Umberto ECO: Gülün Adı Kitap Tanıtımı

ORTAÇAĞ’A DAİR BİR BAŞYAPIT

Umberto ECO: Gülün Adı Kitap Tanıtımı
09 Mart 2018 Cuma 23:03

Kitabın Adı: GÜLÜN ADI 

Yazar : Umberto ECO 

Çevirmen : Şadan KARADENİZ

Bir ortaçağ uzmanı olan yazar Umberto ECO, Gülün Adı romanını 1980’de yazar. Yazarın en beğenilen romanlarından biri olur. 1986 da filmi çekilir. Kült bir roman olmayı başarmıştır ve yazıldığı dönemden bugüne kadar adından söz ettirir.

Roman tam bir Ortaçağ havası içinde işlenmiş, uzun soluklu ve çok katmanlı yapısıyla okuyucuyu zorlamaktadır. Kitapta yazarın derin tarih bilgisiyle karşı karşıyayız. Aslında konu bakımından kitap için sadece tarihi roman demek yanlış olur. Siyaset, din, polisiye, felsefe de romanımızın konusu. Üstelik büyük bir ustalıkla işlenmiş. Ayrıca Aristoteles, Dante, Bacon, İbn-i Sina gibi dünyanın dört biryanından bilginler, dönemin tartışmaları ve gündemi çerçevesinde kitapta geçen isimlerden. Romanın bir özelliği de sinematografik bir yapısı olması. Yazar romanın arkasına basılmış olan makalesinde bunu açıklamaktadır. Öyle ki bir merdiveni çıkarken geçen bir diyaloğu, tam merdivenin başlangıcından son basamağına gelince bitirdiğini söyler. Dönemin kadın ve aşka bakış açısı da kitapta işlenmiştir. Kadın bir günah aracı olarak görülmektedir ve aşağılanır. Aşkta bir hastalık olarak görülür ve tıpkı bir hastalık gibi tedavileri vardır.

Kitap yabancısı olduğumuz Ortaçağ Avrupası’nın manastır yaşantısına ışık tutuyor. İlk yüz sayfa buradaki günlük yaşantıya dair. Roman Adso’nun ağzından anlatılmaktadır. Bir günlük tarzında yazılan roman, yedi günü anlatan yedi bölümden oluşmaktadır. Manastıra gittikleri sırada 18 yaşında bir çömez olan Adso, 80 yaşına geldiğinde yaşadıklarını yazmaya karar verir.

Başkarakterlerimiz Rahip William ve çömezi Melkli Adso İtalya’da bir manastıra davet edilirler. Davet edilmelerinin amacı manastırda yaşanan gizemli olayları çözmeleridir. Manastırda bir rahip ölü bulunur ve cinayet şüphesiyle Başrahip, William’dan yardım ister. Onların manastırda bulunduğu yedi gün içerisinde cinayetler işlenmeye devam eder.

Manastırı özel kılan yanı dünyanın dört biryanından gelen el yazması eserlerin korunduğu büyük bir kütüphaneye sahip olmasıdır. Manastırın yapılış amacı bu eserleri korumak ve ileriki dönemlere aktarılmalarını sağlamaktır. Ancak zamanla kilisenin bu misyonu değişmiş ve kitapları korumak adına kural koymakken yasak koymaya dönüşmüştür. Kütüphane korunmaktadır. Sadece kısıtlı kişiler içeri girebilmektedir. Kütüphanenin bir özelliği de büyük, akıllıca inşa edilmiş bir labirent olmasıdır. Bu labirent ve yasaklar kütüphanenin amacını saptırmış adeta bilgiyle alıcının arasına duvarlar örmüştür. Başrahip ve yaşlı bir rahip olan Jorge’yle bu konuda anlaşamayan William’a göre; “kitabın iyiliği okunmasındadır.”. Ayrıca William’ın şu sözü de oldukça etkileyicidir: ”İnsan nesnelerin dönüşümünü tutkuyla umsa da onların düzenini değiştirmemeli”. Rahip William, Oxford’da ve Paris’te eğitim almış, akılcı, doğa bilimlerine ve deneye inanan kiliseye zıt bir rahiptir. Bir dedektifin akıl yürütme ve delil toplama yöntemlerine sahiptir. Adso, William’ı tanımlarken şöyle der: “bana öyle geldi ki William nesneyle us arasındaki bir uyumdan başka bir şey olmayan gerçekle ilgilenmiyordu. Tersine ne kadar çok olasılığın olası olduğunu tasarlayarak eğleniyordu.” William’la Adso arasındaki bir diyalogda dikkat çekicidir. Adso’nun “Paris’te her zaman doğru yanıtı buluyorlar mı ?” sorusu üzerine William “hiçbir zaman” der “ ama yanlışlarından çok eminler.” Başka bir önemli karakter de oldukça yaşlı ve kör bir rahip olan Jorge’dir. Onu ilginç kılan özelliği gülmenin insan doğasına aykırı olduğunu ve insanı bayağılaştırdığını iddia ederek özellikle genç rahiplere gülmeyi yasaklamasıdır. Ona göre İsa hiçbir zaman gülmedi güldüğüne dair en ufak bir kanıt yok. Ancak William buna da kaşı çıkar ve insanı diğer hayvanlardan ayıran en önemli özelliğinin gülebilmesi olduğunu söyler. Yine kitapta manastırda geçen bir toplantıdan bahsedilir. Toplantıya iki karşıt düşünceye sahip tarikatlar davet edilir; Fransiskenler ve Benediktenler. Tartışma konusu İsa’nın fakir olup olmadığıdır. Fransiskenlere göre İsa fakirdir ve kilisenin buna uygun yaşaması gerekir. Benediktenler ise kilisenin zengin durumunun Hristiyanlığa uygun olduğunu iddia etmektedirler. Bunun asıl nedeni Benekdikten olan papalığın imparatorla giriştiği erklik mücadelesidir. Kitapta kilisenin yozlaşması ve papanın yetersizliğinden bahsedilir. Adso bir akşam yemeğini anlatırken yemeğin sanki rahipler sofrası değil de bir oburlar sofrasına benzediğini anlatır. Zenginleşen ve bağnazlaşan kilisenin adaletsizliğine kitapta şahit oluruz. Manastırda bir mahkeme yapılır. Adil olmayan ve manipüleden oluşan bir mahkemenin tanığı oluruz. Kitapta çevirmenin “kösnü” olarak çevirdiği sözlük karşılığı şehvet olan duyguya yer verilir. Geniş bir erkek popülasyonuna sahip olan ve cinsel yaşamın kesinlikle yasak olduğu ve aşağılandığı manastır yaşamında eşcinsel rahipler vardır. Ancak William kösnünün sadece cinsel arzulardan ibaret olmadığını ve gizli olanı öğrenme tutkusu olan bir karakter olan Benno’da ki isteğinde, Başrahibin zenginliğe olan düşkünlüğününde kösnü olabileceğini söyler. Zira Benno, öğrenmek isteği adına doğru olandan vazgeçebiliyordu. William erklik mücadelesinin de bir kösnü örneği olduğunu savunur.

Nitekim çıkarılacak sonuç yine William’ın ağzından verilir: “Belki de insanları sevenlerin görevi; onları gerçeklere güldürmektir, gerçeği güldürmektir. Çünkü biricik gerçek, gerçeğe duyulan çılgınca tutkudan kendimizi kurtarmayı öğrenmektir.”

Seda Gülşen

İstanbul Medeniyet Üniversitesi


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gökben Bircan - 5 ay önce
Kitap çok güzel analiz edilmiş.Baştan sona kitabın tanıtımı yapılırken konusu ve karakterleri hakkında bilgi sahibi oldum.Bende okuma isteği uyandırdı..