Film Analizi: Asabiyim Ben


Şeyma Öztürk

Şeyma Öztürk

Okunma 26 Ağustos 2017, 16:04

Üzerinde konuşacağımız filmin adı Asabiyim Ben. Arjantin-İspanyol yapımı olan filmin İspanyolca adı olan Relatos Salvajes Türkçe’ye çevrildiğinde karşımıza Vahşi Hikayeler olarak çıkmaktadır. Filmin girişinde karşılaştığımız vahşi hayvan fotoğrafları da filmin adıyla adeta bir bütün oluşturmuş. Bu fotoğrafları görünce başta bir şaşkınlık yaşasak da hikayelere tanıklık ettikçe gayet de yerinde olduğu kanısına varıyoruz. Film, tek bir hikayenin aksine 6 kısa hayat hikayesinden oluşmaktadır. Bu hikayelerin hepsi, öfkenin insana neler yaptırabileceğini, sonuçlarını düşünmeksizin intikam alma eylemini gerçekleştirmeyi anlatmaktadır. İzlerken kendi hayatınızdan mutlaka izler bulabileceğiniz bir film olması da kişilerin yaşadıkları öfkenin sizlere de geçmesine neden olabilir. Bu hikayeler bize kimi zaman mutlu, kimi zaman ise trajedik bir sonla veda edecektir. Film boyunca kişilerin öfkelerini dışavurumlarını gördükçe: “Yok artık, bu kadar da değil.” diyebilirsiniz ama belki de bu dışavurum yolları çoğumuzun isteyip de yapamadığı vahşi eylemlerdir. Filmin sonunda ise: “Bizler neden öfkeden delirdiğimizde bu yollara başvurmuyoruz?” bu sorunun cevabını düşünebiliriz.

Gelelim bu 6 hikayeyi teker teker analiz etmeye. Birinci hikayemiz bir uçakta geçmektedir. Defile mankeni olan kadın şirketin karşıladığı biletle bir yolculuğa çıkar. Uçakta bavulunu yerleştirmesine yardım eden bir müzik eleştirmeni ile tanışır. Bu tanışma sırasında ikisi de ortak bir tanıdıklarının olduğunu keşfederler. Bu kişi Pasternak’tır. Bu konuşmalara kulak misafiri olan ve uçakta yolculuk yapan herkes ne tesadüf ise Pasternak’ı tanımaktadır. Bu sırada anlaşılır ki kimse biletini kendisi almamış yani bu yolculuk Pasternak tarafından planlanmıştır. Yolcuların ortak yönü ise Pasternak’ın hayatında olumsuz izler bırakan kişiler olmalarıdır. Uçakta bulunan psikiyatrist onu ikna etmeye çalışsa ise de hiçbir işe yaramamıştır. Kabin şefi olan Pasternak ise bu kişilerden intikam almak için uçağı düşürecektir.

Sonraki hikaye genç bir garson kızın çalıştığı restorana gelen adamı tanımasıyla başlıyor. Bir mafya olan bu adam kızın babasının ölümüne, annesi ve kendisinin ise yaşadıkları kasabayı terk etmelerine sebep olmuştur. Garson kız yıllardır bu adamla yüzleşmenin fırsatını aramaktadır. Adamın kızı aşağılayan tavırları, kızın sinirini bozmasına rağmen kız, aşçının kendisine sunduğu fare zehriyle adamı öldürme fikrini reddetmektedir. Aşçı kadın adeta idin vücut bulmuş hali olarak karşımıza çıkmaktadır. Garson kızın ise hukuk kurallarını vurguluyor olması bizlere süperegoyu hatırlatmaktadır. Kız adamı öldürme fikrini reddetse bile bunu aşçı, garson kızın yerine yapmıştır.

Sonraki hikaye ise belki de çoğumuzun yaşadığı bir sorunu ele almaktadır. Otoyolda bir sürücünün sollamak istemesi, öndeki sürücünün ise bilerek yol vermemesi sonucu başlayan gerginlik iki adamın da birbirlerini öldüresiye dövmelerine, aracın patlaması sonucu ise ikisinin de feci bir şekilde can vermesine yol açacaktır.

Filmin dördüncü hikayesinde ise bir mühendisin haksız yere aracının çekiciler tarafından çekilmesini anlatmaktadır. Bu duruma itiraz etmesine rağmen karşısında kendisini dinleyen bir muhatap bulamayan adam cezayı ödemek zorunda kalmıştır. Ayrıca o gün arabası çekildiği için kızının doğum günü partisine geç kalmış ve karısı ile tartışmıştır. Ertesi gün ise park cezasını ödemek için gittiği vergi dairesinde kendisini dinlemeyen ve ısrarla haksız olduğunu vurgulayan çalışan, mühendisin çileden çıkmasına ve olay çıkarmasına neden olmuştur. Sonraki günlerde ise bu defa mühendis, aracını bilerek park yasağı olan bir yere park edecektir. Tabii ki aracı çekilecektir. Aracı çekilirken sakince kahvesini yudumlayan mühendisin halleri adeta fırtına öncesi sessizliğe işarettir. Mühendis araca bir dinamit yerleştirmiştir ve çekiciler aracı hareket ettirdiklerinde araç patlayacaktır. Patlama öncesi ise park cezasına isyan eden bir kadının söylediği şu söz olayı açıklamaktadır: “Bir trajedi gerçekleşene kadar durmayacaksınız.” Hiçbir yetkiliye sesini duyuramamış mühendisin sözleri ise bir yardım çığlığıdır: “Arabam dört kere çekildi. Yardım et dinamit! Lütfen dinamit, vergi dairesini patlat!”

Bir diğer hikayede ise alkollü olan Santiago, hamile bir kadına çarpıp kaçarak ölümüne sebebiyet verir. Pişman olan ve hapse girmekten korkan çocuğun suçunu üstlenmesi için ailenin yanındaki çalışana para teklif edilir ve anlaşma yapılır. Bu süreçte Santiago suçunu itiraf etmek istese de ailesi buna izin vermez. Suçu üstlenen Jose, polisler tarafından evden çıkarılırken ölen hamile kadının kocası tarafından öldürülecektir.

Filmin son hikayesinde ise aldatılmanın öfkesi görülmektedir. Gelin müstakbel eşi tarafından aldatıldığını düğün sırasında öğrenecektir. Ağlayarak terasa çıktığında karşılaştığı aşçı ile arasında geçen konuşma onu kendisine getirecek ve öfkesini boşlatmasına neden olacaktır. Kızı kendine getiren söz: “Başına korkunç bir şey gelmiş, bunu inkar etmeyeceğim ama hayatına devam etmek zorundasın.”dır. Coşkuyla başlayan düğün adeta bir ringe dönüşecek, gelin intikam alacaktır.

Film boyunca öfke patlamalarına şahit oluyoruz. Kim bilir hangi hikayeler sizin hayatınıza dokunmuştur? Bu olayları bizler yaşasaydık, haksızlığa uğradığımızı düşünseydik nasıl tepki verirdik? Toplumsal ahlak kuralları, hukuk kuralları ya da benliğinize duyduğunuz saygı… Yaşadığınız zor durumlar karşısında karşınızdaki insanın canına, malına zarar vermenize engel olan unsurlar nelerdir? Bu sorunun cevabı belki bu filmden çıkarılabilecek güzel bir cevap olabilir.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.