Yansıtma En Güçlü Savunma Mekanizması Mıdır?

Yansıtma En Güçlü Savunma Mekanizması Mıdır?
26 Kasım 2018 Pazartesi 10:08

Yansıtma nedir, nasıl çalışır ve bunun hakkında ne yapabiliriz?

Bir bilgisayar gerçekten bize benzemez. Kendimizin oldukça küçük bir parçasının yansımadır: mantık, düzen, kural ve netliğe adanan bir parça.  —Ellen Ullman

Yansıtma temel bir kendini koruma savunması ve insanların birbirlerini nasıl anlayacağını etkileyen bir süreçtir. Yansıttığımızda kendimizden bir parçayı başkasının yerine “koyarız”, genellikle sakıncalı bir şeyden “kurtulmak” için. Sanki kendimizden bir parçayı dışarı atıp, bir film projektörünün görüntüsü gibi onu diğer kişiye (gerçekten, içine) atıyoruz. Savunma faaliyeti zaman içinde aramızda ileri geri sıçradığı için ilişki bozukluğunda sıkça görülür, fark edilmeden radarın altında çalışarak.

Yansıtma ve kaçınma

Yansıtma toplumsal gerçekliğin belirli yönlerinin reddedilmesini gerektirir, genelde “Kimin hatası? Benim değil.” dinamiği olur. Kişinin kendisi hakkında olanlarla diğerleri hakkında olan arasında temel bir takas vardır ve toplumsal karar vermenin bu yönü kapalıdır. Diğer insanlara kendimizi nasıl hissettiğimizle tutarlı olarak davranırız. Kendimiz hakkında doğru bir şeyden kaçındığımızın farkında değilizdir.

Yansıtma yaptığımızda, diğerlerine eğer yansıtma yapmasaydık kendimizi nasıl hissedebileceğimizi gösterecek bir şekilde davranırız (kendimizi “gerçekten” nasıl hissedeceğimizi). Örneğin, saldırabilir ve yok etme teşebbüsünde bulunabiliriz, idealize edebilir ve tapabiliriz, aşırı empati yapabiliriz ve bunun gibi insani duygu durum spektrumunu aşan ve motivasyonlara atfedilenler. Bu karmaşıktır. Çünkü bu; beynin nasıl çalıştığı, beynin kültürün içinde nasıl geliştiği, zihnin nasıl çalıştığı ve birbirimizle ne kadar ilgili olduğumuzla oluşan bir şeydir. İlişki net bir iletişim gerektirdiğinden, savunmayı bozmak güçlü bir olumsuz etkiye sahip olabilir.

Enerji ne yaratılmış ne de yok edilmiştir

Termodinamiğin ilk yasası enerjinin korunmasıdır. Enerji ne yaratılmış ne de yok edilmiştir ve bir anlamda aynısı bilgi adına kısmen doğrudur. Fakat, bilgi bozulabilir ve kaybedilebilir. Bir organ olarak, beyin insan vücudunda eşsizdir çünkü esas olarak fantezi içinde yaşar. Aslında, beynin gerçeklikle doğrudan tek bağlantısı, tartışmalı bir şekilde duyular yoluyla kendisiyle doğrudan etkileşimidir. Duyular bazı türden enerjileri alır, bilgiye dönüştürür, dışarıdan ve bunu içsel olarak kullanılabilecek beyin aktivitesinde kodlanan bir forma dönüştürür. Mesela, fotonlar, gözün (ışığın yoğunluğuna ve rengine bağlı olarak farklı şekilde ateşlenen sinir hücreleri katmanlarından oluşur) arkasına çarpar. Bu noktadan itibaren algı, bu bilgiyi nasıl işlediğiyle ilgilidir.

Fotonlar retinal sinir hücrelerine emilirken, taşıdıkları bilgi sonunda bilinçli hale gelen bir beyin aktivitesine dönüşür. Ancak, bilinçli bir düzeyde gördüklerimizin çok azının farkındayız. Bilginin çoğu ya gürültüde kaybolur ya da farkındalığın dışında kalır. Sonunda, diğerleriyle iletişim kurarız ama doğrudan beyin beyine iletişim kuramıyoruz, böylece insanlar arasında düzgün bir işleve izin veren, bilginin yeterli sadakat ile geçmesi gereken başka bir boşluk vardır.

Ters dönmüşü senaryolaştırmak
Toplumsal gerçeklik ham duyusal verinin akıl, kültür, ilişkiler gibi çok daha karmaşık bir dönüşümüyle inşa edilir ve olup bitenin çoğu bize ulaşamaz ya da kısmen, bozulmuş ve eksik yollarla ulaşır. Yansıtma, aslında bir kişi hakkında olan bilginin yanlış bir şekilde başkasına atfedilmesi ile oluşan bir çarpıtma şeklidir. Kişilerarası verinin yapısında temel bir hata vardır ve “ben” hakkında olan “sen”, “o” ya da “onlar” olarak algılanır. Sen-ben senaryosu ters döner. Tipik olarak bu kişinin kendisini rahatsız edici hislerden korumak için psikolojik olarak motive edilmiş bir savunma olarak görülür, ama bazen sadece hata, veri bütünlüğünün kaybıdır. Eğer çevremizdeki her şeye dikkat etmeyi deneseydik, bu bant genişliğimi hemen altüst ederdi.
Hangi bilginin farkına varılacağını seçme ve bir şeyleri anlamlandırmaya yönelik pratik yaklaşımlar geliştirme yollarına ihtiyacımız var. Bir bakıma, savunmalar diğer insanları ve kişinin kendisini psikolojik olarak anlaması için kestirmelerdir, önemli işlevlere hizmet etse de sık sık bizi yoldan çıkarırlar. İki ya da daha fazla kişi çarpık bir görüşü paylaştığında, her nasılsa, hiçbir çelişki yoktur. Her şey yeteri kadar iyi gittikçe, kimse bir şey fark etmez ve hiç kimse soru sormaz. 
Beyin hakkında bu şekilde konuşmak indirgemeci gibi gelebilir, her şeyin beyin aktivitesine indirgendiği hatta solipsizmce (tekbencilik) bir öneri. Kastettiğim öneri bu değil, çünkü benim açımdan; çevremizle ve etrafımızdakilerle birbirine dolanmış, geçirgen ve indirgenemez olduğumuzdur. 

Çeviren: Şeymanur Kırıcı



 

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.