Erlend Loe: Doppler Kitap Tanıtımı

Kitap bisiklet kazası sonrası şehir hayatından kaçmak için ormana yerleşen, akıllı ve başarılı olmanın insanı ne kadar tatminsiz hale getirdiğini söyleyen bir adam hakkında.

Erlend Loe: Doppler Kitap Tanıtımı
12 Şubat 2018 Pazartesi 21:16

DOPPLER

Kitap bisiklet kazası sonrası şehir hayatından kaçmak için ormana yerleşen, akıllı ve başarılı olmanın insanı ne kadar tatminsiz hale getirdiğini söyleyen bir adam hakkında. Biraz ironik ama sorgulayıcı. Hayatımıza farklı bakmamız gerektiğini hatırlatan bir yanı var. Hayatı sorgulamanızı sağlıyor bir nevi. Toplumu mizahi yönü ile eleştiriyor aslında. Bu düzende herkes birbirinin aynı, siz ne kadar farkındalık oluşturabilirsiniz? İçinde bulunduğunuz düzende ne kadar huzurlu ve mutlusunuz?

Gerçekten de para, başarı, araba, ev, düzenli bir aile yaşantısı insanı huzurlu etmeye yeter mi? Peki ya kendin, kendin için ne yapıyorsun, zaman ayırabiliyor ve kendini dinleyip konuşabiliyor musun? Çoğu zamana kimse bunu yapmaz, her şeye sahip olan insanlar genelde huzurun peşinde oluyor, bu kitapta da bunun farkına varabiliyorsunuz.

«İnsanlardan hoşlanmıyorum. Yaptıklarından hoşlanmıyorum. Temsil ettiklerinden hoşlanmıyorum. Söylediklerinden hoşlanmıyorum» (s. 24) diyerek okurun iç sesini yüksek bir desibelde haykırıyor başkahraman. En azından ben öyle hissettim. Doppler, diğer tüm insanlar gibi, ‘akıllı olma hastalığına’ kapıldığını düşünüyor ve ormanda yaşamanın tek çözüm olduğuna inanıyor. Kendisine göre kurtuluş, aklı daha az çalıştırmakta. Kendisini zaman zaman ziyarete gelen küçük yaştaki oğluna da bunu öğretmeye çabalıyor.

Günlük hayata yönelik efsane tespitleri var: İnsanın aklına takılan bulaşıcı çocuk çizgi-filmlerindeki müzikler, başka yerlere bombalar yağarken kendilerinin banyo küvet gibi saçma şeylerle uğraşması ve buna anlam vermeyişi, trafiğin yoğunluğu, bisikletin mükemmel bir çözüm olduğunu düşünmesi ve daha bir sürü şey.

Gayet sakin bir adam gibi görünmektedir. Hırsızlık yapmak, insan yaralamak gibi eylemler ona hiç de korkunç gelmemektedir. Ölmüş babasıyla sembolik olarak hesaplaşmak ve vedalaşmak üzere giriştiği proje ise o kadar anlamsızdır ki, komik mi yoksa acıklı mı olduğuna karar veremeyiz.

Evet, her şeyi arkamızda bırakıp uzaklara gitmek çekici bir düş ama biraz gerçekçi olalım, insanoğlu/kızı olarak doğayla uyum içerisinde yaşayamayacak kadar sorunlu bir canlı türüyüz. Ormana kaçsak, orayı da kendimize benzetiyoruz. Sonra kaçacak başka ormanlar aramaya başlıyoruz.

Hepsi birleşince yaşadığı hayatı bir anda terk edip kimseye de bir şey kanıtlamak istemeyen adam portresi zihnimde tam olarak yerine oturdu. Yaşadığı hayattan bunalıp tek alternatif olarak sahil kasabasına kaçmak isteyen insan sığlığı ile dalga geçtiği bölümlerin de tadı damağımda kaldı. İnsanlara, hayata, ölenlere dair zaman zaman yaptığı tespitler ise kurgunun içinde sırıtmak yahut kurguyu yavaşlatmak yerine tatlının üstündeki dondurmaya dönüştü.

Günümüz dünyasında alışagelmişin dışında kitabin kahramanı olan Doppler ' in hayatı dünya da ki şu an yaşayan insanların kaygı ile yaklaştığı birçok duygudan dolayı yaşamlarında kaçırdıkları birçok seyin farkına varması için birçok gönderme ile bunu okuyucunun bilmesine olanak sağlayan kısa ama etkileyici bir anlatım ile anlattığı bir kitap. Keyifli okumalar J

Meral KOÇ

İstanbul Medipol Üniversitesi


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.