Yas Psikolojisi

Yas, sevilen birinin ölümünün ardından kayıp yaşayan bireylerde görülen duygusal, fiziksel, bilişsel ve davranışsal tepkiler olarak nitelendirilir. Yas tutma kayba verilen psikolojik bir tepki ve içsel dünya ile bireyin gerçekliği arasında uyum sağlaması için yapılan bir uzlaşmadır

Yas Psikolojisi
19 Mart 2018 Pazartesi 14:08

Yas Psikolojisi

Kayıp, insan hayatının bir parçası ve kaçınılmaz bir durumudur. Bireyler bu kayıplar sonucunda yas sürecinden geçmek durumunda kalırlar. Yas doğal ve gerekli bir süreçtir. Bireyler yas sürecini çözümleyemediklerinde ise yas sonrası hayatlarına uyum sağlamakta zorlanabilmektedirler. Ayrıca modern psikoloji tarihinde yas üzerine yapılan ilk çalışma, Freud tarafından yazılan "Yas ve Melankoli" adlı eseri ile literatüre girmiştir. Freud bu konu hakkında çeşitli çalışmalar da yapmıştır.

Yas nedir?

Yas, sevilen birinin ölümünün ardından kayıp yaşayan bireylerde görülen duygusal, fiziksel, bilişsel ve davranışsal tepkiler olarak nitelendirilir. Yas tutma kayba verilen psikolojik bir tepki ve içsel dünya ile bireyin gerçekliği arasında uyum sağlaması için yapılan bir uzlaşmadır(Karaca, 2013 : 136).

Modern psikoloji tarihinde yas üzerine yapılan ilk çalışma, Freud tarafından yazılan "Yas ve Melankoli" adlı eseri ile literatüre girmiştir. Çeşitli çalışmalar da yapmıştır.

Birey kişinin ölümünün ardından "kayıp yaşama"; kaybı yaşama anının ardından aktif ve dinamik bir süreç olan "yas"; dinamik süreçte ise duygu ve düşüncelerin ne şekilde ifade edileceğine ilişkin bireye yol gösteren sosyo-kültürel ve dinsel alışkanlıklar bağlamındaki çerçevede ise "matem" olarak nitelendirilmektedir(Genlik, 2012 : 22).

Yas sürecinde kişilerin kayba yönelik verdikleri tepkiler kültürlerarası ve bireylerarası değişmektedir. Yas sürecinde ortaya çıkan birtakım tepkiler vardır bunlardan bazıları şunlardır:

-Normal yas
-Patolojik yas
-Travmatik yas
-Komplike yas

şeklindedir ve çeşitli uzmanlar, araştırmacılar tarafından alt boyutları eklenmiş ya da farklı başlıklar altında toplanmıştır.

Normal yas nedir?

Birey, normal yas sürecinde hayatında olmayan kişi ve bu kişinin kendisine hissettirdiği duygu ve anlamıyla ilişkili olarak güçlü bir üzüntü duyması ya da istemeyerek zihnine gelen düşüncelere maruz kalması ve kaybettiği kişiye yönelik derin bir özlem duygusu hissetmesi normal olarak kabul edilmektedir(Genlik, 2012 : 28).

Yas bir süreçtir ve evreleri vardır. Çok şiddetli ve uzun süreli olmaması, şiddetinin zamanla azalması ve bireyin kayıp öncesi yaşantısına geri dönerek normal sürecine kavuşması beklenmektedir. Birey işlevselliğini tekrardan kazanır.

Literatürde ilk başlarda normal yas sürecinin evreler ile doğrusal biçimde ilerlediği kabul edilirdi. Günümüzde ise yasın kaotik ve dairesel bir süreç olduğu görüşü yaygındır(Bildik, 2013 : 224).

Ortak yas tepkileri nelerdir?

Fiziksel Tepkiler

*Midede boşluk hissi
*Nefes alamama
*Boğulacakmış gibi olma
*Enerjisizlik ve çabuk yorulma
*Seslere aşırı duyarlılık
*İştah artması ya da azalması
*Tükenme

Bilişsel Tepkiler

*İnanamama ve inkar
*Konfüzyon (Bilinç bulanıklığı)
*Ölen kişinin yaşadığı duygusu
*Ölen kişiyi görme ya/ya da sesini duyma
*İşitsel halüsinasyonlar
*Görsel halüsinasyonlar

Duygusal Tepkiler

*Şaşkınlık ve şok
*Üzüntü
*Öfke
*Kendini ve başkalarını suçlama
*Yalnızlık
*Umutsuzluk

Davranışsal Tepkiler

*Ağlama
*Dalgınlık
*Arama ve çağırma
*Ölen kişiyi hatırlatan şeylerden kaçınma
*Sosyal çekilme
*Uyku bozukluğu
*Anlamsız etkinlikler sürdürme

Aynı zamanda kayıp yaşayan bireylerde bu süreç esnasında depresif belirtiler ortaya çıkmaktadır. Bu depresif belirtileri Majör Depresif Bozukluk semptomlarından ayırmak adına DSM-IV (1994) belirtilen kriterler şunlardır:

  1. Yas sürecindeki kişinin geçmiş yaşantısında Majör Depresif Bozukluk yoktur.
  2. Kayıp yaşandıktan sonraki ilk 2 ay içerisinde yas tepkileri görülürken, Majör Depresif Bozuklukta depresif belirtiler herhangi bir dönemde başlayabilir.
  3. Yas sürecindeki kişi kendini matemli olarak kabul ediyorken, Majör Depresif Bozukluğa sahip olan birey kendisini kusurlu, kötü ve zayıf bir benlik algısı ile algılamaktadır.
  4. Yas sürecindeki kişinin günlük hayat rutininin işlevselliği belli bir dönem bozulurken, Majör Depresif Bozuklukta kişinin işlevselliği daha ağır seyretmektedir.
  5. Disfori; yas sürecindeki kişinin kaybını hatırlatan şeyler ile tetiklenirken, Majör Depresif Bozuklukta disfori bağımsızdır.

Worden’ın Yas Görevleri Modeli’nde ise, belirli evrelerden oluşan bir model oluşturmak yerine bireyin yas sürecine uyum sağlayabilmesi adına yapılan temel görevleri tanımlamakta olan bir modeldir. Bu modelde, yas tutan birey süreç içerisinde aktif bir rol üstlenmiştir. Yas sürecinin dört temel görevi aşağıda tanımlanmaktadır:

  1. Kaybın gerçekliğini kabul etmek: Bireyin kaybı yaşadıktan sonraki süreçte kaybedilen kişinin öldüğü ve asla geri dönmeyeceği gerçeği ile tam anlamıyla yüzleşmesidir. Yas tutan birey, bilişsel olarak ölümün bir son olduğunu ve geri dönülemezliğini kavrayabilmektedir. Fakat duygusal anlamda tam olarak bireyin bu durumu kabullenmesi ve içselleştirmesi zaman alan bir süreç olmaktadır.
  2. Yas ile oluşan acı üzerinde çalışmak ve duyguları ifade etmek: Sevilen birinin kaybı ile oluşan bu acı, bireye hem fiziksel olarak hem de duygusal olarak geri dönmektedir. Bu acıyı kabul etmek ve yaşamak önemli bir görevdir. Yas sürecinde iken bireyin kayıp sonrası yaşadığı bu acıyı bastırması ya da engelleyen bir durum ile karşılaşması bu sürecin uzamasına neden olmaktadır. Sonuç olarak, bedensel belirtiler ya da anormal davranışlar kendini gösterir ve bireyin yaşam kalitesi bozulur.
  3. Ölen kişinin bulunmadığı bir çevreye uyum sağlamak: Kaybın üzerinden belirli bir zaman geçene kadar ölenin kendi yaşamlarındaki rollerinin tam olarak farkında değillerdir. Bu nedenle yas tutan birey ölenin kendi hayatında üstlenmekte olduğu rolleri de kaybetmektedir. Bu durumun sonucunda kendi benlik duygusunda yaşanılan bu değişikliğe de uyum sağlaması gerekmektedir. Birey bu süreçte hayatındaki bu değişiklikleri anlamlandırıp yaşamına yeniden bir amaç belirleyip ilerleme kaydeder ya da çözemediği bu durumun içinde kendini hapseder ve gelişmenin durduğu bir duraklama yaşar. Bireyin bu temel görevi nasıl başardığı yas sürecinin sonucu ile ilgili belirleyici olacaktır.
  4. Duygusal anlamda ölen kişi ile ilişkileri yeniden düzenlemek ve yaşama devam etmek: Yas tutan birey bu evrede ölene yönelik uygun bir anı düzenlemesi oluşturarak, gelecek yaşam planlarını ve etkinliklerini olumsuz bir şekilde örselenmesini engellemelidir. Ölene ait sahip olduğu anı ve düşüncelerini duygusal dünyasında uygun bir yere koyup geriye kalan yaşamında sürdürmesidir. Bu durum ölen kişiyle ilişkiyi sonlandırmaktan ziyade duyguları, düşünceleri, anıları sağlıklı bir forma kavuşturmadır. Bu aşama yasın tamamlanmasında en zorlanılan görevdir(Bildik, 2013 : 224-225).

Bowlby ise 1980 yılında bağlanma kuramından yola çıkarak yas süreci ile ilgili dört evreden oluşan bir model geliştirmiştir. Bu modele göre:

  1. İnanamama ve duygusuzlaşma: Ölüm sonrasında, ölüm gerçeğini kabul edememe ve bu durumu reddederek yoğun bir acı duygusu ile birlikte öfke patlamalarının ortaya çıktığı evredir.
  2. Arzu etme: Bireyin ölen kişi ile tekrar bir araya gelme isteğine çoğunlukla anksiyete semptomlarının eşlik ettiği bireyin aynı zamanda ise bu süreçte uykusuzluk, dikkat dağınıklığı ve zihinsel olarak birtakım zorluklar çektiği evredir.
  3. Çözülme: Suçluluk, isteksizlik, dikkat ve düşüncede dağınıklık, uyku ve yeme sorunları gibi depresif bozukluk bulguların en sık rastlandığı yıkım evresi.
  4. Yeniden düzenleme: Ölüm olayının ardından bireyin günlük yaşam rutinlerinden terkrardan zevk almaya başladığı evredir(Genlik, 2012 : 23).

Yas sürecini etkileyen faktörler nelerdir?

Worden (2001) yas sürecini etkileyen yedi temel faktör belirlemiştir. Bunlar;

  1. Ölen kişinin kimliği: Kayıp yaşayan bireyin yasa nasıl bir tepki geliştireceğini anlamlandırmak için ilk olarak ölen kişinin kim olduğuna dair bilgiye ihtiyaç vardır. Yas tutan birey ile ölen kişinin arasındaki akrabalık derecesi ve aralarındaki ilişkinin niteliği bireyin yas sürecini etkileyebilmektedir. Yaşlılık ve normal sebeplerden ölen bir büyükanne ile bir trafik kazası sonucu aniden ölen bir çocuğa yönelik yas tepkilerinde önemli derecede farklılıklar görülebilmektedir(Gizir, 2006 : 199).
  2. Ölen kişi ile ilişkinin doğası: Kayıp yaşayan bireyin yasa yönelik tepkisini anlamlandırabilmek adına ilk önce ölen kişi ile aralarındaki ilişkinin niteliğini bilmek gereklidir. Ölen kişi ile çatışmalı bir ilişkiye sahipse suçluluk duyguları yaşayabilir ve yas tutma sürecini sonlandıramayabilir. Ölen kişi kayıp yaşayan birey için bir güvenlik üssü olabilir ya da bağlanma kaynağı, narsistik kazanımlar sağlayan ya da ölen kişi benlik değerinin korunması için de gerekli ise yas tutan birey kendini çaresiz, yalnız, ve kolay incinebilir hissedebilir. Bu durum sonucunda birey kaçınma davranışı geliştirebilir. Ölen kişinin bulunmadığı bir yaşama yeniden uyum sağlamak konusunda sıkıntılar çekebilmektedir(Bildik, 2013 : 225).
  3. Ölüm biçimi: Ölümün ne şekilde olduğu bireylerin yas sürecini ve kayba yönelik uyumunu etkiler. Genel anlama bakarsak ölüm biçimleri, normal ölüm, kaza, intihar ve cinayet sonucu ölüm olmak üzere dört temel kategoriye ayrılmaktadır. Buna ek olarak kaybın travmatik bir biçimde ya da beklenmedik bir şekilde oluşu yas sürecini etkilemektedir(Gizir, 2006 : 2000).
  4. Geçmiş kayıpların varlığı: Kayıp yaşayan bireyin daha önce herhangi bir kayıp yaşayıp yaşamaması durumu eğer kayıplar oldu ise bunlara gösterdiği tepki ve önceki kayıplara yönelik yas sürecinin tam anlamıyla tamamlanıp tamamlanmadığı gibi etkenler yas sürecini ve kayba yönelik uyumu etkilemektedir. Bu durumda  bireyin geçmişinde herhangi bir psikolojik sorun yaşayıp yaşamadığının bilinmesi ve değerlendirilmesi çok önemlidir(Gizir, 2006 : 200).
  5. Kişilik özellikleri: Bireyin cinsiyeti, yaşı, zorluklarla baş etme biçimi ve kapasitesi, bağlanma biçimi, inanç ve değerleri bireyin kayba yönelik tepkilerinin anlamlandırılması adına çok önemlidir. Bu kişilik özellikleri nedeni ile birey yoğun bir şekilde duygusal sorunlarla baş etmekte zorlanıyorsa yas sürecini başarıyla tamamlayamaz ve patolojik yas tepkileri geliştirir(Bildik, 2013 : 225).
  6. Sosyal destek: Kayıp yaşayan bireyin, sosyal destek ağının olması ve bireyin aldığı, algıladığı desteğin derecesi yas sürecini etkilemektedir. Aile içinde kayıp konuşulmuyorsa ya da bireyin ölümü yok sayılıyorsa(örn. intihar), sosyal destek sistemi yeterli gelmez ve patolojik yas görülür(Bildik, 2013 : 225).
  7. Yas sürecinde oluşan sıkıntılar: Kayıptan sonra olan yaşam olayları, ani değişiklikler ve krizler yas sürecini önemli ölçüde etkilemektedir. Kayıp sonrası bireyin yaşamında engellenemez değişimler olacaktır. Yaşanabilecek ciddi ekonomik sıkıntılar gibi ciddi durumlar yani ikincil kayıplar ortaya çıkacaktır. Bireylerin ya da ailelerin zor durumları deneyimlemesine yol açabilmektedir(Gizir, 2006 : 2000).

Yas sürecini daha sağlıklı atlatabilmek için öneriler nelerdir?

Yas süreci aile içinde açık iletişim ve doğru bilgi ile sağlanırsa daha kolay geçmektedir. Bu durumun tersi bir durum aile üyeleri arasındaki ilişkiyi gerginleştirir ve öfke gibi olumsuz duyguları arttırır. Bu süreçte empati kurabilmek ve sabırlı olmak gereklidir. Yardımcı olabilecek öneriler aşağıda belirtilmiştir:

  1. Birey, kaybı tek başına yaşamayıp güven duyduğu birileriyle paylaşım yapmak ve yaşadıklarını anlatmak kişiye yardımcı olacaktır.
  2. Birey yas tepkileri ile baş edebilmesi ve yas sürecini daha kısa bir zamanda tamamlayabilmek adına fiziksel ihtiyaçlarına (uyku, yemek vb.) özen göstermelidir.
  3. Aileden bir kayıp verildiğinde her bir aile üyesi farklı yas tepkileri verecektir. Bireyler kaybettikleri kişi hakkında konuşmak, bu kişiyle ilgili anıları paylaşmak ailenin birbirlerini daha iyi anlamasına ve bu süreci daha sağlıklı bir şekilde tamamlanmasına katkı sağlayacaktır.
  4. Yas sürecinde kaybı olan bireyin kaybı hakkında sık sık konuşmasına ve kaybettiği kişiyi hatırlatan uyaranlarla (fotoğraf, özel eşyalar) temas etmesine izin verilmesi önem teşkil etmektedir.
  5. Birey yaşadığı yas tepkilerinin sağlıklı ve normal tepkiler olduğunu unutmamalıdır. Bu tepkileri sözel (konuşmak) ya da davranışsal (ağlamak, mezar ziyaretleri) ifade etmeye çalışmak bireyi rahatlatacak ve kontrolde olduğu duygusunun gelişmesine yardımcı olacaktır.
  6. Birey, kaybının cenaze törenine ve ardından mezarına gitmesi kişiyi ölüm gerçeğiyle yüzleştirecektir. Acıyı yaşamaya, ifade etmeye ve kaybıyla vedalaşabilmeyi sağlıklı bir şekilde sağlayacaktır.
  7. Yıldönümleri, doğum günleri, bayramlar gibi özel günlerde bireyin sevdiği ve güvende hissettiği yakınları ile birlikte olması bu zorluğu azaltacaktır.
  8. Birey kaybettiği kişiyi hatırlatan anlamlı günlerde o kişiyi hatırlatan aktiviteler o an için zor olsa da uzun dönemde bireye yas sürecinde kolaylaştırmak ve tamamlamak adına iyi gelecektir.
  9. Kişi normal olan yaşamla bağını korumak adına yavaş yavaş ve yapabildiği kadar okul, iş ve sosyal etkinliklerine geri dönmeye çalışmalıdır.
  10. Çok çalışmak, alkol ya da başka maddeler alarak bu süreç ile baş etmeye çalışmak yas sürecini zorlaştıracaktır. Birey acısı ile başa çıkamıyorsa ve günlük yaşamına adapte olmak konusunda sıkıntı çekiyorsa mutlaka profesyonel bir yardım almalıdır(Zara, 2011 : 81-82).

Hangi durumlarda profesyonel destek almak gerekli ve önemlidir?

  1. Acı veren duygular ile yaşamamak için sürekli geliştirilen meşguliyet
  2. Alkol kullanımında artış
  3. Kontrolsüz ilaç kullanımı
  4. Sürekli kayıp ve kaybı hatırlatan konuları konuşmaktan kaçınma
  5. Fiziksel şikayetlerde artış
  6. Kendine zarar vermeyi düşünme
  7. İki aydan fazla süren ruh halindeki dalgalanmalar ve kendini çevreden uzak tutma
  8. Bireyin sorumluluklarını ihmal etmesi
  9. Yoğun bir şekilde suçluluk duygusu hissetme
  10. Bir ya da bir yıldan fazla süren hayattan kendini çekme durumu

Özetleyecek olursak kayıp ardından gelen yas sağlıklı ve normaldir. Bu yas sürecinde bireyler birtakım fiziksel, duygusal, davranışsal ve bilişsel tepkiler geliştirirler. Bu kaybın onlarda yaşattıkları hisleri bu şekilde gösterebilirler. Uzmanlar tarafından yasın bir çok çeşidi belirtilmiştir. Bu yazıda ise normal yası ele alarak konuyu detaylandırmış olduk. Yas bir süreç ve bu süreçleri oluşturan evreleri sağlıklı bir şekilde aşmak adına kaybı yaşayan kişiye görevler düşmektedir. Aynı zamanda bireylerin bu dönem içerisinde aktif olması ve sosyal destek alması çok önemlidir. Eğer bu evreleri sağlıklı bir şekilde atlatamaz ve bu süreç uzar ise kişiye olumsuz olarak geri dönecektir. Birey yas sürecinde başa çıkmakta zorlanır ise ya da atlatamaz ise mutlaka bir uzmana başvurmalıdır.

Kaynakça

  1. Bildik, T. (2013). Ölüm, kayıp, yas ve patolojik yas. Ege tıp dergisi.
  2. Genlik, Ö. (2012). Yas süreci ve yas sürecindeki kişilerin depresyon ve anksiyete düzeylerinin incelenmesi. Yüksek lisans tezi, İstanbul.
  3. Gizir, C.A. (2006).  Bir kayıp sonrasında zorluklar yaşayan üniversite öğrencilerine yönelik bir yas danışmanlığı modeli. Mersin üniversitesi tıp fakültesi dergisi.
  4. Karaca, S. (2012). Gecikmiş veda: bir olgu sunumu. Psikiyatri hemşireliği dergisi.
  5. Zara, A. (2011). Kayıplar, yas tepkileri ve yas süreci. (73-88).

Nur Sinejan KOÇ


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.