Satranç Kitap Analizi: Yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna ‘hiçlik’ kadar baskı yapmaz

satranç eseri, stefan zweig, satranç kitabı, kitap içeriği, kitap tanıtımı, ruhsal baskı,

Satranç Kitap Analizi: Yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna ‘hiçlik’ kadar baskı yapmaz
29 Haziran 2017 Perşembe 23:36

 “Yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna ‘hiçlik’ kadar baskı yapmaz”

Stefan Zweig 1881 yılında Viyana’da zengin bir ailede dünyaya gelmiştir. Satranç eserini 1942 yılında eşiyle beraber intihar etmeden önce kaleme almıştır. Kitap Stefan Zweig’in Brezilya’daki sürgünde yazmış olduğu en tanınmış eseridir ve bu kitapta aslında kendi yaşamını sembolize ettiği düşünülmektedir.

                Romanda üç farklı yaşamın bir gemi yolculuğunda kesiştiğini görüyoruz.

Mirko Czentovic, kendini beğenmiş, kimseyle konuşmayan, insanlara yukarıdan bakan bir Dünya satranç şampiyonu, kitabımızın anlatıcısı, tesadüfen Mirko ile aynı gemide bulunan ve onunla tanışmak istediği için bir satranç maçı düzenleyen kişi ve gizemli kahramanımız Dr. B, satranç maçının berabere bitmesini sağlayan müthiş zeka… İşte tüm olaylar böyle başlar. Aynı gemide bir satranç maçı içerisinde olan kitabımızın anlatıcısı ve onun arkadaşı McConnor Dünya şampiyonu Mirko’ya bu maçta yenilmektedir. Tek istekleri Mirko’yu yenip onun bu tavırlarına bir son vermektedir. Bir maç başlar yenilirler… İkinci maç başlar ve gizemli kahramanımız Dr. B gelir. Yaptırdığı hamleler sayesinde maç berabere kalmıştır ve işte burada Dr. B’nin dünyasını dinlemeye başlarız.

Dr. B yaşadığı yerde önemli insanlardan biridir. Ülkesi ve önemli kişiler hakkında bilgi sahibidir. Nazilerin ülkesinde ilerlemesi sonucunda onların eline düşer ve Gestapo gaz odalarına gönderilmektense elindeki önemli bilgileri öğrenebilmek için içinde yatak, tuvalet, masa gibi genel eşyaların bulunduğu bir odada yalnızlığıyla baş başa bırakılır. Kimsenin yerini bilmediği ve kimsenin umrunda olmadığı hissini yaşatan bir işkencenin insan ruhunda açtığı çizikler… Ruhsal çöküntüye sebep olan Nazi sorgulamaları… İşte kahramanımız tüm bunların arasında bir kitap bulup hücresine saklayarak yaşama tutunmaya devam eder. Bu bir satranç kitabıdır ve onun hayatında başka bir kapının aralanmasına sebep olacaktır. Yazar kitabın genel konusu olan satranç ile yaşadığı hayatı bağdaştırmış ve tüm yaşadıklarını bir satranç çarpışması olarak göstermiş.

                Stefan Zweig’in Satranç romanı bizlere ruhsal anlamda baskı altında kalan bir insanın nasıl tepkiler vereceğini, hissettiği duyguları ve kendi içinde yaşadığı çatışmaları bizlere analiz ediyor. İnsanın en umutsuz anında bile savunma mekanizması geliştirebileceğini ve her anın mutlaka yaşamında bir iz bıraktığını görüyoruz.

“Durumun korkunçluğu nedeniyle, bir Siyah Ben ve bir de Beyaz Ben olmak üzere, bu iki parçaya ayrılmayı en azından denemek zorundaydım, çevremi saran o korkunç hiçliğin altında ezilmemek için.”  

Ülkünur Yılmaz-İstanbul Medipol Üniversitesi


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.