Kendine Aşık Olan Narkissos’tan Narsisizme


Gizem Zeytineli

Gizem Zeytineli

Okunma 10 Ocak 2018, 21:38

Kendini beğenmişlik,kendine aşık olmak ve kendini diğer insanlardan üstün görmek olarak  tanımlanan narsisizm kavramının ortaya çıkışı yunan mitolojisine dayanmaktadır. Mitolojiye göre, dünya üzerinde birçok tanrı bulunmaktaydı. Bunlar çeşitli doğa olaylarından ya da canlı-cansız varlıkların kontrolünden, davranışlarından sorumluydular. İnanışa göre bu tanrılar insan şeklindeydi ve insanlarla ilişki içine de girerlerdi.Sizlere mitolojide yer etmiş narsisizm sözcüğünün köken aldığı narkissos'un mitolojik öyküsünü aktaracağım. Kendine aşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte aşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür . Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda 'eko' dediğimiz yankılara dönüşür.Olimpos dağında oturan tanrılar bu duruma çok kızarlar ve Narkissos’u cezalandırmaya karar verirler. Gene günlerden bir gün av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine aşık olmuştur ama suya yansıyan görüntünün kendisi olduğunun farkında değildir. O ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü . O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Bir gün sevgilisine dokunmak için eğilir ve suya düşüp boğulur. Daha sonra ölü bedeni kaybolur.Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür.Böylece kendine aşık olmak Narkissos’un cezası olur.

Narsisizm,bu mitolojik hikayeden beslenmiş psikoloji alanına dahil olmuş bir kişilik biçimi ve kişilik bozukluğudur.Narsisizm dediğimizde çoğumuzun aklına kişilik bozukluğu şeklinde patolojik bir olgu gelse de aslında bir kişilik özelliği de olabilmektedir.Her insanda bulunan ve bulunması gereken kişilik özelliği olarak narsisizm benlik oluşumu,kendine güven,kişisel gelişim ve başarı için gereklidir.Narsisistik kişilik bozukluğuna baktığımızda ise kişilerin kendini çok önemli gördükleri,özel olduklarına,özel haklara sahip olduklarına inandığı görülür.Eleştiriye veya yenilgiye büyük kızgınlıkla ya da depresyonla karşı koyarlar.Başkalarıyla eşduyum yapamaz ve onları kendi çıkarları için kullanabilirler.Narsisistlerde kişilik bütünlüğünü korumaya yönelik yoğun bir çaba vardır.Bu durum bebeklik döneminde kişinin kendisiyle ve ona bakım veren kişinin(nesne) yani ötekinin ayrımında yaşanan sınırla ilgili gelişimsel bir aksaklıktır.İhtiyaçlarının kendisi tarafından karşılandığını düşünen bebek aslında ona bakım veren kişinin bunu yaptığını kavrayamaz ve kendisiyle öteki arasında bir sınır oluşturamazsa görülebilir.Çocuğun  beğenilmek,takdir edilmek,bir şey anlattığında dinlenmek gibi benlik gelişimindeki ihtiyaçları ebeveynler tarafında karşılanmazsa çocukta bunu telafi etmeye yönelik abartılı bir kendilik değeri oluşur.Bu gibi durumlarla oluşan narsisistik kişilik bozukluğu ile kişilik biçimi bakımından narsisizmi bir takım ölçütlerle ayırmak anlamamızı kolaylaştırcaktır.

Biçim:Kendileri hakkında eleştirilere ve başkalarının duygularına karşı duyarlıdırlar ancak bunları göğüsleyebilirler.

Bozukluk:Eleştirilmeye öfkeyle tepki verirler,tepki veremediklerinde kendilerini küçük düşmüş hissederler.

Biçim:Başkalarıyla ilişkilerinde açıkgöz davranırlar,kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının güçlerini kullanırlar.

Bozukluk:Kişilerarası ilişkilerde kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarını sömürge kaynağı olarak görürler,sömürgendirler.

Biçim:Kendilerini,kendi alanlarında en iyi ve an başarılı olarak görselleştirebilirler.

Bozukluk:Sınırsız güç,sınırsız başarı,olağanüstü güzellik düşlemlerine dalarlar.

Biçim:Beğeniyi ve övgüyü güzel bir biçimde ölçülü olarak kabul ederler.

Bozukluk:Sürekli ilgi görme ve beğenilme arayışı içindedirler.

Biçim:Duygu ve düşüncelerinin ayrımında oldukları gibi başkalarının da duygu ve düşüncelerinin belli ölçüde ayrımındadırlar.

Bozukluk:Empati kuramazlar,başkalarının duygu düşüncelerini anlayamazlar.

Bu ayrıcı özelliklere baktığımızda narsisistik kişiliğin çoğu özelliğini kendimizde ve çevremizdeki insanlarda sıkça görebiliriz.Patolojik olarak narsisizmin ise kişi tarafından ve çevre tarafından fark edilmesi oldukça zordur.Öncelikle bu kişiler çeşitli savunma mekanizmalarıyla kendileri toplumda oldukça iyi gizlerler ve bu şekilde uzun süre yaşayıp en sonunda çevresindekilere zarar verdiği noktalarda fark edilebilirler.Kendileri hakkında farkındalıkları olmadığı gibi çevre hakkında da gerçekçi düşüncelere sahip değillerdir.En çok  mantığa bürüme(rasyonalizasyon) savunma mekanizmasını kullanırlar.Benlik algılarını şişirerek,başarısızlıklarını başarı gibi göstererek haklı olmaya ve karşısındaki insanları küçümsemeye yatkındırlar.Narsisistik bozukluğa sahip kişiler günlük yaşamda genellikle iyilik hali içindedirler.Bu durumda olmalarının sebebi her şeyi elde edeceklerine olan inançları ve  her şeye gücü yeten Tanrı rolünü oynamaları  yüzündendir.Yani bir hayal dünyasında yaşarlar.Gerçekle yüz yüze gelmeleri onları güç durumda bırakır.Günlük hayatın rutinleri,sıradan insanların yapacağı görevler birikir çünkü onlar neyin doğru olduğuna inanıyor ve ne yapmak istiyorlarsa onu yapma hakkına sahiptirler.

Peki narsisistler başarılı olamayıp,toplumsal aşağılanmalarla karşılaşırlarsa ne olur?Gerçekler onların üstün olduklarını sandıkları hayal dünyalarından düşürürse ne olur?Nasıl tepki verirler?Narsisistik kişiler güçlü görünümlerinin altında tam tersi aşırı alıngan,zayıf olduklarından yaralanmaya çok duyarlıdırlar.Dışarıya bunu yansıtmasalar da başarısızlık veya eleştiri durumlarında aşırı küçülmüş,aşırı değersiz,çökmüş gibi hissederler.İlk olarak kederlenmek,kendini değersiz hissetmekle birlikte yardım dilenmezler ve avunmak için tekrar hayal dünyalarına dönerler.Düş gücü yetenekleriyle kendilerine yalancı bir dünya yaratırlar.Üstesinden gelemediklerini böylece baskılamış olurlar.Akla yatkın gibi görünen kanıtlar bulurlar; böylece üstün ve mükemmel olduklarına olan inançları geri gelir.Savunma mekanizmaları yeterli gelmezse eğer şiddetli bir öfkeyle ve cüretkar bir karşı saldırıyla tepki gösterebilirler.Narsisitler bütün bu olumsuz davranış ve tutumlara rağmen toplumda başarılı,saygı gören,sevilen,özenilen,hayranlık duyulan hatta güvenilen kişiler olarak karşımıza çıkar.Bunun sebebi olarak insanları sözleriyle etki altına alma ve manipülatif davranışlar gösterme konusunda yetenekli oldukları düşünülebilir.Çevrelerindeki insanları tartarlar ve kendilerine saygı gösterecek gibi olanları hemen ayırt ederler.Kendilerine karşılıksız olarak boyun eğen,bağımlı kişiyi bulup çıkartırlar.Tüm bu yolları kullanarak narsisistler “en yukarıdaki” kişi olma ve “en iyi” kurumlarla ilişki kurma konusunda ısrarcıdırlar.Empati kurmada o kadar başarısızlardır ki mesela hasta birinin yanında sağlıklı olmaktan,mutsuz ağlayan birinin yanında kendi başarı ve mutluluklarından bahsedebilirler.

Bahsedilen bu nasisizme ait durumlara ve davranışlara ilişkin tarihte,romanlarda,filmlerde örnekler görmek oldukça mümkündür.Herkesin az çok bildiği,duyduğu ya da okuduğu masallardan biri olan pamuk prenses ve yedi cüceler masalı konumuza güzel bir örnek temsil eder. Masaldaki kraliçe karakteri çok güzel bir kadınmış.Güzel olmasına güzelmiş ama bir o kadar da kibirliymiş,kendisinden daha güzel birinin olabileceği düşüncesine bile tahammül edemezmiş. Odasında sihirli bir aynası varmış. Her gün o aynanın karşısına geçer, saatlerce kendisini seyreder ve sonunda, “Ayna, ayna söyle bana en güzel kim bu dünyada,” diye sorarmış. Ayna da hiç durmadan, “sizsiniz kraliçem,” dermiş. Fakat,üvey kızı Pamuk Prenses on dört yaşına geldiğinde, bir gün ayna şöyle demiş: Güzelsiniz kraliçem, güzel olmasına, ama Pamuk Prenses sizden daha güzel.” Kraliçe bunu duyunca çok kızmış, öfkesinden ne uyku girmiş gözüne, ne de bir lokma yemek yiyebilmiş. ‘Ne yapmalı, ne etmeli?’ diye düşünüp durmuş günlerce ve en son çareyi Pamuk Prensesi öldürüp ortadan kaldırmaya çalışmakta bulmuş.Masalı ilk okuduğumuzda aklımıza belki narsisizm gelmeyebilir,genel anlamda iyi ve kötünün savaşını okumuş olabiliriz ancak karakter analizi yaptığımızda kraliçe karakteri dikkatimizi çekecektir.Kraliçenin,eşi benzeri olmayan dünyanın en güzel kadını olduğuna olan inancı,çok uzun süre aynanın karşısında kendini seyrederek kendine hayran kalışı ve her gün aynasına sorarak güzelliğini teyit etme ihtiyacı narsisizmin güzel bir örneğidir.Hayal dünyasında yaşayan ve inandıklarının,duymak istediklerinin yerine gerçekleri duyunca ne yapacağını şaşıran çıkar yol bulamayınca da şiddete bile başvuracak gücü ve hakkı kendinde gören kraliçe örneğinin benzerleri yıllar boyunca görülmüş ve görülmektedir.

Peki yıkıcı olan narsisizm yapıcı da olabilir mi? Patolojik boyuttaki narsisizmin çoğu kez şiddetle sonuçlanarak açığa çıkması bu kişilerin tedavi görmesinin gerekli olduğunu gösterir.Şiddet kullanma aşamasına gelmeden narsisistik kişiler toplumla uyum sağlamak adına uğraşlarını ya da mesleklerini bu konuda tatmin elde edecekleri alana yönlendirebilirlerse yapıcılık söz konusu olabilir.Mesela tiyatro oyuncuları buna örnektir.Oyuncular yeteneklerini sergiledikleri sahnede olmakla birinci olarak tabiki bir görev,sorumluluk yerine getireceklerini bilirler.İkinci olarak ise bunun oyuncuların iç dünyalarındaki yansıması; seyircilerden ayrı olarak  üst bir seviyede(sahnede) durduklarının,oyun esnasında tüm dikkatleri üstlerine toplayıp kendilerini hayranlıkla izlettirdiklerinin ve oyunun sona ermesiyle salondaki alkışlarla başarılarının takdir edildiğinin,beğenildiğinin göstergesi olarak alıp narsisistik yönlerini bu şekilde doyurduklarını söyleyebiliriz.Bu tarz bir doyum kimseye zarar vermeyen yapıcı bir yolla sağlanan doyum olabilir.Oyunculuk gibi narsisistik kişilerin kişiliklerini doyurabilecekleri başka meslek alanları da düşünmek   mümkün;hakimlik,müzisyenlik,öğretmenlik…

Günümüzde narsisizmin yaygınlaşmasıyla konuyu kitaplarında ele alan ve çağın vebası olarak isimlendiren psikologlara da rastlıyoruz.Bazılarına göre narsisizm insan ruhunun fast food’u  kısa vadede kişiyi mutlu ediyormuş gibi görünse de er ya da geç depresyona, toplumsal yozlaşmaya, hatta küresel ekonomik krizlere neden oluyor.Jean M. Twenge “ Asrın Vebası:Narsisizm İlleti”adlı kitabında istatistiklere, vaka hikayelerine ve kamuoyu araştırmalarına yer vererek narsisizmin en az obezite kadar sık rastlanan bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor.Başlıca sebepleri arasında da ben-merkezli çocuk yetiştirme tarzının yaygınlaşmasını görüyor.Son otuz yıldır geçirdiğimiz toplumsal değişimle hayatımızın her alanında farklılaşma görüldü.Teknolojinin gelişmesi akıllı telefonların çıkıp,yaygınlaşmasıyla bir yandan da sosyal medya denilen Facebook,Youtube,Twitter,İnstagram uygulamalarının takipi günlük rutinlerimiz arasına girdi.Henüz çocuk yaştaki gençler bile bu uygulamaları kullanıp boy göstermeye başladı.Kişisel sayfalarda sergilenen kişilik yapısı ve fiziki görünüşlerin gerçek kimliklerle arasındaki fark giderek arttı.İnsanlar gerçeklikten uzaklaşarak kendilerine dikkat çekici,gösterişli,marjinal olmak gibi “ben” kavramını ön plana çıkartarak özel olduklarını vurgulamaya ve çok beğeni almak uğruna yeni sahte kimlikler yaratmaya başladı.Medya sektörü de izlenmek,seyirci toplamak adına yayınladıkları yemek,evlilik,yetenek gibi her türlü konuya sahip programlarında daha çok narsisistik insanlara yer vermeye başladı.Programların izlenmesi için özellikle seçilen narsisistik bireylerin sıkça ekranda sergilenmesi ve hayranlıkla izlenmesiyle toplumda giderek yayılmaya devam ediyor.Medyada hem reyting hem de vitrin olarak kullanılan narsisizm kendini beğenme,insanları küçük görüp kendini yüceltme gibi davranışları normalleştirirerek ekranda izlenilen ünlü insanlar gibi olmayı amaç haline getirmektedir.Temelde ailenin yetiştirme koşulları,çocuğa karşı tutumları büyük ölçüde etklili olsa da narsisizm,günümüzde bireyin çevresindeki insanlardan özellikle de sosyal medya gibi büyük ölçekli toplumu değiştiren alanlar tarafından kontrol edilmekte bu sebeple çok boyutlu bir toplumsal sorun olarak karşımızda durmaktadır.

KAYNAKÇA :

http://yunanmitolojisi.blogspot.com.tr/2007/09/mitolojide-narsizm-narkissos.html

Köroğlu,Ertuğrul.  Kişilik Bozuklukları.Ankara:HYB Basım Yayın,2014.

Twenge,Jean.  Asrın Vebası:Narsisizm İlleti.İstanbul:Kaknüs Yayınevi,2010.

http://www.masaloku.com/pamuk-prenses-ve-yedi-cuceler.htm

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Masallar - 4 ay önce
Masallar insan psikolojisini etkiler mi peki ?
Avatar
masallar.org - 2 ay önce
Masalların çocuklar açısından etkisi nelerdir.