Eklektik Davranışçı Yaklaşım

eklektik davranışçı yaklaşım nedir? Eklektik davranışçı yaklaşımın öncüleri Dollard ve Miller, yaklaşımı oluştururken Freud’un ve Pavlov’un düşüncelerini sentez hale getirmişlerdir. Düşüncelerinin sentezlenemeyeceği düşünülen iki yaklaşımı ortak bir noktada buluşturmaya çalışmışlardır.

Eklektik Davranışçı Yaklaşım
26 Eylül 2017 Salı 23:50

Eklektik Davranışçı Yaklaşım

Eklektik davranışçı yaklaşımın öncüleri John Dollard ve Neal E. Miller, yaklaşımı oluştururken Freud’un ve Pavlov’un düşüncelerini sentez hale getirmişlerdir. Sigmund Freud ve Ivan Pavlov gibi düşüncelerinin sentezlenemeyeceği düşünülen iki yaklaşımı ortak bir noktada buluşturmaya çalışmışlardır.

Freud, insan davranışlarının kaynağını içgüdüler olarak ele alır ve insanın hayatının dürtü azaltmak üzerine olduğunu düşünür. John Dollard ve Neal E. Miller bu görüşe katılmaktadırlar. Görüşlerinin Sigmund Freud’dan ayrıldığı nokta ise iki farklı dürtü çeşiti öne sürmeleridir (İnanç,2012).

  1. Birincil Dürtüler
  2. İkincil Dürtüler

Birincil Dürtüler; doğuştan getirdiğimiz güçlü içsel uyarılardır. Freud düşüncesinde benliğin ilkel kısmına denk gelmektedir. Yemek yeme, cinsellik vb. Dollard ve Miller birincil dürtüler doyurulabilir fakat asla tamamen yok olmaz ve tam doyuma ulaşmaz olarak düşünmektedirler. İnsanın cinsel isteğini engellemek mümkündür fakat cinselliğe olan ihtiyacını ortadan kaldırmak tamamen mümkün değildir.

İkincil Dürtüler; doğuştan itibaren bizimle birlikte gelmeyen, daha sonra kazandığımız, öğrendiğimiz dürtülerdir. Sonradan öğrenildiği için ikincil dürtüler tamamen ortadan kaldırılabilir. Öfke, endişe, güç, hırs, para ihtiyacı vb. ikincil dürtülere örnektir.

John Dollard ve Neal E. Miller eklektik davranışçı yaklaşımı oluştururken daha çok ikincil dürtüler üzerinde durmuşlardır. Sonradan öğrenilen ikincil dürtüleri, nötr uyarıcı tarafından meydana gelen korku olarak tanımlar. Dollard ve Miller ikincil dürtüleri bir deneyle daha açıklanabilir hale getirmişlerdir.

Bu deney;

Siyah ve beyaz olmak üzere ikiye bölmeye ayrılmış kutuya bir fare yerleştirilir. Beyaz kısımda fareyi elektrik şoku beklemektedir. Siyah bölme ise fare için tamamen güvenlidir. Beyaz bölmeye konulan fare elektrik şokunun verilmesiyle birlikte altına kaçırma, yere çökme gibi korku tepkileri verir ve güvenli bölge olan siyah bölmeye ilerler. Fare bu davranışı gösterdikten sonra fareye bir süre elektrik şoku verimi kesilir. Elektrik şoku kesilmesine rağmen fare siyah bölmeden yani güvenli olan bölmeden dışarıya çıkmaz ve korku durumunu devam ettirir. Elektrik şoku verilmediği halde fare beyaz bölgede kalmak istemez, siyah bölgeye geçişi engellendiğinde ise korku tepkilerini vermeye devam eder (İnanç,2012).

Deneye ilerleyen bölümde farenin siyah bölgeye geçebilmesi için konulan pedala basması gibi fareye yeni davranışlar kazandırılmıştır.

Skinner ve eklektik davranışçı yaklaşım kuramının öncülerinin ayrıldığı noktalardan biri de bu davranış kazandırma durumudur. Skinner’a göre bu deneyde farenin kazandığı davranış olumsuz pekiştireç ile birlikte edinilen edimsel davranıştır. Dollard ve Miller’e göre uyarıcı farede kaçma ve korku reaksiyonunu ortaya çıkarmaktadır.

Dollarda ve Miller aynı zamanda pekiştirme kavramını Freud’un haz ilkesi yerine kullanmışlardır ve daha güçlü bir bağ olduğunu düşünmektedirler. Davranışın yinelenmesi gerçekleştiren şey Dollard ve Miller’e göre pekiştireçlerdir. Pekiştirmenin en güçlü yöntemi ise dürtü azaltma yöntemidir. Pekiştireçlerin insan üzerindeki etkisinin güçlü olabilmesi için davranış ile bitişik olmalıdır. İnsan, dürtülerini azaltmayı çevremizdeki küçük ipucu niteliğindeki uyarıcılara verdiğimiz tepkiler ile öğrendiğimizi belirtmişlerdir.

Her ne kadar Skinner’dan ayrılsalar da davranışın pekiştirilmemesi sonucunda söneceği durumunda aynı fikirdelerdir. Davranışın kazanılması ve kalıcılığının sağlanması için sıklıkla ve şiddetle pekiştirilmesi taraftarıdırlar. Sönme durumusu ise Dollard ve Miller’e göre istenmeyen davranışı kaldırılması durumunda çok etkili olsa da pekiştirilerek kazanılan davranışlar (öfke gibi) sönme ile ortadan kaldırılan davranışlardan daha etkili olmaktadır.

Üst Düzey Zihinsel Süreçler

Dollard ve Miller’e göre zihin karmaşık ve üst düzey süreçlerden oluşmaktadır. İnsan çevreyle etkileşimde bulunur. Bu etkileşim eklektik davranışçı kuramda ikiye ayrılmaktadır.

Birinci tür etkileşim; ani etki içinde olan etkileşimlerdir. Örneğin; yola fırlayan bir çocuğa araba çarpmak üzereyken tutup onu kurtarmak gibi. Bu dışşal uyarıcılar ile oluşan otamatik tepkilerdir.

İkinci tür etkileşim; basit birinci tür etkileşimlerin yanında zihnin karmaşık süreçleri ile birlikte ortaya çıkan tepkilerdir. İşaret üretici tepki kavramı burada ortaya çıkmaktadır. İşaret üretici tepki kavramına göre işaretler ani tepkilere yol açmasa da başka bir değişimi ortaya çıkaran etkileşimdir. Yeni ortaya çıkan etkileşim bireyin hayatına daha çok etki etmektedir. Örneğin; evden geç çıkan fakat derse yetişebileceğini ve daha önce yetiştiğini düşünen öğrenci sakinleşir, stres olmaz. Evden geç çıkan ve daha önce derse geç kaldığında azar işiten bir öğrenci kaygılanır, korku hisseder. Derse yetişebilmek için daha da hızlanır.

Mantık yürütme ve plan yapma da üst düzey zihinsel süreçler içindedir. Eğer bu tür zihinsel süreçlerde bir sorun yaşanırsa kişinin hayatı için ciddi problemler çıkabilmektedir.

Freud ve Skinner üzerinden kuramlarına devam eden Dollard ve Miller, Freud’un ortaya çıkarmış olduğu bilinçdışı kavramını da ele almışlardır. Freud’a göre bilinçdışı buzdağının görünmeyen kısmı olarak nitelendirilmiştir. Dollard ve Miller bilinç ve bilinçdışı süreçlerini iki kategoriye ayırmaktadır.

İlk kategoride; bebeklik ve çocukluk dönemi yer almaktadır. Bu zamanlarda bireyin öğrendiği davranışlar ilk kategoride bulunur. Sözel olarak öğrenilmeyen davranışlarda bu kategoride yer almaktadır. Tesadüfen öğrenilen, öğrenilmesi gereken bilgiler gibi.

İkinci kategoride ise; bilinçte var olmuş, bir süredir orda bulunan fakat zamanla bilinçdışına itilmiş, bastırılmış durumları içermektedir. Eklektik davranışçı yaklaşıma göre bastırma durumunu kişi korkuyu öğrendiği gibi sonradan öğrenmektedir. Birey bastırma durumuna küçük yaşlardan başlamaktadır ve ilerleyen yaşlarda artarak devam edebilmektedir (Karagöz,2012).

Eklektik davranışçı yaklaşım, kişiliğe şu şekilde bakmıştır;

Dollard ve Miller’e göre alışkanlıklar kişiliğin yapıtaşını oluşturmaktadır. Kişilik uyarıcı-tepki ilişkisinde gelişmektedir. İkincil dürtülerin kişiliğin oluşmasında önemi büyüktür. Doğuştan gelenler yerine sonradan öğrenilen ikincil dürtüler insan kişiliği ve hayatı açısından daha büyük bir öneme, etkiye sahiptir.

Kişilik, yaşamın ilk altı ayında gelişir ve bu altı ayın kişinin yetişkinlik dönemi için önemi oldukça büyüktür. Bebeklik ve çocukluk dönemlerinde öğrenilen her şey ilerideki gelişim dönemlerinin en büyük etkenidir. Dollard ve Miller eklektik davranışçı yaklaşımda dürtü, dürtüsellik üzerinde durmuştur. Kişilik kavramını da dürtüler ile bağdaştırmıştır. Kişiliğin çocukluk döneminde oluşmasının nedenini ise şu şekilde açıklamışlardır. Çocuk çevreden gelen tepkilere karşı korumasızdır. Yetişkin birey çevreden gelen acıdan, tehlikeden korunabilir, sakınabilir fakat ilk çocukluk döneminde böyle bir şey mümkün değildir. Çocuk çevreden gelen her uyarıcıya maruz kalabilir. Acıyı da kolayca yaşayabilmektedir. Önüne engel koyamadığı için o dönemde yaşanan her durum kişiliğin oluşmasında büyük bir etken oluşturmaktadır (Vatan,2016).

Karşılaşılan engel durumunda çocuk durumun geçeceğini, geleceğe umutla bakmayı öğrenmediği için bu durumlara karşı koyamamaktadır. Çocuklar için dört önemli durum vardır;

  1. Beslenme
  2. Tuvalet eğitimi
  3. Cinsel eğitim
  4. Saldırganlık

Beslenme durumunda çocuk yoğun açlık yaşadığı durumlarda doyurulmazsa yoğun acı ve açlığı öğrenmiş olur. Yemek ile pekiştirilmeyen açlık durumu çocukta yoğun açlık dürtüsü oluşturur. Bu durumda çocuk aşırı tepki verme durumunu öğrenecektir. Aşırı öfke patlamaları yaşamak kişiliğe oturabilmektedir.

Tuvalet eğitimi; yanlış verilen tuvalet eğitimi çocukta büyük travmalar oluşturabilmektedir. Tuvalet eğitimi sırasında aşırı cezalara maruz kalan çocuk tuvalete, boşaltım durumuna karşı yoğun duygular besler. Bireye bu durum ileriki hayatında daha kötü şekilde dönmektedir. Kaygı ve yoğun korkuyu bu şekilde öğrenir.

Cinsel eğitim durumu da çocuğa kaygı ve korku duygularını öğretir. Dollard ve Miller’e göre açlık cinsellikten daha önemli bir dürtüdür. Freud’a katıldığı nokta ise odipal karmaşa durumudur. Anne-çocuk, baba-çocuk bağlanmasının bu yönde olması çocukta büyük kaygı durumu yaşatır.

Çocuğun öfkesine büyük bir ceza ile tepki vermek yanlıştır. Engellenen çocuğun gösterdiği öfkeyi denetlemeyi öğrenmesi gerekirken bunun karşılığında aldığı büyük ceza onun öfkeyi genellemesine yol açar. Çocuk artık öfkesini, kaygısını ve kızgınlığını dolaylı yollardan ifade etmeye çalışacaktır.

Dollard ve Miller çatışma kavramı üzerinde de çalışmışlardır. Kişi iki olumlu seçenek karşısında seçim yapmak zorunda kaldığında yaklaşma-yaklaşma durumunu yaşamaktadır. Örneğin; çikolata alırken bitter ya da sütlü çikolata arasında seçim yapmak kadar kolaydır. İki olumsuz seçenek arasındaki seçim ise kaçınma-kaçınma olarak adlandırılır. Yaklaşma-kaçınma durumu ise sınavı olan bir kişinin arkadaşları ile dışarı çıkmak ve ders çalışmak arasında kaldığı çatışma durumu olarak tanımlanabilir.

Dollard ve Miller, eklektik davranışçı yaklaşım ile kaygı ve korku öğrenimi yanında bastırma durumunu da ele alma yöntemleri ile önemlerini koruyorlar.

Kaynakça;

İnanç, B. ve Yerlikaya, E.(2012, Eylül).Kişilik Kuramları.Pegem Akademi,6. Baskı,ANKARA.

Vatan, S.(2016).Bilişsel davranışçı terapilerde üçüncü kuşak yaklaşımlar.25 Eylül 2017, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/206571

Karagöz, L.(2012).Teori ya da realite: hakim terapi kuram ve uygulamaları karşısında kuram ve arayışlar.25 Eylül 2017,

Ayşe İrem DOĞRUL


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.