Genç Yetişkinlik Dönemi ve Özellikleri

Genç yetişkinlik son yıllarda ergenlikten yetişkinliğe geçiş olarak belirlenen 18-25 yaşları kapsayan dönem yetişkinliğe geçiş olarak adlandırılmaktadır. Bu gelişim döneminde birçok birey kariyer planlamalarını, kişiliğinin özelliklerini, rollerini ve tercih ettiği yaşam biçimini araştırmaktadır.

Genç Yetişkinlik Dönemi ve Özellikleri
12 Şubat 2018 Pazartesi 21:10

Genç Yetişkinlik Dönemi ve Özellikleri

Birey, dünyaya gözlerini açtığından itibaren hayatı boyunca birtakım gelişim dönemlerinden geçmektedir. Yaşamdaki değişimlere adapte olmakta ve bu değişimleri anlamaya çalışmaktadır. Bu değişimler anne karnında başlamakta ve ölümle birlikte son bulmaktadır.

Yaşam dönemlerimizdeki bu değişimler bireysel farklılıklar içermektedir ve davranışları, tutumları, rolleri yeniden yapılandırmakla ilgilidir(Aktu, 2016 : 162). Bu yaşam dönemleri içerisinde her döneme özgü çeşitli yaşamsal görevler bulunmaktadır. Bunlar gelişim görevleri olarak adlandırılmaktadır.

Gelişim görevi, bireyin içinde bulunduğu yaşam dönemi içerisinde yapması gereken birtakım görevleri, kazanması gereken özellikleri ve geliştirmesi gereken davranışları içerisinde bulundurmaktadır ve belirtmektedir(Bacanlı, 1998). Her dönemde olduğu gibi yetişkinlik döneminde başarılması gereken gelişim görevleri bulunmaktadır. Literatürde gelişim görevlerini açıklamaya çalışan ve bu konuyla ilgili kuramları olan çeşitli kuramcılar vardır. Havinghurst, Bühler, Jung, Erikson, Vaillant, Gould, Arnett ve Levinson yetişkinlik dönemini açıklamaya çalışan ve bu yıllara önem veren kuramcılardandır.

Ergenlikten Yetişkinliğe Geçiş

Birçok birey için yetişkin olmak oldukça uzun bir süreçtir. Son yıllarda ergenlikten yetişkinliğe geçiş olarak belirlenen 18-25 yaşları kapsayan dönem yetişkinliğe geçiş olarak adlandırılmaktadır. Bu gelişim döneminde birçok birey kariyer planlamalarını, kişiliğinin özelliklerini, rollerini ve tercih ettiği yaşam biçimini araştırmaktadır.

Temel özellikler: Jeffrey Arnett(2006) genç yetişkinlik için beş temel özellik sıralamıştır:

  1. Aşk ve iş konularında kimlik arayışı: Bireyde bu dönem içerisinde kimlik örüntüsünde temel değişimler meydana gelmektedir.
  2. Kararsızlık: Bireyin çeşitli konularda değişimlerinin zirveye ulaştığı dönem, genç yetişkinlik dönemidir. Bu yaşam döneminde aşk, kariyer ve eğitim durumlarında sık sık kararsızlıklar gözlemlenmektedir.
  3. Öze-dönüklük: Arnett’e(2006) göre, yetişkinliğe geçiş sürecinde bireyler, sosyal sorumluluklarını oldukça az dikkate almakta, başkalarına karşı olan sorumluklarını ve görevlerini göz ardı edebilmekte, yaşamlarına şekil ve düzen verirken oldukça bağımsız hareket etmektedir.
  4. Kararsız duygular: Genç yetişkinlik döneminde kişiler kendilerini ne ergen ne de tam olarak birer yetişkin olarak hissetmektedir.
  5. Bireylerin yaşamlarını değiştirme fırsatını yakalayabildikleri olasılıklar dönemi: Arnett(2006) genç yetişkinlik döneminde iki şekil olasılığın mevcut olduğunu belirtmektedir:

  1. Birçok genç yetişkin gelecekleri hakkında olumlu düşünmektedir.
  2. Bir önceki döneminde zorlanan genç yetişkinler içinde bulundukları dönemde yaşamlarını olumlu yönde geliştirebilecekleri olanaklar yakalamaktadır(Santrock, 2016: 416).

Ann Masten ve arkadaşlarının 2006 yılında yaptığı boylamsal bir çalışmada genç yetişkinlik döneminde yaşanılan sıkıntı ve zorluklardan sonra daha fazla donanım, deneyim ve beceri kazanan bu dönemde kendini geliştiren bireylerin, bu dönemi yeterli düzeyde geliştirmeyen ve kazanım elde etmeyen bireylere göre daha zeki daha etkili birer ebeveyn olduklarını;  yoksulluk ve dar gelir gibi birtakım sıkıntıları daha az yaşadıklarını belirtmektedir. Aynı çalışmada genç yetişkinlik döneminde halen problemler yaşayan ve yaşamlarını yirmilerin sonlarında, otuzların başlarında bir düzen vermeyi başaran yetişkinler üzerinde de incelemeler yapmıştır. Yetişkinliğe geçiş esnasında geç de olsa başarılı olan bu bireylerin ortak özellikleri yetişkinler tarafından desteklenmek, planlı olmak ve bağımsızlık olarak belirlenmiştir(Santrock, 2016 : 417).

Yetişkinliğin belirleyicileri: ABD’de yetişkinliğin en yaygın şekilde kabul edilen belirleyicisi; bireyin okulunu bitirdikten sonra sürekli ve tam zamanlı olarak bir işe başlaması olarak kabul edilmektedir. Bir diğer belirleyici ise ekonomik özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazanmak olarak kabul edilmektedir. Bir başka çalışmada ise birçok birey sorumluluk alabilmeyi yetişkinliğin önemli bir belirleyicisi olarak kabul etmektedir. Birçok birey, kişilerin yaptıklarının sorumluluğunu alması ve duygusal kontrol geliştirebilmeyi yetişkinliğin önemli boyutları olarak kabul etmektedir(Santrock, 2016 : 417).

Gelişmiş toplumlarda birçok birey için lise eğitiminden yüksek öğretime geçiş yetişkinliğe geçiş sürecinin önemli bir boyutudur.

Fiziksel Gelişimi

Birey fiziksel performansının doruk noktasına 30 yaşına gelmeden 19-26 yaşları arasında ulaşması ile birlikte aynı zamanda düşmeye başladığı dönemi bu dönem içerisinde yaşadığı da bilinmektedir. Otuz yaş civarında bireyin kaslarında birtakım zayıflamalar görülmeye başlamaktadır. Bu yaş civarında en çok şikayetler fiziksel becerilerde zayıflamalar olmaktadır.

Sağlık

Genç yetişkinlik döneminde ölüm oranı ergenlik döneminin iki katıdır. Bu genç yetişkinlik döneminde ölüm oranındaki artış erkek ölümlerinden kaynaklanmaktadır. Bu ölümlerin nedeni yüksek oranda kazara yaralanmadır. Yüksek ölüm oranı görülmesi ile birlikte bu dönemde çok az sayıda kronik sağlık sorunları görülmektedir.

Boylamsal bir çalışmada ergenlik döneminde ortaya çıkan kötü sağlık alışkanlıklarının çoğunun genç yetişkinlikte artışa geçtiği belirlenmiştir. Bu dönemde karşılaşılan belli başlı sorunlar,

  1. Kötü beslenme
  2. Obezite
  3. Madde bağımlılığı
  4. Hareketsizlik
  5. Üreme sağlığı

Konularında yaşanmaktadır(Santrock, 2016 : 420). Örneğin, 12-18 arası yaş grubundaki gençlerin sadece %5’i haftada hiç egzersiz yapmadıklarını belirtirken bu oran 19-26 yaş arasında %56’ya çıkmaktadır.

21 ülkede 17-30 yaş arası 17.000 bireyle gerçekleştirilen bir diğer çalışmada ise, bireylerin sağlık tutumları ve yaşam doyumları arasındaki ilişki incelenmiştir.

  1. Sigara tüketmemek
  2. Düzenli egzersiz
  3. Meyve tüketimi
  4. Güneş koruyucusu kullanımı

ile olumlu biçimde ilişkili olduğu belirtilmiştir

  1. Alkol
  2. Bitkisel lif tüketimi

ile ilişkili olmadığı belirlenmiştir(Santrock, 2016 : 420).

Genç yetişkinlik döneminde obezite bireylerin karşılaştığı ve kaygılanmasına yol açan bir diğer konudur.

Obezite sorununda hangi faktörler yer almaktadır?

  1. Genetik
  2. Leptin(bir çeşit obezite karşıtı hormondur)
  3. Sabitlenme noktası
  4. Çevresel faktörler

Genç Yetişkinlikte Cinsel Etkinlik

Genç yetişkinlik dönemi birçok bireyin cinsel yönden aktif ve bekar oldukları bir zaman dilimine rastlamaktadır. Genç yetişkinlik dönemindeki heteroseksüel ilişkiler aşağıdaki örüntüleri sergilemektedir:

  1. Erkekler tesadüfi yolla partnerlerini bulurken, kızlar partnerlerini seçmekte daha titiz davranırlar.
  2. Genç yetişkinler yirmili yaşların sonları otuzlu yaşların başlarındaki yetişkinlere oranla bir ya da daha fazla kişiyle ilişki içinde olabilmektedirler.
  3. Yetişkinlere oranla genç yetişkinler daha fazla insanla birlikte olmasına rağmen daha az sıklıkla ilişki kurmaktadırlar.
  4. Tesadüfi ilişki genç yetişkinlikte, yetişkinliğe göre daha yaygın biçimde görülmektedir(Santrock, 2016 : 425).

Bilişsel Gelişim

Piaget’ye göre ergenler ve yetişkinler niteliksel olarak benzer düşünce yapılarına sahiptir. Piaget, genç yetişkinlerin ergenlere göre düşünme süreçlerinde nicelik bakımından daha ileri seviyede ve daha çok bilgiye sahip olduklarını belirtmiştir. Ayrıca bu dönemde yetişkinlerin belirli alanlara yönelik daha çok bilgiye sahip olduğunu belirtmiştir ve bilgilerinin artışı söz konusudur. Piaget’ye göre soyut işlemler dönemi, bilişsel gelişimin son aşaması olarak ergenlerde olduğu gibi yetişkinlerinde bilişsel düzeylerini yansıtmaktadır(Santrock, 2016 : 432).

Genç yetişkinlik dönemindeki bireyler, iş yaşamlarında başarılı olabilmek için bilgi edinme yerine bildiklerini uygulama yolunu tercih etmektedirler. Ayrıca genç yetişkinlerin eğitim düzeylerinin bilişsel potansiyelini nasıl ve ne kadar kullanacakları hususunda son derece etkili olduğu öne sürülmektedir.

Yetişkinlerin formel işlemler sonrası düşünme yapısı; sorunların çözümü sürecinde duygusal ve öznel faktörlerin düşünceleri etkilemesi ile birlikte; bu sürecin ve durumun gerçekçi bir şekilde ele alınmasının gerekliliğine dayanmaktadır(Santrock, 2016 : 433).

Genç yetişkinlik, yaratıcılık için önemli bir dönemdir. Yaratıcılığa dair çalışmalarda en yaratıcı ürünlerin otuzlu yaşlarda üretildiği ve en önemli yaratıcı katkıların %80’inin 50’li yaşlarda tamamlandığı tespit edilmiştir.

Yakın tarihlerde gerçekleştirilmiş bir araştırmada, yaratıcılığın yetişkinlikte doruk noktasına ulaştığını ve sonrasında ise düşmeye başladığı tespit edilmiştir. Bu doruk noktasının ise kırklı yaşlarda ortaya çıktığı  tespit edilmiştir(Santrock, 2016 : 434).

Genç Yetişkinlik Döneminde Sosyo-duygusal Gelişim

Son yıllarda yapılan araştırmalarda bireylerin yaşamları boyunca ilk yirmi yılının yetişkinlikteki sosyo-duygusal yaşamını öngörmede önemli olduğu ortaya konmuştur. Genç yetişkinlerin verdikleri karar ve yaptıkları seçimlerde yaşamlarının 10-20 yaşlar arasındaki kişiliklerinin birer yansıması şeklinde ortaya konmaktadır(Santrock, 2016 : 446).

Birtakım araştırmalar çocukluk dönemindeki mizaç özellikleri ile yetişkinlik kişilik örüntüleri  arasında ilişki olduğunu belirtmektedir. Örneğin:

  1. Kolay ve zor mizaç: Boylamsal bir çalışmada 3-5 yaşları arasında kolay mizaç özellikleri gösteren çocukların genç yetişkinlikte daha başarılı bir şekilde uyum gösterdikleri gözlemlenmiştir. Zor mizaca sahip çocukların ise genç yetişkinlik döneminde başarılı bir şekilde uyum sağlayamadıkları tespit edilmiştir. Aynı zamanda yapılan bu konu ile ilgili başka bir araştırma çocukluk döneminde zor mizaç sergileyen erkek çocuklar yetişkinliklerinde formal eğitime daha az devam ettikleri ve zor mizaçlı kız çocukların ise yetişkinlikte evliliğe dair daha fazla çatışma yaşadıklarını ortaya koymuştur.
  2. Engelleme: Çocukluk döneminde engelleyici mizaca sahip çocuklar yetişkinliklerinde diğer bireylere göre  daha az atılgan olmakla birlikte daha az sosyal destek edinmekte ve sürekli bir işe girmeyi ret etmekte oldukları belirtilmiştir.
  3. Duyguların kontrolü: Boylamsal bir çalışmada 3 yaş civarında duygu kontrolünde başarılı ve strese karşı daha dayanıklılık sergileyen çocukların yetişkinlikte de duygularla baş etmede başarılı oldukları belirlenmiştir(Santrock, 2016 : 446-447).

Özetlersek yapılan bu çalışmalar çocukluk döneminde görülen mizaç özellikleri ile genç yetişkinlik dönemine uyum süreci arasında bir ilişki olduğu ve devamlılığı sağladığı ortaya konmaktadır. Aradaki bu ilişkinin geçerliliğin olması için daha çok çalışmanın yapılması gerekmektedir.

Bağlanmada aynı şekilde mizaçta olduğu gibi bebeklik döneminde ortaya çıkmaktadır ve sosyoduygusal gelişim alanında önemli bir etkiye sahip olmaktadır.

Bu konu ile ilgili olarak yapılan boylamsal bir çalışmada bir yaş civarında güvenli bağlanmaya sahip bebeklerin 20 yıl sonra yetişkinlikte romantik ilişkilerde de güvenli bağlanma yaşadıkları ortaya konmuştur. Fakat bir başka boylamsal çalışmada ise erken dönem bağlanma ve ileriki dönem bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin ebeveyn ölümü veya bakıcıların tutarsızlığı gibi stresli, negatif deneyim ve yaşantılar sonucu zayıfladığı ortaya konmuştur.

  1. Güvenli bağlanma stili: Güvenli bağlanma stiline sahip bireyler ilişkilerine dair daha olumlu görüşleri olan ve diğer kişilerle yakınlaşmak konusunda sıkıntı çekmeyen bu durumu kolay bulan romantik ilişki ile aşırı derecede ilgilenmeyen bu nedenle de aşırı stres altına girmeyen yetişkinleri tanımlayan bir bağlanma stilidir. Bu yetişkinler sadakate önem verir ve tek gecelik ilişkileri daha az yaşamaktadırlar.
  2. Kaçınmacı bağlanma stili: Kaçınmacı bağlanma stiline sahip bireyler romantik ilişkilere girmekte isteksizdirler, kararsızdırlar ya da kendilerini partnerlerinden uzaklaştırmaya çalışırlar.
  3. Kaygılı bağlanma stili: Kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler yakınlık kurmak isterler. Az güvenirler ve daha fazla kıskanç daha fazla duygusallardır.

Yetişkinlerin çoğu kendilerinin güvenli bağlanma stiline sahip olduklarını  ve güvenli bağlanma stiline sahip partnerleri tercih ettiklerini belirtmişlerdir(Santrock, 2016 : 448-449).

Güvenli bağlanmaya sahip bireyler ilişkilerinde daha pozitif daha fazla doyuma sahip ve ilişkilerinde daha uzun ömürlüdürler. Güvensiz bağlanma stili çiftlerin ilişkilerinde sorunları arttırmaktadır.

Çekicilik, Aşk ve Yakın İlişkiler

Genel olarak arkadaşların ve sevgilinin bireye benzeme olasılığı oldukça yüksektir. Arkadaşlar ve sevgililer benzer tutumlar, değerler, yaşam stilleri ve fiziksel çekiciliğe sahip olmaktadır. Bazı bireyler ise tam özelliği çekici bulabilmektedir. Benzerlik gösteren insanların birbirlerine çekici gelme nedeni kendi kendini doğrulama durumudur. Başka biri bireyle aynı özellikleri(tutum, değerler ve yaşam stili) gösterdiğinde kişi kendini doğrulamış olur.

Benzerlik durumu fiziksel düzeyde de geçerlidir. Araştırmalar denklik ipotezini geçerli kılmaktadır. Denklik hipotezi, soyut olarak kendimizden daha çekici kişileri tercih etmemize rağmen gerçek yaşamda kendi çekicilik düzeyimize yakın birini seçtiğimizi belirtmektedir(Santrock, 2016 : 451).

Aşkın Türleri

Bireyler birini çekici bulduklarında ilişkinin daha da derinleşmesine yol açabilirler. Aşk çok çeşitli ve karmaşık alanları da kapsayan bir insan davranışıdır. Aşk içinde oldukça geniş birtakım örüntüleri de içermektedir; arkadaşlık, romantik aşk, samimi aşk gibi. Belirtilen bu aşk türlerinin çoğunluğunda tekrar eden yakınlık yani samimiyet duygusudur. Kendini açma ve özel düşüncelerini karşıdaki bireyle paylaşma temelinde samimiyet duygusuna dayanmaktadır.

Erikson’un dönemleri: Yakınlığa karşı yalıtılmışlık

Erikson’a göre genç yetişkinlik döneminde, tutarlı ve başarılı bir kimlik arayışının sonucunda altıncı gelişim aşamasına; yakınlığa karşı yalıtılmış dönemine geçilmektedir. Erikson yakınlığı, bireyin kendisini bir başkasında kaybederek kendini bulma süreci şeklinde tanımlanmakta ve birine adanma gerekliliğini kapsamaktadır. Erikson’a göre genç yetişkinlik döneminde birey eğer yakın ilişkiler geliştiremez ise yalıtılmışlık duygusu yaşamaktadır(Santrock, 2016 : 452).

Genç yetişkinlik döneminde kazanılması gereken bir başka konu ise bireylerin ne ölçüde bağımsızlık geliştirdikleridir. Bağımsızlık olgusu yakınlık, bağlanma ve özgürlük gibi olgularla ilişkili ve aradaki denge çok önemlidir. Kişi bu olguları sağlıklı bir şekilde sadece genç yetişkinlik dönemine özgü görevler olarak değil yaşamının her döneminde gerçekleştirmelidir.

Bireyler için arkadaşlık, hayatları boyunca önemli bir rol oynamaktadır. Kadın ve erkeklerin büyük bir çoğunluğu iyi arkadaşlara sahiptir ve genel olarak en iyi arkadaşlarını hem cinslerinden seçmektedirler.

Sternberg’in Aşk Üçgeni

1980’lerin sonlarına doğru geliştirilen bu kuram aşktaki üçgen yapılanmayı ele almaktadır. Bu kurama göre aşkın içerisinde yakınlık, bağlanma ve tutku olmak üzere üç öğe bulunmaktadır. Bu üçe öğe birtakım etkiler tarafından, ilişki açısından değişik farklılıklar gösterebilir. Sternberg ayrıca bu kuramın bir kişinin niçin belli bir kişiye aşık olacağını ya da belirli bir kişiyle bir aşk ilişkisi sürdürebileceğini ama bunun başkasıyla mümkün olamayacağını açıklamadığını belirtmektedir. Sternberg bu durumdan yola çıkarak 1990’ların ortasında aşkı öykü olarak gören kuramını şekillendirmeye başlamıştır. Bu görüşe göre: bizimle aynı ya da benzer öykülere sahip ve bu öykülerdeki rolleri bizimkini tamamlayan kişilere aşık olma eğilimi gösteririz. Bu öykülerin isimleri şu şekildedir: asimetrik öyküler, nesne öyküleri, eşgüdüm öyküleri, anlatımcı öyküler ve tür öyküleridir(Siyez, 2017 : 76-77).

Sternberg’in aşk türleri ise şu şekildedir: delicesine aşk, şefkat içeren aşk, ahmak aşk, mükemmel aşktır. Bu kurama göre temel olan üç öğe önceden de belirttiğimiz gibi yakınlık, tutku ve bağlanmadır. Bu temel öğelerin var olması, olmaması ya da düşük olması durumunda aşkın türü değişmektedir. Sternberg’in kuramında boyutların üçünün de var olduğu durumda mükemmel aşk ortaya çıkmaktadır(Santrock, 2016 : 454).

Genç yetişkinlik döneminin en önemli görevlerinden biri de bireyin kendisine uygun bir partner bulmasıdır. Birey için önemli konulardan bir tanesi de evliliktir. Araştırmalara göre mutlu bir evliliğe sahip bireyler boşanmış ya da mutsuz bir evlilik yaşayan bireylere oranla daha uzun yaşamaktadır. Mutsuz bir evlilik bireyin ömründen ortalama 4 yıl azaltmaktadır. Bu  durumdan dolayı partner seçimi ve evlilik bu dönem için oldukça önemli bir konudur.

Özetleyecek olursak genç yetişkinlik döneminde bireyler dönemine özgü çeşitli gelişim görevleri gerçekleştirmektedirler. Bireyin bu görevleri gerçekleştirip başarılı olması halinde kişi kendini sağlıklı ve mutlu hissedecektir. Yaşam doyumu artacak ve bir sonraki gelişim dönemine sağlıklı bir şekilde başlayacaktır. Ergenlik döneminden çıkıp bireyin yetişkinliğe adım attığı bu genç yetişkinlik dönemi bireyin diğer yetişkinlik dönemleri ve yaşlılık dönemi için anahtar bir role sahiptir.

Kaynakça

1)Aktu, Y. (2016). Levinson’un kuramında ilk yetişkinlik döneminin yapısı. Psikiyatride güncel yaklaşımlar. 8 (2): 162-177

2) Bacanlı, H. (1998). Eğitim psikolojisi. Ankara

3) Santrock, J. (2016).  Yaşam boyu gelişim gelişim psikolojisi (13). Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık

4)Siyez, D.  (2017). Kişilerarası ilişkiler ve etkili iletişim (10): 62-92 Pegem Akademi Yayınları

Nur Sinejan Koç


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Betül - 8 ay önce
Derste isledigimiz birebir konular diyebilirim.Kullandığımız kitaplar tamamen aynı