Engin Geçtan: Kimbilir?

“Bir psikoterapist için gelinebilecek en tehlikeli noktalardan biri hayret ve merak duygularını yitirmeye başlamasıdır.”

Engin Geçtan: Kimbilir?
09 Mart 2018 Cuma 23:21

Kimbilir? / Engin Geçtan

“Bir psikoterapist için gelinebilecek en tehlikeli noktalardan biri hayret ve merak duygularını yitirmeye başlamasıdır.”

Psikiyatr ve yazar Engin Geçtan, Kimbilir kitabıyla okura birçok soru sorduruyor ve sonunda yine “Kim bilir?” dedirtiyor. İnsan psikolojisini, sadece insanı inceleyerek anlayabilmemiz mümkün görünmüyor. İnsan, toplumun bir parçası olarak ele alındığında ise işler iyice karmaşıklaşıyor. Geçtan; İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşananlardan yola çıkarak, artık toplumların da hastalanabileceğinin görüldüğünü söylüyor. Bu durumda; toplumun standartlarına uygun bir insanın “normal” bir insan olacağını söyleyebilir miyiz? Normalliğin ve anormalliğin ölçütlerini kim belirliyor? İnsan ve toplum gitgide daha karmaşık ve anlaşılmaz hale mi geliyor?

Psikiyatri tarihine, felsefeye, fiziğe, beyin ve zihin üzerine yapılan tartışmalara değinen Geçtan, okura zengin bir bilgi birikimi sunuyor. Klasik psikanalize atıflarda bulunarak ve kendi psikoterapi tecrübelerinden faydalanarak; insanı ve toplumu anlama yolunda verdiği çabayı bizimle paylaşıyor. Geçtan’a göre, “İnsanların kapılarını birbirlerine açabilmelerini sağlayan yol, acele yorumlarla ucunu kapatmadan, karşımızdaki insanı sürekli anlamaya çalışmaktan geçer” (2014, s.21). Başka bir deyişle, ancak ön yargılarımızdan kurtularak birbirimizle gerçek anlamda ilişki kurabilmemiz mümkün olur. Kitapta bunların yanı sıra; yalnızlık, narsistik kişilikler ve bir türlü yetişkinliğin sorumluluğunu alamayan modern zaman insanı gibi hepimizin çok aşina olduğu konular da akıcı bir üslupla ele alınıyor.

Engin Geçtan; korkulardan, bastırılmış duygulardan ve maskelerin ardında gizlenen insanlardan bahsediyor. Ancak, kendisi olmayı başarabilen insanların hala var olduğuna da inanıyor:

“Öyle insanlar hala vardır herhalde dünyanın bir yerlerinde, pek kimsenin uğramadığı mekanlarda şimdi ve oradayı yaşayan, kendilerini kabul ettirme ihtiyacını duymadıkları için başkalarına karşı sosyallik maskesi takmak zorunda olmayan, tümden yitirmedikleri içgüdüleri sayesinde yaşamla varoluşun tekliğini yaşayabilen” (s.135).

Gerçekten öyle insanlar var mıdır? Kim bilir?

Nur Banu Gençten

İstanbul Şehir Üniversitesi


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.