Kendinizde Okb Olduğunu Düşünüyorsanız Ne Yapmalısınız?


Şeyma Oğuz

Şeyma Oğuz

Okunma 04 Eylül 2017, 17:06

OKB yani OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK. Birçok insan zaman zaman çeşitli konularda evham, endişe ve takıntılara kapılabilir. Ancak çoğu kez günlük yaşam içinde ortaya çıkan bu duygular ile baş edebilir ve sorunlarımızı yaşamımızı etkileme noktasına varmadan çözüme ulaştırabiliriz. Takıntılı düşüncelerin günlük yaşamımızı etkileyecek, günlük aktivitelerimizi kısıtlayacak düzeye gelmesi durumunda OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK (OKB) adı verilen bir ruhsal hastalık akla gelmelidir. Günlük hayatta bu ruhsal hastalığı sık sık duyarız. Hatta belki tanıdıklarımız da olan bir rahatsızlık bile olabilir. Bu ay bu konuyu ele almak istedim. Çünkü bana ilginç gelen bir ruhsal hastalık. Zaman zaman acaba ben de mi diye düşündüğüm bir rahatsızlık. Ama tabi ki birçok belirtisi olan bir ruhsal hastalık OKB. Başlığımı bir soru olarak yazdım, aslında cevabı çok açık ve net. Kişinin kendindeki bazı düşünce ve davranışların bir ruhsal hastalığın belirtileri olabileceğine karar vermesi çoğu kez güçtür. Birazdan kısaca tanıtmaya çalışacağım  OKB’nin sizde olabileceğinden kuşku duyuyorsanız bir psikiyatri uzmanına başvurarak profesyonel yardım talep edebilirsiniz. Asıl hedefim bu yazımda OKB’yi tanıtmak. Nedir bu OKB?

    OKB, obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir ruhsal hastalıktır. Burada da açıkladığım gibi obsesyon ve kompulsiyon birbirinden farklı iki kavram olarak karşımıza çıkıyor yani. Obsesyon daha ayrıntılı olarak; kişinin zihnine girmesine engel olamadığı, zihninden uzaklaştıramadığı düşünce, fikir ve dürtülerdir. Kişinin isteği dışında gelirler, kişi tarafından mantıkdışı olarak değerlendirilirler ve yoğun sıkıntı ve huzursuzluğa yani anksiyeteye neden olurlar. İşte bu düşünceler yoğun anksiyeteye neden olduğu için kişi bundan kurtulmak ister. Bunun için de kompulsiyon dediğimiz eylem gerçekleşir. Yani  obsesyonların neden olduğu yoğun sıkıntı ve huzursuzluğu azaltmak ya da ortadan kaldırmak üzere yapılan yineleyici davranış ve zihinsel eylemler kompulsiyon olarak adlandırılır.

    Araştırdığım kadarıyla OKB genellikle ergenlik döneminde ve 20-30’lu yaşlarda başlamasına karşın, okul öncesi çağdaki çocuklar dahil herhangi bir yaşta görülebilir. Erkeklerde daha erken yaşlarda başlamasına karşın genel olarak kadınlarda daha sık görülmektedir. Aynı zamanda OKB toplumdan topluma, kültürden kültüre değişiklik gösterebilir. Ülkemizde ve tüm dünya toplumlarında en sık görülen obsesyon ve kompulsiyon türlerinden biraz bahsetmek istiyorum. Mesela, kişinin bedeninin ve giysilerinin kir, mikrop, toz gibi etkenler; kimyasal maddeler, deterjanlar, zehirler ile idrar, gaita ve diğer beden salgıları ile bulaşacağına ilişkin takıntıları ve bu takıntıların yarattığı sıkıntıyı gidermek için yaptığı davranışları bulaşma obsesyonu ve temizlik kompulsiyonu olarak adlandırılır. Bunun birçok örneği olabilir. 34 yaşında ev kadını, eve gelen misafirlerin dışarıdan mikrop taşıyacağı şeklindeki obsesyonlarından dolayı evdeki tüm terlikleri yıkanabilir terlik olarak değiştirmişti ve misafirler gittikten sonra hepsini çamaşır makinesinde yıkıyordu.”  gibi bir örnekle açıklanabildiği gibi birçok farklı vakalar karşımıza çıkabilir. Çünkü OKB’nin birçok çeşidi vardır. Kişilerin bedenlerine ve elbiselerine değişik maddelerin bulaşacağı düşüncesi bulaşma obsesyonu, ortaya çıkan sıkıntıyı gidermek için temizlik ve yıkanma davranışları yapmaları ise kompulsiyonu  oluşturuyor.

    Bazen kendimde yaşadığım bir durum olan, OKB’nin başka bir çeşidinden bahsetmek istiyorum. Zaten en sık görülen obsesyon ve kompulsiyonlardandır. Kişi gaz ocağı, kapı, kilit gibi nesnelerin açık kalmış olabileceğinden, ütü vs. elektrikli aletlerin fişlerinin prizde takılı kalmış olabileceğinden kuşku duyar (Kuşku obsesyonu) ve emin olmak için tekrar tekrar kontrol etme gereksinimi duyar (Kontrol kompulsiyonu). Bu kuşku ve kontroller yaşamın birçok alanında kendini gösterebilirler. Mesela, bir kişi her akşam işinden evine döndüğünde otomobilini park edip evine girdikten sonra otomobilin kapısını kilitlediğinden emin olmuyor ve bazen iki-üç kez olmak üzere sokağa çıkıp otomobil kapılarını kontrol edebiliyor. Ya da bazen ütü yaptıktan sonra evden çıkarken defalarca ütünün fişini kontrol eden vakalar olabiliyor. Aynı şekilde yemek pişirdikten sonra ocak kontrolleri ve bunun gibi sayısız örnek… Hem ülkemizde hem de dünya toplumlarında bu ruhsal hastalık ile ilgili sayısız farklı vaka örnekleri görmekteyiz.  Bunlar haricinde  birkaç vaka örneği daha vermek istiyorum:

“35 yaşında ev kadını, sehpaların üzerinde bulunan örtülerin sehpanın tam ortasında durmasına özen gösteriyor, halının saçaklarından ters dönenler varsa düzeltmeden duramıyordu.”

“43 yaşında erkek hasta görev yaptığı kütüphanede raflardaki kitapları büyükten küçüğe, kalın ciltliden ince ciltliye belirli bir düzen içinde yerleştirmek için günlük mesaisinin büyük bir kısmını harcıyor, yapması gereken diğer işleri aksatıyordu.”

“37 yaşında erkek hasta, sabahları işine giderken vestiyerin yanında asılı duran ve üzerinde mutlu bir aile resmi bulunan anahtarlık kutusuna dokunmadan çıkarsa, ailesini ilgilendiren olumsuz bir olay ile karşı karşıya kalabileceklerinden endişe duyuyor, bazen geri dönüp yeniden dokunma gereksinimi duyuyordu.”

“38 yaşında erkek hasta, uzun yıllardan beri düzenli olarak aldığı gazeteleri “içindeki bilgiler ileride çocuklarıma gerekli olabilir” şeklide bir düşünce ile düzenli bir şekilde ve tarih sırasına göre paketleyerek saklıyordu.

Yukarıdaki gibi birçok sayısız vaka örnekleri verebiliriz. Şuan aklınıza sizin de “her takıntılı düşünce veya davranış okb’midir?”  diye bir soru geldi. Elbette bu davranışları günlük yaşamımızda yapıyoruz ve hastalık olarak sayılmamalıdır. Ancak tıbbi açıdan bu şekildeki düşünce ve davranışların hastalık sayılabilmesi için günlük işlevlerimizi etkileyecek, kısıtlayacak, bozacak kadar şiddetli ve yoğun olmalıdır. Örneğin, bir ev kadınının temiz ve düzenli olması doğal olarak hastalık sayılmaz ama hemen her gün, günün her saatinde temizlik yapıyor, her gün çamaşır yıkıyor ve bu davranışları nedeni ile de çocuklarına onları sağlıklı bir biçimde yetiştirebilmek için yeterli zamanı ayıramıyorsa hastalık olarak değerlendirilebilmelidir. Bir kişinin otomobilinin camlarının kapalı, kapılarının kilitli olduğundan emin olması güvenlik nedeni ile garip karşılanmayabilir ama evinden tekrar tekrar çıkarak ya da yolda geriye dönerek cam ve kapıları kontrol etmesi dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

    Herhangi bir kesinlik kazanmamasına karşın OKB’nin nedeni olarak birkaç varsayım üzerinde durulmaktadır. Bunlar genetik nedenler, beyin işlevlerinde bozulma ve serotonin, çocukluk çağı travmaları, kişilik özellikleri gibi faktörlerin OKB tanısında etkili olabileceği düşünülmekte.

    OKB’nin tedavisinde ise okb çeşitlerine göre ilaç tedavisi, bilişsel-davranışçı tedavi gibi tedavi türleri kullanılıyor. Bazen bu iki tedavi bir arada yürütülebiliyor. Ama en önemlisi tedavi gören bireyin aile ve arkadaş çevresi. OKB’li hastalar sıklıkla takıntılı düşünce ve davranışları çevredekiler tarafından fark edildiğinde, öğrenildiğinde nasıl karşılanacakları, ile ilgili endişe yaşıyorlar. Çoğu hasta ayıplanacağı, dalga geçileceği, küçük düşürülebileceği düşüncesi ile hissettiklerini paylaşmaktan ya da açığa vurmaktan kaçındığı için tedaviyi reddediyor. Aile üyeleri ve arkadaşları hastanın zaman zaman çevreye de huzursuzluk verecek düzeye varan takıntılı davranışlarının hastalar tarafından engellenemeyen, karşı koyamadıkları düşüncelerden kaynaklandığını bilmelidir, tedaviye uyum sağlanması konusunda yardımcı olmalıdırlar.

    Son olarak eğer kendinizde OKB olduğunu düşünüyorsanız vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurunuz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.