Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Eğitiminde Süpervizyon ve Süpervizyon Olanakları

süpervizyon nedir ve psikolojik danışmanlıkta süpervizyon olanakları nelerdir, süpervizyon meslekte kendini geliştirmiş ve deneyimli uzmanların kendilerinden daha az deneyimli olanlara destek olmasıdır.

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Eğitiminde Süpervizyon ve Süpervizyon Olanakları
13 Eylül 2017 Çarşamba 22:17

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Eğitiminde Süpervizyon ve Süpervizyon Olanakları

Psikolojik Danışmanlık eğitiminde süpervizyon programın en önemli ve kritik ögelerinden biridir. Süpervizyonun önemine değinen ilk alan yazın çalışması Edward S. Bordin tarafından 1980’li yıllarda yapılmıştır. Bordin’e göre süpervizyonun üç tane önemli bileşeni vardır. Bunlar; ortak bir anlayış, görevler ve duygusal bir bağdır.

Süpervizyon, meslekte kendini geliştirmiş ve deneyimli uzmanların, kendilerinden daha az deneyimli ya da mesleğe yeni başlamış kişileri gözetimi altında mesleğe hazırlama ve uygulama yaşantıları geliştirmede onlara destek olma olarak tanımlanır ( Bradley ve Kottler, 2001). Usta- Çırak ilişkisine benzetilen bu ilişki, alan yazında süpervizyon olarak karşılık bulur.

Süpervizyonun Temel Amaçları

  1. Psikolojik danışman adaylarına meslekle ilgili gerekli yeterlilikleri kazandırmak
  2. Öğrencilere ve yeni mezun adaylara profesyonel ve kişisel olarak kendilerini yetiştirmelerini sağlamak
  3. Danışanla kurulan terapötik bağ ile birlikte ilkelere etik çerçevede uyarak danışanların iyilik halini arttırmak.
  4. Psikolojik danışmada kurulan terapötik bağın etkililiğini korumak.

Psikolojik Danışma hizmeti günümüzde danışan ve danışman arasındaki terapötik ilişki, danışandaki iyileşme ve değişme sürecinin merkezindedir. Bunun yanında, aynı şekilde süpervizör ile süpervizyonu alan aday kişi arasındaki ilişki de, kişinin gelişiminde etkili olan en önemli faktör olarak görülür.

Süpervizyon Modelleri

Psikoterapi Temelli Süpervizyon Modelleri

  1. Psikodinamik Süpervizyon Modeli: Bu yaklaşımda temel olarak süpervizör ile süpervizyonu alan kişi arasındaki çatışmalar, dinamikler ele alınır (Bernard ve Goodyear, 2009). Danışan ile psikolojik danışmanın analizi yapılır. Aktarım çözümlemeleri, çalışma uyumu ve paralel süreç kavramları psikodinamik kökenlidir. Alan yazına en çok katkı sağlayan modeldir.
  2. Davranışçı Süpervizyon Modeli: Bu model öğrenme yaklaşımları çerçevesinde şekillendirilir. Sosyal Öğrenme, Klasik Koşullanma, Edimsel Koşullanma, Rol Oynama gibi konulara odaklanan model süpervizyon eğitimi alan kişinin becerilerine odaklanır. Yeterli becerilere sahip olmayan psikolojik danışmanların danışanlarının iyilik haline zarar vermemeleri için bu uygulamadan geri çekilmesine karar verilebilir (Bradley ve Gould, 2001).
  3. Bilişsel Süpervizyon Modeli: Akılcı Duygusal Davranışçı Terapinin kuramcısı Ellis ve Bilişsel Terapinin kuramcısı Beck’in görüşleri temel olarak geliştirilen bir modeldir. Bu model iyi bir şekilde yapılandırılmış, eğitici ve öğretici, zaman yönünden tasarrufludur. Vak!a kavramsallaştırma, bilişsel yeniden yapılandırma, aşağıya doğru ok tekniği gibi yapılandırılmış teknikler öğretilir. Psikolojik Danışmada işbirliğine (Terapötik İttifak) önem verilir.

Gelişimsel Süpervizyon Modelleri

  1. Bütünleşik Gelişimsel Süpervizyon Modeli: Stoltenberg tarafından geliştirilen bu model en çok bilinen ve yaygın olarak kullanılan aşamalı bir modeldir. Dört aşamadan oluşur. Birinci aşamada psikolojik danışman süpervizöre bağımlıdır. Hem kaygıyı çok yüksektir hem de neyin doğru olduğunu bilmeye ihtiyacı vardır.  İkinci aşama psikolojik danışman arada kalmışlık hissiyle bir bocalama yaşadığı bir dönemdir. Psikolojik danışan hem becerilere güven duyar hem de güvensizlik hisseder (Erkan-Atik, Arıcı ve Ergene, 2014). Süpervizör böyle bir durumda psikolojik danışanla empati kurmaya çalışarak kişiyi dengede tutmaya çalışır. Üçüncü aşamada süpervizyonu alan kişi daha özgün bir tarz sergilemeye başlayarak kaygılarıyla baş etmeyi öğrenir. Dördüncü aşamada psikolojik danışman kavramsallaştırma, müdahale ve değerlendirmeyi bütünleşik bir şekilde yapabilmeye başlar. Kişi kendine dönük güçlü bir farkındalığa sahip olur (Erkan-Atik, Arıcı ve Ergene, 2014).
  2. Süreç Modelleri
  1. Yansıtıcı Uygulama Modelleri: Bu modelde süpervizörün amacı psikolojik danışmanın yaşantısı hakkında yansıtmalarını dinleyerek yönlendirici sorular sormaktır (Bernard ve Goodyear, 2009). Bu süreçte psikolojik danışmanın içinde bulunduğu durum yeni ve derin bir anlayışla süpervizör tarafından ele alınır.
  2. Loganbill, Hardy ve Delworth Modeli: Model metaforların kullanıldığı ve bir döngü içerisinde aşamalı olarak devam eden bir modeldir. Aşamalar “dönen ve döndükçe aşama kaydeden bir tekerlek” metaforu ile ifade edilir. Modelde sekiz gelişimler konudan ve üç aşamadan bahsedilir. Bunlar; yeterlik, duygusal farkındalık, özerklik, kuramsal kimlik, bireysel farklılıklara saygı, amaç ve yön, güdülenme ve etiktir. Üç aşama ise; durgunluk, karışıklık ve bütünleştirmedir. Durgunluk döneminde süpervizör süpervizyon alan kişinin kör noktalarını ve yeterlik alanlarını belirlemeye ve farkettirmeye çalışır. Karışıklık döneminde süpervizyon alan kişi katı inanç sisteminden ve siyah beyaz düşüncelerinden uzaklaşıp, çözümün her zaman süpervizörden gelmeyeceğini farkeder. Bütünleştirme döneminde ise artık süpervizyon alan kişi yeni bir bilişsel anlayışı ve esnekliği benimser (Erkan- Atik, Arıcı ve Ergene, 2014).
  3. Vak’a Temelli Süpervizyon: Süpervizyonda işbirliğini, terapötik süreci, karşıt aktarımı, öz yeterliliği, beceriyi vaka üzerinde değerlendirmeye yarayan modeldir. Süpervizyonu alan kişi süpervizöründen vakayla ilgili bir yardım istediğinde bulunur ve süreç başlar. Psikolojik danışmanın becerilerindeki artış veya azalış ile birlikte süreç biter (Erkan-Atik, Arıcı ve Ergene, 2014).
  4. Yaşam Boyu Gelişim Modeli: Model Psikolojik Danışmanların yaşam boyu gelişimini vurgular. Altı aşamayı kapsar. Bunlar; mesleki eğitimi olmayan kişi, başlangıç aşamasındaki öğrenci, ileri düzey öğrenci, yeni başlayan meslek elemanı, deneyimli meslek elemanı, kıdemli meslek elemanıdır. Bu modelde psikolojik danışmanın gelişiminde önemli yer tutan konular, uzun ve yavaş, yaşam boyu devam eden bir süreç olduğu ele alınarak, kişinin mesleki kimliği ile kişisel kimliğinin bütünleşmesi beklenir.

Sosyal Rol Modelleri

  1. Ayrıştırıcı Model: Sosyal-rol modellerinin en bilineni ayrıştırıcı modeldir. Bu modele göre süpervizörün belli rolleri vardır ve roller süpervizörün yaklaşımını belirler. Psikolojik danışmanın ise yapması gereken belli işlevleri vardır. Bu işlevler hedef alanlarını belirler. Süpervizör daha çok bir müşavir rolünü benimsemektedir. Psikolojik danışmana bir takım bilgileri ve becerileri aktarmayı hedefler. Bu modelde üç temel işlev vardır. Süreç becerileri, kavramsallaştırma ve kişiselleştirme. Süreç becerileri, müdahale uygulamayı, kavramsallaştırma ise sorunun ve olgunun kavramsallaştırılması, kişiselleştirme de psikolojik danışman adayının duygusal ve kişisel yönlerinin ifade eder (Siviş- Çetinkaya ve Karaırmak, 2012).
  2. Kapsamlı Model: Holloway (1995) tarafından geliştirilmiş bir modeldir. Ayrıştırıcı modele yapısal açıdan benzerlik gösterir fakat bu modelde işlevler, çevresel etmenler ve süpervizyona dair görevler daha geniş bir çerçevede ele alınmaktadır. Modelin işlevleri ve görevleri 5X5 bir matriks şeklinde görselleştirilmiştir (Siviş- Çetinkaya ve Karaırmak, 2012).

Süpervizyon İlişkisi

Temelde Rogers’ın psikolojik danışma ilişkisinde varolan terapötik beceriler (saygı, somutluk, empati, yargılamayan tutum, koşulsuz kabul, içtenlik) ilişkinin bir ön koşulu olarak görülür.

Süpervizyon Alan Kişi

Süpervizyon alan kişinin beklenti düzeyi ve deneyim süresi, bilişsel yapısı, bağlanma stili,  kaygısı ve aktarımı süpervizyon ilişkisini etkileyen değişkenlerdir.

Süpervizyon alan kişinin deneyim düzeyini tanımlaması ve süpervizörün ona yönelik geri bildirimler vermesi süpervizyonun yararı için kritik bir noktadır. Sürecin başlangıcında her iki tarafın süreçten beklentilerini ve ilişkinin sınırlarını ilişkin tanımlama yapmaları gerekmektedir (Meydan ve Koçyiğit, 2016).

Süpervizyon alan psikolojik danışmanın bilişsel yapısı (kendine özgü öğrenme stili-üstbiliş) ilişkiyi etkilemektedir. Bilgiyi işleme, yorumlama, depolama ve geri çağırma yolları kişiden kişiye değişir. Bu farklılaşma sonucunda  kişinin geri bildirim isteme düzeyi ve kendine güveni değişiklik göstermektedir (Meydan ve Koçyiğit, 2016).

Bağlanma biçimleri de süpervizyon ilişkisin de önemli bir değişkendir. Kişinin güvenli olmayan (kaygılı ve saplantılı) bağlanma stiline sahip olması ilişkiyi negatif etkileyebilmektedir.

Kaygı, süpervizyonu alan kişinin kendini açmasına engel bir durum oluşturur. Bu kaygının ilişkinin ilk aşamalarında yaşanması normal bir durum olarak görülür. Süpervizörün destekleyici bir tarzda olması kişinin kaygısıyla baş edebilme becerisini arttırmaktadır (Meydan ve Koçyiğit, 2016).

Aktarım süpervizyon ilişkisinde de ortaya çıkabilmektedir.

Süpervizör

Süpervizör için ilişkiyi etkileyen değişkenler güç kullanımı, karşıt aktarım ve kaygıdır.

Kaygının süpervizyona ilişkin sorumluluktan doğabileceği söylenmektedir.

Süpervizyonda güç kullanımı ile ifade edilen süpervizörün uzmanlık ve değerlendirici gücüdür. Güç kullanımı süpervizörün değerlendirici rolünde ortaya çıkmaktadır. Değerlendirici rolü bir güç çatışmasına sebep olabilmekte ve süperviyon alan kişinin geri çekilmesine sebep olabilmektedir. (Bkz: İrvin D. Yalom- Divan)

Karşıt aktarım psikolojik danışma sürecinde danışman ile danışan arasında ortaya çıkabildiği gibi, süpervizör ile süpervizyon alan kişi arasında da ortaya çıkabilmektedir.

Yapılan araştırmalar bireysel süpervizyonun daha çok tercih edildiğini göstermektedir fakat ekonomiklik bakımından grupla süpervizyon da öğrenciler tarafından tercih edilmektedir.

Kaynakça

  • Meydan B. Ve Koçyiğit M. (2016). Süpervizyon İlişkisi: Psikolojik Danışma Süpervizyonunda Kritik Bir Öge, Ege Eğitim Dergisi, 17(1): ss. 225-257.
  • Siviş-Çetinkaya R. Ve Karaırmak Ö. (2012). Psikolojik Danışman Eğitiminde Süpervizyon, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 4(37), ss. 107-121.
  • Erkan-Atik Z., Arıcı F. Ve Ergene T. (2014). Süpervizyon Modelleri ve Modellerine İlişkin Değerlendirmeler, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 5(42), ss.305-317.

Ezgi ÖZBAK


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.