Gestalt Öğrenme Kuramı

gestalt nedir, gestalt öğrenme kuramı, gestalt öğrenme kuramı nedir, gestalt öğrenme, gestalt öğrenme psikolojisi, gestalt kuramı

Gestalt Öğrenme Kuramı
07 Ağustos 2017 Pazartesi 17:55

Gestalt kelime anlamı olarak şeklin bütünü anlamındadır. Gestalt kuramının temelleri Almanya’da 1910 yıllarında Wertheimer’in çalışmaları ile atılmıştır. Daha sonraları bu ilkeleri geliştiren isimlerin başında Köhler ve Kofka gelmektedir.

Gestalt kuramında insan hayatında bir bütün olma uğraşı içindedir. Kendi içindeki ve çevresindeki parçaları birleştirerek, onları bir tam ve bütün olarak algılamaya gayret eder. Bütün, parçaların toplamından daha fazla anlam ifade eder. İnsan nesneleri, durumları ve olayları algılar ve anlamlandırırken parçaları teker teker değil de bir bütünlük içinde algılar. Bir şarkının ya da bir kitabın içinde olan sözler parça parça bir anlam ifade etmezken sözcükler bir bütün içerisinde algılandığında anca o zaman bir anlam kazanır. Algılama sürecinde bütünü oluşturan parçaların yerine o parçaların arasındaki ilişki önemlidir.  Gestalt kuramında insanların nasıl algıladıklarını gün yüzüne çıkarmak için kullanılan metot içe bakış yöntemidir (Yüzgeç ve Aslan, 2012).İçe bakış yöntemi insanın kendi duyum, duygu ve düşüncelerini esnek bir biçimde açıklamasıdır.

Gestalt Kuramında Algı

Algının psikoloji sözlüklerindeki genel olarak anlamı, dış çevredeki uyarıcıların duyu organları vasıtasıyla duyu alıcılarına iletilmesi, anlamlandırılması, örgütlendirilmesi ve birbirleriyle ilişkilendirilmesidir. Gestalt kuramın temelini oluşturan en önemli kural algının bir örgütlenme olduğudur. Gestalt psikologları öğrenme ve problem çözme sürecini algı yasalarına dayandırmaktadırlar. Bu süreçte de önemli olan nokta algılamanın nasıl öğrenileceğidir.

Algıda Örgütleme Yasaları

1)Şekil – Zemin İlişkisi

Dış çevrede algılanan obje şekil, şeklin üzerine işlendiği ve onu kapsayan alan da zemindir (Yeşilyaprak, 2006). Şekil ve zemin doğal bir oluşumdur. Algılanan her şey bu iki kavram arasındaki ilişkiden ortaya çıkar. Örneğin sizin bu metni okurken gördüğünüz yazılar şekil, arka plan ise zemini oluşturmaktadır. Aynı şekilde bir sanatçıda bestesini bu ilişkiye göre hazırlar. Arka da çalan ritmik müzik zemin sözler ise şekillerdir.

2) Yakınlık İlkesi

İnsanlar birbirlerine yakın olan nesneleri algılarken hepsini bir grup ve bütün olarak anlamlandırırlar. Birbirlerine yakın olan nesneler mekân, zaman ve anlam olarak beraber gruplandırılır (Senemoğlu, 2012). Yakın olan nesneleri beraber gruplandırma işlemi insan hafızasında bilginin kalmasını ve hatırlanmasını kolaylaştıran önemli faktörlerdendir. Örneğin telefon numaramızı bizler gruplandırarak ezberleriz ki bu bize oldukça kolaylık sağlar.

3) Benzerlik İlkesi

Algıda belirleyici olan diğer bir faktörde objelerin birbirine olan benzerliğidir. Nicel ve nitel yönden birbirlerine benzeyen objeler bir bütünlük içinde algılanır. Hem görsel hem işitsel olarak da birbirine benzerlik gösteren uyarıcılar yine aynı şekilde bir bütünmüş gibi algılanır (Senemoğlu, 2012). Yalnız unutulmaması gereken nokta yakınlık ilkesinde objelerin birbirlerine benzer olmaları gerekmez. Yakınlıkta algının altında yatan sebep mekânda birbirlerine görsel olarak yakın bulunmalarıdır. Benzerlik ilkesinde objeleri beraber gruplamanın altında yatan sebebin renk, biçim, doku gibi yönlerden birbirlerine benzer olmalarıdır.

4) Tamamlama İlkesi

Şekil olarak bitirilmemiş, devam ettirilmemiş objelerin şeklinde bir eksiklik olduğu halde tammış şeklinde algılanmasıdır. İnsan beyni bu yarım kalan şekilleri kendiliğinden tamamlama eğilimindedir.

5) Süreklilik(Devamlılık) İlkesi

Aynı yönde belli bir süreklilikle devam eden objeler sanki birbirlerinin devamıymış gibi bir bütünlük içinde algılanır (Zeren, 2007). Organizmanın yapısı da zaten ani ve sürekli olarak değişen objelerden ziyade belli bir düzen içerisinde sabit bir yönde duran, devam eden objeleri algılamaya yatkındır (Yüzgeç ve Aslan, 2012).

6) Basitlik Yasası

Bireyin algılama kapasitesi karmaşık, düzensiz objeler yerine düzenli ve organize edilmiş objeleri algılamaya daha yatkındır. Objenin karmaşıklığı ne kadar artarsa algılanma güçlüde o kadar zorlaşır.

Algıda Değişmezlik

Mekândaki koşulların değişmesine, objenin farklı özellikler kazanmasına, boyut, renk ve biçim gibi özelliklerin farklılık göstermesine rağmen biz onu orijinal haliyle algılarız. Obje bize farklı gözükebilir ama beynimizde bizimonu aynı obje olarak algılamamız algıda değişmezliktir (Zeren, 2007). Ayın bize görünümü de farklı zamanlar ve koşullarda değişebilir. Hilal biçiminde veya dolunay biçiminde görünebilir. Biz ayı şekli farklı olsa bile hep aynı ay olarak algılarız.

1) Algıda Seçicilik

Organizma ortamda bulunan birçok uyaranı aynı anda algılamaz. İçlerinden ayırt ederek algılar. Bunu yaparken de kendi ilgisi, ihtiyacı ve yönelimine göre hareket eder. Örneğin hayvan sever bir insan yolda yürürken kedilere ve köpeklere diğer insanlardan daha çok dikkat etmektedir, yine aynı şekilde kıyafet ihtiyacı olan biri insanın ilgisini de yol kenarındaki mağaza vitrinleri çeker (Yüzgeç ve Aslan, 2012).

 2) İllüzyon

Var olan nesnelerin hatalı bir biçimde algılanmasıdır. Psikolojik illüzyon ve fiziksel illüzyon olarak ikiye ayrılır.

Fiziksel İllüzyon: Nesnenin şeklinin hatalı bir şekilde algılanmasıdır. Bardaktaki kalemin şeklinin kırıkmış gibi gözükmesi buna örnek olarak verilebilir.

Psikolojik İllüzyon: Nesnenin biçiminden ziyade anlamında bir değişiklik gerçekleşir. Karanlık bir ortamda uzun bir sopanın yılan olarak algılanması buna örnektir.

3) Halüsinasyon

Ortamda algılamayı sağlayacak herhangi bir nesne olmadığı halde var olmayan nesneleri görmek, hissetmek ve algılamaktır. Halüsinasyon görmek ruh ve akıl sağlığının bozulduğunu gösteren en önemli etkenlerden biridir.

 Phi Fenomen

 Bir zemin üzerindeki yazının hareket etmemesine karşın üzerindeki ışıkların yanıp sönmesinden ötürü biz yazıyı sanki hareket ediyormuş gibi algılarız,  buna Phi Fenomen denir. Işıklı reklam tabelaları veya nöbetçi eczanelerin tabelaları günlük hayatta göze çarpan Phi fenomene örnek oluşturur.

 Pragnanz Yasası

 Gestalt psikolojisinin temelini oluşturan yasa Pragnanz yasasıdır. Bu yasanın ana metodu ise; her psikolojik olayda anlamlı, tam ve basit olma  eğilimi vardır.” ilkesidir. Eğer ki öğrenme sürecinde bir karışıklık ve dengesizlik varsa Pragnanz yasası bunu düzenler basit ve anlaşılır hale getirerek  öğrenmeyi kolaylaştırır. Çevredeki karışıklık bize bir basitlik içindeki örgütlenme ile görünür. Bir ağaca baktığımızda çok sayıda ve karmaşık bir yapısı  vardır. Dalları, yaprakları, çiçekleri iç içe geçmiştir ama biz o ağaca baktığımız zaman o ağacı bir bütünlük içinde algılar ve onu basitleştiririz (Yüzgeç ve Aslan, 2012).

İçgörüsel Öğrenme

Köhler’in maymunlar üzerinde yaptığı deneyine temel oluşturan bu kurama göre; organizma herhangi bir sorun ile karşılaştığı zaman, belli bir süre düşündükten sonra çözüm aniden zihnine gelir. Bu ani problem çözümü uzun süre hafızada kalır (Zeren, 2007). Bu aniden çözüm süreci İçgörüsel öğrenmedir. Birey daha sonraki sorunlar karşısında da bu metoda tekrardan başvurabilir.

Üretici Düşünme

Wertheimer insanların iki şekilde problem çözdüğünü savunmuştur. Bunlardan biri A Türü Çözümler; yaratıcılık ve içgörü ile çözüm, diğeri de B Türü Çözümler; belli başlı kural ve formülleri ezberlemek sureti ile problem çözümüdür. Üretici düşünmek sorunlara A Türü Çözümler getirmeyi gerektirmektedir (Zeren, 2007). Üretici düşünce ancak böyle sağlanır ve her yeni ve farklı durum için kullanışlıdır. B Türü Çözümler ezbere dayalı farklı sorunlarda olduğu için yeni ve pratik çözümden uzaktır.

Unutma ve Bellek

Gestalt kuramına göre çevrede yaşanılan olayların hafızamıza kazınma sürecine bellek süreci ve bu süreç bitip yaşantının hafızaya kazınmasına bellek izi denir. Bellekte iz bırakan yaşantı, bellek izinde bir bozulma sonucu hafızadan silinir ve böylece unutma gerçekleşir. Unutmanın bir diğer nedeni de yaşantının bellekten geri getirilmesindeki başarısızlıktır (Zeren, 2007).

Kaynakça:

Yeşilyaprak, B. (2005). Gestalt ve insancıl yaklaşımında öğrenme. Gelişim ve öğrenme psikolojisi. Ankara: Pegem

Zeren, G. (2007). Gestalt kuramı. Yıldız teknik üniversitesi, İstanbul

Yüzgeç, B. ve Aslan, M. (2012). Gestalt psikoloji. Çukurova üniversitesi, Adana

Senemoğlu, N. (2012). Gelişim, öğrenim ve öğretim. Ankara: Pegem

Aydın Deniz YÜCE

İstanbul Medipol Üniversitesi-Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü/ 1. Sınıf


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.