Biyolojik Saat ve Günlük Ritimler

biyolojik saat nedir? uyku düzeni nedir? Biyolojik saat günlük işlerin belirli çevresel etkenler ve iç dinamikler nedeniyle gerçekleşmesi gereken zamandır.

Biyolojik Saat ve Günlük Ritimler
02 Ekim 2017 Pazartesi 20:54

Biyolojik Saat ve Günlük Ritimler

Canlıların tüm etkinlikleri doğanın belirli düzeni olması gibi bir süreç içinde ilerler. Bu etkinliklerin görece düzenli gerçekleşmesinin sebebi “biyolojik saattir”.

Biyolojik saat günlük işlerin belirli çevresel etkenler ve iç dinamikler nedeniyle gerçekleşmesi gereken zamandır. Mevsimler, aydınlık, karanlık, gelgit döngüleri, ekinokslar gibi pek çok neden biyolojik saati etkilemektedir.

Biyolojik saati içeren kavramlardan biri de Sirkadiyen ritimdir. Sirkadiyen ritim 24 saatlik bir günü temsil eder. Latince circa ve di kelimelerinden oluşur ve yaklaşık bir gün anlamına gelir (Erdoğan,2014). Tüm canlılarda var olan bu sirkadiyen ritim yani günlük düzenin bozulması halinde pek çok sağlık sorununa da davet çıkartır. Örneğin günlük uyku düzeninin bozuk olması kronik yorgunluk, halüsinasyon gibi pek çok zihinsel ve fiziksel hastalığa sebep olur.

Biyolojik saatin düzeninin sağlıklı olduğu durumlarda yüksek eforlu zihinsel aktivitelerden organizmanın hayatta kalmasın sağlamak amacıyla ortaya çıkmış temel aktivitelere tüm etkinlikler olması gerektiği gibi en üst seviyede ortaya çıkar. Uyku düzeni bozuk ya da tam aydınlık-karanlık döngüsünü oturtamamış, vücut ısısı uygun ayarlanmamış olan canlılar tehlikelere karşı daha açık, daha bitkin durumda olurlar. Bu da organizmanın kalımını sağlamaya yardımcı olmayacaktır.

Biyolojik saat pek çok durumda bozulabilir örneğin vardiyalı çalışma, yoğun çalışma nedeniyle alınan az uyku, tüketilen az gıda, uzun süreli seyahat (jet lag) gibi durumlar biyolojik saatte ciddi değişikliklere sebep olabilmektedir. Günlük hayatta bile bunu gözlemleyebiliriz az uyku örneğinde olduğu gibi bireyin ruh halinde dalgalanmalar olabilmektedir hatta bu bireylerin kilolarında bir anda artış veya azalma görülebilir. Bir gün içerisinde gerçekleşen döngüsel etkinlikler ultradiyen, bir günden uzun süren döngüsel etkinlikler infradiyen olarak adlandırılır. Bu döngüsel etkinlikler aydınlık, ısı gibi pek çok etmenden etkilenir (Erdoğan, 2014).

Beyinde biyolojik saati düzenleyen bölge hipotalamustur. Hipotalamus acıkma, susama, vücut ısısı (homeostasis), kalp atışı, zevk, acı, üreme gibi pek çok işlevi ve duyguyu düzenleyen bölgedir. Hormon salımını ve otonom sinir sistemini kontrol eder (Plotnik, 2009). Orta beyinde (temporal lob) bulunur ve omurgalı tüm canlıların beyinlerinin merkezi beynin ilk, en ilkel aynı zamanda en korunaklı limbik sistemin en önemli kısmıdır.

Aydınlık ve karanlık döngüsünün ne kadar önemli oluğundan bahsetmiştik, bunun nedeni bazı hormonların yalnızca gece veya gündüz ya da uyku sırasında salınımının yapılması, beynimizin de dâhil olduğu tüm organ sistemlerinin dinlenmek ve işlevlerini doğru yerine getirilebilmek için bir yenilenme sürecine ihtiyaç duymasıdır (Erdoğan, 2014). Canlıların pek çoğunda bu aydınlık-karanlık döngüsüne uyumlu sistem otomatik olarak vardır ve tazelenme için bir süre tanınmalıdır. Biyolojik saat burada da devreye girer ve minimum enerji ile maksimum yenilenme sağlamak için bir çaba gösterir. Bu çaba hipotalamus tarafından desteklenir. Bu da aydınlık- karanlık döngüsünün oluşmasını sağlar. Aydınlık karanlık döngüsüne zeitgebers denmektedir.

Düzenli uyuyan vücuttaki organlar işlevlerini daha iyi yerine getirir. Uyku düzeni; yeme bağışıklık gibi pek çok etkinliği de düzenler ve buradan bakılarak uyku düzeninin yeme bozuklukları, uyku bozuklukları, panik atak, anksiyete, uyum bozuklukları gibi birçok psikolojik kökenli rahatsızlığı da peşi sıra ortaya çıkarttığını tahmin edebiliriz.

Peki, vücudumuzda bulunan bu akıllı saat neyi ne zaman yapmaya uygundur. Hangi aktivite ne zaman yapılırsa maksimum verim minimum efor ile sağlanır? Bunun için kısa bir araştırma yaptım. Saat saat olmamakla birlikte aktivitelerin günlük zamanlarını tahmin edilebilir, düzenlenebilir bir biçimde belirtebilirim.

Günü normal şartlarda günlük aktivitelerimize yetişecek şekilde planlarsak 6 gibi başlatırız. Araştırdığım kaynak da vücudun uyanma saatini altıya kurmuş durumda. Sabahın ilk aydınlığı ile vücut yavaş yavaş ayılmaya başlar. Organizma uyarılır ve uyku hali geçmeye başlar. Kortizon hormonunun salımı sabahın ilk saatlerinde başlar. Günlük etkinliklere gerekli enerjiyi sağlamak için salınımlar başlamaktadır. Bu nedenle güne kahvaltı ile başlamak önemlidir. Özellikle protein bu saatte tüketilmeye başlar bu da süt, yumurta, peynir gibi gıdaları içeren bir kahvaltının faydalı olduğunu gösterir. Ayrıca kalbe aşırı yorgunluk sağlayacak etkinliklerden kaçınılmalıdır. Damarlar henüz günlük çalışma için yeterli bir durumda değildir.

İlk üç saatlik periyotta vücut kendini toparlamaktadır ve artık uyanıktır. Hormonal bezler üst düzeyde çalışır. Kalp artık en yoğun çalışacağı saattedir. Bu saat diliminde yapılacak en kötü aktivite ise sigara tüketimidir çünkü damarlar daha çok daralmaya müsaittir. Kalp damar ile ilgili işlemlerin hepsine en uygun saat dilimidir. Ayrıca hormonal bezlerin salgıladıkları üreme hormonalar en üst düzeyde çalışmaktadır.

İkinci üç saatlik periyod ise tanıdık bir durumu ortaya koyar. Bellek en iyi düzeyde, vücut en yüksek ısıda tüm vücut dinç ve olabileceği en iyi sağlık seviyesindedir. Yani sınavlar bu yüzden 10.00’da başlatılır. Spora en uygun zaman dilimi bu dilimdir. Matematik derslerinin eken saatte olması işle daha çok verim elde edildiğini düşündüğü için kötü muamele görenler, gerçekten bu ders ve hesap gerektiren aktif katılımlı dersler için en uygun zaman bu ikinci üç saatlik periyottaki zamandır. Bu nedenle eğitimde de kullanılır.

İkinci üç saatlik periyottan sonra vücut bir düşüş kazanır ve dinlenme zamanı gelmeye başlar. Mide asidi bu saatler içinde hızlı salgılanır. Üçüncü üç saatlik periyod yorgunluk, bitkinlik ile başlar. Hormon salınımları düşer, organların işlevleri minimum düzeye iner. Ayrıca acı düzeyi de hipotalamusun kontrolü ile minimum düzeye inmektedir.

Dördüncü üç saatlik dilimde artık enerji geri gelmeye başlar. Yine bellek aktif bir biçimde çalışır. Karbonhidratların yakımı tamamlanmış, enerjiye dönüştürülmüştür. Kasların gücü geri gelmiştir. Spora uygun saat dilimidir. Ayrıca bu saat dilimi 15.00-18.00 arasında bulunduğundan yemek için en uygun saattir. Tüm organlar maksimum seviyesine dönmeye başlamıştır. Karaciğer alkole en dayanaklık olduğu saattedir. Hormonlar yeniden maksimum güç ile çalışılmaya başlamıştır.

Beşinci üç saatlik periyotta organların işlevi yine düşer ve mide sindirim görevin artık son verir. Yani bu periyottan sonra hiçbir şey sindirilmez.

Altıncı periyodda artık uykuya geçiş gevşeme gibi etkinlikler artarken vücut ısısı, tansiyon düşüş gösterir.

Artık sabah erken saatlerde işe veya okula gidenler uyuduysa kalan periyodları özetleyebiliriz. Yedinci periyodda artık beyin yorgundur. Verimlilik düşer, dikkat ve refleksler zayıfar, görme yetisi minimum düzeye düşer. İş, ev, trafik kazaları gibi durumlar artar.

Sekizinci periyodun başında melatonin salgılama en üst düzeydedir. Daha yoğun pesimist ruh hali göze çarpar. İntiharların görülme olasılığı bu saat diliminde gün içinde olduğundan daha fazla artış gösterir. Ayrıca iç hesaplaşmada lafın lafı açması, günlük hatalara ağlamak gibi sosyal medyanın gece esprileri de bu hormonun etkisi ile artış göstermektedir.

Bu periyodun sonunda ise testosteron salımı maksimum seviyeye yükselir. Stres hormonları sayesinde enerji günlük maksimum seviyenin bile üzerine çıkmaktadır (Karaarslan, 2012).

Biyolojik saat hakkındaki akademik bilgileri günlük hayattaki örneklerde de görmek aslında şaşırılan bir durum değil. Yazının başında bahsettiğim iki tip döngüsel etkinlik tipi vardı. Buraya kadar ultradiyen etkinlikleri inceledik.

İnfradiyen etkinliklerin en önemli örneklerinden biri üreme üzerine yapılmış araştırmalardır. Çiftlerin çocuk sahibi olmaları için de gerekli bir biyolojik saat bulunmaktadır. Bu zaman dilimi yaş aralıklarına indirilir yani daha uzun süreli periyotlardır. Kadınların yaşının çocuk sahibi olmayı etkilediği tüm dünyada bilinen bir gerçekten araştırmalar erkekler için de bir yaş aralığı olduğunu gösteriyor.

Biyolojik saatin özelliğini bilip buna uygun program oluşturmaya çalışmak fiziksel ve zihinsel sağlığımızı korumak adına önemli bir adım olacaktır.

Kaynakça:

Erdoğan, S. (2014).  Temel Biyolojik Psikoloji, Ahmet Altındağ (Ed.), Uyku ve biyolojik ritimler (s. 215-235). Ankara: Nobel Akademi.

Plotnik, R. (2009). “Psikolojiye giriş”, (s. 68-91). İstanbul: Kaknüs.

Karaarslan, H. (2012). “Biyolojik saat kronobiyoloji nedir?”, ( https://indigodergisi.com/ sitesinden 16.09.2017 tarihinde alınmıştır.)

Elif İrem Erdemir


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.