Film Analizi: Temple Grandin

“Benim adım Temple Grandin, ben başkaları gibi değilim”

Film Analizi: Temple Grandin
14 Mayıs 2018 Pazartesi 16:28

“Yeni bir dünya için, yeni kapılar açmalısın” Temple Grandin

Yönetmen: Mick Jackson

Yapım: 2010 / ABD

“Benim adım Temple Grandin, ben başkaları gibi değilim” sözüyle başlayan film; bizlere bambaşka bir dünyanın, Temple’ın dünyasının kapılarını aralıyor. Otizmi konu alması ve gerçek bir hayat hikayesine dayanması filmin etkileyici yanlarından. Filmde hayatının bir bölümü anlatılan Profesör Temple Grandin, otizm ve hayvan davranışları hakkında çalışmalar yapmış önemli bir isim. Çocukluğunda otizm tanısı almış olmasına rağmen, bu durum Temple’ın başarılı bir hayat sürmesine engel olmamış.

Filmin ilk sahnelerinde Temple ve annesinin ilişkisi üzerinden otizmin belirtilerini görme fırsatı buluyoruz. Annesi, dört yaşına kadar konuşamayan ve sosyal ilişkilerde zorluk yaşayan Temple’ı doktora götürür ve otizm tanısı konur. 1950’li yıllarda, otizm günümüzdeki kadar iyi bilinmediği için, doktor bunu bir tür çocukluk şizofrenisi olarak tanımlar. Anne Grandin, Temple’a karşı her zaman destekleyici davranır. Kendisinin başkalarından farklı olduğunu, ancak eksik olmadığını söyleyerek diğer çocuklar gibi eğitim hayatına devam etmesini sağlar.

Lisedeki fen öğretmeni, bilime olan ilgisini fark eder ve karşısına çıkan engelleri bir kapı gibi görmesini söyler. Bu öğretmenini çok seven Temple, neden liseden ayrılıp üniversiteye gitmesi gerektiğine bir türlü anlam veremez. Otizmli bireylerin alıştıkları düzenin değişmesine aşırı tepkiler verdiği biliniyor. Temple’ın davranışlarında da bu belirtinin örneklerini görüyoruz. Temple, istemeyerek de olsa üniversiteye başlar. Otizmli bireylerde duyusal uyaranlara karşı aşırı hassasiyet görülebiliyor. Temple, onu rahatsız eden durumlarla baş edebilmek ve kendisini sakinleştirebilmek çin kendi yöntemini bulur: “Sarılma makinesi” adını verdiği bir icat yapar. Kötü hissettiği zamanlarda bu makinenin içine girerek kendisine baskı uyguladığında, yatıştığını fark eder.

Otizmli bireyler, insanların duygularını ve bu duyguları temsil eden yüz ifadelerini anlamakta zorlanıyorlar. Temple da, hem kendisinin hem de başkalarının mutlu olduklarında nasıl göründüklerini anlayamaz. Teyzesi ona gösterdiği fotoğrafları çeşitli duygu durumlarıyla eşleştirerek, anlamasına yardımcı olur. Duyguları anlayamamak ve dolayısıyla insanlarla uygun ilişkiler kuramamak; sosyal etkileşim problemlerini doğuruyor. Bu da otizmin en önemli belirtilerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

İnsanların davranışlarını ve sözlerini anlamsız bulan Temple, hayvanları gözlemlemeyi sever. Kesimhanelerde büyükbaş hayvanlara karşı kullanılan acımasız yöntemler yerine yeni bir sistem geliştirir. Hayvanların davranışları hakkında yazdığı makalelerle tanınır. Otizmli bireylerin ilgileri genellikle bir alanda yoğunlaşır. Temple’ın ilgi alanı ise, büyükbaş hayvanlar için daha iyi şartlarda kesim tesisleri hazırlamaktır. Bu ilgisi görsel yeteneği ile birleşince, bilime çok önemli katkılarda bulunur.

Bu film, otizme karşı bakış açımızı değiştiriyor ve herkesin farklılıklarıyla bir şeyler başarabileceğini gösteriyor. Kendisini “Eksik değilim, farklıyım” diyerek tanımlayan Temple Grandin otizmi bir avantaja çevirmeyi başarıyor.

Nur Banu Gençten

İstanbul Şehir Üniversitesi


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.