Mazoşist Ruhlar


Sena Korucu

Sena Korucu

Okunma 14 Ocak 2018, 21:48

Açtığım kesikler, duygularıma tenimin üzerinden bir kaçış yolu çiziyordu.’

                                                                                                        Carrie ARNOLD

Birçok yerde ruh kavramını mistik ve metafizik bir oluşuma tabi tutarlar. Ruhlarımız bedenlerimizin içerisinde geçici misafirlik yapmaktadırlar. Bizleri diğer varlıklardan ayıran yegane şey diyebiliriz ruhlarımız için. Bazı kaynaklarda da bedenimiz ruhumuz için geçici bir zindan olarak görülmektedir. Ruhun misafir olduğu bedeni zindan olarak görmesi de mazoşist ruhları doğurur diyebiliriz.

Mazoşizm terimini cinsellik ve acı çekme ilişkisini romanlarına konu etmiş olan Avusturyalı yazar Sacher-Masoch’un adından türeten Richard Von Krafft-Ebing ilk kez 1882’de kullanmıştır.

En basit tabirle bireyin kendi ruhuna ve bedenine acı çektirmekten ya da zorbalığa maruz kalmaktan haz alması şeklinde açıklanan mazoşizmi Freud  ‘anneye karşı hissedilen duyguların karmaşasının bir boyutu olarak kaygı ve suçluk duygularının sonucunda kişinin kendi aleyhine dönen saldırgan sadizmdir.’ sözleriyle anlatıyor. Mazoşist ruh çektiği bu acıları yaptığı kötülüklerin karşılığı olarak da görüyor olabilir.  Mazoşist kişiler bilinç altında benliklerini küçümseme ve benliklerini yetersiz görme eğilimini haz nesnesi olarak kullanırlar. Bir başka bakış açısıyla bilinç altları aslında bu ruhların taşıdığı yaşam kaygısından dolayı başkalarına yeni doğmuş bir bebek misali bağımlı hissetme gereksiniminden gelir. Mazoşist dediğimiz kişi biraz da korunma iç güdüsüyle sınırlarda gezmeyi tercih eder. İntihar etmek aklına gelmeyebilir. Çünkü mazoşist birey acısını kutsallaştırmak, acısını artırmak ve belki de sonsuz hale getirmek isteyebilir. Bu yüzden acıya son verme düşüncesi yakın gelmeyecektir.  Ya da yapmak istediği bu değildir. Fakat sadistik eğilimi olan birey hazları için adam öldürmeyi göze alabilecek potansiyele sahiptir. Ayrıyeten sadistik kişilik çevresindekileri üzmek adına mazoşişt kişilikten farklı olarak intihara meyilli olabilir. Genel çerçevede intihar oranına bakarsak mazoşist olduğu için intihar edenlerin sayısının fazla olmadığını görebiliriz.

Sadizm! Bir terim daha eklendi. Peki  sadizm ne demektir? Mazoşizmle sadizmin farklı olmadığı düşüncesi akıllarda belirse de aslında bu iki terimi birbirinden ayıran ince çizgiler vardır. Bunları bir madalyanın iki yüzüne benzetebiliriz. İlk bakışta aynı cisim gibi dursalar da bu benzer iki terim birbirlerine dönüşebilirler, birbirlerinden apayrı kulvarlarda da olabilirler. Yani birbirlerinin zıttı olabilirler. Ya da madalya örneğinde akla gelen ilk şey olduğu gibi bir arada da bulunabilirler. Ukrayna Lviv’de doğup büyüyen kökenleri Almanya’ya dayanan Sacher Masoch anısına Lviv’de Masoch adında ‘mazoşizm’ temalı bir cafe açılmıştır. Cafenin hikayesi oldukça çarpıcıdır. Sadizm ve mazoşizmin bir arada olmasına dayanır. Cafenin sahibi mazoşist ruhlardan biridir. Anne babasını küçük yaşta kaybetmiş bundan dolayı hayat kadını olan teyzesinin yanında kalmaya başlamıştır. Teyzesiyle bir adamın birlikte olduğu bir gece yanlışlıkla onları görmüş ve bunun sonucunda teyzesinden dayak yemiştir. Birkaç gün daha aynı olay yaşandıktan sonra dayak yemekten hoşlandığını fark etmiştir. Bunu fark ettiği günden sonra sürekli bilerek yakalanmaya başlamıştır. Sürekli dayak yiyerek büyüyen bu çocuk ruhundaki yaraları kendisinin değil başkasının dokunuşlarıyla hazzın daha dorukta olduğunu düşündüğü için kafesinin konseptinde garson kızların müşterileri kırbaçlaması gerektiği kanısına varmış ve o şekilde dizayn etmiştir. Ve konseptine mazoşizmin doğuş noktası olan cinselliği eklemeyi de ihmal etmemiştir. Öyle ki cafede hesap iç çamaşırlarda ya da topuklu ayakkabılarda gelmektedir.

Bu örnekte gördüğümüz gibi bir tarafın sürekli olarak dominant ve emir verici olduğu, öteki tarafın ise hor görülen ve boyun eğen durumunda olduğu ikili insan ilişkilerinin hepsine ‘Sadomazoşistik İlişki adını veriyoruz.

Masoch kafeyi anlatırken mazoşizmle cinsellik arasında ki ilişkiden de bahsetmiş olduk. Freud mazoşizmi üç ayrı şekilde tanımlamıştır. Ve hepsinin, aslında ket vurulmuş isteklere bağlı olarak oluşan suçluluk duygusundan ötürü üretilmiş cezalandırma eğiliminin bulunduğu tezini savunmuştur: Bunlardan birincisi “Erotik Mazoşizm” dir. Erotik mazoşizmi ruhun içerisinde ki yok etme içgüdüsünün libidoya dönüşmesi şeklinde tanımlayabiliriz. Buna bağlı olarak ikincisi “Dişilik Mazoşizmi” dir. Dişilik mazoşizminde etkin olan istekler eyleme dönüştürülür. Kadınlığa özgü davranışlar benimsenir. Freud, bu iki düşüncenin yanında üçüncü olarak da “Salt Psikolojik Mazoşizm” e değinmiştir. Burada fiziksel acıdan çok emosyonel durumlar devreye girmektedir. Üzüntü duyma isteği vardır. Bu mazoşizm türünün libidoyla çok bağlantısı yokmuş gibi görünse de Freud bu türün altında da bastırılmış cinsel isteklerden dolayı oluşan suçluluk duygusunun var olduğu görüşünü savunmuştur. Almanyalı psikiyatr Richard Von Krafft – Ebing de mazoşizmin özünde üç temel öğe bulunduğunu anlatmıştır ve Freud’un mazoşizm tanımlarını pekiştirmiştir. Bunlardan birincisi “Zulüm  ve zorbalığa maruz kalma isteği“ dir. Buna bağlı olarak uysallık ve boyun eğme, aşk ile libidonun devamlılığını korumak için silah olarak kullanılmıştır. İkincisi “Acı çekmenin sevilen kişiye yönelik diğer duygularla birlikte uzun süre yaşanması halinde cinsel istek de giderek acı çekme duygusuna aktarılır. Ve cinsel davranış sapmasına dönüşüm böylece tamamlanmış olur.“ Dolayısıyla alışkanlıklar git gide acı çekme duygusunu doğurur ve aşktaki libido acı çekme yoluna girmiş olur diyebiliriz. Ve son olarak üçüncüsü “ Bazı insanlar olağanüstü yoğunluklarda cinsel istek gösterir ve birleşme sırasında bunu iyice pekiştirmek adına acı veren uyaranları kullanır. “ Krafft Ebing, bu durumun daha çok hayat kadınlarında rastlandığını düşünmüştür. Bunun sebebi de cinsel yasaklanmayı kırabilmek için gösterdikleri çabayı fazla cinsellik görünümünde ortaya çıkardıkları için olduğu düşünülebilir.

Tüm bunların yanında bir birey olarak hayatın değişmez kuralları içerisinde bulunmak zorundayız. Basit düşünelim, örneğin bir toplumda yaşamak: Toplumda yaşayabilmemiz için mazoşistik davranışlar ve eğilimler vazgeçilmezdir. Bu toplumlarda yaşayabilmek,  oranın kurallarına uymak zorunluluğundan geçer.  Dolayısıyla içimizdeki saldırgan davranışlarımızı ve belli ölçüde libidomuzu saklamamız gerekmektedir.  Mazoşistik davranışlarımız ve benimsediğimiz duygularımız bizi bize birleştiren bir tutkalın ayrılmaz kısımlarıdır. Sadistik davranışlarımız, başkasına yönelik tedirginlik, korku, kin ve nefretimiz bizi keskin bir çizgiyle ayırır. Farklı bir deyişle yine Freud’un  bir söylemine göre “Toplum esasında mazoşistik bağlama ile sadistik ayırmayı gerektirir.” diyebiliriz. 

Sanatta; özellikle sinema ve edebiyatta sadist ve mazoşist imgeler, konular, olaylar, insanlar çoğu kez vazgeçilmez öğelerdir. Ancak yine çoğu kez bu sadist ve mazoşist ruhlar ayna simetrisi göstermezler. Mesela Roman Polanski, 2013 yılında Leopold Von Sacher-Masoch’un mazoşizm teriminin başyapıtı olarak bilinen romanı “Kürklü Venüs” ünden uyarlanarak oluşturulan senaryonun yönetmenliğini yaptığı bir film çıkarmıştır ortaya. Bu filmde güdülerin cinsel davranışlarla kendini anlattığı, sado-mazo’nun libidoyu öne çıkaran yönüyle karşı karşıyayız. Polanski Kürklü Venüs de sadist bireyin farklı haz noktaları ile mazoşist bireyin farklı haz noktalarının birbirinin tamamlayıcısı olduğunu göstermiş ve bize Sadomazoşizm terimini bir tiyatro havasıyla anlatmıştır. Masoch, Kürklü Venüs kitabında kadın-erkek eşitliğine inanan yönüyle sadist ya da mazoşist olma durumumuzun değişebileceğini anlatmıştır. Yönetmen Polanski de yazarın bu düşüncesine saygı duyarak bunu bozmadan filmine aktarmıştır.

“Kadın, erkeğin sadece kölesi veya efendisi olabilir. Asla yaşam yoldaşı olamaz. Kadın ancak eşit haklara sahip olduğunda, eğitim ve üretimde erkeğe denk olduğunda onun yoldaşı olabilir. Şuan tek seçeneğimiz çekiç ya da örs olmak… Kim kendisini kırbaçlatıyorsa kırbaçlanmayı hak etmiştir.”

                                                                                         Leopold Von Sacher-Masoch

                                                                                                      Kürklü Venüs

Rus klasiklerinin önde gelen isimlerinden Fyodor Mihayloviç DOSTOYEVSKİ sözde bir sara hastasıdır. Dostoyevski aslında bir isteri hastasıdır. İsteri,  ruhsal ögelerden oluşmuş bir bileşimdir. Dostoyevski’nin yaşamının büyük bir bölümünü babasıyla olan kötü ilişkisinin yarattığı ruhsal durum etkilemiştir. Mazoşist bir boyun eğmeyle agresif bir tavır arasında gidip gelmiştir. Dostoyevski “Karamazov Kardeşler” adlı eserinde baba katilliğini ele almıştır. Bu eseri kendi yaşamının içerisinde bulunan mazoşistik duygu durumlarından etkilendiğinin bir örneği olarak gösterilebilir.

“Aslında mazoşizm ve sadizm terimlerinin birbirinin tamamlayıcısı olduğu tezi oldukça yaygındır. Oysa her mazoşist ruhun karşısında sadist bir işbirlikçi gerektirmeyebilir(Üretmen,2017). Bazen sadece öteki istedi diye değil de içten gelen bir yaptırımla bedenlerini zedeleyebilirler. Mazoşistlerin önemli özelliklerinden biri de dünyayı korkunç bir yer olarak görmeleridir. Bu da mazoşist ruhlara ümitsizlik, yalnız kalmışlık duygusu hissettirir. Bu duygularla baş edebimenin kaçış yolunu da kendi bedenlerinde bulurlar.

“Bırakın beni ağlayayım insafsız kaderime..

Özlem duyayım özgürlüğüm için

İzin verin hüznüme

Kırsın zincirlerini ıstırabımın;

Merhamet diliyorum.”

                                                   Rinaldo operasından, Lascia ch’io pianga aryası, Handel

Kaynakça:

Gençtan,E.(2003).psikodinamik psikiyatri ve normaldışı davranışlar(22.baskı).İstanbul:metis yayınevi.

Atalay,H.(kasım-aralık, 2017).Schopenhauer’in kirpileri.psikeart,54,9-15.

Akgün,C.(kasım-aralık,2017).Freud perspektifinden sadizm ve mazoşizm.psikeart,54,34-38.

Atalay,H.(temmuz-ağustos,2017).Ziben.psikeart,52,6-11.

Köse karaca,B.(kasım-aralık,2017).Ah bir kendimi unutabilsem….psikesinema,14,110-113.

Aksu,D.(kasım-aralık,2017).Bir ayna tutma hikayesi “kürklü Venüs”.psikesinema,14,114-115.

Dinç,D,G.(kasım-aralık,2017).Sinemada kadın mazoşizmi:azizeler ya da fahişeler.psikesinema,14,80-83.

Erberk Özen,N.(kasım-aralık,2017).sinema ve mazoşizm.psikesinema,14,74-77.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.