Cinsel İşlev Bozuklukları

Dünya genelinde yapılan araştırmalar her 3 insandan en az bir tanesinin yaşamının belli bir döneminde cinsel işlev bozukluğu yaşadığını ortaya çıkmıştır.Cinsel işlev bozuklukları kadınlar ve erkekler açısından farklılık gösterir, 'vajinismus' kadınlara özgü bir cinsel istek bozukluğu iken; 'erektil işlev bozukluğu' ise erkeklere özgüdür.

Cinsel İşlev Bozuklukları
18 Ekim 2017 Çarşamba 22:12

Cinsel İşlev Bozuklukları

Cinsellik insan tarihi boyunca var olan bir içgüdüdür. Tanımında, işlevinde, algılanışında değişiklikler olsa da önemini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Psikanalizin kurucusu Freud insanın doğuşundan ve tarihinden itibaren cinsel bir varlık olduğunu dile getirmiştir. İnsan davranışında ve psikolojisinde her zaman cinsellik bulunur (Bozdemir ve Özcan, 2011). Günlük hayatta kültür, sosyolojik faktörler, psikolojik faktörler ve biyolojik etmenler cinsellikle beraber şekil alır. Cinsellik insan tarihi boyunca hem en çok merak edilen hem de en çok yasaklanan olmuştur. Çeşitli tabularla insan doğasındaki cinselliğe ket vurulmuş ve bazı durumlarda kısıtlanmıştır. Cinsellik psikolojik, fizyolojik ve biyolojik sağlıklılığın en temel taşıdır. Kısıtlanıp önüne geçilmesi imkânsız olan, insan var olduğu sürece var olacak bir gereklilik olarak görülmektedir.

Cinsellik Nedir?

Cinsellik insan soyunun cinsiyet, cinsel yönelim, haz ve sevgi üzerine kurulu olan temel ihtiyacıdır. Toplum, din, ekonomi, kültür ve etik gibi dış faktörler cinselliğin yaşamına etki eder. Her ne kadar etkileşim içinde olduğu etmenler fazla olsa bile cinsellik tek başına insan doğasına bir hâkimiyet sağlar. Aslında cinselliğe yön veren etmen yoktur; cinselliğin yön verdiği etmenler vardır ve diğer toplumsal, kültürel, psikolojik unsurlar temelinde cinselliğe göre şekil kazanır. Cinselliğin temelinde ise üreme değil, sadece haz ve zevk ilkesi vardır. İlkel toplumlar cinselliğin temeline üremeyi alırken gelişmiş toplumlar zevk ve hazzı alır. Üreme cinselliğin bir sonucudur, zevk ve haz ise cinselliğin var oluş nedenidir. Cinselliğin dışa vurumu cinsel ilişki ile gerçekleşir. Cinsel ilişki de odağına gereksinim, haz ve sevgiyi alır (Yüce, 2017). Cinsellik insanların tümüne ait olan bir özelliktir fakat her insandaki yeri ve ifade edilişi farklıdır. İnsan hayatının farklı dönemlerinde cinselliğini değişik yollardan dışa vurabilir. Çocuklukta genital organlarla oynama, altını ıslatma, ergenlikte; sarılma, el tutma, yetişkinlikte; başarı hırsı, vücudu ön plana çıkarma gibi davranışlar sergilenebilir (CETAD, 2008). Cinsellik bir içgüdü olmasından dolayı engellenemez fakat bastırılabilir bir dürtüdür. İnsanın sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesi için de bu dürtünün bir şekilde doyuma ulaşması gerekmektedir.

Cinselliğin Psikolojik Tarihçesi

Cinsellik insan psikolojisinde daha önce de vardı. Sigmund Freud ile bambaşka bir bakış açısı kazandı. Psikanalitik kuramın kurucusu olan Freud histeri hastaların çoğunda erken çocukluk dönemlerindeki cinselliği çağrıştıran travmalar yattığını ve bunların bastırılarak bilinçaltına atıldığını belirtti. İnsanın doğumundan itibaren erotik odaklı ve bu erotizmi doyurmaya dayalı bir varlık olduğunu temel alan psikoseksüel gelişim kuramındaki odipus ve elektra komplekslerine göre gelişen bir cinsellik olduğunu literatüre kazandırmıştır. Erken çocukluk dönemlerinde çocuk, hemcins ebeveyni rakip olarak görür ve yerine geçmek için çabalar. Bu rekabetin altında ise karşıt cinsteki ebeveyne duyulan erotizm yatar. Psikoseksüel kuramın evrelerinde erotizmin doyurulmaması durumunda ilerleyen yaşlarda açığa çıkan nevrotik durumları bu nedene bağlamıştır. İlerleyen zamanlarda Freud insanın yaşama motivasyonu olarak öne sürdüğü cinsel enerji anlamına gelen libido kavramını ortaya çıkarmıştır. Libido Freud’a göre insanı yaşama bağlayan yegâne şeydir. Bilinçaltında bastırılan cinsel arzuları ortaya çıkarır. Libidonun tatminsizliği insanı psikolojik olarak hasta eder. Libido sabit bir şekilde ilerleyen bir şeyden ziyade dönemsel olarak artan ve azalan bir olgudur. İnsanın sahip olduğu ruh libidosunun tatminine göre sağlıklı bir gelişim gösterir. Günlük hayatta yaşanan her şey libidoya etki eder. Sevinç, heyecan ve tokluk gibi pozitif şeyler libidoyu arttırırken, üzüntü, stres ve açlık gibi negatif şeyler ise libidoyu düşürür.

Cinsel Sağlık

Cinsel sağlık, cinselliğe karşı fizyolojik, biyolojik, psikolojik ve dış etmenler(kültür, ahlak, ekonomik vb.) ile hazır bulunma, işlevsel olma ve bu durumu devam ettirmenin iyilik halidir. Ayrıca cinsel olarak sevgi, haz ve doyum üretiminin yanı sıra sosyal olarak etkileşimin güçlenmesi ve yaşamın anlamlandırılmasıdır (CETAD, 2008). Tam olarak cinsel sağlık durumu biyolojik, psikolojik ve sosyal olarak bir iyilik hali gerektirir. Biyolojik yaklaşımda sağlıklı bir cinsellik için sağlam bir vücut gereklidir. Vücutta gerçekleşen her olay cinsel yaşamı da etkiler. Sosyolojik kurama göre ise bireyin yetiştiği kültür ve ahlak anlayışı da cinsel yaşamına oldukça etki eder. Sadece toplumsal etmenlerde insanın cinsel yaşamına zarar verebilir. Psikolojik bakış acısına göre insanın davranışları, tutumları, kişilik özellikleri, yaşanılan çocukluk dönemi, düşünceleri ve duyguları cinselliğe bakışına ve ilgisine etki eder (CETAD, 2008).

Cinsel açıdan sağlıklı yetişkin bir birey, kendi bedenine özen gösteren, bedeninin öneminin farkında olan, ilişkilerinde sevgi ve samimiyetle iletişime geçebilen ve her iki cinsiyet ile kolayca iletişim içerisine girebilen kişidir. Cinsel açıdan sağlıklı bir toplum, kültürünün cinselliği pozitif yönde etkilediği, yasa ve politikalarla cinsel özgürlüğün desteklendiği ve güvence altına alındığı, cinsel sağlık hizmeti ve cinsel eğitime herkesin ulaşabildiği toplumdur. Sağlıklı bir cinsel ilişkinin gerçekleşmesi için de olması gereken 5 faktör varıdır. Bunlar; uzlaşmacı, dürüst, sömürücü olmayan, karşılıklı zevke dayalı, AIDS gibi cinsel yolla bulaşıcı hastalıklara ve beklenmedik gebeliğe karşı korunan ilişkidir. Üreme sağlığı, bireylerin üreme konusundaki özgürlüklerinin bulunması ve dilediklerinde üreme seçimini işlevsel olarak kullanabilmeleridir (Bozdemir ve Özcan, 2011).

Cinsellik Eğitimi

Cinsellik eğitimi doğumdan yaşamın sonuna kadar devam eden bir süreçtir. Yaş evrelerine göre cinsel bilginin içeriği de değişir. Çocuk ilk olarak cinselliğinin kendisi farkına varır. Ona ilk cinsel eğitimini veren ise ebeveynlerdir. Yaş büyüdükçe gelişen sosyal çevrenin ektisiyle çocuğun cinselliği de gelişme gösterir. Bu noktada çocukluktan ergenliğe geçiş ile beraber cinselliğe ilgi ve merak artar. Bu noktada öğretmenler, arkadaşlar, kitaplar, müzikler ve sosyal çevresinde olan her şey onun cinsel merakını gidermek için bir yoldur. Çocukluktan itibaren verilen cinsel eğitim çocuğun cinsellik hakkında pozitif değer yargısı kazanmasında ve özgüveninin gelişmesinde oldukça önemlidir. Ergenlik öncesi verilen eğitim onu ergenlik dönemine psikolojik olarak hazırlamalıdır. Bu evrede karşılaşabileceği değişimler ve yaşayacağı ilkler hakkında ön bilgi sahibi olması ergenliğin sancılı evrelerine hazırlıklı olmasını ve bu süreci atlatabilmesine katkı sağlar.

-Çocukluk döneminde sağlıklı bir cinsel eğitim almış bireylerde şu özellikler görülür;

-Fizyolojik ve duygusal değişimleri, gelişimleri anlamlandırabilme

-Beden farkındalığına ve bedenine dair olumlu düşüncelere sahip olma

-Bireysel farklılıkların farkında olma ve kabul etme

-Cinsel yaşamları ve davranışları ile ilgili bilinçli karar verme

-Cinsellik hakkında özgüvenli ve rahat bir şekilde kendini ifade edebilme

-Olumlu ve olumsuz cinsel davranışların farkında olabilme

-Cinsel saldırılara karşı kendini koruyabilme

-Cinsiyetlere karşı olumlu bakış açısı geliştirme

Cinsel İşlev

Cinsel işlevlerin sınıflandırılması en önemli cinsel terapist olan Singer Kaplanın çalışmalarına dayanır. Kaplan cinsel işlev süreçlerinin istek, uyarılma ve orgazm evrelerinden oluştuğunu öne sürmüştür. Cinsel anlamda yaşanan işlev bozuklukları bu üç evreden birinde gerçekleşir. İnsanda bulunan en önemli cinsel organ sanılanın aksine penis veya vajina değil beyindir. Beyin vücutta zevk alma mekanizmasını devreye sokar ve cinsel organları uyarır. Cinsel isteğin oluşumunda en önemli nörotransmitter dopamindir. Cinsel işlevi etkinleştiren ise her iki cinste de bulunan testesteron hormonudur.

Cinsel İşlev Bozuklukları

Dünya genelinde yapılan araştırmalar her 3 insandan en az bir tanesinin yaşamının belli bir döneminde cinsel işlev bozukluğu yaşadığını ortaya çıkmıştır. Farklı toplum ve kültürlerde yapılan çalışmalar, farklı bölgeden insanların cinsel işlev bozukluğu yaşama sıklığı konusunda benzer sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Yine de kültürel değerlerin cinsel işlevler üzerinde önemli bir etkisi vardır. Türkiye gibi muhafazakâr ülkelerde cinselliğin sınırlandırılması, cinsel eğitimin verilmemesi, cinsellik hakkında katı tabu kuralların olması ve bekâretin önemsenmesi gibi sebeplerden dolayı kadın bireylerde vajinismus, orgazm kasılmaları, erkek bireylerde ise erken boşalma, penis sertleşmesi gibi durumların cinsellik açısından daha serbest olan toplumlara göre daha sık görüldüğü gözlemlenmiştir. Cinsel işlevler kültürden kültüre, insandan insana farklı çeşitlilikler gösterir. Herhangi bir cinsel işlev bozukluğu fark edilmesi durumunda ise yapılması gereken en doğru olan şey bir psikiyatrist, jinekolog veya üroloğa başvurmaktır.

Kadınlarda Cinsel İşlev Bozuklukları

Azalmış Cinsel İstek Bozukluğu

Kadında azalmış cinsel istek bozukluğu belli bir süre boyunca tekrarlayan cinsel eyleme karşı kayıtsızlık, cinsel fantezilerde azalma, cinsel isteğin az olması ya da hiç olmaması gibi belli başlı durumlarda kendini gösterir. Cinsel ilişkiye isteksizlik cinsel ilişki sırasında hazzın da ortaya çıkmasını engeller. Cinsel haz ya çok az oluşur ya da hiç meydana gelmez. Orgazm ise genellikle meydana gelmez. Erişkinlikte cinsel istek normal seyrinde olup daha sonraları belli bir dönemde cinsel istekte azalma olabilir. Bu durumda olan bireyler tedaviye daha rahat cevap verir. Erişkinliğin başından beri azalmış bir cinsel istek bulunması ise daha ciddi problemlere ve daha uzun tedavilere yol açar.

Cinsel Tiksinti Bozukluğu

Bu bozukluğun belirtisinde kadın cinsel ilişkiye tiksinti derecesinde bir soğukluk duyar. Cinsel ilişkiden kaçınmak için gerekli bahaneler öne sürer. Kadınlarda görülme sıklığı çok olmasa da daha önce cinsel travma yaşamış bireylerde gözlemlenebilir.

Cinsel Uyarılma Bozukluğu

Azalmış cinsel istek ve orgazm sorunları ile beraber sürekli olarak yineleyici şekilde cinsel uyarana karşı herhangi bir tepkinin meydana gelmemesi durumudur. Cinsel uyarana karşı vücutta herhangi bir kabarma veya ıslanma meydana gelmez. Fiziksel hastalıklar ve bazı ilaçların yan etkisi ile görülebildiği gibi psikiyatrik sorunlar ile de ortaya çıkabilir. Bazı geçici durumlarda mesela partnere bağlı bir durumda da olabilir.

Orgazm Bozukluğu

Kadının cinsel birleşmede orgazm evresine geçememesi ya da bu evrede çok az kalabilmesidir. Bazı kadınlar cinsel birleşmede orgazm olamazken mastürbasyon ile olabilir. Mastürbasyonla orgazm olabilen kadın bireylerin tedavisi daha kolay ve kısa süreli olabilmektedir. Bazı durumlarda bir kadın hayatı boyunca hiç mastürbasyon yapmamışta olabilir. Mastürbasyon ile orgazm olamayan kadınların tedavisi daha uzun süre gerektirir.

Vajinismus

Vajinismus, vajinanın belli bir bölümünde cinsel birlikteliği engelleyecek şekilde sürekli ve istemsiz olarak kasılmaların meydana gelmesi durumudur. Vajinadaki bu kasılma vajinaya girişi oldukça zorlar. Aktif bir birleşme olmasa bile cinsel birleşme fikri dahi bu kasılmaya sebep olabilir. Vajinismus kadında cinsel olgunluk döneminin başından beri var olabilir, kadın cinsel ilişki yaşamadığından bunun farkında olmayabilir çoğu durumda. Fark edildiği dönem genellikle evlilik döneminin başlarıdır. Ülkemizde Vajinismus için tedavi merkezlerine başvuran çoğu bireyin yeni evli çiftler olduğu gözlenmiştir. Vajinismusun nedenleri kadının yetiştiği tutucu kültüre bağlı olabilir. Vajinismus görülen kadınlar genel olarak toplum içerisinde pasif, otoriteye karşı gelemeyen, kırılgan ve uyumlu özellikler gösteren bireylerdir. Çocukluk döneminde aşırı otoriter bir baba ve pasif bir anne örneği Vajinismus durumunu tetikleyen faktörler arasındadır. Genel olarak cinselliği “aşağılık” olarak gören toplumlardaki aile modelleri buna örnek verilebilir. Toplumdaki cinselliğe karşı mitler ve tabular kadını pasifleştirmekte ve cinselliğe karşı negatif yönlendirmektedir. Böyle bir durumda kadın cinselliği keşfetmekten korkar. Cinselliği içeren her şey zihninde “tiksinti” uyandırır. Bilinçaltında cinsel ilişki bir “saldırı” olarak yer eder ve aktif bir cinsel ilişki sırasında savunma mekanizması olarak Vajinismus ortaya çıkar. Evlilik öncesi bir tecrübe edinmediğinden de bu durumun farkına genelde evliliğin ilk gecesi varılır. Bu durumla ilk olarak karşılaşıldığı zaman bir felaket gibi görünse de tedavisi oldukça yüksek bir başarı ile gerçekleşir. Doğru tedavi ile iyileşme oranı yüzde yüze yakındır.

Disparoni(Ağrılı Cinsel Birleşme)

Psikoseksüel hastalıklar grubunda yer alan Disparoni, cinsel birleşme sırasında vajina bölgesinde hissedilen ağrıdır. Psikolojik etmenler nedeniyle görüleceği gibi idrar yollarındaki iltihaplanma, genital sisteme ait enfeksiyon gibi fiziksel nedenleri de olabilir. Psikolojik kökenli Disparoninin cinsel terapi yolu ile tedavi edilme oranı yüksektir. Eğer durum fiziksel ise jinekolog veya üroloğa görünmek gerekebilir.

Erkeklerde Cinsel İşlev Bozuklukları

Azalmış Cinsel İstek Bozukluğu

Tekrarlayan bir süre boyunca cinselliğe karşı soğuk olma durumudur. Bu soğukluk belli bir döneme ait olabilir veya bütün bir cinsel yaşama yayılmış olabilir. Bu durumdaki birey cinsel etkinliği başlatmaz. Eşinin başlattığı durumlarda ise zorlukla ona eşlik eder. Bazı durumlarda eşe karşı bir soğukluk olabilir. Bu durumdaki birey mastürbasyon yapabiliyorken eşi ile cinsel birliktelik yaşamaktan kaçınır. Azalmış istek uyarılma ve boşalma problemlerini de beraberinde getirir. İlişki boşalma evresine ulaşmadan sonlanabilir. Cinsel hormonların eksikliği, böbrek üstü bezlerin yetersiz çalışması ve epilepsi gibi durumların varlığı cinsel istekte azalmaya sebep olabilir. Bu durumların yanında psikolojik etmenler ve eş ile olan sorunlarda oldukça etkilidir.

Cinsel Tiksinti Bozukluğu

Birey cinsel bir yakınlık yaşamaktan tiksinti duyar ve bundan uzak durur. Sadece aktif cinsel ilişkiye karşı tiksinti duyabilir. Birey mastürbasyon yapabiliyor ve cinsel uyaranlara karşı tepki veriyor olabilir ama cinsel bir birliktelikten uzak duyuyor olması yeterlidir. Cinsel yönelim ve cinsel kimlik karmaşasında bulunan bireylerde sık rastlanan bir durumdur. Daha önce yaşanmış olan cinsel travmalar ve cinsellikle alakalı fobilerde bu durumu ortaya çıkarabilir.

Erektil İşlev Bozukluğu(Sertleşme Zorluğu)

Cinsel ilişki sırasında veya başından itibaren yeterli sertleşmeyi sağlayamama ya da sertleşmeyi ilişki sonuna kadar koruyamama durumudur. Erkek bireylerde gözlenen bu durum cinsel yaşamın başından beri var olabilir. Bazı dönemlerde de ortaya çıkabilir. Hasta sabah ereksiyonu ve mastürbasyon sırasında sertleşme yaşamasına rağmen ilişki sırasında herhangi bir sertleşme durumu olmayabilir. Genel olarak bu durumun psikolojik nedenleri vardır. Bunlar; başarısız olma korkusu, cinsel anksiyete ve performans ile alakalı kaygılar olabilir. Sigara ve tütün kullanımı da bir hayli bu rahatsızlığa sebebiyet vermektedir.

Erken Boşalma

Erkeğin boşalma kontrolünü sağlayamama durumudur. Yazılı kaynaklarda ilişki başladıktan sonra 2 dakika içerisinde boşalan erkeklere bu tanının konması gerektiği öngörülür. Diğer kaynaklar da ise süreden bağımsız bir şekilde, erkeğin kontrolü dışında istemsiz olarak boşalması ön konuş olarak kabul edilir. En temel nedeni deneyimsizlik olan bu durumun diğer nedenleri telaş ve pasif kişilik özelliğidir. Durumu düzeltmek için kullanılan yanlış yöntemler vardır. Bunlar biri de boşalmayı geciktiren kremler ve spreylerdir. Bu maddeler süreyi uzatsa bile cinsel hazzı oldukça düşürür. Kullanılmadıkları zaman ise tekrar aynı problem ortaya çıkar. En uygun ve başarı şansı en yüksek tedavi cinsel terapidir. Cinsel terapide, erkekte belli egzersizler yardımıyla boşalma refleksinde kontrol sağlanmaya çalışılır.

Erkekte Orgazm Bozuklukları

 Geç Boşalma: İlişki sırasında veya mastürbasyon ile erkek doyum noktasına hiç ulaşamaz ya da çok uzun süre sonra ulaşır.

Anhedonik Orgazm: Çok nadir görülen bu durumda, boşalmanın olmasına rağmen erkek hiçbir haz duymaz.

Doyumsuzluk: Orgazm gerçekleşmesine rağmen yeterli seviyede doyuma ulaşılmaması durumudur.

Erkekte Cinsel Ağrı Bozukluğu

Cinsel etkinlik sırasında cinsel organ ve çevresinde yaşanan bir ağrı olmasıdır. İdrar yollarında veya cinsel organda bir enfeksiyon olması bu ağrının bir nedeni olabilir.

Parafililer

Parafili, genel olarak bir insanın cinsel açıdan olağan olmayan cinsel uyaranlar tarafından uyarılmasıdır. Alışmadık nesnelere, fantezilere ve olaylara karşı kişi orgazm evresine ulaşır. Bir cinsel etkinliğin parafili olabilmesi için uzun süreli ve tekrarlayıcı bir biçimde ortaya çıkması gerekir. Ara sıra yapıla cinsel fanteziler parafili olarak değerlendirilmez. Bir cinsel etkinliğin parafili sayılabilmesi için; cinsel etkinliğe uygunsuz nesnelerin kullanılması(eşyalar vb.), bedenin farklı bölgelerinin cinsel obje olarak görülmesi ve kullanılması(ayak, oral ve anal seks vb.), zorunlu olarak dış etmenlerin bulunması(transvestizm, sadomazoşizm vb.)  gerekmektedir. Parafililerin nedenine ve tedavisine yönelik kapsamlı ve elle tutulur bir literatür bulunmamaktadır. Bunun nedeni parafililerin toplumsal olarak sapkınlık olarak nitelendirilmesidir. Parafilisi bulunan birey bunu açıklamaktan ve tedavi olmaktan çekinir (İncesu, 2004).

 Egzibisyonizm(Teşhircilik)

Kişinin, yabancı bir bireye umulmadık bir zamanda genital organlarını göstermekten zevk almasıdır

Fetişizm

Cansız nesnelere karşı cinsel olarak uyarılma durumudur. Bu nesneler karşı cinsin iç çamaşırı ve ayakkabısı gibi eşyaları olabilir.

Frottörizm(Sürtünmecilik)

Bir başkasının bedenine kalabalık alanlarda dokunmaktan cinsel olarak zevk duyma durumudur.

Pedofili

Erişkin bir bireyin sürekli olarak cinsel olgunluğa ulaşmamış çocuklar ile cinsel ilişkiye girmekten zevk duyması ve bu yönde fanteziler kurması durumudur. Erişkin olarak nitelendirilen birey en az 16 yaşında olmalı ve çocuktan en az 5 yaş büyük olmalıdır. Pedofilisi olan birey karşı cinsten çocuklar ile birlikte olma isteğinin yanı sıra hemcinsine yönelik olarak da aynı sapkınlığı besleyebilir.

Cinsel Mazohizm

Fiziksel olarak acı çekmek ve cinsel açıdan aşağılayıcı olarak kendilerine hakaret edilmesinden cinsel haz duyma durumudur.

Cinsel Sadizm

Karşıdaki bireye fiziksel ve manevi açıdan acı çektirmekten cinsel haz duyma durumudur.

Transvestik Fetişizm

Heteroseksüel yönelime erkeğin kadın kıyafetleri giymekten cinsel haz duyma durumudur. Bu durum cinsel kimlik bozukluğu ile karıştırılmaktadır. Transvestik durumunda erkek, kadın kıyafetleri giymekten haz duyarken kendini kadın olarak nitelendirmez. Heteroseksüeldirler ve erkeklerle cinsel ilişkiye girmezler.

Voyörizm(Gözetlemecilik)

Bir kişiyi, cinsel ilişki sırasında veya soyunurken izleme isteğinin yoğun olarak cinsel haz uyarması durumudur.

BTA Parafili

Sıralanmış olarak parafili çeşitlerine uymayan ama yine de cinsel ilişki normlarının dışında bir sapkınlık olarak nitelendirilebilecek parafililer için kullanılan bir terimdir. Bu parafililere; nekrofili(cesetler), zoofili(hayvanlar), stakoloji(telefon sapıklığı) gibi durumlar örnek gösterilebilir.

Cinsel Kimlik Uyumsuzluğu(Transseksüalite)

Biyolojik cinsiyetini reddedip, karşı cinse ait olma isteğidir. Karşı cinsle çok kuvvetli bir özdeşim kurulur. Kişi karşı cinste olma isteği ile doludur ve kendi bedenini reddeder. DSM-IV’de bir “bozukluk” olarak nitelendirilmektedir. Bir durumun bozukluk sayılabilmesi için mental, bilişsel, fizyolojik ve biyolojik olarak işlevselliği bozan eksikliğin veya fazlalığın olması gerekmektedir. Transseksüalite durumunda bu olgulardan hiçbirine rastlanmamaktadır. Bu sebeplerden ötürü DSM-V’de “bozukluk” kelimesi kaldırılarak yerine “uyumsuzluk” kelimesi koyulmuştur. Bu tanının DSM kitabında yer almasının sebebi trans bireyleri damgalamak değil, onları geçiş süreçlerinde sağlık güvencesi altına almaktır. Transseksüalite bir sapkınlık olmadığından parafililerden ve işlevsel olarak da zorlantı yaşanmadığından cinsel işlev bozukluklarından ayrı bir başlık altında incelenir.

Kaynakça

1)CETAD, (2008). Cinsel yaşam ve sorunları. İstanbul

2)Yüce, D. (2017). Cinsel yönelim ve cinsel kimlik ayrımı

3)Bozdemir, N. ve Özcan, S. (2011). Cinselliğe ve cinsel sağlığa genel bakış. Çukurova üniversitesi, Adana

4)İncesu, C. (2004). Cinsel işlevler ve cinsel işlev bozuklukları. Bakırköy ruh sağlığı ve sinir hastalıkları eğitim ve araştırma hastanesi, İstanbul

Aydın Deniz YÜCE


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.