‘Ben’ Kimim? : Rogers’ ın Benlik Kuramı

Rogers, benlik kuramı, rogers benlik kuramı, carl rogers benlik kuramı, benlik nedir, benlik nasıl oluşur, ideal benlik nedir, benlik kavramı nedir

‘Ben’ Kimim? : Rogers’ ın Benlik Kuramı
20 Mart 2017 Pazartesi 17:49

Kim olduğumuzun, hangi durumlara nasıl tepkiler verdiğimizin ne kadar farkındayız? Kendimize dair farkındalığımız her zaman ve her koşulda aynı düzeyde midir? Kendimizle ilgili yaptığımız değerlendirmeler gerçekle ne kadar uyumlu? Tüm bu sorular, üzerine birçok tartışmanın olduğu bir kavrama dikkat çekiyor: Benlik.

William James, Carl Rogers, Sullivan gibi birçok kuramcı benliğin tanımı, gelişimi ve ögeleriyle ilgili farklı görüşler ortaya koymuşsalar da en genel tanımıyla benlik; bireyin farkında olduğu, onu diğerlerinden ayıran özellikler ve ben olarak adlandırdıklarıdır (Özen ve Gülaçtı, 2010).

Benliğin bilişsel ve duygusal olmak üzere iki boyutu vardır. Bilişsel boyut olan benlik kavramı; kişinin kim olduğuna, neler yapabildiğine ve gelecekteki hedeflerine dair fikir, algı ve bu algılara verdiği değerlerin tamamını kapsamaktadır. Benliğe ait bilgiler bireyin zihninde benlik şeması şeklinde bulunmaktadır. Başka bir deyişle benlik şemaları, benlik kavramına ait genellemelerdir (akt; Özen ve Gülaçtı, 2010). Kişinin benlik şemaları, kendisi ve diğerleri hakkındaki çıkarımlarının hızı ve içeriği hakkında bilgi vermektedir (Aydın, 1996).

Benliğin duygusal boyutu olan benlik saygısı ise; kişinin benliğini ne derece beğendiğiyle ilgilidir. Aynı zamanda benlik saygısı, benlik kavramının da üç bileşeninden (benlik imajı, ideal benlik, benlik saygısı) biridir (akt; Çeçen Eroğul ve Yurtal, 2014). Benlik imajı; kişinin ne olduğu, bir başka ifadeyle gerçek benliğidir. İdeal benlik ise; kişinin olmak istediği veya olmaktan korktuğu benlik boyutudur. Rogers benlik saygısının, benlik imajı ve ideal benlik arasındaki fark sonucunda bireyde oluşan duyguları içerdiğini belirtmektedir. Gerçek benlik ve ideal benlik arasındaki fark ne kadar az ise bireyin yaşam doyumu o kadar fazla olur (akt; Çeçen Eroğul ve Yurtal, 2014).

Benlik Ne Zaman Ve Nasıl Gelişir?

Çocuklar bir yaşından itibaren kendini diğerlerinden ayırmaya başlar. 21- 24 ay dolaylarında ise aynaya baktığında kendini bilir ve bu farkındalığı ‘ben, benim’ kelimeleriyle pekiştirir. Okul öncesi döneme bakıldığında birey dış görünüşü, cinsiyeti ve yapmaktan hoşlandığı etkinlikler gibi daha çok somut özellikleriyle ve bazen abartılı ifadelerle kendini tanımlar. “ Ben en güçlüyüm, bu arabayı kaldırabilirim.”, “ pembe ayımla oynamayı severim.” gibi ifadeler bu duruma örnek olarak verilebilir. İlkokul döneminde ise birey kendini akranlarıyla karşılaştırarak kendine dair değerlendirmeler yapar. Bu dönemde öz değerlendirmeleri daha gerçekçidir. Örneğin; “ Ali’den daha çok arkadaşım var.” , “ futbolu severim ama basketbolda kötüyüm.” gibi. Ergenlik döneminde ise birey kendini soyut ifadelerle tanımlar. Değer, inanç ve ideolojileri onların benlik tanımlarında karşımıza çıkan kavramlardır (Çeçen Eroğul ve Yurtal, 2014).

Rogers, benliğin kişinin kendisi hakkındaki (iyi-kötü) değerlendirmeleriyle ve çevrenin kişiye dair değerlendirmeleriyle oluştuğunu ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu savunmaktadır (Yıldız, 2006). Örneğin; kişi sınavlarından elde ettiği başarıları gözlemlediğinde kendini ‘çalışkan’ olarak değerlendirirken, aynı kişi çevresindeki insanların onu ‘karamsar’ olarak tanımlamasıyla da bu değerlendirmeyi benliğine alabilir.

Rogers, benlik kavramının kazanılmasını ve gelişmesini de bireyin hayatındaki önemli kişilerle olan ilişkisine bağlamaktadır. Ona göre bireyin sağlıklı bir benlik kavramı geliştirmesinin ilk koşulu yakın ilişkilerinden elde ettiği ‘koşulsuz olumlu saygı’ dır. Psikolojik açıdan sağlıklı kişi ise; kendini gerçekleştiren, başka bir ifadeyle kendini bütünüyle kabul eden, yeni yaşantılara açık olan ve bu durumlara kolayca motive olan, kendini sevilemeye değer bulan ve diğer insanlara da sevgi gösteren kişidir. Bu durumu bir örnekle açıklamanın yerinde olacağını düşünüyorum:

 * Kardeşine karşı kıskançlık duyguları besleyen ve ona zarar veren bir çocuğu ele alalım. Kardeşine vurduğunda anne ve babası  tarafından ‘kötü ve yaramaz çocuk’ olarak suçlanan çocuk, ailesinin hoşlanmadığı davranışlar sergilediğinde sevilmediğini düşünür ve  benlik saygısı zedelenir. Anne babanın bu tepkisi karşısında çocuk sadece ailesinin onayladığı davranışları sergilediğinde sevildiğini  düşünür ve kendi değerleriyle değil başkalarının değerleriyle yaşamayı öğrenir. Bunun aksine sağlıklı bir benlik kavramı geliştiren  çocuk kendinde var olan saldırganlık duygularını da benliğinin bir parçası olarak görür ve kendi değerlerine göre davranışlarını  şekillendirir (Yazgan İnanç ve Yerlikaya, 2016).

 Benlik Kavramı Doğuştan Gelen Bir Özellik Midir?

 İnsanlar doğumlarından itibaren kendini gerçekleştirme, başka bir deyişle her zaman iyiye gitme, üretme, saygı ve kabul görme  eğilimindedirler (akt; Yazgan İnanç ve Yerlikaya, 2016). İnsanların sahip olduğu bu eğilim yok sayılmamakla birlikte çocukluk  yıllarında aile, akranlar ve okul yaşantıları benlik kavramının şekillenmesinde önemli bir yere sahiptir. Konuyla ilgili araştırma  sonuçlarına bakıldığında olumlu benlik kavramının anne-baba tutumları, okul başarısı, akran ilişkilerinin niteliği ile ilişkili olduğu  görülmektedir (Çeçen Eroğul ve Yurtal, 2014).

Kendimize Dair Farkındalığımız Her Koşulda Aynı Mıdır?

Rogers, kuramında yer verdiği farkındalığın herhangi bir anda, yalnızca kişinin bakış açısıyla görülebilen- ki Rogers bu kavramı fenomal alan olarak adlandırmıştır- algı ve duyguların sembolik temsili olduğunu söylemiştir (akt; Yazgan İnanç ve Yerlikaya, 2016). Farkındalığımız üç düzeyde incelenebilir:

- Dikkatimiz o yöne çekilmediği takdirde bazı yaşantıların farkında olmayız. Bu olaylar farkındalık eşiğimizin altındadır ve göz ardı edebilir. Örneğin kalabalık bir caddede yürürken tüm insanların ne konuştuğuna ve neler yaptığına dikkat edemeyeceğimiz için bazı uyarıcıları göz ardı ederiz.

- Farkındalığın ikinci düzeyinde ise çarpıtılmış şekilde algıladığımız olaylar yer almaktadır. Bu yaşantılar kendimizle ilgili algılarımıza uymayan yaşantılarla karşı karşıya geldiğimizde oluşmaktadır. Örneğin düşük akademik benlik kavramına sahip birey sınavdan iyi not aldığında öğretmenin kağıdı iyi okumadığı şeklinde bir yorumda bulunabilir.

- Bazı yaşantılarımız ise kendimizle ilgili algılarımızla tutarlı olduğu için doğru algılanır. Bu yaşantılar kişinin benlik kavramını tehdit etmeyen yaşantılardır. Örneğin birey çalışkan olduğunu düşünüyor ve arkadaşlarından azimli ve düzenli çalışan bir öğrenci olduğu hakkında geri dönütler alıyorsa bu değerlendirmeleri doğru bir biçimde algılar ve yeniden şekillendirerek benliğine katar.

Kaynakça:

Yazgan İnanç, B. ve Yerlikaya, E.E. (2016). Kişilik kuramları (11) içinde (298-309). Ankara: Pegem Akademi.

Çeçen Eroğul, A.R. ve Yurtal, F. (2014). Eğitim psikolojisi el kitabı (1) içinde (280-283). Ankara: Mentis.

Yıldız, M. (2006). Benlik kavramı ve benliğin gelişiminde dinin rolü. 15 Mart 2017, http://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/handle/12345/4306

Aydın, B. (12 Nisan 2012). Benlik kavramı ve ben şemaları. 15 Mart 2017, http://dergipark.gov.tr/erziefd/issue/6000/80003

Özen, Y. ve Gülaçtı, F. (12 Nisan 2012). Benlik kavramı ve benliğin gelişimi bilen benliğe gereksinim var mı. 15 Mart 2017, http://dergipark.gov.tr/erziefd/issue/6000/80003#article_cite

Feyza SALI

Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik/ 3. Sınıf


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.