Piaget'e Göre Ahlak Gelişimi

Çocuklar zamanla ahlaki kuralların neyi anlattığını anlamaya başlarlar. 11-12 yaşından itibaren kurallar kendi vicdanlarına göre şekillenmeye başlar. Ahlaki kuralları uygulamada esneklik gösterebilirler. Kuralları otorite tarafından alınan kararlar olarak değil de karşılıklı hoşgörünün bir ürünü olarak kabul ederler. Kuralların değiştirilebileceğine inanırlar.

Piaget'e Göre Ahlak Gelişimi
24 Kasım 2017 Cuma 14:10

PIAGET’E GÖRE AHLAK GELİŞİMİ

Ahlak Nedir?

Ahlak, insanların hayatlarını yaşamayı doğru-yanlış ve iyi-kötü hakkında kararlarını yöneten bir dizi ilke ve prensiplere göre seçmesini anlatır (2).

Ahlaki gelişim nedir?

Ahlaki gelişim, çocukların doğru ve yanlış arasındaki farkı nasıl anlatacağını öğrenmelerini ve karmaşık seçimlerle karşı karşıya kaldıklarında uygun kararlara varmak için bu bilgi birikimini kullanmalarını gerektirir. Ahlaki gelişim, alınan kararın uygulanması mümkün olmama ihtimaline rağmen çocukların bu doğru karara (sırf "doğru olanı" yapmak için) göre hareket etme gücüne ve bağımsızlığına sahip olmalarını gerektirir (1).

Kısaca; ahlaki gelişim, çocukların sosyal ve kültürel normlara, kurallara ve kanunlara dayalı olarak toplumdaki diğer insanlara karşı tutum ve davranışlarını geliştirmeleri sürecidir (4).

Ahlaki gelişim her ebeveyn için bir endişe kaynağıdır. Bir çocuğa doğruyla yanlış arasında ayrım yapmayı ve buna göre davranmayı öğretmek anne-babalar tarafından bir hedef olarak görülmektedir (4).

Ahlak gelişimi, insan uygarlığının başlangıcından beri dünyanın en seçkin psikologları, teologları ve kültür kuramcıları arasında tartışılan bir konudur. 1950'lerin sonuna kadar da bilimsel olarak incelenmemiştir (4).

Teorisyenler ahlaki gelişim hakkında ne diyor?

Turiel (Turiel’den aktaran Fleming, 2006), davranışçıların ve Freudcuların ahlaki gelişim anlayışında indirgemeci olduğunu belirtmiştir; çünkü her iki yaklaşım da ahlaki davranışları psikolojik dürtülerin denetimi altında görmektedir. Freudcu görüşte içselleştirilen bir vicdan ya da üst benlik (süper ego) davranışları kontrol ederken davranışçı anlayışta ise davranış alışkanlıklarının eylemleri kontrol ettiği düşünülmektedir. Buna karşılık, Bandura ve sosyal-bilişsel öğrenme teorisyenleri de bilişsel gelişimcilerden Piaget, Kohlberg ve Gilligan gibi, çocukları ahlak anlayışı da dahil olmak üzere kendi gelişimlerinde aktif temsilciler olarak görmüşlerdir. Bandura, çocukların ebeveynleri veya başkaları ile özdeşleşmeyi öğrendiği gözlemsel öğrenmeyi ve yetişkinlerin "iyi" ve "kötü" davranış modellemelerini vurgulamıştır. Freud, aynı zamanda çocukların yetişkinlerle özdeşleşmeyi öğrendiğini ancak bunu ebeveynlerin cezalandırmasından korktukları için yaptıklarını düşünmüştür. Dolayısıyla, Freud ve Bandura, farklı şekillerde, ahlaki gelişimde özdeşleşme süreçlerini vurgulamışlarıdır. Fakat Freud için ahlak, her zaman bireyin arzuları ("zevk ilkesi") ve toplumun talepleri arasında bir çatışma konusu olarak görülmüştür (5).

Piaget ve Kohlberg ise olayları daha farklı bir bakış açısıyla görmüşlerdir. Her ikisi de sosyal etkileşim yoluyla çocukların, başkalarının duygularına empati duygusu veya endişe duygusu geliştirdiklerini gözlemlemişlerdir. Çocuklar oldukça erken yaşlarda bile paylaşımın değerini kendiliğinden öğrenmektedirler ve olgunlaştıkça, sadece caydırıcı sonuçlardan kaçınmak için iyi davranmayı bırakıp durumları başkasının bakış açısıyla görmeyi öğrenerek merhamet etmeye başlamaktadırlar (5).

Skinner'ın bakış açısında tipik olduğu gibi, düşünmeye hiçbir görev atfedilmemiştir. Yine, Freud'un, bilinçli düşünce yerine bilinçsiz oidipal kaygıların ahlaki gelişimin temelini oluşturduğu inancı da tipiktir. Buna karşılık, Bandura, Piaget, Kohlberg ve Gilligan, ahlaki gelişimde bilişe (düşünce ve yargılamanın rolüne) güçlü bir vurgu yapmışlardır (5).

Piaget kimdir?

Jean Piaget ilk kez 1920'li yıllarda çocuk gelişim teorisini yayınlamıştır; ancak çalışmaları yirminci yüzyılın ortalarına kadar belirgin hale gelmemiştir. Piaget belki de en çok çocukların bilişsel gelişim teorisi ile bilinir, ancak aynı zamanda kendi teorisinin çocukların ahlaki gelişimi ile ilgili olabileceğini de önermiştir. Piaget, bilişsel gelişimin ahlaki gelişimle yakından ilişkili olduğunu kabul etmiş ve özellikle çocukların ahlak hakkındaki düşüncelerinin zaman içinde nasıl değiştiği ile ilgilenmiştir (3).

Piaget’in çalışma yöntemi

Jean Piaget, çocuklarda ahlaki akıl yürütme biçiminin nasıl geliştiğini araştırmıştır.  ‘Çocuklar toplumun kurallarını ve ahlakını, kurallar verilip bağlı kalmaya zorlanarak öğrenir ve içselleştirir’ fikrini reddetmiştir. Çocukların ahlaki davranışlarla ilgili kararlarını nasıl şekillendirdikleri üzerine yaptığı araştırmalar sayesinde, çocukların gruplar halinde başkalarıyla başa çıkmak zorunda bırakıldıklarında ahlakı en iyi şekilde öğrendiklerini fark etmiştir. Ahlaki gelişimin çocukların, neyin doğru ve neyin yanlış olduğuna dair toplumsal normlara uyması sayesinde ilerleyen bir süreç olduğunu ve bu sürecin pasif olmaktan ziyade aktif bir süreç olduğunu belirtmiştir (4).

Piaget ilk olarak oyun kurallarından habersizmiş gibi davranarak çocuklardan oyunun kurallarını açıklamalarını istemiştir. Bu şekilde bilmiyormuş gibi yaparak çocukların kuralları kendilerince nasıl anlamış olduklarını ve farklı yaş gruplarındaki çocukların kurallar ve oyunla ilgilenme durumlarını gözlemlemiştir (5).

Piaget'in ahlaki anlayışı incelemek için kullandığı ikinci bir teknik ise, bir çocuk veya bir yetişkin tarafından yapılan, yanlış davranış biçimini tanımlayan kısa öykü ve senaryoları ilişkilendirmek olmuştur. Daha sonra, çocuklara suçlulara iletilebilecek olası düzeltici önlemler sunmuş ve çocuklardan hangisinin adil olup, hangisinin olmadığını söylemelerini istemiştir. Örneğin; bir çocuk, kendisinden tekrar tekrar istenen bir işi yapmayı ihmal ederse, bu duruma uygun ceza veya düzeltme ne olur? Burada Piaget ceza stratejileri olarak kefaret (cezasını çekme) ve karşılıklılık arasında ayrım yapmaya çalışmıştır (5).

Piaget’in ahlak gelişimi kuramı

Piaget, çocukların ahlaki davranış hakkında nasıl düşündükleri konusunda iki temel fark bulmuştur. Çok küçük çocukların düşüncesi, eylemlerin onları nasıl etkilediği veya bir eylemin sonuçlarına dayanır. Örneğin, küçük çocuklar, yasak bir çerez kavanozuna ulaşmaya çalışırken, on tane bardağı kırmanın bir tane bardağı kırmaktan daha kötü olduğunu söyleyecektir. Ayrıca bu yaşlarda çocuklar, kuralların değişmezliğine de inanmaktadır. Örneğin, bir oyun için yeni kurallar oluşturamayacaklarını zannetmektedirler; genelde kuralların kendilerine söylendiği şekilde oyunlarına devam ederler. Bu durum bize küçük çocukların neden niyetlerden ziyade sonuçlarla ilgilendiğini açıklamaktadır (4).

Yaşça daha büyük çocuklar eylemlerin sonuçlarına değil, eylemlerin arkasındaki niyetlere bakmaktadır. Ayrıca, kuralları inceleyebilir, adil olup olmadıklarını belirleyebilir ve gereken durumlarda bu kuralları ve değişiklikleri uygularlar ve kurallardan etkilenen herkese adil davranılmasını sağlarlar. Piaget en iyi ahlaki öğrenmenin birlikte karar alma ve problem çözme süreçleriyle geliştiğini söylemiştir (4).

Piaget'in teorisine göre, 5 ila 10 yaş arası çocuklar (ahlaki gerçeklik evresi), diğerleri tarafından yönlendirilmiş bir ahlak perspektifiyle dünyayı görürler. Bu ahlaki anlayışta, otorite figürleri tarafından verilen kurallar (ebeveynler, öğretmenler ve hükümet liderleri gibi) mutlak ve kırılmaz görülür. Temel olarak çocuklar, otorite figürlerinin tanrısal güçlere sahip olduğunu kabul eder ve bu otorite figürleri sonsuza dek sürecek, değişmeyen ve takip edilmesi gereken kurallar yapabilir (1). Örneğin, 6 yaşındaki bir çocuk Piaget’e misket oyununun Nuh’un gemisinde icat edildiğini söylemiştir (6).

Bu kuralların niçin takip edilmesi gerektiğine ilişkin kurulan mantık ise genellikle kuralları çiğnemenin sonuçlarının değerlendirilmesine dayanmaktadır. Kuralları çiğnemenin olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali olduğundan çoğu çocuk kurallara, cezalandırılmayı önlemenin bir yolu olduğu için uyar (1). Örneğin, Piaget çocuklara, çürük bir kalası köprü olarak kullanmaya çalışırken akarsuya düşen bir çocuğun hikayesini anlatmıştır. Bunun üzerine, 8 yaşından küçük çocuklar, kahramanın, geçmişte yaptığı bir ‘’yaramazlık’’ yüzünden cezalandırıldığını söylemiştir (6).

Çocuklar, kendilerini başkalarının yerine koyma becerisi geliştirdikçe, ahlaka atfettikleri değerler daha özerk (kendilerine özgü) ve daha az kutupsaldır. Piaget, 10 ya da 11 yaşlarında başlayıp ergenlik çağına kadar devam eden çocukların (ahlaki görecelilik evresi) genel olarak ahlaki kuralları, gruba fayda sağlayacak şekilde hazırlanan ve toplumsal olarak üzerinde anlaşmaya varılan kurallar olarak görmeye başladıklarını ifade etmektedir. Bu referans çerçevesini kullanan çocuklar hala kuralları izlemenin önemli olduğunu düşünüyor ancak bu kurallar, herkesin hayatını iyileştirmek için kullanılan kurallar olarak görülüyor (1). Örneğin, bu yaşlardaki çocuklar, beysbol oynayan bir grup çocuğun, vurucuya üç değil dört vurma hakkı verilmesinin kararlaştırılabileceğini, bunun beysbol oyununun kendisini değiştirmeyeceğini ve yaptıkları değişikliğin bu oyunu oynayan diğer insanları bağlamayacağını anlarlar (6). Bu evrede çocuklar, kurallara uymaya yönelik seçimlerinde, kurallara uymadıklarında karşılaşacakları olumsuz sonuçların korkusundan çok daha fazlası üzerinde durulması gerektiğini biliyorlar. Çünkü onların vereceği kararların herkesi etkilediğini ve herkese fayda veya zarar verebileceğini düşünüyorlar (1).

Piaget'e göre, gençler 10 ve daha büyük yaşta iş birliği ahlakını geliştirirler. Gençlerde iş birliği ahlakı geliştikçe, işbirlikçi bir toplum oluşturabilmek amacıyla insanların, neyin kabul edilebilir olduğuna ve neyin uygun olmadığına karar vermek için birlikte çalışması gerektiğini fark ederler. Piaget, bu çağdaki gençlerin, ahlakın insanlar arasındaki sosyal anlaşmaları temsil ettiğini ve ortak yararı teşvik etmeyi amaçladıklarını anlamaya başladığına inanmaktadır. Ayrıca, insanların ahlaki bir duruma veya soruna yaklaşımlarında farklılıklar olabileceğini de bilirler. Aynı zamanda doğru ile yanlış arasındaki farkın mutlak olmadığını, aksine bağlam, motivasyon, yetenek ve niyet gibi değişkenleri hesaba katmaları gerektiğini anlamaya başlarlar. Piaget, bu yaştaki gençlerin ‘bir kararın ahlaki olup olmayışının yalnızca bu kararın sonucuna dayanmadığını’ anlamaya başladığına inanmaktaydı (3).

Orta gençlik döneminde gençler, adalet anlayışını ‘ideal karşılıklılığı’ da içerecek şekilde genişletirler. İdeal karşılıklılık, basit karşılıklılık anlayışının ötesinde bir adalet türü anlamına gelir ve karar verirken başka bir kişinin çıkarları göz önünde bulundurulur. En iyi tanıma göre, "başkalarına size davrandıkları gibi davranın" birçok kişi tarafından altın kural olarak bilinir; fakat ideal karşılıklılık anlayışına ulaşan gençler başka bir kişinin bakış açısına göre bir sorunu hayal ederler ve ahlaki bir karar vermeden önce kendilerini başka bir kişinin yerine koymaya çalışırlar. Bu kavram en iyi şu örnekle gösterilmektedir:

14 yaşındaki Maria, bir gün bir oturma odasının penceresinden dışarıya bakıyordu. Bu sırada ablası Ava’nın ailenin arabasını garajdan çıkardığını görüyordu. Gözlemciyken Maria, ablası Ava'yı sokağa çıkarken kazara posta kutusuna çarptığını gördü. Sonra Maria, Ava'nın arabadan inip arabadaki ve posta kutusundaki hasarı incelediğini gördü. Ancak Ava, ebeveynlerine söylemek için eve dönmek yerine oradan arabayla uzaklaştı.

Maria, daha küçük bir yaşta olsaydı anne-babasına Ava’nın kazasından bahsetmek için yerinden fırlamış olurdu; çünkü Ava’nın ailesine neler olduğunu anlatmadan gitmesinin yanlış olduğunu biliyordu. Eğer Maria ideal karşılıklılık anlayışı kazanırsa hemen koşup ailesine anlatmak yerine kendisini durduracak ve Ava için neler olabileceğini düşünecektir. Kendisini Ava’nın yerine koyup düşündüğünde belki kendisi de kazadan dolayı korkup utanç duyduğu için aynı şeyi yapmış olabilirdi. Dahası Ava kazayı kız kardeşinin ailesine söylemesi yerine kendisi söylemeyi de tercih edebilir. Bu nedenle Maria, Ava eve elene kadar bekleyip Ava ile konuşmayı tercih etmiştir. Bu süreçte Maria, Ava’yı işleri düzeltebilmek için erçeği ailesine söylemesi konusunda teşvik edecektir. Dolayısıyla ideal karşılıklılık Maria’nın sorunu ablasının bakış açısıyla incelemesini ve ahlaki bir karar vermesini sağlayacaktır (3).

Piaget'e göre, ideal karşılıklılık sağlandığında ahlaki gelişme tamamlanmaktadır. Bununla birlikte, pek çok gencin ahlaki karar verme sürecini erken yetişkinlikte hassaslaştırmaya ve geliştirmeye devam ettiğini de biliyoruz. Dolayısıyla, Piaget ahlaki gelişim konusundaki anlayışımıza öncülük etse de araştırması, teorisinin bazı bölümlerini doğrulayamadı. Örneğin, gençler sadece ahlaki kararlar için yetişkinlikte kriterlerini geliştirmeye devam etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu ölçütlere göre yeteneklerini de geliştirmeye devam ediyorlar. Diğer bir deyişle, ahlaki pusulaları seçimlerine yol göstermek ve davranışlarını yönlendirmek için kullanıyorlar. Piaget, ayrıca, çocukların başka bir kişinin ahlaki niyetini dikkate alabileceği yaşı olduğundan daha geç tahmin ediyor. Piaget, bu kabiliyetin geç çocukluğa veya erken ergenliğe kadar gelişmediğine inanmaktadır. Bununla birlikte, daha yeni araştırmalar, bu kabiliyetin bir zamanlar Piaget'in inanmış olduğundan daha erken geliştiğini gösteriyor. Daha küçük yaştaki çocuklar bir kararın ahlakını değerlendirirken başkalarının niyetlerinin önemini fark edebiliyorlar. Ancak bu çocuklar; insanların iyi niyetlerinin, yaptıkları seçimleri belirleyeceği konusunda deneyimsizdir. Bu zayıflıklara rağmen, Piaget'in katkıları çok önemlidir; çünkü 1950'lerde ahlaki gelişim teorisini yayınlayan Lawrence Kohlberg'in daha sonraki çalışmalarını büyük ölçüde etkilemiştir (3).

Ebeveyn Edişeleri: Ne zaman profesyonel yardım alınmalı?

Her çocuk bazen bencilce ve incitici davranabilir, yanlış davranışlarda bulunabilir. Ne zaman ki bu davranışlarda artış görülür, dürtü kontrolü sağlanamaz hale gelir ya da otoriteye meydan okuma can sıkıcı bir hal alırsa ebeveynlerin profesyonel yardım aramaları gerekebilir. Dürtü kontrolü yoksunluğu ve otoriteye meydan okumanın ciddi seviyelere ulaşmış olması tıbbi durumun ve psikolojik bir rahatsızlığın semptomları olabilir. İleri çocukluk ve ergenlikte de devam eden ben merkezci davranış, haksızlıkları kabul edememe ile birleşince aile danışmanlığı ya da bireysel danışmanlık gerektiren bir probleme dönüşebilir.

Hız yapma, içki içme, sigara içme, uyuşturucu kullanımı ya da cinsel ilişki gibi riskli davranışlar; akran baskısıyla, bir gruba uyum sağlama isteğiyle ilişkili olabilir ya da otoriteye karşı gelmenin bir yolu da olabilir. Bu davranışlar, birçok toplum tarafından ahlaki açıdan yanlış olarak görülüyor olsa da daha derin psikolojik sıkıntıların belirtileri de olabilir.

Diğer bir uç konu ise vicdan azabı hissetmeden, hiçbir pişmanlık duymadan bir şeyler yapan çok az çocuk vardır. Bu genellikle öfke patlamaları, yıkıcı davranışlar ya da evcil hayvan ve diğer çocuklara zulüm eylemlerinin işaretleri olarak görülür. Her olaydan sonra çocukta tekdüze duygulanım (duygusuzluk) görülür ya da yaptıkları eylemlerde yanlış bir şeyler olduğunu itiraf etmede başarısızlık gözlemlenmektedir. Bu çocukların derhal müdahale edilmeye ihtiyaçları vardır. Bu tarz davranışlar sosyopatik bozuklukların göstergesi olabilir (4).

Sonuç olarak;

Yukarıda bahsettiğimiz Piaget’in ahlak gelişim kuramına göre bahsedilen dönemler özetle şunlardır;

  • Çocukların algılayışına göre kuralları yapan birileri vardır ve bu kural koyucuları dokunulmaz ve kutsal, kuralları da değiştirilemez olarak görürler. Kurallara herkesin uyması gerektiğini düşünürler. Cezadan kaçmak için kurallara uyarlar. Eylemleri görünen sonuçlarına göre değerlendirirler. Bu evrede çocuklar ceza anlayışı olarak bir ‘kötülük yapıldıysa kötülüğü yapanın cezasını çekmesi gerektiğine’ inanır (kefaret adaleti).
  • Çocuklar zamanla ahlaki kuralların neyi anlattığını anlamaya başlarlar. 11-12 yaşından itibaren kurallar kendi vicdanlarına göre şekillenmeye başlar. Ahlaki kuralları uygulamada esneklik gösterebilirler. Kuralları otorite tarafından alınan kararlar olarak değil de karşılıklı hoşgörünün bir ürünü olarak kabul ederler. Kuralların değiştirilebileceğine inanırlar. Kendileri istediği için kurallara uyarlar. Eylemleri niyetlere göre değerlendirme eğilimindelerdir. Ceza anlayışı olarak ise bu dönemin başlarında ‘sana yapılan kötü bir durumda sen de karşılık vermelisin’ (misilleme adaleti) diye düşünürler. Daha sonraki aşamada ise yerine koyma (tazmin etme adaleti) oluşmaya başlar. Örneğin, oyuncağı kırdıysan ödemeli ya da kendi oyuncağını vermelisin ya da kırdığını onarmalısın.

KAYNAKÇA:

  1. Oswalt A., (2010, 9 Temmuz). Moral Development: Piaget’s Theory. 
  2.  Oswalt A., (2010, 17 Kasım). Adolescent Moral Development. 
  3. Oswalt A., (2010, 17 Kasım). Piaget’s Theory of Moral Development 
  4.  Fleming J.S., Piaget, Kohlberg, Gilligan, and Others on Moral Development. Copyright 2005, 2006
  5. Bee H., Boyd D. (2009). Çocuk Gelişim Psikolojisi, İsranbul: Kaknüs

Rabia MAVİŞ


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.