Yaşamın Sonu: Ölüm Nedir?

yaşamın sonunda ne olacak, ölüm nedir, ölüm özellikler, psikolojik ölüm, psikoloji ve ölüm, psikoloji beyin ölümü, ötenazi ve psikoloji, ölüm psikolojisi

Yaşamın Sonu: Ölüm Nedir?
05 Kasım 2016 Cumartesi 21:38

Ölüm, bir canlının yaşamının sonlanmasıdır. Ölüm sistemini oluşturan bileşenler; insanlar, mekanlar, zamanlar, nesneler ve sembollerdir.  Bu sistemin oluşmasına  sebep olan birçok faktör vardır. Bunlar her birey için farklılık göstermektedir.  Bazı bireyler kazalar sonucunda yaşamını yitirirken bazı bireyler hastalık sonucunda yaşamını yitirmektedir. Ölüm, kültürü de içinde barındırmaktadır. Din ve felsefi inançlara göre farklılık göstermektedir. Kimi topluma göre ölüm bir ceza, kimi topluma göre de bir ödül olabilmektedir. Kimi toplum için ölüm yalnızlık, kimi toplum içinse mutluluğa ve huzura kavuşma sayılabilmektedir. 

Farklı bakış açılarına göre ölüm; ya yeni bir hayatın başlangıcı olarak ya da canlının tamamen yok olmasına sebep olan bir durum olarak kabul edilmektedir. Hangi  bakış açısı ile bakılırsa bakılsın,  insanlar ölümden korkmakta  ve ondan kaçmaya çalışmaktadırlar. İnsanların bir yaşam beklentisi vardır. Yaşam beklentisi, insan hayatının en üst sınırıdır. Örneğin, bir toplumun yaşam beklentisi 80 ise bu o toplumda yaşayan bireyin yaşayabileceği ortalama en yüksek yaş 80 civarındadır. Kayıtlara geçen yaşam beklentisi en üst sınırda olan yaş ise 122'dir.

Ölümün görüldüğü en sık yaş aralığı toplumdan topluma göre değişmektedir. Tarihi  değişiklikler beraberinde ölümün sıklığının görüldüğü yaş grubunu da değiştirmiştir. İki yüz yıl öncesinde ölüm yaşları günümüze göre çok farklılık göstermekteydi. Günümüzde ölüm yaşı daha da ileri bir yaşa atılmış ve önceki yıllara göre ölümü tanımlamak zorlaşmıştır. Ölümden sonra vücudun kaskatı olması, nefes alamama veya kan basıncı gibi durumlar tanımlamaya yetiyorken beyin ölümü gibi bir durum  ortaya çıkmıştır. Toplumdan topluma göre birçok faktörün değiştiğini söylemiştik. 

Ölümün toplum için ne ifade ettiğinin yanı sıra ölümden sonraki davranışlar ve tavırlar da farklıdır. ''Türk toplumunda ölüm 'Allah'ın emri' olarak bilinir ve dinine bağlı inançlı bir kişinin, ölümü yaşamın diğer olayları gibi doğallıkla kabul etmesi beklenir.  Amerikan toplumunda yakını ölen bir kimseye Türkçede olduğu gibi söylenecek bir 'kalıp ifade' yoktur. 'Üzgünüm' ifadesi kullanılır. Aynı ifade çoğu kez , 'affedersiniz' yerine de kullanıldığından pek bir anlam taşımaz.'' (Cüceloğlu, 2012).

  2aaa3125d387d15a1548f491ca8e9d93 Beyin ölümü, ölümün nörolojik bir tanımlamasıdır ve beynin elektriksel etkinliğinin belirli bir süre bütünüyle durmasını ifade etmektedir. Belli bir süre kaydedilen düz bir EGG beyin ölümü için bir ölçüt kabul edilir. Beynin yukarı kesimleri genelde beynin aşağı kesimlerinden daha önce ölür. Beynin aşağı kesimleri kalp atışı ve solunumu  denetlediğinden, yukarı beyin bölgeleri ölmüş kişilerin nefes alma ve kalp atma işlevleri devam edebilir. Günümüzde çoğu doktorun kabul ettiği beyin ölümü tanımı hem yukarı kortikal işlevlerin hem de aşağı beyin kökü işlevlerin durması şeklindedir (Akt: Santrock, 2015). İnsanların ölme sebeplerinden birinin hastalıklar olduğunu söylemiştik. Bazı hastalıkların çaresi yoktur ve insanlar bu hastalıkla beraber yaşamını devam ettirmek zorundadırlar. Ancak son yıllarda yapılan bir çalışma ile insanların yaşamına müdahale edilebilmektedir.  Bu çalışma; hayatı zorlayan, acı çektiren ya da yaşamla hiçbir bağlantısı kalmayıp makinelere bağlı olarak yaşayan insanların, yaşamlarını sonlandırmalarını istemesiyle ilgilidir ve ortaya 'ötenazi' kavramını çıkarmıştır.

Ötenazi , tedavisi mümkün olmayan bir hastalığı veya ağır engelli olan bireylerin hayatlarını acı çekmeden sonlandırma eylemidir.  Pasif ve aktif ötenazi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Pasif ötenazi; yaşam destek ünitesine bağlı olan bireyi ayırmak, hangi makineye bağlı ise o makineyi kapatmaktır. Aktif ötenazi ise hastanın yaşamına kasıtlı bir yolla  son verme eylemidir. Örneğin, aşırı dozda ilaç vermek... Ölüm, herkes için yaşamını sonlandırma eylemi olarak bilinse de her yaş grubu ölümü farklı bir şekilde algılamaktadır. Bebeklik, çocukluk veya yetişkinlik döneminde ölüme farklı gözle bakılacaktır ve algılama durumu da farklı olacaktır.  

   Çocuklar ortalama 9 yaşlarına kadar büyük ihtimalle ölümü tam olarak idrak edememektedirler. Hatta 7 yaşlarına kadar birçok çocuk ölüme inanmamaktadır. İnanan çocuklar ise, ölen kişilerin geri döneceğine inanmaktadır. Ergenlik dönemindeki bir birey de ölümün kaçınılacak bir şey olduğunu düşünmektedir. Yani ölüm, görmezden gelinebilir veya alay edilebilir. Bazıları ise tam tersine ölüme karşı ayrı bir ilgi gösterebilir.

Ergenlik dönemindeki ölümlere baktığımızda da  intihar edenlerin olduğunu görmekteyiz.  Bunun sebebi ise ergenlik döneminin enerjisinin yüksek geçmesi sonucunda başka birilerine öfkelenip kendine zarar vermesi yani ''yer değiştirme'' savunma mekanizmasını kullanmasıdır. Yetişkinliğe baktığımızda ölüm, daha çok farkındalık kazanmıştır.  Artık ne kadar daha yaşamlarının kaldığını merak etmekte, ölümü daha çok düşünmektedirler.

Ölümü daha iyi anlamak için Kübler-Ross evrelere ayırmıştır. Bu evreler sırasıyla; inkar ve yalıtılmışlık, öfke, uzlaşma, depresyon, kabullenme. İnkar ve yalıtılmışlık evresinde kişi, ölümün kendi başına gelemeyeceğini düşünmektedir. Ölümü inkar etmektedir. İnkar, geçici bir savunmadır ve gün geçtikçe yerini öfkeye yani ikinci evreye bırakır. ''Neden ben?'' soruları kafasını yormaktadır.  Daha sonra ölümün hemen olmayabileceğini, gecikebileceğini veya ertelenebileceğini düşünmektedir. Bu da ölümle uzlaşması anlamına gelmektedir. Artık kişi, ölüme kendini yavaş yavaş alıştırmaktadır. Bununla beraber depresyon da kendini göstermektedir. Kişi, ilerleyen zamanlarda duygusuyla uzlaşıp kendini huzurlu hissederse ölümü ve kaderini kabullenmiş  demektir.  

Kaynakça:

Cüceloğlu, Doğan. (2012). İnsan ve davranışı. İstanbul : Remzi Kitabevi.

Santrock, John W. (2015). Yaşam boyu gelişim. Ankara : Nobel Akademik Yayıncılık. 

Tuğba BAYRAM

İstanbul Kültür Üniversitesi - Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü/4.sınıf


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.