Flört Şiddeti Nedir? Cinsiyetçilik Nedir?

Flört Şiddeti Nedir? Cinsiyetçilik Nedir?

Flört Şiddeti Nedir? Cinsiyetçilik Nedir?
24 Temmuz 2018 Salı 23:24

Şiddetsiz Dilden Şiddetsiz İlişkilere

Cinsiyetçilik : Cinsiyetçilik, bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu ya da cinsiyetlerin farklı haklara sahip olduğunu savunan görüştür.
Cinsiyetçilik kültürel bir tutum olması itibari ile toplumun diline yansır.Cinsiyetçi dil cinsiyetçi bir toplumsal rol bölüşümüne hizmet eder.
Cinsiyetçi dil, yok edilmesi gereken bir konudur. Çünkü bir cinsiyeti diğerinden üstün kılmak yapılan yanlışların normalleşmesine sebep olur, suçları meşrulaştırır.




Toplumsal Cinsiyet Eşitliği : Kalıp yargıların kadınlar ve erkekler olarak, yapabileceklerimiz veya yapamayacaklarımız gibi kesin bir biçimde ayrılmasına izin vermemek Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini yaratır. Toplumda yerine getirilmesi gereken işleri, kadınlar ve erkekler olarak eşitlikçi bir yaklaşımla üstlenmek cinsiyet eşitliğini oluşturacaktır.
Bu durumda, toplumsal cinsiyet tutum ve davranışları bakımından değişim, toplum ve birey olarak bizim bilgimize, bilincimize ve davranışlarımıza bağlıdır.
Toplumda cinsiyet kalıpları oluşturmak belli bir cinsiyete roller dikte etmek ise toplumsal cinsiyet eşitsizliğini oluşturur. Roller üzerinden cinsiyet tanımları yapmak, nezaket göstergesi olarak cinsel kimliği farklı sıfatlarla ifade etmek, cinsel kimliğin ötekileştirilmesini önlemeye çalışırken diğer cinsiyetleri ötekileştirmek eşitsizliği doğuran durumların başında gelmektedir.

Flört Şiddeti

Flört romantik ilişkilerde partnerlerin birbirlerine duygusal yakınlık duyması ile gerçekleşen davranışlar bütünüdür. İlişki taraflarınca birbirlerini tanımak üzerine kurulan bu ilişki türü kişilerin kurdukları bağ ile gerçektleşmektedir. Flörtün sınırlarını belirleyen ise partnerlerdir. Flört kimi kesimlerde sınırlandırılmış arkadaşlık olarak nitelendirilse de farklı kesimlerde içerisinde cinseliği de barındıran romantik ilişkiler olarak tanımlanabilmektedir. Tanımlamaları farklılaştıran ise kültürel yapılardır. Kültürden kültüre farklılık gösteren ilişkilenme türleri toplumsal ve ailesel yapı ile oldukça bağlantılıdır.

Bireylerin sağlıklı ilişkilenme kurmaları ise güvenli ilişki sınırları içerisinde gerçekleşmektedir.

 

Güvenli ilişkilerde partnerlerin karşılıklı olarak sınır ihlali olmadan, özel alanara saygı duyarak; birbirlerine sevgi, saygı, sadakat duymaları beklenmektedir. Güvenli ilişkiler,şiddet içermeyen ilişkiler mutlu, iyi, güvende hissettiren ilişkilerdir.İlişkilerde bağımsızlığın korunması önemlidir. Bağımlılığın değil, iki tarafında bağlılığın olduğu ilişkiler güvenli ilişkilerdir.Güvenli ilişki paterni oluşmayan ilişkilerde ise çoğunlukla flört şiddeti görülmektedir.

Flört şiddeti, heteroseksüel veya homoseksüel ilişkilerde kişilerin birbirlerine karşı psikolojik, sosyal, duygusal, fiziksel, cinsel veya dijital şiddette bulunmasıdır. Partnerlerin birbirleri üzerinde egemenlik kurmaya çalışması, otoriter tutumlar ve dikte edilen düşünce yapıları şiddet göstergeleridir. Flört şiddeti devam eden heteroseksüel veya homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir.
Flört şiddeti kişilerin güvenlerini zedeleyebileceği gibi yalnızlaştırır ve güçsüzleştirir bu nedenle kişilerin psikolojik ve fizyolojik sağlıklarını zedeleyebilmektedir.

Flört şiddeti de cinsiyet eşitsizliği gibi kültürden kültüre farklılıklar gösterebilir ve bir arada bulunabilir. Toplumsal cinsiyet kalıpları olan kişiler, birbirlerine karşılıklı olarak hem roller atfedip bunun getirisi olarak hem de şiddet uygulayabilir. Romantik ilişkilerde uygulanan kalıp davranışlar partnerlerin ilişki sınırlarını ihlal etmesine ve cinsiyet kalıpları oluşturmasına neden olabilmektedir.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini oluşturan durumlar en temelde partnerlerin kullandıkları dilde başlamaktadır. Kişiler birbirlerine cinsisiyetçi dil kalıpları kullandıklarında birbirlerini sınıflandırıyor ve şiddet uyguluyor demektir.
Bu sınıflandırmanın cinsiyeti yoktur. Kadınlar ve erkekler karşılıklı olarak birbirlerine bu şiddet türünü uygulamaktadır.
Erkeklere yüklenen toplumsal kalıplar, atfedilen yüksek beklentili davranışlar şiddet oluşturabilmektedir.
Kadınların güçsüz, narin, kırılgan gösterilmesi, rollerinin azaltılması, toplumdan geri çekilmesine neden olacaktır.
Yapılan bu davranış paternleri kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır ve ne yazık ki cinsiyet üzerine yüklenen bu kalıplar karşılıklı olarak sınırlar çizilmesine neden olmaktadır.
‘Bir erkeğin yapması gereken davranışlar’ kalıbı otomatikmen bir kadın için de rol biçmektedir. Veyahut ‘bir kadının yapmayacakları’ kalıbı ‘erkeğin yapacakları’ gibi sınırlar çizmektedir.



Ne yapmalı; noktası biraz daha üzerinde durulması gereken ve düşünülmesi gereken bir alandır.
Güvenli ilişki sınırlarının ne olduğunu anlamak bu noktada büyük önem taşımaktadır. Şiddetin olduğu bir ilişki de sevgi yoktur. Saplantılı ilişkilerde davranışların meşrulaştırılması sevgi çatısı altında yapılmaktadır. İyi niyetli şiddet olamayacağı gibi iyi niyetli müdahale ve kısıtlamalarda olmaz. Bireylerin insani haklarını koruyabilmesi adına ilişkilerde sınır çok önemlidir. Sevginin, ilişkinin sınırlarını çizmek her iki taraf içinde daha koruyucu olacaktır.

Kıskançlık, baskı, kısıtlama, şiddet, fazla ve yersiz korumacılık ilişkilerde en yaygın görülen şiddet türleridir. Kadın ve erkeğin karşılıklı olarak sevgi belirtisi gibi göstererek bu tür davranışlarda bulunması mutsuz birliktelikleri beraberinde getirmektedir.
Öncelikli olarak dil ile başlayacak bu farkındalık sonrasında davranışlarda ve daha sonrasında da nesillerde değişiklik yaşatacaktır.

 

‘O niyetle söylemiyorum’ cümlesi bize dilimizde aşağılayıcı ve sınıflandırıcı söylemlerde bulunma hakkı tanımamalıdır. Acizane hissettirmek için ‘kız gibi’ yada güçlü gibi göstermek adına ‘adam gibi’ kalıplar kullanmak bilinç yüzeyinde iyi niyet barındırsa dahi aktarılan anlamlar ile sınıflandırıcıdır. ‘Erkek gibi ol’ cümlesi bir erkeğe ‘sen bu toplumda bu çizginin dışına çıkamazsın ve özgür değilsin’ demekten farklı değildir.

İyi niyet barındıran sınıflandırıcı sözcük grupları yoktur. Bu ifadeler çok eskilere dayanmasından dolayı değişim zor fakat imkansız değildir. Öncelikle kendi dilimizi değiştirerek farkındalık düzeyini arttırıp sonrasında oluşabilecek tüm şiddet türlerinin önüne geçmek mümkündür.Şiddetin olmadığı bir dünya dileğiyle!

Derya Arslan


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.