Çocuklarda Alt Islatma: Nedenleri Ve Tedavisi Nelerdir?


Rukiye Aydın

Rukiye Aydın

Okunma 11 Şubat 2018, 19:50

Bir ebeveynin yerine koyuyorum kendimi. Altını ıslatan bir çocuğum var ve hayat benim için zahmetli. Yanımda yedek kıyafetlerle dolaşıyorum. Alarm halindeyim. Evde çamaşırlar dağ gibi birikmiş. Yetişmiyor çünkü. Ben yıkamaktan, yatak yorgan yıkanmaktan bitap düşmüş. Evde tedirginim, misafirlikte tedirginim, okulda tedirginim. Acaba doktora mı götürsek? Altına bez mi bağlasak? Yatağa muşamba mı sersek? Bilerek mi yapıyor???

Şimdi de bir çocuğun yerine koyuyorum kendimi. Altımı ıslatma sorunum var. Sabahları uyandığımda her şey için çok geç olmuş oluyor. Gündüzleri sıkışıyorum ama tuvalete yetişinceye kadar tutamıyorum. Bazen farkına bile varmıyorum. Utanıyorum, üzülüyorum, kimse bilmesin istiyorum ama biliyorlar. Dalga da geçiyorlar. Annemle babamı da üzüyorum, yoruyorum.

Altına Kaçırma (Enürezis) Nedir?

Velhasıl hem ebeveynler için hem de çocuk için son derece zorlayıcı olan bir bozukluğu ele alacağız. Altını ıslatma yanı “enürezis”. Enürezis eski Yunanca’da “içine işemek” anlamına gelir (Birdal ve Doğangün, 2016). 5 yaşından büyük çocuklarda gece, veya gündüz ya da her ikisinde de istemsiz olarak yineleyici şekilde idrar kaçırma olarak tanımlanır (Göv, 2009). Altını ıslatma hem çocuğu hem de ailesini ciddi şekilde etkileyen, işlevsellik kaybına yol açabilen, kişiler arası ilişkileri olumsuz etkileyebilen tıbbi ve aynı zamanda sosyal bir sorundur. Tıbbi varlığının yanında sosyal yanının da bulunması çocuklar üzerinde büyük etki yaratıyor. Çocuklar enürezis karşısında utanma, üzülme, çekingenlik, kimsenin duymasını istememe gibi davranışlar sergiliyor (Kahriman ve Karadeniz Mumcu, 2011).

Sağlıklı gelişim seyrini takip eden çocuklar 2-3 yaş civarında mesanelerini kontrol etmeye başlayabilirler. Gece kontrolü ise yaklaşık olarak 3-4 yaşlarında tamamlanır (Özcan ve Elyas, 2012). Enürezis olan bir çocuk 5-6 yaşına gelmiş olmasına rağmen gece veya gündüz ya da her ikisinde de olacak şekilde mesane kontrolünü kazanabilmiş değildir.

Enürezis birkaç şekilde sınıflandırılır. Bunlardan ilki “primer ve sekonder enürezis” tipleridir (Çalışkan, 2015):

  • Primer (Birincil) Enürezis: Vakaların büyük çoğunluğunu oluşturur. Mesane kontrolü bebeklikten itibaren gelişmemiş olan tiptir. Gelişimsel bir gecikmeden ya da ebeveynlerin yetersiz tuvalet eğitiminden kaynaklandığı düşünülüyor (Göv, 2009).
  • Sekonder (İkincil) Enürezis: Primer enürezise göre vakaların daha küçük bir kısmını oluşturur. Mesane kontrolü sağlandıktan sonra tekrar başlayan alt ıslatmaya denir. Belirli bir ruhsal gerginliğin (yeni kardeş doğumu, taşınma, okula başlama, hastalık, ölüm vb.) varlığı ile ortaya çıkabilir (Göv, 2009).

Sınıflandırmaların ikincisi ise “noktürnal ve diürnal enürezis” tipleridir (APA, 2013):

  • Noktürnal Enürezis: Yalnızca gece uyku sırasında meydana gelen idrar kaçırmayı ifade eder.
  • Diürnal Enürezis: Yalnızca gündüz uyanıkken meydana gelen idrar kaçırmayı ifade eder.
  • Noktürnal ve Diürnal Enürezis: Hem gündüz hem de gece meydana gelen idrar kaçırmayı ifade eder.

Vakaların çoğu noktürnal ve primer başlangıçlıdır (Demirören, Özel, Demirören, 2006).

Enürezis ile İlgili Yapılmış Araştırma Sonuçları

Araştırmaların önemli bir kısmı enürezis ile çeşitli davranış bozuklukları ve psikiyatrik bozukluklar arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlayan araştırmalardır. Örneğin yetişkinler üzerinde yapılan deney-kontrol gruplu bir çalışmada psikiyatrik tanı alma açısından karşılaştırıldığında deney grubunda (enürezis tanısı) kontrol grubuna göre psikiyatrik bozukluk sıklığı daha yüksek bulunmuştur (Kumsar, Akkişi Kumsar, Sağlam, Köse, Budak, Adsan, 2013). Depresyon bunlardan en yüksek orana sahip olanıdır. Aynı çalışma enürezis tanısı almış grubun kontrol grubuna göre daha düşük benlik saygısına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bunların hepsi bireyde yarattığı etkileri ifade ediyor. Başka bir araştırmaya göre enürezis tanısı alanlar almayanlara göre daha çok davranış bozuklukları sergiliyor (Birdal ve Doğangün, 2016).

Araştırmalar alt ıslatmanın erkek çocuklarda kız çocuklara göre daha fazla görüldüğünü ortaya koymuş (Akman, Çam, Şenel ve Erol, 2001; Göv, 2009). Sosyo-ekonomik düzeyi daha düşük olan ailelerin çocuklarında enürezis tanısı daha çok görülmüş (Kahriman ve Karadeniz Mumcu, 2011). Ebeveynlerin eğitim düzeyleri ile enürezis arasında ilişkilere rastlanmış. Eğitim düzeyi ilkokul ve altında olan annelerin çocuklarında daha yüksek olduğu ortaya konmuş (Kahriman ve Karadeniz Mumcu, 2011). Aynı zamanda enürezisin en yaygın eş tanısının DEHB olduğu biliniyor (Aras, Ünlü ve Varol Taş, 2007; Ertan, Gönülal, Söğüt, Yılmaz, Bozgül, Dinç, Aydemir, Yüksel, 2010).

Nedenleri Nelerdir?

            Enürezis, biyolojik ve psikolojik kaynaklı çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu nedenler sırasıyla incelenecek olursa:

1.Biyolojik nedenler:

  • Genetik faktörler yani aile öyküsünde enürezis olması önemli bir etkendir. Yapılan araştırmalarda enürezis tanısı konmuş çocukların %75’inde birinci dereceden akrabalarında altını ıslatma olduğu bildiriliyor (Özcan ve Elyas, 2012). 
  • Biyolojik etkenlerde derin uyku nedeniyle çocuğun uyanamaması sonucu alt ıslatmanın gerçekleştiği iddiası üzerinde de duruluyor. Enüretik çocuklar alt ıslatma sorunu yaşamayan çocuklara göre uyandırılmak için verilen çabalara daha az yanıt veriyor (Göv, 2009). Bu nedenle geceleri tuvaletleri geldiğinde tüm fiziksel sinyallere rağmen uyanamadıklarından altlarını ıslatıyorlar.
  • Mesane kapasitesinin az olması (Çalışkan, 2015) ve idrar yolu enfeksiyonu alt ıslatmaya neden olabiliyor (Göv, 2009).
  • Hormonal etkenler de alt ıslatma da üzerinde durulan faktörlerdendir. Antidiüretik hormonunun (ADH) sağlıklı insanlarda geceleri salınımı artar. ADH gece idrar miktarını azaltan bir özelliğe sahiptir. Bu gelişim yaklaşık 3 yaşında tamamlanır. Enüretik çocuklarda ise bu gelişim tamamlanmaz. Buna bağlı olarak idrar miktarında azalma yaşanmaz. Gündüz-gece idrar üretimi arasında bir farklılaşma meydana gelmemesinin alt ıslatmaya neden olabileceği düşünülüyor (Çalışkan, 2015; Keskin Gökduman, 2006).

2.Psikolojik nedenler:

  • Psikolojik nedenlerin başında öncelikle aile içi iletişim ve anne babanın tutumu geliyor. Tuvalet eğitimine erken dönemde başlanması, katı ve cezalandırıcı tutum alt ıslatmaya neden olabilir. Baskıcı bir tutumla verilen eğitimde alt ıslatma çocuğun pasif agresif tepkisi olarak ortaya çıkabilir (Göv, 2009).
  • Ailenin aşırı koruyucu ya da hoşgörülü tutumu çocukta bebeksi kalma eğilimine buna bağlı olarak altını ıslatmaya neden olabilir (Özcan ve Elyas, 2012). 
  • Çocuğun şiddete maruz kalması ya da tanıklık etmesi, günlük idrar sayısının 8 ve daha fazla olması, tuvalete zor yetişmesi, alt ıslatmaya cezalandırıcı karşılık verilmesi enürezis oluşmasında hem bir neden hem de pekiştirici etkenlerdir (Bayındır, 2010; Erbay Dündar, Ergin, Kurses, Hekimoğlu, Nebi, Buğa, Kaysudu, 2007).
  • Travma yaşamış, aile içi duygusal etkileşimin yeterli olmadığı ortamlarda yetişen çocuklarda alt ıslatma daha fazla görülüyor (Kahriman ve Karadeniz Mumcu, 2011).
  • Ölüm, geçimsizlik, ayrılık, çocuğun ya da aile bireylerinin geçirdiği ağır hastalıklar, okul başarısızlığı, unutma enürezis oluşmasına neden olabilir (Göv, 2009; İkiz, Mete Otlu, Ekinci Vural, 2016).
  • Enürezis cinsel istismar vakalarının ardından da ortaya çıkabilir. (Bozgün ve Pekdoğan, 2017; Taner ve Gökler, 2004).
  • Bazen bir kaygı ya da oyuna dalma sonucu da gerçekleşebilir (Çalışkan, 2015).
  • Enürezis yeni bir kardeşin doğumu ile birlikte ona duyulan saldırgan duyguların bir ifadesi şeklinde ortaya çıkabilir. (Çalışkan, 2015).

Nasıl Tedavi Edilir?

Enürezis yaşla birlikte görülme sıklığı azalan, çoğunlukla kendi kendine düzelen bir bozukluktur. Nadiren ileriki yaşlara kadar devam eder. Fiziksel gelişim basamaklarına göre değerlendirildiğinde 4-5 yaşına kadar altına ıslatma olağan karşılanır. DSM-V tanı kriterlerinde de 5 yaş ve sonrası baz alınır (APA, 2013). 5 yaşından öncesi tedavi için erken kabul edilir. Ancak çocuk okula başlamadan da tedaviye başlanmalıdır (Çalışkan, 2015).

Enürezis farmakolojik ve farmakolojik olmayan yöntemlerle tedavi edilebilir. Tedavide ilk aşamada aile enürezis hakkında bilgilendirilmelidir. Fiziksel muayene, laboratuvar incelemeleri ve yaşanan sorunun öyküsünün iyice araştırılması gerekir. Fizyolojik ve hormonal sebepler araştırılmalıdır. Başka bir psikiyatrik bozukluğun sonucu olarak gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Birinci dereceden akrabaların alt ıslatma öyküleri, ebeveyn tutumları ve aile içi ilişkiler incelenmelidir (Özcan ve Elyas, 2012). Bu aşamada aileye danışmanlık verilmesi gerekebilir.

İlaç tedavi yöntemlerinden birisidir ancak ilk tercih olmamalıdır. Diğer yöntemlerle sonuç alınamadığında başvurulabilir. Davranışçı yaklaşımlar aileler tarafından daha çok uygulanır. Bunlardan ilki sıvı kısıtlamasıdır. Yatmadan en az 2 saat önce çocuğun sıvı almasına izin verilmez ve yatmadan önce tuvalete götürülerek işetilir (Tekin, 2016). Gece uyuduktan sonra uyandırılarak işetilmelidir. Gündüz de belirli aralıklarla düzenli olarak tuvalete götürülmelidir (Göv, 2009). 

Tedavide kullanılan diğer bir yöntem ise kayıt tutma ve ödüllendirmedir. Bu yöntem çocuğun kuru kalmasını sağlamada motive edici ve sorumluluk arttırıcı bir şekilde yaklaşan davranışçı bir yöntemdir (Göv, 2009). Çocuğun ıslak ve kuru günleri çizelge üzerinde işaretlenir ve böylece takibi sağlanmış olur. Bu takibi çocuğun kendisinin yapması sağlanmalıdır. Takvimin işaretlenmesi tedaviye uyumu arttırabilir ve çocuk için bir motivasyon kaynağı oluşturur (Tekin, 2016). Çocuklar kuru kalmayı başardıklarında özgüvenleri ve sosyal iletişimleri artar.

Kullanılan diğer bir yöntem ise enüretik alarm sistemidir.  Çocuk gece altını ıslatmaya başlar başlamaz alarm çalar, çocuk ve ebeveynler enürezis esnasında uyanır. Uyandıktan sonra çocuk işemeye götürülür (Çalışkan, 2015). Ancak alarm sistemi fazla tercih edilen bir yöntem değildir. 

Ebeveynlere Tavsiyeler

4-5 yaşına kadar çocuğun altını ıslatması olağan karşılanmalıdır. Hemen bir bozukluk olduğunu düşünmemek gerekir ancak çeşitli tedbirler alınabilir. Altını ıslattığında sert, suçlayıcı ve cezalandırıcı bir tutumla karşılık vermemek gerekir. Bu durum çocukta kaygı yaratarak altını ıslatma davranışının sıklığını arttırabilir. Yani sorunu daha kronik bir hale getirebilir. Kuru kaldığı günlerde tebrik ederek güzel sözler söylenebilir. Bez bağlamak ya da yatağa muşamba sermek yatağın ve çocuğun temiz kalmasını sağlayabilir ancak davranışı pekiştirir. Bu süreçte sabırlı olmak gerekir. Gece ve gündüz sık sık tuvalete çıkararak, sıvı kısıtlaması yapılarak önüne geçilmeye çalışılabilir. Ruhsal bir gerginlikle karşılaştığında gece altına kaçırmanın yaşanması da olağandır. Aile içindeki gerginliklerden ya da zorlu yaşam deneyimlerinden kaynaklanan bir alt ıslatma söz konusu ise ailenin bu konuda bilgilenmesi veya yardım alması hem enürezis için hem de ailenin sağlığı için faydalı olacaktır. Ancak altını ıslatma davranışı 5 yaşından sonra da devam ediyorsa doktora başvurmakta fayda vardır.

Çocuğun tuvalet eğitiminin nasıl yapıldığı alt ıslatmada önemli bir belirleyicidir.  Bireysel farklılıklarla birlikte tuvalet eğitimine 1,5-2 yaşlarında başlanması uygun olur (Özcan ve Elyas, 2012). Erken başlanmamalı ancak çok geçe de bırakılmamalıdır. Geç başlanılan tuvalet eğitimi de bir enürezis sebebi olabilir. Çocuğun bedensel ve zihinsel olarak tuvalet alışkanlığı kazanmak için hazır olması gerekir. Çocuk eğitime hazır olmadığı müddetçe başlamamak gerekir. Ebeveynler tuvalet eğitimi esnasında katı olmamalıdır. Bu durum korkuya ve endişeye neden olur. Sevecen bir tavırla yaklaşılması gerekir. Çünkü tuvalet eğitimi verilirken zorlanan çocuklar ileride yataklarını ıslatmakla birlikte çeşitli uyum ve davranış bozuklukları gösteren çocuklar olabilirler (Yavuzer, 2016).

Kaynakça

Amerikan Psikiyatri Derneği (2013). Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Beşinci Baskı (DSM-V) (Çev. ed.: E Köroğlu). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.

Tekin, A. (2016). Altını ıslatan çocuğa yaklaşım. Çocuk Cerrahisi Dergisi 30(6), 554-558.

Kahriman, İ. ve Mumcu, H. K. (2011). 7-12 yaş çocuklarda enürezis noktürna sıklığı ve etkileyen etmenler. Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi, 20(5), 195-201.

Aras, Ş., Ünlü, G. ve Taş, F. V. (2007). Çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniğine başvuran hastalarda belirtiler, tanılar ve tanıya yönelik incelemeler. Klinik Psikiyatri Dergisi, 10(1), 28-37.

Göv, P. (2009). Enürezisi olan okul yaş dönemindeki çocuklarda endişe kaynakları ölçeğinin geliştirilmesi (Yüksek Lisans Tezi). Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Gaziantep.

Bayındır, N. (2010). Aile içinde yaşanan şiddete karşı çocuğun gösterdiği tepkiler. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2(2), 1-9.

İkiz, F. E., Mete Otlu, B. ve Ekinci Vural, D. (2016). Erken Çocukluk Döneminde Görülen Problem Davranışlar: Öğretmenlerin Değerlendirmesi-Problem Behaviours Seen In Early Childhood: The Teachers’ Consideration. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 8(17), 216-229.

Birdal, S. ve Doğangün, B. (2016). Enürezis tanısı alan çocuklarda davranışsal problemler. Türk Pediatri Arşivi, 51(3), 142-147.

Yavuzer, H. (2016). Çocuk eğitimi el kitabı. İstanbul: Remzi Kitabevi.

Çalışkan, H. (2015). Alışkanlık bozuklukları. İçinde S. Avşaroğlu (Ed.) Çocuk ve ergenlerde gelişimsel ve davranışsal bozukluklar (ss: 34-80). (Birinci baskı). Ankara: Vize Yayıncılık.

Özcan, Ö. ve Elyas, Z. (2012). Çocuk ve ergenlerde ruhsal bozukluklar. İçinde A. Kaya (Ed.), Eğitim psikolojisi (ss: 198- 232). (Yedinci Baskı). Ankara: Pegem Akademi.

Bozgün, K. ve Pekdoğan, S. (2017). Öğretmen adaylarının çocukluk dönemi istismar yaşantıları ile sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi. Journal of Human Sciences, 14(4), 3645-3652.

Demirören, K., Özel, A. ve Demirören, S. (2006). Enürezisli çocuklarda üriner sistem anormallikleri. Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 20(2), 133-138.

Keskin Gökduman, M. (2006). Enürezis noktürna tedavisinde davranış tedavisinin etkinliği; davranış tedavisine yanıtsız vakalarda imipramin ve oksibutinin tedavisi (Uzmanlık Tezi). T.C. Sağlık Bakanlığı Dr.Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalığı 2.Çocuk Kliniği, İstanbul.

Akman, R. Y., Çam, H. K., Şenel, F., & Erol, A. (2001). Düzce’de ilkokul çağı çocuklarda enürezis noktürna prevalansı. Türk Üroloji Dergisi, 27(2), 179-183.

Taner, Y. ve Gökler, B. (2004). Çocuk istismarı ve ihmali: Psikiyatrik yönleri. Hacettepe Tıp Dergisi, 35(2), 82-86.

Erbay Dündar, P. E., Ergin, D., Kurses, M., Hekimoğlu, C. H., Nebi, S., Buğa, Ş. ve Kaysudu, A. (2007). Manisa’da bir gecekondu bölgesinde 5-16 yaş grubunda enürezis nokturna sıklığı ve ilişkili faktörler. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 21(2), 89-95.

Ertan, P., Gönülal, D., Söğüt, A., Yılmaz, Ö., Bozgül, A., Dinç, G. ve Yüksel, H. (2010). Monosemptomatik nokturnal enürezisi olan çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bulguları Özgün Araştırma. Türk Pediatri Arşivi, 45(1), 37-40.

Kumsar, Ş., Akkişi Kumsar, N., Sağlam, H. S., Köse, O., Budak, S. ve Adsan, Ö. (2013). Erişkin Enürezis Nokturna Tanılı Hastalarda Psikiyatrik Ek Hastalıklar. Klinik Psikiyatri Dergisi, 16(3), 157-163.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.