görülen çok eşli ve seks bağımlısı karakterler bulunmaktadır. Hatta bu karaktereler günümüz modern dünyasında ve ürünlerinde de hala yer almaktadırlar. Çoğu kültürde sık partner değiştirmek erkekler için bir güç olarak görülmektedir. Bu durum seks bağımlılığının artmasında bir etken olarak sayılmaktadır. Erikson’ un yakınlığa karşı yalıtılmışlık döneminde yaşanan krizler de bu duruma neden olabilir. Çünkü birey sık eş değiştirerek sağlıksız ilişkiler kurmaktadır. Kadınlarda düşük oranlarda görülmesine rağmen toplumsal statü yükseldikçe ortaya çıkmaktadır. Erkeklerde ise düşük toplumsal statüde ortaya çıkmaktadır. Bu oran kadınlarda 1% erkeklerde ise 3% olarak belirtilir. Hiperseksüalitenin çözümlenmesi için de psikolojik destek alınması gerekir.

Kaynakça:

  1. (1) yesilay.org.tr/ adresinden alınmıştır.
  2. (2) tbm.org.tr/ adresinden alınmıştır.
  3. Uzbay, T. (2011). “ Beyin nasıl bağımlı oluyor?”, Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı, Tıp Fakültesi, Gülhane Askeri Tıp Akademisi: Ankara.
  4. Santrock, J. (2015). “Yaşam boyu gelişim, gelişim psikolojisi”, Nobel Yayınları: Ankara.
  5. Yıldız- Şahin, F. (2015). “Psikolojik danışmanlar için el kitabı”, Nobel Yayınları:  Ankara.
  6. Plotnik, R. (2009). “Psikolojiye giriş”, Kaknüs Yayınları: İstanbul.

Elif İrem Erdemir


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.